Ayfer Gürdal Ünal ve Çocuk Kütüphaneleri Mesajı

Kütüphanenin benim için ne ifade ettiğine dair  3 anahtar sözcük seçsem

Demokrasi,

Eşit fırsat ve

Dünyayı kucaklamak sözlerini seçerdim.

 

Demokrasi diyorum çünkü dini,dili, rengi,gelir durumu ne olursa olsun bir kütüphanenin kapısından giren her çocuk eşittir. Her çocuk o sonsuz kitap havuzundan istediği bir kitabı kütüphanenin kurallarına uyduğu sürece kendi seçebilir. Hiç kimse ona ne okuyacağını tepeden inme yöntemle dikte etmez. Eğer işine aşık bir kütüphaneci ile karşılaşmışsa , kütüphaneci bir de onunla sohbet koyultup, çocuğun ruhunu anlayıp ona göre kitap da önerebilir.

Yaşamımın bir döneminde burslu olarak 1 ay Münih’te Uluslararası Gençlik Kütüphanesinde (www.ijb.de) kalmıştım. Burada kütüphanenin 24 saat yaşayan bir mekan olarak nasıl kullanıldığını gördüm. Örneğin  8-12 yaş grubu çocukları için Korsan Gecesi yapacaklarını ilan ediyorlardı. Dileyen çocuklar bu geceye katılıp, korsan temalı kitaplar dinleyip, kendi korsan maskelerini üretip, korsan şarkıları söyleyip, uyku tulumlarında bir gece geçiriyorlardı. İsteyen her çocuk katılabiliyordu. Daha demokratik ne olsun?

 

Eşit fırsatı ikinci anahtar  olarak seçtim. Okumayı seven bir çocuk düşünelim, babası maden işçisi olsun.Bir diğer okumayı seven çocuğun babası doktor olsun. Doğaldır ki bu 2 çocuğun kitap alımına ayırabileceği bütçe denk olmayacak, babası doktor olan daha fazla kitap alabilecektir. Ama, babası madenci olan çocuk kütüphaneye gitmenin zevkine ve büyüsüne varmışsa arkadaşı ne okursa , o da onu okuyabilir çünkü kütüphanede bulabilir. Kütüphane ile dostluk kurmuş çocuk kitaba ulaşma açısından diğer tüm çocuklarla eşittir.

Kendi bilimsel çalışmamdan örnek vermek isterim. Boğaziçi Üniversitesi kütüphanesinden yararlanıyorum ben. Diyelim ki, çocuklar için  çevre temalı kitaplara eleştirel yaklaşım nasıl olmalıdır konusunu araştırıyorum. İnternet üzerinden yaptığım araştırma beni Kanada’da yayımlanmış bir kitaba yöneltiyor. Ama bu kitap Boğaziçi Kütüphanesi’nde yok ve kitabı satın alsam en az 300 lira harcayacağım, böyle bir bütçem de yok. Derdime yanmıyorum, kütüphaneciye derdimi anlatıyorum. O da bana çözüm buluyor. “Uluslararası Ödünç Sistemi ile getirtelim. 15 gün içinde okuyup iade etmeniz gerekiyor, bir de kitabın yol masrafını ödemeniz gerekiyor” diye yol gösteriyor. Seviniyorum. Kitabım geliyor.12 lira ödüyorum ve istediğim bilgiye kavuşup, 15 gün sonra kitabı iade ediyorum. İşte dünyanın her ülkesinde çalışan akademisyenle eşit bilgilenme fırsatına kütüphane sayesinde kavuşmuş oldum.

 

Üçüncü seçtiğim anahtar dünyayı kucaklamak. Dünyayı kucaklamak çeşitli biçimlerde olabilir. Bir defa konular olarak dünyayı kucaklayabiliriz. Ayılarla ilgili çocuk olabileceği gibi, dinozorları merak eden çocuk da olabilir. Ege, uzayı merak eder ama Ayşe’nin tek bilmek istediği mumyalar olabilir. Benim tanıdığım bir çocuk var deniz altına düşkün. Deniz altılar, deniz canlıları, eski batıklar ne bulsa okuyor. İşte bu çocuk için kütüphaneye gitmek ona dünyanın her yanından kaynağa ulaşma imkanını veriyor. Artık kütüphanelerimizde dijitalleşme oranı da arttı, dolayısıyla dünyayı her anlamda kucaklamak kolaylaştı.

Sonra, yazarlar olarak da dünyayı kucaklayabilir, değişik ülkelerin yazarlarından kitaplar okuyabilir, değişik kültürler hakkında bilgi sahibi olabilir. Ailesine ve arkadaşlarına katacağı onlarla paylaşacağı ne ilginç konular olur. Örneğin Kurtların Kızı Julie kitabını okuyup Eskimo kültürü ile tanışmış bir çocuk ile tanışmamış bir çocuğun farklı kültürlere bakışı, kabulü, hoşgörüsü de farklı olacaktır. Kitaplar bize dünyanın merkezi olmadığımızı fark ettirir. Bu dünyada bizden farklı yaşayan, farklı adetleri olan, farklı değerleri olan insanlar da bulunur. Sevilip,sayılmaya en az bizim kadar ihtiyaçları vardır.

Dünyayı kucaklamak derken kendimizden farklı bir karakterin dünyasını kucaklamak da bu tanıma dahil. Kız arkadaşları tarafından zorbalığa uğramış bir karakter ne hisseder, bunu öğrenmek isterseniz benim Takma Adı Gagalı kitabımı okuyun. Ya, canını zor kurtarmış Halepli bir göçmen çocuk ne hisseder? Belki okulunuzda öğle arasında bahçede yapayalnız dolaşan bir göçmen çocuk var. Okuyun Kuş Olsam Evime Uçsam (Tudem) kitabını, belki bir sonraki teneffüs o yalnız çocuğu oyuna davet edersiniz.

Dünyayı kucaklamak derken farklı türleri de kast ediyorum. Polisiye, dedektif, şiir, mizah kitapları;her biri ayrı bir tür, ayrı bir dünya. Bu kitapları denemezseniz okumaktan en zevk aldığınız türü nasıl bilebilirsiniz ? Bir keresinde bir öğrencime ödev olarak bir bilim kurgu kitabı olan Yürüyen Kentler (Günışığı Kitaplığı) vermiştim. “Hocam ben bunu okumak istemiyorum. Ben bilimkurgu sevmem” dedi. “Hangi kitabı okudun ve sevmedin?”, diye sordum. “Hiç okumadım”, dedi. “Her şeyin bir ilki vardır” deyip geri adım atmadım. O öğrenci yalnız ödev verilen kitabı değil o serinin bütün kitaplarını da okudu. Kucakladığı farklı dünya ona bambaşka bir hazzın kapısını araladı.

 

Haz demişken “Sanırım cennet bir çeşit kütüphane olmalı” diyen Arjantinli ünlü yazar  Jorge Luis Borges’i anmak şart oldu. Ne kadar güçlü bir benzetme. T.S. Elliot ise “Kütüphanelerin var olduğu gerçeği, insan oğlunun geleceğine dair umut etmek için en iyi kanıttır.”,deyip gelecek umudu ile kütüphaneleri birleştirmiş. O zaman,   son sözü de Albert Einstein’a bırakayım.

“Mutlak bir kesinlikle bilmeniz gereken tek adres, kütüphanenin yeridir.”

Ayfer Gürdal Ünal

21.12.2016

 

**Yukarıda yer alan bilgiler Tudem Yayin Grubunun desteği ile 2017’de Çocukları Kütüphanelerle Buluşturalım Projesi kapsamında hazırlanmıştır.

 

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir