New York City 2.Gun

2.Gun: Liberty Island Ferry, Statue of Liberty, Wallstreet, Boga Heykeli, 5.Cadde, Times Meydani

Gune oteldeki kahvalti ile basladik. “Kahvalti” dediysem oyle akliniza en basidinden domates, peynir, yag, bal vb. gelmesin. Burda kahvaltinin en baskin ogesi kahve. Bazen tek basina bazense belki biraz yumurta ve meyve hadi belki biraz da misir gevregi… Bizim kahvaltilarin demirbaslarindan peynir, domates, salatalik, zeytin gibi urunleri amerikan kulturunun acik bufesinde gormek mumkun degil.
Kendimize uydurdugumuz kahvaltimizi yaptiktan sonar dustuk yollara. Bugunku gezimize adanin guneyinden baslayacagimiz icin metroyu kullanmayi tercih ettik. NYC metrosu size gideceginiz her noktaya goturebilecek sekilde tasarlanmis. Cadde-Sokak sistematigini anladiginizda ve elinizde de bir metro haritasi varsa dilediginiz her yere rahatlikla gidebilirsiniz. Manhattan Caddelerinde yururken hic beklemediginiz yerlerde buyuk yeralti agina acilan gizli kapilar var. Bazen bir plazanin girisinde bazen bir parkin kosesinde bazense bir evin bodrumuna inermiscesine metro istasyonlarina giris yapabiliyorsunuz. Ankara Metrosunun girislerine ayrilan alanlara alisinca burdakiler gercekten sasirtiyor insani.

Bu ozelliklerinin yaninda, bebek arabasi ile gezerken istasyonlara inen ulasilabilir girisleri bulmakta zorluk yasadik. Gerci her defasinda cevremizde her yastan insanlar bize cok yardimci oldular.Ayrica, Metro platformlari, asansorler, bekleme alanlari gercekten cok pisti ve kokuyordu. Araclar ise eskiydi, yolculuk esnasinda kara trenler gibi sallantili ve gurultuluydu.
Metro ile guneye indikten sonra oncelikle wall street ve boga heykeline ugradik. Alicia Keys’in New York sarkisinin nakaratinda “concrete jungle (beton ormani)” diyor ya… Wall Street gercekten tam da oyle bir yer.

Sokaklarinda gezerken bir kalabalik gorduk. Oncesinde ne oldugunu pek cozemesek de sonra anladik ki meshur boga heykeline yaklasmisiz. New York City’de baska hic bir yerde boylesi bir kalabalik gormedim. Insanlar bu heykelin ozellikle arkasinda olmak uzere herhangi bir yerinde bir kare fotograf cektirmek icin birbirlerinin uzerine cikmis durumdalardi. 3.5 ton ve 5.5 metre olan bu bronz heykel New York borsasinin gucunu simgelemekteymis.(bkn. New York Borsasi Boga Heykeli) Biz boyle bir kalabalik icinde sans bulamasak da oglumuz sevimliligi ile kendine actigi yolda bir kare fotograf cektirebildi.

Sonrasinda Battery Parktan kalkan Feribota binmek icin yola ciktik. Feribota binis oncesi havaalaninda yapilan guvenlik aramasinin aynisindan geciyorsunuz ve yaninizda gotureceginiz canta olculeri de yine havaalanlarindaki gibi sinirli oluyor. Onceden aldigimiz biletler yardimi ile sira beklemeden Feribota bindik. Feribot 3 katli ama bebek arabasi ve cocuklar olunca birinci kattaki yerimizi aldik.
Kosusturmalarin ardindan bu yolculuk minik bir atistirma molasi oldu bize. Cocuklar ile keyifli bir yolculuk yaptik. Hem uzaklasan Manhattani izlemek hem de git gide yaklasan ozgurluk heykelini kesfetmek Feribotun en keyifli yanlarindan.

Feribottan iner inmez ozgurluk heykelinin New York City’e baktigi en guzel noktalardan birinde fotograf cekmeye basladik. Hava da gunesli ve acik olunca cocuklarla ozgurluk adasinda cok keyifli vakit gecirme sansimiz oldu. Cocuklar ordan oraya kosarken biz de manzaranin tadini cikardik.

Feribotumuza binip geri donerken hava biraz daha sogumustu ve Feribot enfes bir kahve kokusu ile doluydu. Keyif Kahvesi icin cok yerinde bir zaman ve mekandi bence. Feribottan indikten sonra metro ile yeniden Times Meydanina giderek hem yemek yedik hem de renkli dev ekranlarin yeniden tadini cikardik. Yemek demisken soylemeden gecmeyeyim ki Amerkan Filmlerinden de hep aklimiza yazilmistir sokakta hot dog satan seyyar saticilar. Hani hepimiz asinayiz bu fikre ama durum en azindan New York City sokaklarinda cok farkli. Filmlerde gordugumuz hot doglarin yerini hemen hemen her sokakta yer alan helal urunler almis durumda. Helal Hot Dog, tavuk, kokorec vari birseyler satan bu dukkanlar yer yer baharat kokulari yer yer ise her yerlerini sarmis reklam levhalari ile sokaklarin vazgecilmezi olmus durumdalar.
Ordan oraya gezmekle gezen gunumuzu kaldigimiz otelinde terasinin super manzarasinda tamamladik. Boylece bir gunu daha dolu dolu yasayarak tamamladik.

