Kişisel bakım, süs pus mekanlari ve tarzlarina iliskin bir degerlendirme

Turkiye’de… daha da ozelinde Ankara’da alistigimiz kuafor, berber ya da son zamanlardaki moda adi ile guzellik merkezi ya da sac tasarim salonlari kavraminin aslinda kulturumuzun bir yansimasi oldugunu Amerika’dakileri gorunce anladim.

Yemeklerimizden, evimizdeki mobilyaya, insan iliskilerinden, alisveris tarzimiza kadar hersey gecmisten biriktirdigimiz kulturumuzun bir parcasi aslinda. Buna kimsenin itirazi yoktur sanirim. Ama ya daha ozele inersek??? Kulturumuzun her mekana yansidigini ve algilarimizin da bu yonde sekillendigini soylemek pek de yanlis olmaz. Bunun en farkli orneklerinden biri Kisisel Bakim Mekanlari…

Gerek kent icindeki sayilari gerekse cesit ve yontemleri acisindan ciddi farkliliklar bulunuyor. Bunlardan bir kacini soyle siralayabilirim:

– Oncelikle burda sacinizi kestirebileceginiz kuafor sayisi Turkiye’deki kadar yaygin degil. Malum ulkemde her mahallede en az iki, merkezi bolgelerde ayni apartman ya da carsi ocerisinde 5-6 adet kuafor dukkani bulur. Amerika’da ise bu sayi cok az.

— Anladigim kadari ile burda insanlar kuafore ya da berbere cok daha ozel beklentileri oldugunda gidiyor. Ozellikle Berberler tam bir sanat atolyeleri. Ense almak favori kesmek vb. ote marjinal gorunumler icin buyuk zaman ve caba harciyorlar. Amerka insanlarin dis gorunum anlaminda rahat ve ozgur olduklari bir yer. Bu nedenle insanlar sinirlari (en azindan bizim algi dunyamizdaki) zorlayabilecek orjinallikte uygulamari tercih ediyor.

— Sac Kesimi icin dukkanlar az olsa da Sac Sekillendirmek icin alternatif mekanlar mevcut. Alisveris merkezlerinde yuruyus koridorlarindaki halka acik stantlarda bayanlar saclarini yaptirabiliyor.

— Bir diger halka acik stant uygulamasi da Kaş Tasarimi 😉 Biz de Guzellik Merkezleri ya da Kuaforlerin bu ise ayrilmis ozel bolumlerinde gizli sakli yapilan bu uygulama, Amerika da AVMlerde ayak ustu yapilmakta. Cogunlukla Hint kokenli markalar. Bu is o kadar onemli ki bu markalarin Amerika genelinde zincirleri bulunuyor.

   Ilk gordugumde sasirarak izledigim ve izlerken bile cekindigim Kas Tasarim uygulamasinin biz de neden bu kadar gizlendigini ya da burda neden bu kadar uluorta yapildigini dusundum bir zaman… dini inanislarimiz mi??? dedim Baktim ki ayni dine mensup bayanlar da burda ayni yerlerde bu hizmetten faydalaniyor… galiba kulturumuzden ileri gelen mahremiyet olgusu ile ilintili.

-Burda Kisisel Bakim konusunda bizden tam anlami ile farkli olan ve en yaygin olan kultur ise Tirnak Bakimi-Tasarimi.

   Burada her yastan ve cinsiyetten insani tirnak bakim salonlarinda gormek mumkun. Tirnak bakim salonlarini da acik kapali tum alisveris merkezlerinde gormek mumkun.

   Tirnak tasarimi dedigimde hayalgucunuzu serbest birakin… bir tirnaga yapilabileceklerin ne kadar sinirsiz olabilecegini burda gorebilirsiniz.

   Boyle bir merkezin varligindan ote Amerikada insanlarin dis gorunuse bu kadar onem vermezken nasil tirnaklarina bu kadar onem verdiklerine sasiriyor insan. Siradan bir gorunum ile ters kose sanatsal tirnaklar…
   Ev icinde temizlik algilarindaki farklilik ve yemek hazirlamaktaki maksimum duzeyde hazircilik ile bu tirnaklarin surdurebilirligini sagladiklarini dusunuyorum.

– Son olarak; gecenlerde bir avm’de yer alan berber salonundaki bir goruntu ile bitireyim istiyorum. Kent ya da ulke genelonde durum nedir bilmiyorum ama Syracuse’de bukunan en unlu Berberlerden olan bu yerde erkeklerin sac tirasini aynaya ters olarak yapiyorlardi. Nedenini bilmesem de gordugumde gulmekten alamadim kendimi dogrusu. Yan yana dizilmis 6 ya da 7 adam. Hepsinin arkasi aynaya donuk ve mutlulukla gulumsuyorlar. Bu nasil bir guven ve teslimiyetcilik bilemedim dogrusu :)))

Duvarlar, tel örgüler ya da çitler olmadan kenti yeniden okursak…?

“Gated” mekan örüntüsünden “Ungated” mekanlara bakis

Baslik konusunda kararsiz kalmam anlatmaya calisacagim kavramlarin karsiligini bulamamdan ileri gelmektedir.
Bir suredir kentin islevsel olarak farkli mekanlarini geziyoruz. Her defasinda farkli bir konsepte ilgimi ceken bir benzerlik var. Amerika kentlerinin genelinde nasildir henuz bilemesem de Syracuse, NY icin net bir sekilde soyleyebilirim ki bu sehir duvarlar, parmakliklar, citler vb. genelde guvenlik amacli kullanilan ogelerden arindirilmis…
Orneklerle acikladigimda ne demek istedigim daha anlasilir olacaktir. 
Basta tum mustakil evler (aralarinda bir kac cit ya da agaclar yardimi ile mulkiyetini ayiran ya da tanimlayan olsa da bunlarin biz ya da bize yakin milletlerden oldugu kanisindayim.) hic birinin cevresinde duvar ya da cit yok. Genelde yan yana konunlanmis bu evlerin bahceleri cogunlukla yan komsu ile bitisik. 
Oysa Turkiye’de ister kirsal olsun ister kentsel mulkiyetin etrafini cevirmek yapilan baslica islerdendir. Genelde ister mustakil olsun, ister apartman ya da site sinirini belirgin hale getirme konusunda bir yontem bulmaktadir.

Bu konuda diger bir yer Universite. Gecenlerde Syracuse Universitesine gittik. O kadar alismisiz ki etrafi cevrili bir kac girisli universite modeline… Ozel bir universite olan Syracuse Universitesinde tek nizamiye araclar icin bulunuyor. Bunjn disinda universitenin hic bir yerinde tel, duvar, cit vb. yok ve her nerden isterseniz universiteye fakultelere girebiliyorsunuz.
Babasinin okulunda bir kucuk prenses

Diger ilgimi ceken kentsel alan ise Mezarliklar. Tamamen ezber bozan turden. Mezarliklar tamamen yemyesil. Bir giris kapisi var evet ama etrafinda herhangi bir duvar vb. yok. Cimen alan yol kenarindaki kaldirima kadar uzaniyor. Ilk etapta park zannedebileceginiz kadar siradan ve dogal. Cimenler arasinda mezar taslari ve bir cogunda taze cicekler hatta ucan balonlar mevcut. Bu durum buyuk olcude dini kurallarla baglantili. Kabir, olum, ahiret inanci musluman mezarliklarinin yapisini da belirliyor. Burdaki musluman mezarliginin cevresi bizim uygulamalarimizla ortusur nitelikte.
 Musluman Mezarligi-1
 Musluman Mezarligi-2
 Yaya yoluna uzanan yesil alan ve mezarlar