Central New York’tan New York City’e ( CNY-NYC) Hazirlik

Gitmeden yaklasik 2 ay once karar verdik New York City Seyahatine. Sukran gununun bulundugu haftanin tatil olmasi nedeni ile 20-23 Kasim icin tum duzenlemeleri yaptik.

Biri 18 aylik digeri 4 yasinda iki yavrumuz ile gidecegimiz icin maksimum faydayi minimum sorun ile nasil cozeriz arastirmalarinin sonucunda oncelikle midtownda yer alan ve harika bir terasi olan Fairfield Inn and Suits by Mariott‘ta rezervasyon yaptirdik. Lokasyon olarak bircok cazibe merkezine yakin olmasinin yani sira kahvalti dahil hizmet vermesi ve konforu 2 cocuklu bir aile gozu ile gayet basariliydi.

Sonrasinda hava durumu ve birbirine uzakliklarini degerlendirerek bir gezi plani yaptik. Cocuklarla cogunlukla yuruyerek ve metro ile ulasim saglayacagimiz icin macera aramak yerine planli olmayi tercih ettik. Boylece vay efendim gidemedik uzuntulerinden de kacinmis olduk.

Sonuc olarak soyle bir gezi plani olusturduk:
1.Gun: (Otele yerlestikten sonra) 5.Cadde, Simit Sarayi, Broadway, Madame Tussauds, Times Meydani
2.Gun: Liberty Island Ferry, Statue of Liberty, Wallstreet, Boga Heykeli, 5.Cadde, Times Meydani
3.Gun: Empire State, Central Park, Macy’s

Gidecegimiz yerleri belirledikten sonra tum bilgilendirme sitelerindeki uzun siralarda beklememek adina biletlerimizi gitmeden 2 gun once internet uzerinden aldik. Boylesi hem daha ucuz hem daha pratik oldu.

Iki yetiskin ve biri 4 yas biri ise 19 aylik iki cocuk icin kisaca ucret bilgisi vermek gerekirse;
Madame Tussauds –》 $84
Liberty Island Ferry –》 $45
Empire State –》 $68

Bu biletlerden Empire State yil boyu gecerli ancak diger ikisi ayni gun icinde kullanilmazsa yaniyor.

Gezi notlarina gecmeden;
New York City benim icin yillarca duydugum uzerinde sosyo-ekonomik makaleler okudugum diger yandan en sevdigim filmlerin cekildigi cok tanidik ama bir o kadar da merak uyandiran bir sehirdi. Planlama isleri oncelerden baslayinca heyecan da gun gectikce artti tabi. Buna bir de Sonbaharin eslik ettigi New York sarkilari da eklenince tam havaya girdik diyebilirim.

Diger yandan boyke sehir turizmine yonelik gezilerin cocuklar icin pek birsey ifade etmedigi de bir gercek. Bunu biraz olsun kirmak icin bir seyahat planlani calismasi yapip yemek masasinin uzerine astik. Son 10 gun kala ise zaman sayaci ile isi biraz heyecanlandirdik. Bunun yaninda Sirinler ve Evde Tek Basina 2 gibi filmler izleyip ozellikle ogluma bu konuda bilgiler verdik. Ama Huseyin Emiri en cok heyecanlandiran Madame Tussauds Muzesinde gorecegi super kahramanlar oldu.

O zaman foto blog tadindaki gezi notlarina baslayalim :)))

1.Gun icin BURAYA
2.Gun icin BURAYA
3.Gun icin BURAYA

New York City 1.Gun

1.Gun: (Otele yerlestikten sonra) 5.Cadde, Simit Sarayi, Broadway, Madame Tussauds, Times Meydani

Cocuklarla kitap okumali, atistirmali, pepeeli, sarkili sozlu gecen yolculugumuzun ardindan otelimize geldik. Esyalarimizi biraktik ve buyuk bir heyecanla yollara dustuk. Henuz elimizde bir harita yoktu ama telefonlarimizin navigasyonu ve sehiedeki yollarin tasarimi aradigimiz her yeri hic zaman kaybetmeden bulmamizi sagladi. 
Not: 
New York City’de Caddeler kuzey-guney ve Sokaklar dogu-bati yonunde birbirine dik konumda gridal sekilde tasarlanmistir. Buna ek olarak caddeler dogudan batiya ve sokaklar guneyden kuzeye 1den baslayan ve artan sayilar ile isimlendirilmistir. 
Oncelikle 3 aydir ozledigimiz bir lezzet olan simit sarayinda birseyler atistirdik. Simit Sarayi Manhattanin en sohretli caddelerinden biri olan 5.Caddede yer aliyor. Tip olarak Turkiyedekilerin aynisi. Daha cok gel-al-git uzerine yogunlasmislar. Bebek arabasi ile bir sure orda oturmaya calismak ciddi sorun. Ust kata cikabileceginiz bir asansor olmadigi gibi merdivelerin dikligi arabayi cikatmanizi, mekanin darligi ise arabayi asagida birakip yukari cikmanizi engelliyor. 
Simit sarayi sonrasi hizli adimlarla dort gozle bekledigimiz yere MADAME TUSSAUDS Muzesine gittik. Biletleri internetten aldigimiz icin ve bebek arabasi ile oldugumuzdan hic sora beklemeden gezmeye basladik. Farkli konseptlerde hazirlanmis odalarda gercekten cok basarili olusturulmus unlululeri girmek cok keyifliydi. Baslarda bir saskinlik olsa da sonra sonra insanin anilari ile yuz yuze gelmesi cok eglendirdi bizi. 
Cocuklar bi sure tereddut yasadilarsa da sonradan anlamasalarda neler olup bittigini bizimle eglenmeye basladilar.
E haydi o zaman fotolar gelsin…

Dolasirken sira oglumun bekledigi o ana geldi. Once orumcek adam ve arkadaslarinin 10dk’lik 4D filmini izledik. Bu ailece ilk filmimiz olarak kayitlara gecti. Sonra daaa…. Kahramanlarla tanisma zamani…

Muzeyi nasil gezdik ve nasil eglendik anlatmak pek mumkun degil. Ama gercekten 10 numara 5 yildizi hak ediyor dogrusu.
Sonrasinda saat ilerlemis ama hava kararamamisti. Times Meydanina giden yolda goktelenleri sarmis devasa ekranlar her yeri aydinlatiyor ve insani gercekten buyuluyor. Bu nedenle insan burda ne kadar yurudugunun bile farkina varmiyor dogrusu. Times Meydani “Uyumayan Sehrin” kalbi olsa gerek. Her yerde isiklar, insanlar, muzik… 

Otele donerken ise gectigimiz sokaklardaki muzikaller ve onlarin isiklari aldi goturdu bizi. Hatta oyle ki minik kizim boyle hareketli ve isiltili bir dunyayi kacirmak istememis olacak ki arabasina otele kadar hic binmedi. Hayran hayran etrafa bakarak dolastim kizimla New York City Sokaklarinda 
Not: sokaklar ve caddeler tamamen yaya dostu diyebilirim. Trafik isiklarinin sureleri de gayet yeterli. O trafik karmasasinda yaya olarak hic sorun yasamiyorsunuz. Bir cok cadde ve sokak gectik hem bebek arabali hem cocuklar yururken. Kesinlikle araba ile gezmek mantikli degil durum bu iken.

Yeni Uykudan Once Rituelimiz: Masallarda Duygularimizin Kesfi

Bir cok uzman cocuklarin yatmadan once hergun tekrar ettikleri rituellirin onlarin uykuya gecisini kolaylastirdigini belirtiyor.

Her evde oldugu gibi bizim evde de uykuya hazirlik adi altinda yaptigimiz bir dizi aktivite var. Dis fircalamak, anne ve babaya iyi geceler demek, son bir wcye ugramak ve bez degisimi, gece susamalarina karsi suluklarin doldurulmasi vb. siradan aktivitelerin yanina bir yenisini daha ekledik bu gunlerde. Gecenlerde olusturmaya basladigimiz kitaplik ve cevresi kis temali okuma kosemize gecip bir kitap seciyoruz.

Sectigimiz kitabi ya sadece ben okuyorum ya Huseyin Emirin resimleri yorumlayarak bize okumasini istiyorum ya da interaktif bir sekilde hep beraber okuyoruz.

Bu okumalara bir de gecenlerde oylesine aklima gelip yaptigim duygusal parmak kuklari da ekledik.

Bu kuklanin dort kosesinde dort farkli duygu temsili bulunuyor. Ben kitabi okurken bazi yerlerinde durup masal kahramaninin icinde bulundugu durumda ne hissetmis olabilecegini soruyorum.

Bunu yapma nedenim;
1- icinde bulunduklari duygulari isimlendirebilnelerini saglamak
2- olaylara karsi kendi bakis acilari ile hangi duyguyu hissedeceklerini ogrenmek
3- duygularin birbirine etkilerini ogretmek

Ornegin;
Nemo babasinin sozunu dinlemeyerek balikci teknesine yaklastiginda babasi ne hissetmistir?
Korku??? Kizginlik??? Endise???

Ya da ormanda bircok arkadasi olmasina ragmen hic kardan adam arkadasi olmayan kardan adam kendini nasil hissediyor?
Yalniz?? Uzgun??

Peki Simsek Mcqueen yarisi kazanmak yerine kaza yapan arkadasina yardim ettiginde nasil hissediyor?
Mutlu?? Yardimsever??

Cocuklarin olaylari nasil yorumladigini anlamak ve duygularinin farkina varmasini saglamak icin cok yararli oldugunu dusunuyorum. Tavsiye ederim 😉

KURABIYE EV MEYDAN OKUMASI

2015 senesi yine Aralık-Ocak ayı gibi havaların soğuk olduğu bir gün oğlumla atıştırmalık hazırlarken birden “fikrim geldi” ve elimizdeki malzemeleri kullanarak keyifli bir ev yaptik. Petibor bisküviyi ana malzeme olarak seçtiğimiz evin yapımı kadar çay ile yenmesi de çok eğlenceli gelmişti tüm aileye.