Bu orneklere eklenecek bir cok mekan mevcut. Ama bu uc ornek en ilginc ve durumu en iyi anlatabilecek mekanlar. 
Aslinda durumun boyle olmasinda sosyo-ekonomik bir cok neden yatiyor. Kulturel guduler de bu nedenleri destekler nitelikte. 21. Yuzyil kentlerinde kapali topluluklar (gated community) genelde suctan uzak olmak icin ya da daha prestijli yasam alanlari olusturuldugunda tercih ediliyor. Oysa Amerikada yapulan bazi arastirmalar buyuk suc oranlarinin kapali topluluklarin olusturdugu mekanlarda oldugunu ve bunun nedeninin de cogunlukla komsuluk iliskilerindeki kopukluktan oldugunu ortaya koyuyor. Korunakli bir ortamda kimse birbirini tanimadigi gibi umursamiyor da. 
Belki de duvarlardan, tel orgulerden, citlerden buyuk oranda uzaklasmis olan Syracuse’un 2010 yilinda Forbes dergisinin yaptigi arastirmada aile kurmak icin en iyi 10 kentten 4. Sirada yer almasi tesaduf degildir.
Yine de oylesine icimize islemis ki sasirmadan gecmesi ve oylece alismasi biraz zor gibi…

Tebrik Karti Kulturu – Sosyo-ekonomik ve mekansal yansimalari

Bir suredir dikkatimi ceken ve sonrasinda beni arastirma yapmaya iten bir konu var: Amerikan kulturunde Tebrik kartlarinin (Greeting Cards) yeri ya da “Tebrik karti kulturunun” Amerika’daki yeri…

Geleli kisa bir sure olmasina karsin bu konuda merak uyandiracak seviyede yaygin tebrik kartlari. Buyuk-kucuk tum marketlerde hatri sayilir miktarda tebrik karti standi bulunuyor. 

Ornegin Walmart’ta karsilikli kartlarin bulundugu 3 koridor mevcut. Koridor uzunlugu goz onune alindiginda cesit konusunda az cok bir bilgi sahibi olabiliyorsunuz.

Hatirliyirum da ozellikle 2000’li yillarin basinda boylesine renkli sesli isikli kartlara ilgi daha fazlaydi belki bizde de ama teknolojinin sundugu olanaklar ile lart standlarinin sayisi git gide azalmaya basladi. Buna ragmen burda bu kadar kartin olmasi gercekten cok ilginc ve olsa olsa kulturel bir altyapisi vardir diye dusunerek basladim arastirmalara 🙂

Oncelikle mini bir ozet gecmek gerekirse; bu kapsamda ilk kartlar yuz yillar oncesine, antik Cin ve Misir uygarliklarina kadar tarihlenmis. Sonrasinda dunyanin farkli yerlerinde ozgun sanatcilarin yaptigi eserler ile birer hediye niteliginde duygu paylasiminin onemli bir yerinde gorev almis. Sonrasinda baski tekniklerindeki gelisme ve seri uretim ile yayginlasmistir. Bu yayginlasmadaki en buyuk paylardan biri Amerika’nin. Yillar icinde gecirmis oldugu sosyo-ekonomik olaylarin (savaslar, ekonomik yukselmeler ve cokuntuler, hippi donemleri, gosterisin on plana ciktigi donenler vb.) etkisi ile cesitlenmis olan tebrik kartlarinin gunumuzde geldigi son noktada milyar dolarlik bir endustri olusturdugunu soyleyebiliriz. Hatta yapilan arastirmalar Amerika da kisi basina yillik 30 tebrik karti dustugunu gosteriyor. Bu da Amerikan Kulturunun icinde Tebrik Karti Kulturunun yerini net bir sekilde kanitliyor.

Hatta oyleki; Amrika’nin sosyo-ekonomik yapisini yillar icinde bu kartlardan okumak, duygusal ve sosyal bir cok arastirmayi bu kapsamda yurutmek bile mumkun.

Amerika’da tebrik kartlari endustrisinde iki buyuk firma goze carpiyor: Hallmark ve American Greetings

Bunlardan American Greetings firmasi misyonunu Nezakete Katki Saglamak olarak belirlemis. Insanlarin hergun daha da sabirsiz ve tahammulsuz oldugu dunyada nezaketin tukenmekte oldugu dusunulurse yola cikis amaclari basarili sayilabilir.