Sonralarda bir ara internette “kurabiye ev” kavramı ile karşılaşmıştım. Meğer bizim petibor ile yaptığımızınn bir tık ilerisi Avrupa ve Amerika’da yılbaşı öncesi ailelerin geleneksel olarak yaptığı bir aktiviteymiş.

Türkiye’de çok yaygın olmasa da Kipa’da sonraları gingerbread house yapımı için kalıpların satıldığını görmüştüm.

Herşeyde olduğu gibi bu konuda da Amerika yine ciddi bir pazar olusturmuş. Aslında zencefilli kurabiyenin kökeni İngiltere ve Kurabiye Evlerin kökeniyse Almanya’dan gelmekteymiş. Zaten Amerika’ya bu kültürü getirenlerin de buraya göç etmis Alman topluluklarının olduğu söyleniyor.(Kurabiye Evin Tarihi)

 

Ama bu işi eğlenceli kılan bu geleneğin cıkış noktası, çok net olmamakla birlikte Grimm Kardeşlerin 19.yüzyılda kaleme aldıkları Hansel ve Gretel masalimında hepimizin hatırlayacağı o şekerlerden ve kurabiyelerden yapılmış cadının evinin, sonralarda bu konuya ilham vermiş olabileceği konusunda bazı yorumlar bulunmakta. (Kurabiye Ev Gelenegi ve Tarihi)

Biz de bu sene geçen senekinden biraz daha iddiali bir iş yapalım dedik. Aslında benim gönlümden geçen burada her markette var olan Gingerbread House Kitlerden almaktı. Ancak içindekiler ile ilgili gönlümüz rahata ermeyince “kendim mi yapsam?” diyerek yola cıktım.

Kurabiye yapımı konusunda pek iyi olmamam nedeni ile endişeliydim ama oğlumdaki o heyecanı görüp vazgeçme sansım pek yoktu.

Araştırmalar yapıldı, videolar izlendi, bloglar okundu, malzemeler aldındı vee işte başlıyoooruuuzzz….

Her zamanki gibi bu işe de önce hayal ederek başladık. Çocuklarla mutfakta oturduk ve ne yapacağımızı cizerek az çok kafamızda canlandırdık. Kurabiye malzemelerinin arasında boya ve kalemler ile yiyecek tasarımî yapmak çok keyifli geldi bana.

 

Çizimler bittikten sonra tarif ve modeller duvardaki yerlerini aldılar. Ve kurabiye yapımına başladık. Kolay değil bir ev yapacağız ki hamuru yoğur yoğur bitmedi gitti… Kurabiyenin o güzel koyu rengini tahminimce pekmez sağlıyordu ama bizde olmadığından renk biraz soluk oldu.

Buz dolabında 1 saate yakın beklettiğimiz hamuru kendi hazırladığımız şablonlar ile kestik. Yılda bir kere yapılacak bir iş için (hatta belki ömrü hayatta bir kez 😛 ) kesinlikle para verip kalıp almanın bir anlamı yok gibi. Çünkü şekiller çok net ve insanı zorlamıyor.

Sonra fırında, tüm evi zencefil ve tarcin kokuları sarana kadar bir güzel pişirdik kurabiyelerimizi.

Tatata taaaa…. işte büyük an geldi. Kurabiyeler hazır, süs püs malzemeler hazır, royal icing dedikleri yapıştırıcı da hazır… sıra cocukların… derkeeennn….

Tamam gerçekçi oluyorum ve onca blog ve tarif sitesinde söylenmeyen kamera arkası durumları açıklıyorum. Gerçekten o kurabiyeler hiç de öyle düzgün olmuyor. Olmadığı gibi öyle youtube’da izlendiği gibi pit pit birbirine de yapışmıyor. Yani pastacı edası ile gelip çocuklara artistik patinaj yapma hevesinde iken her tıkda yıkılan bir ev ve buna çılgınca gülen cmçocuklar etkinliği de olabiliyor. Kaldı ki bizde olan tam da bu oldu. Ben kan ter içinde çabalarken cocuklar hıçkırana kadar güldüler ve sonunda ben de koptum, o oldu yani :)))

Tabi yine bir yol bulup toparladık işi ve evi yapıp doğru buzluğa koyduk ki royal icing donsun ve evimiz sağlam olsun.  Sonrasında süslemelerimizi yaptık ve o gün sabahtan başlayan kurabiye ev yapımı hikayemiz akşam yatana kadar devam etti. Tüm parcalar birbirine yapıştığında kar ve kardan adam temalı bölüme koyduk evimizi ve belki kendimiz yaptığımızdan cok tatlı göründü kerata gözümüze.

 

Hemen bu mutluluğu paylasacağımîz arkadaşlarımızı aradık ve onları ertesi gün yapacağımız kurabiye evi yeme partisine cağırdık. Son hazırlıklar yapıldı. Karlı bir kış görünümü için patlamış mısırdan destek alındı. Hansel ve Gretel de evin bir köşesine yerleştirilinceee… işte budur!

Mutluluk paylaştıkça artar prensibi ile biz de mutluluğumuzu paylaştık. Çok zor oldu ama çocukların mutluluğu… sanki bir masalda gibi bakıyordu hepsi…

Yakın bir zamanda kısmet olursa şehrimizde açılmış olan gingerbread house sergisine de gitmek istiyoruz. Böylece bu konuyu basarı ile tamamlamiş olacağız.
http://eriecanalmuseum.org/event/27th-annual-gingerbread-gallery/

Not:
Kurabiye yapamayanlar icin ciddi bir meydan okuma olduğundan petiborun sevimliligini tercih etmekte fayda var gibi.

Ev sablonlarını pintereste çok çeşitli bulmak mümkün.

Ben güvendiğim bir tarif kullandım. Ama tabi benimki pekmez olmadığından albino olarak kaldı evimiz. Tarifi fotoğraflardan bulabilirsiniz.

Aslında zencefil bizim mutfakta şifa olsun diye çaylara atmak dışında çok kullandığımız bir baharat değil. Bence ev, sık kullanılan başka bir kurabiye tarifi ile de yapılabilir.

PROJELER-2: Resim Boyama-Oykulu Kitap ve Klip hazirlama

Disney Pixarin yapmis oldugu en basarili animasyonlardan biri Arabalar. Konusu, kurgusu ve verdigi dersler acisindan 3-6 yas cocuklarinin gonlunde ayri bir yeri var.

Huseyin Emir arabalar ile gectigimiz bahar tanisti ve gecen zaman ile arabalara olan sevgisi git gide artti. Ozellikle son 3-4 ayda oyuncaklarinin da aramiza katilmasi ile arabalar filminin tum karakterleri aileden biri oldu diyebilirim.

Bu sevgisinin son donemlerdeki somut yansimalarindan biri de karakter boyamalari oldu. Belirli araliklarla o an ne istiyorsa arayip bulup ciktisini aliyor hatta istedigi gibi olmaz ise bana cizdirip oyle boyuyordu. Tabi tum boyamalar odasindaki giysi dolabindaki yerini buyuk biz ozenle aliyordu.

Yaptigi isi o kadar onemsiyor ve o kadar mutlu oliyordu ki her gece yatmadan resimlerini suzuyor. Kimi bir ara odada yakalasa cizdigi resmin ayrintilarini uzun uzun anlatiyordu.

Son bir iki haftadir bu durumun yogunlugu azaldi. Gerci dolabimizin kapaginda da yer kalmamisti. Yeniliklere yelken acmak amacli bir gun resimleri kaldirsak mi diye sorma gafletinde bulundum ki cevap tabi ki HAYIR oldu.

Sonra aklima bir fikir geldi ve bu fikiri oglum da begendi. Huseyin Emir akrep burcu ve emek verdigi ya da hatirasi olan herseyine cok bagli. Bu resimlerde onun icin cok degerli. Ben de bu farkli zamanda birbirleri ile iliskisiz yaptigi resimleri toplayip urettigimiz yeni bir hikaye kurgusunda siralamayi ve bu boyamalardan resimli bir kitap olusturmayi onerdim. Boylece ne zaman isterse kitabini okuyabilecek diledigi her yere de goturebilecekti.

Bunun icin 1 dolara renkli kartonlardan olusan bir defter aldik. Kafamizdaki kurguya gore resimleri dizdik ve ben de hikayemizi kaleme aldim.

Iste buyrun hikayemiz:

Bu fikir ikimizin de cok hosuna gitti. Sonra baktim bugun canimiz sıkıliyordu. Hadi dedim kalk bu hikayeyi bir de oyuncaklarinla oynayalim. Birlikte kendi derledigimiz piyesi oyuncaklarla oynadik.

Baktim bizim oglanin cok hosuna gitti, e izlemeyi de seviyor arabalari… isi daha da buyuttuk ve yazmis oldugumuz hikayedeki resimlerin aynisini oyuncaklarla kurgulayip fotosunu cekerek mini bir klip hazirladik. Hikayeden sonra daha anlamli gelebilecek klibimiz:

Aksam olunca da ailece oturup bu klibi izledik. Boyamalar ile baslayan seruvenin boyle bir klip ile bitecegini kim bilebilirdi? Ama urettigimiz seylerden yeniden yeniden birseyler uretmek gercekten cok keyifliydi.

Cocuklarimla hayallerimizin sonu yok… onlar minik yurekleri ve icindeki o kocaman saf ve masum sevgi ile hayal kuruyorlar… ben sadece onlara elle tutulan guzel seylerin hayallerle basladigini ogretmeye calisiyorum… bazen uretmek icin yeni birseye ihtiyaclari olmadigini, ellerindekilerin kiymetini bilerek cok ama cok guzel seyler uretebileceklerini bilsinler… kendilerine guvensinler ve hic vazgecmesinler istiyorummmm…. hadi insallah 😉