Yine de en buyuk firmalar icin bu da yeterli olmuyor. Endustride ciddi bir arastirma hakim, insanlari anlayip duygularini hissederek bunu en iyi yansitan kelimeler ile gorsel ogeleri bulmak hic de kolay olmasa gerek. Hele ki kartlari alanlarin %80ini kadinlarin olusturdugunu dusunursek duygusal tatmini saglamak oldukca zor. Cunku hem noktasal bir konuya deginirken evrensel bir duygu yogunlugunu da yasatmak zorundalar ki karti okuyan herkes kendinden ozel birseyler bulurken ortak bir duyguyu da paylasmalilar.

Aslinda Amerikalilarin duygularini ifade etmekte bile usengec oldugunu dusundurdu bana bu durum. Kartlar gercekten sok ozel planlanmis. Her biri alaninda cok cesitli. Cocuk kartlarinin ise sonu yok… oyunlar boyamalar sarkilar isiklar yapistirmalar vb. Ama gonderene ait tek bir kelimenin olmadigi kartlar… bana biraz eksik geliyor..  tamam, yuzlerce kartin icinden duygunu tanimlayan ya da en azindan en yakin hissettigini bulmak gercekten emek isteyen bir is. Yine de ici bos ve el yazisi ile doldurulmus bir kart almak ben ve benim gibiler icin daha ozel olacaktir.

Teknoloji ile gelen kolayliklar ve tamamen kisisellestirilmis e-cardlarin yayginligi… facebookun dogumgunu hatirlatmaya baslamasi ve sosyal medyanin kutlama sektorune girisi… bu ve benzeri uygulamalar tebrik karti sektorunu de etkilemis tabiki… tebrik karti ureticileri tuketicilerine bu konuda dijital her turlu imkani saglamaya calismaya baslamism diger bir uygulamada bazi marketlerin kendi yaptigin karti senin icin hazirlayip postaya vermesi… bunun yaninda herkesden bir digerine kart kurgusu da bulunuyor ve bunlar standlarda gruplaniyor. Ornegin dedesinden erkek torununa, abladan erkek kardese, kuzenden amcaya vb.

Pop diye dijital bir kutlama yerine hic beklemedigim bir anda posta kutumda bir tebrik karti gormek eminim ki benim gibi bircok kisiyi daha da sevindirecektir… hani o karti okursun… sonra bi vitrin ya da aynali konsola ilistirirsin… uzerinden zaman gecer bir daha acar bakarsin… el yazisi varsa gozunle takip edersin… duygular yansir hani yazilara… hissedersin… belki sonra hani meshur gizli bir kutuda yerini alir… yillar sonra kucugune gosterirsin… anilara dalarsin… hediyeler, sozle,r yasananlar belki unutulur ama boylesi bir karta yazilmis iki cift cumle ve insana kattigi o simsicacik gercek duygular hic ama hic unutulmaz…

Durum boyle romantik bir kulvara tasininca biz de Tebrik Karti Kulturunun heyecanini yasayalim dedik ve ananemizin yaklasan dogumgunu icin kuzularimla guzel bir kart sectik… kart secme asamasi inanilmaz keyifliydi… surekli “anneeeeee… suna baksanaaa…” ile baslayan ve tum kart cesitlerinin tanitimi niteliginde heyecan dolu sozler 🙂

Sonraki adim ise ne zamandir hic yapmadigim birseydi ki Postaneye gidip kartimizi gondermek… bu guzel heyecani birlikte paylastik. Yaklasan bayramlar nedeni ile belki de ya da siradan bir duygu paylasimi amaciyla bircok kisi vardi sirada 🙂 postanede bile tebrik kartlari yerini almisti. Insanin icinden herkese herkese gondermek gecmiyor degil :)) Kartimizi cocuklarimla birlikte gonderdik veeee buyuk bir heyecanla annecigime ulasmasini ve sonrasindaki ilk telefonu bekliyoruz…