Kahvalti Motivasyonlari… Yemekli Hikayeler… Magara…

Cocuklar nedense kahvalti konusunda cogu zaman biraz isteksiz olabiliyorlar. Gunun en onemli ogunu olan kahvaltilari onlar icin renkli hale getirmek de tabii bize dusuyor. Hangi yontem olursa olsun pes pese uygulandiginda faydasini kaybediyor. Bu nedenle kucuk buyuk etki dusunmeden hergun yeni yontemleri evirip cevirip kullanmada fayda var.
Ozellikle son 3-4 aydir duzenli olarak her gun ailecek uzun kahvaltilar yapma firsatimiz oldugundan cocuklari bu konuda desteklemek ile ilgili edindigim bir kac kucuk numarayi paylasmak istedim:
Tabak susleme sanatina hic girmiyorum cunku bu yontem hem cok yaygin hem de benim gibi sanat sever cocuklariniz varsa o tabaga kiyamazlar 😀
Ucakti… balikti… geldi gittiler ise bulundugumuz yas grubuna pek hitap etmiyor. Bu nedenle ara sira Beyza icin denesek de etkisi uzun surmuyor.
Tablet, telefon, Tv isin kolay yolu gibi gorunse de sofraya saygi, aile iliskileri, zaman kavramindaki farkindalik gibi bazi konularda sorun olusturdugundan bizim sofralarimiz bu sure icinde teknolojik aletlere kapali.
Peki geriye ne kaldi???
Benim denedigim ve en cok ise yarayan iki baslica yontem var. Oncelikle kahvaltiya herkes esit saygi duymali. Yani cocuktan ne bekliyorsaniz siz de onu vermelisiniz. En ufak bir kaytarmada cocuklar aninda bunu hissederler. Gelelim yontemlere; kahvaltiyi sizin icin degil cocugun onemsedigi ve baskin oldugunu hissettigi bir ogun haline getirmek.
Nasil mi?
Tabi ki fikrini alarak. Biz buzdolabina gidip cocuklarla birlikte seciyoruz kahvaltida yiyeceklerimizi. Secenekler zaten belli ama belli olani belirsizcesine yasayip sorumlulugu cocuga birakmak ogunu sahiplenmesine yardimci olur.
Sonrasinda sofra hazirlamaya yardim. Yasi kac olursa olsun herkesin bu hayatta ucundan tutabilecegi bir is vardir. Su da bir gercek ki emek verdigin sey sana daha yakindir.
Sofraya oturdugumuzda herkes tabagina alacagi urunu kendi secer ve eger tabagina aldiysa onu bitirmeden  kahvaltiyi tamamlayamaz.
Bu yonteme ek olarak ara ara siparisler de kabul edilir. Ornegin yarin pogaca mi yesek? gibi…
Dun de yine boyle bir gundu. Huseyin Emir evdeki pogacayi BISI sanmis ve olmadigini anladiginda uzulmustu. Sonra dudaklari bukulmus bir sekilde bana dondu vee… “Annecim bana yarin magara yapar misin?” dedi.
Yaparim yaparim tabii de… magara derken??
“Hani icine peynir domates sakliyoruz ya?”
Dankk… Dankk…
Gecenlerde BISI yapmistim. Balon gibi kabaran BISIyi cocuklara “magara yapalim mi?” diye tanitmis, “magaraya kimler saklansin?” sorusu ile de peynir domates saklayip yedirmistim. Meger benim guzel oglumun aklinda MAGARA diye kalmis.
“Yaparim tabiii kuzum benimmm…” diyip sabah oyalanmayayim diye gece yatmadan hamurunu hazirlamistim.
Zaten, BISI diyince hep bi ekstra ozenirim nedense… annemden gecmis bu hallerim. Kizarmis Hamura da anlam mi yuklenir demeyin. BISI benim icin kizatmis hamurdan cok Anne Jestidir, Samimiyettir, Komsuluktur, Gece Kacamagidir, Sohbettir…
Bir gece buzdolabinda bekleyen hamurdan hic olmadigi kadar basarili sonuc aldim ve nedense bir gurur duydum kendimle 🙂
Hepsi balon gibi olan BISIler sofrada yerini aldilar.
Beyza hanimla “bak balonlara” diyerek basladigim hikayeyi Huseyin Emir beyle magarada saklanan yiyecekler olarak tamamladim.
Mutluluk sevgi sicaklik guven… aslinda hayatin icine saklanmis ufacik paylasimlarin icerisinde buyuyorlar… sadece fark etmek ve keyif almak gerekiyor…
Bu arada madem o kadar anlam yukledim ve hikayeler ile bezedim, bir de mini tarif vereyim. Eminim herkesin bir BISI tarifi var bu hayatta bizim BISI de soyle dostlar :
1 adet yumurta
2 dolu corba kasik yogurt
1 paket karbonat
Bir tutam tuz
3 su bardagi un (kivamina gore azaltip arttirabilinir)
Bana gore bugunden sonra puf noktasi geceden sabaha bekletmektir 😉
AFIYET BAL SEKERLER OLSUN…
 AMA EN COK DA COCUKLARA OYUN OLSUN 🙂