Kesinlikle cocuklar ile yapilacak duygu yogunlugu yuksek bir aktivite… tavsiye edilir 😉
Her ne kadar kentin her yerinde posta kutulari varsa da postanedeki o atmosferi kesfetmek cok daha nostaljikti…

  1. http://www.jstor.org/stable/23700297?seq=1#page_scan_tab_contents
  2. http://news.ubc.ca/2014/03/07/the-u-s-greeting-card-culture/
  3. http://www.hongkiat.com/blog/evolution-of-greeting-card-designs/
  4. http://www.greetingcard.org/AbouttheIndustry/History/tabid/72/Default.aspx
  5. http://www.americangreetings.com/our-purpose

26 AYLIK

HEY ATOLYESI

Bu ay biraz daha el emegini one cikaran kesmeli bicmeli faaliyetlere gecis yapiyoruz. En onemli malzememiznise evimizdeki geri donusum malzemeleri :))

Sunu cok net soyleyebilirim ki cocuklar kendilerinin de dahil oldugu ve bir hikayesi olan ev yapimi -en basidinden en kompleksine- oyuncaklari cok pahali oyuncaklardan daha cok seviyorlar. Dogru olan da bu… amac her zaman pahali bir oyuncak ile tatmin olan cocuklar yetistirmek degil, o oyuncagi gordugunde aklina “ben buna benzer ne uretebilirim?” dusuncesini getiren cocuk yetistirmek… malum almanin sonu olmadigi gibi gun gectikce tatmin zorlugu yasama sikintisiyla da karsilasmak mumkun. Bu nedenle;
 kendi ureten ve kendi kendine yeten cocuk=mutlu cocuk

Aslinda kagit gemilerle suda oynamaliydik belki ama kis aylarinda bu pek akillica olmayabiliyor ya da o an durum buna musait olmuyor. O zaman suyumuzu da baligimizi da kendimi yapariz dedik ve resmimizi 3.boyuta tasidik.

Hamurla oynamaya ve tanimli sekiller yapmaya giris dersindeyiz :))

25 AYLIK

HEY ATOLYESI

Parmak Boyasi ile tanisiyoruz…

Anneler etrafin kirlenecegi kaygisini bir yana birakirsa parmak boyasi gercekten cok keyifli bir uygulama. Parmagi boyayip sekil cizmekten cok bu yaslarda komple eli boyayip dunyaya iz birakmak daha bir hoslarina gidiyor cocuklarin.
Tabii boyle bir amac varsa bu A4 bir kagit ile olacak bir is degil… Biz de yine benim planlama calismalarinda sikca kullandigim 70×100 cm boyutlarindaki kagidimizla basladik. 
Burda en onemlisi “anne cekinip korkmayacak ki cocuk da ozgurce boyasin!”. Parmak boyalari genelde yikandiginda cikan boyalar oldugundan korkmayin. Siz de elinizi batirin ve miniginizle el ele harika birseyler yapin. 
Bu eser sonrasinda koridorumuzun en isikli yerinde aylarca sergilendi. Cocuklar, izin verdigimizde hayatimizi gercekten RENKLENDIRIYORLAR…

Kent kurmaya devam ediyoruzz…

Oyun halimizin yeni oyuncaklari; mini mini evler ve yuksek hizli tren…
Kentimiz git gide buyuyor… tren yolu istasyon ve cevresi konulu bir kurgumuz var. Istasyon ve cevresinde lojmanlar…. doger bir yerde kirsal hayat devam ediyor vb… 
Hayal ediyoruz yapiyoruz oynuyoruz…

23 AYLIK

HEY ATOLYESI

Huseyin Emir’in odasina aldigimiz ivi marka trafik halisini dort gozle bekledigim dogrudur. Gercekten cok farkli kurgular ile oyunlar uretebiliyor her bir kosesinde ayri ayri oynayabiliyorsunuz.