PROJELER-1: KITAPLIK

(Huseyin Emir 4 yasinda ve Beyza 18 aylik)
KİTAPLIK PROJESİ
Aslında uzun zamandır aklımda olan bir etkinlikti. Fakat, ne zaman ve nasıl yapmam gerektiğine karar veremiyordum. 
Böyle büyük ve kalıcı etkinlikter için birkaç tavsiye vererek başlayayım:
Aklımızda olan projeyi bu yaşlarda çocuklara anlatmak ve aynı anda onların gözünde canlanmasını beklemek çoğu zaman boş bir beklenti olabilir. Bu nedenle; onlarında yapacağı işe inanmasını sağlamak için -ki bu çocuklarda heyecan ve sabırı sağlamak için çok önemli- birkaç gün önceden projenizden ufak ufak bahsetmeye başlayın. Hani reklam yaparcasına. “Biliyor musun oğlum yakında seninle çok güzel bir kitaplık yapmayı planlıyorum. Kim bilir nasıl güzel birşey yaparız ” gibi cümleler kurarak onun da meraklanmasını sağlayabilirsiniz.
Bir sonraki aşama proje için gerekli malzemelerin birlikte itina ile seçilmesi. Böylece çocuğunuz rengarenk bir dünyada kendi zevkine uygun malzemeleri seçerken yapılacak etkinkiği de benimsemeye başlar. 
Örneğin biz bugün yapacagımız kitaplığın dışını mevsime uygun bir tema olan kardan adam ile kaplamak istedik. Buna uygun malzemeler aldık. Bunun yanında bir de kardan adam hikayesi alarak planladığımız kitaplığımız için hediye de seçmiş olduk. 
Temayı seçerkense yavaş yavaş kar yağışının başlamasını ve dışarıda yapılan aktivitelerin kapalı alanlara kaymasını -ki bu nokta da en yararlı aktivitelerden biri olan kitap okumak giriyor devreye- dikkate aldık. Galiba kışın insan daha cok kitaba sarılır diye düşündük.
Tüm malzemeler hazır olduğunda çocuklarla oturup bir akım şeması hazırladık. Soru-cevap şeklinde devam eden ve ara ara boyama ile kesilen bu şemayi cok sevdiler.
Proje şemamızda sorunları yazdık. Neden bu sorunlarla karsılaştığımıza dair yanıtlat aradık. Çözüm yollarını tartıştık. Daha sonra özele inerek biz neler yapabiliriz? diye düşündük ve en sonunda somut bir hayal üzerinden gidip istediğimiz ürünün resmini çizip hayallerimizi daha elle tutulur hale getirdik. 
Artık hepimiz nasıl birsey yapacağımız hakkında daha net bilgi sahibiydik. Sıradaki görev evdeki tüm dağılmış kitapları bulmak ve gruplamaktı. Tüm kitaplar söz konusu olunca hem grupladık, hem okuduk, hem yıpranmış olanları onardık…
Sonra herkesin yaşına gore is bölümü yapıp prima bebek bezi kolilerinden 3 raflı cok güzel bir kitaplık yaptık. Kitaplığımızı bugün aldığımız kap ile kapladık. Bittiğinde her yer dağılmış ve biz de yorulmuştuk ama özellikle oğlumun yüzündeki gurur ifadesi ve ikisinin mutlulukları herseye değerdi.
Heyecanla kitaplığımıza yer aradık. Önce kitaplığı yerine koyduk ve sonra oğlum büyük bir heyecanla kendi istediği düzen ile kitaplarını kitaplığa yerleştirdi. 
Bu ayın konusu kardan adam kitabımızı ve daha önce yapmış olduğumuz fanusu da kitaplığımızın üzerine koyduk. Sonuç cok mutluluk vericiydi.

39 AYLIK

HEY ATOLYESI

Havalar sogumaya, gunler kisalmaya basladiginda cocuklarla aktif zaman gecirmek uzere etkinlik planlamak daha cok caba gerektiriyor. Boylesi donemler 3 yas cocuklari ile mevsimleri ve getirilerini calismak icin cok ideal zamanlar aslinda. Doganin degisimlerini takip etmek ve gelecek olan yeniliklere hazirlanmak cocuklari heyecanlandiracaktir. Henuz uzun sure odaklanmakta sorun yasayan 3 yas cocuklari ile etkinlik secerken ilgi alanlarini kullanmakta fayda var. Huseyin Emir oykusu olan faaliyetlerden hoslaniyor. Bizim etkinliklerimizi anlik eglenmenin yaninda gunler sonra bile uzerinde konusabilecegimiz konular uzerinde yogunlasiyor.
Bu aralar kar ve kardan adam uzerinde yogunlastik. Ilk faaliyetimiz KAR KUREMIZ 🙂
Gecenlerde aldigimiz bir pastanin uzerindeki susler, kopuk, bos ve fazla bir kavanoz, silikon tabancasi ve boyalar…. Kopukleri parcalayarak kar yapmak oglumun cok hosuna gitti. Hatta kavanozu doldurmadan kendimiz yaptigimiz karlar ile oynadik. Sonrasinda bacasi tuten evler ile kapladik kavanozumuzu. Faaliyetimiz bittiginde kar kuremiz, kardan adam hikayelerinin vazgecilmez bir parcasi haline geldi 🙂
Ikinci faaliyetimiz PONPONLARLA KARDAN ADAM
Huseyin Emirin cizimleri gun gectikce daha sekilleniyor. Artik resmini yapacagi nesneleri once duslemeye ve kafasinda tasarlamaya sonra cizmeye basladi. Kendi hayalgucu ile cizdigi serbest resimlerinin yaninda konulu resimler cizmeye de basladik. Henuz hayatinda sadece 1 gun kar yagmis ve 2 yasinda 1 kez kar oynamis oglum icin kardan adam cizmek o kadar da kolay bir is degil tabii… bu nedenle bu seferki faaliyetimizde once ben ponponlari kullanarak bir kardan adam cizdim. Sonra malzemeler ile oglumu yalniz biraktim. Ikinci resim Huseyin Emirin yaninda ben olmadan yani benim sozlu ya da fiilen bir yardimim bulunmadan yaptigi resimdir ve benim icin cok ozeldir.

Ucuncu kardan adam faaliyetimiz ETI PUFLAR ile ananemizin fikridir.
Kardan adam yapmaktan keyif aldigimizi goren ananemiz birgun bir oneri ile cika geldi ve oglum buna bayildi. Havuc, cikolata parcalari, kirmizi bonibon ve eti puf ile gercekten yapmasi da yemesi de cok keyifli bir faaliyet oldu.

Bu yila ait dorduncu ve son faaliyetimiz KARDAN ADAM MASKESI
Aslinda elimizde kalan bir kac kirtasiye malzemesi ile ne yapsak derken yaptigimiz bir etkinlikti.
Bu kadar kardan adam yaptiktan sonra kardan adam olmak oglumun da cok hosuna gitti.

Gelelim bu ayin diger aktivitelerine…
Bu aktivite Huseyin Emir icin tam bir supriz oldu. 
Ogluma hamile oldugum ilk andan beri yasam alanlarini hayal ederken onun da bu alanda hayallerinin siniri olmasin istedim hep. Oyle bir odasi olsun ki icinde sinirsiz hayalden hayallere kossun… Bu da heni bir hayalin gerceklesmesi oldu oglum icin. Okuldan dondugunde ona elektrikcilerde bulunan mavi bantlar ile bir orumcek agi kosesi hazirladim.

Aglara atmasi icin de kagittan toplar yaptim. Yapiskanli kismi on tarafa donuk olan aglara kagit toplari atarak yapistirmaya calisti. Yapismayanlari da sonra kendimiz yapistirdik. Tabi bu sirada hic izlemeden sevdigi orumcek adam olduk ve maceralara kostuk.

YARI YIL TATILinden faydalanmaca vol.1: ANGRY BIRDS

Bir Alisveris merkezinin duzenledigi angry birds etkinligine katildik. Yasindan mi yoksa mizac mi bilmem ama bu ara kizgin olan herseye karsi ayri bir sempatimiz var nedense. Super kahramanlar da bu ilgiyi destekler nitelikte… Belki de bu yuzden Angry Birds oyununu bir ayri sevdik. Elektronik versiyonunu oynatmadan da bu isi cozer miyiz dedim ve biz de evdeki malzemlerle oynu kurgulamaya karar verdik.

Bu yas cocuklarinin zevleri ve karakterleri cok cabuk degistiginden yeniden uretime acik olmayan oyuncak alma taraftari degilim. Cunku cocuklar bizim gibi degiller. Markaymis pahaliymis modaymis… cocuklar sadece surecte aldiklari keyfe bakarlar. Her zaman soyledigim gibi minicik bir cubuk parcasini hayallerinde buyuturler ve yeri gelir bir kilic olur yeri gelir bi kaykay olur…

Evdeki havlu kagit ve wc kagitlarinin rulolari ile kendimize kolay bir duzenek hazirladik ve evdeki mini toplarimizin uzerine cizdigimiz angry birds karakterlerini yapistirdik ve ailece eglenerek oynadik :))

35 AYLIK

HEY ATOLYESI

Cocuklarin bazi donemleri vardir. Zaman zaman bazi karakterlere normalden daha da ilgi duyabilirler. Su donemler Huseyin Emir’in Mickey Fare’nin Klupevini izledigi ve cok keyif aldigi bir ay. Ozellikle cizgi filmde sorular ile cocuklara cevap hakki vermeleri yani interaktif teknigi onlari daha cazip kiliyor.
Gecenin bir vakti sevdigi kahramani boyamak isteyen kuzunun yardimina da anne olarak yetismeye calismamin urunudur bu cizimler 😉
Interaktif demisken yaparken de sonrasinda da keyif aldigimiz iki farkli boyamali oyundan bahsetmwden de gecmeyeyim. Huseyin Emir boyama yapmayi seven ve goreceli daha sabirli bir cocuk. Ancak zaman zaman siradan resim yapmak cocuklari da bizi de sıkabilir. Boyle zamanlarda bir konu secip hikayeli boyama yapmak cocuklarin hayalgucunu destekleyecegi gibi heyecanla neler olacagini izlemelerini saglar.

 Yukarida cesitli duygu ifadelerinin bulundugu cikartmalar yardimi ile yaptigimiz bir resim var. Resim iki ayri kagida yapildi cunku once cocuklar ates ile oynarken yangin cikardilar; sonra itfaiyeci gelip yangini sondurdu.

Diger bir oyunlu resim ise krakerlerle yaptigimiz. Oltamiz ile yakaladigimiz baliklari yemek cok keyiflii 🙂