Icindeki parki, okulu, futbol sahasi, otoparki ile aslinda mini bir mahalle modeli gibi 🙂

Ilk etapta elimizdeki bir kisim oyuncak ile kurdugumuz mini kentimizi Huseyin Emir’in ilgi alanlari degistikce yeni oyuncaklarla desteklemeye devam edecegiz.

Ciftlik hayvanlarina olan ilgimiz devam etmekte oldugundan kentin disina dogru ceperde bir mekan kurguladik. Hatta ki Ali Babanin ciftligi evi ve kent merkezine tren yolu ile ulasimi mevcut.

Hayvanlari grupladik. Ali Babayi da gunun yorgunlugunu atmak icin bir agac golgesine yerlestirdik.

Kucuk bir kasaba da olsa iki uc arabalik trafigi yonetecek ve bu surecte yavruya kirmizi ve yesil isik vurgusunu kazandirabilecegimiz bir de trafik polisimiz var. Unutmayalim ki en iyi egitim oyunla verilendir. (En azindan bu yaslarda ;))

22 AYLIK

HEY ATOLYESI

Kum Boyama…
Benim de ilk defa o zamanlar Huseyin Emir ile denedigim ve o donem de cok da yaygin olmamasina karsin su ara her avm’de bulabileceginiz faaliyet…
Iki yas cocugu sanatsal becerilerini henuz kesfetmemis cocuktur. Henuz bizim algiladigimiz duzende ve organizasyon yapisinda birseyler uretemeyebilir ki uretmesini de ben pek tercih etmem dogrusu. 
Diger yandan kendine olan ozguvenini gelistirmedeki cabasi cok yuksek oldugundan KENDI uretmek isteyecektir. Bazi cocuklar cizdigi tek bir cizgi ya da noktadan ustun tatmin saglarken benim oglum gibi bir kisim cocuk ise daha cok gizli destege ihtiyac duyabilir.
Soylediklerimi acmam gerekirse;
secilecek olan aktivitelerde cocugun tamamen ozgur olmasi saglanirken sonuc urununun de bir o kadar gosterisli olmasi… 
Buna ornek aktiviteler;
– Kum Boyama 
(Cocuk kumu kendi doker, kendi dagitir ama kum sadece yapiskan olan yere yapisir.)
-Mum Boyama
(Mum ile sekiller cizilir. cocuk kendi ozgurce sulu boya ile boyama yapar. sonrasinda cikan supriz onu mutlu eder)
-Baskilar, Ip Boyama vb.
(Patates baski vb. baskilari siz hazirlarsiniz ama sonucu ozgurce cocuk uretir.)

19 AYLIK

HEY ATOLYESI

Gunumuzde cocuklar icin buyuk interdisipliner ekiplerin hazirlamis oldugu bir cok kitap var. Bunlar farkli fiyat araliklarinda ve cesitli ebat ve konularda. Gercekten hepsinin de ciddi bir albenisi var. Ancak cocuklar cok ozel. Tabi ki kitaplarla desteklenmeliler. Bizim cocuklari buyuturken en buyuk yardimcimiz oldu kitaplar. Yeri geldi oyuncaklarindan cok sevdiler. Cunku biz de anne ve baba olarak cok sevdik kitaplari.
Kitaplarin en onemli ozellikleri de malum egitici olmalari. Cocuklar kitaplar sayesinde bizim anlatmaya calistigimiz mesajlari daha kolay algilayabiliyor.
Buyudukce ilgileri de yavas yavas sekilleniyor. Sevdikleri hayvanlar, cizgi film karakterleri, mekanlar… ya da sevmedikleri rutinler; yemek yemeler vb. 
Biz bu calismamiz da Huseyin Emir’in sevdigi seyleri bazi bazi hoslanmadigi seyleri anlatabilmek icin hazirladik. Diger yandan da tum sevdigi karakterlerle ona ozel bir okuma yapmaya calistik.

Kahvaltida neler yiyoruz?

En sevdigi aktivitelerde bisiklet

Temel matematige giris
Aksam yemegi vurgusu