BENİM, ÇOCUKLARLA OKUMAK İSTEDİĞİM KİTAPLARA DAİR

Doğduğu andan itibaren her yerde, her şekilde ve her zaman çocuklara kitap okumanın önemi artık hepimizce bilinen bir gerçek.

Peki;

okuma saatleri için

KİTAP SEÇİMİNDE

nelere dikkat etmeliyiz?

Bu konuda yapılmış birçok çalışma var. Uzmanlar; çocukların gelişimini, yeteneklerini ve ilgi alanlarını göz önüne alarak her yaş grubuna dair önerilerde bulunuyorlar. Bu öneriler doğrultusunda kitap okuma saatlerini zenginleştirmek benim de çok önemsediğim bir konu.

Ancak,  “çocuklara kitap okumak“tan ziyade “çocuklarla birlikte kitap okumak” (aktif ya da paralel fark etmez) fikrine yakınım. Bana göre “çocuk kitapları” sadece çocuklara ait olamayacak kadar önemli birer hazine. Biz yetişkinlerin hem çocuk kitaplarından öğrenecekleri konular hem de kitapların masumiyeti ile hissedecekleri duygular var.

Eğer okuma saatlerini siz de heyecanla beklerseniz; kitabı okurken, tutarken, bir sonraki sayfaya geçerken, resimlerine bakarken bu heyecanı KİTAP SEVGİSİ olarak çocuklarınızla paylaşabilirsiniz.


Bu konunun bir de şu boyutu vardır ki bu yazımda belki birçoğumuzun gizli tuttuğu bu gerçek üzerinde duracağım.

Tamam güzel; uzmanları dinledik kitapları edindik okuyoruz. Ama bana göre arada kaçamak yapmakta fayda var. Yani 3 kitap çocuklarıma uyuyorsa en az 1 kitap da bana uymalı.

Bence anne-baba olarak kendi ilgi alanlarımıza giren merak ettiğimiz ve keyif aldığımız kitaplarında okuma saatinde ayrı bir yeri olmalı.

Örneğin mesleğim gereği Şehirlere ayrı bir tutkum var. Kent yaşamını anlatan, kentsel mekanların resimlendiği ve hatta verilen bir harita, kroki ya da plan üzerinden hikayenin devam ettiği kitaplar tam benlik. Bazen kentsel dönüşüm de buna eklenirse harika.

Bu kitapları okurken ki heyecanımı anlatamam.

Örneğin;

Daha önce On Meadow Street kitabında da benzer bir hikaye vardı. Ancak Peter Brown’ın The Curious Garden kitabı deyim yerindeyse gönlüme kondu.

 

 

Kitap önce kentin genel bir görüntüsünü veriyor ve durum gerçekten vahim. Kentte yaşayanların çoğu gerekmedikçe dışarı çıkmıyor. Ancak her şeye rağmen bu kentte dolaşmayı seven cesur ve sevgi dolu bir çocuk herşeyi değiştiriyor.

Eskiden kullanılan ama şimdi çöküntü alanına dönüşmüş bir tren yolunda başlıyor bu şehir için umut.

Bir hayal, bir umut… Sabır ve cesaret… inanmak… sevmek… işte böyle böyle başlıyor herşey. Tıpkı kütüpannenin doğması gibi…

Boşa çaba görse de herkes çocuk hiç vazgeçmeden devam ediyor hayallerini gerçeğe dönüştüreceği yolda…

Doğru ve bencil olmayan bir hayal kurarsan, o hayal kanadını bulup havalanacaktır… Artık baharın da gelmesi ile bahçe  tûm şehre yayılmaya başlar…

Şehirdeki değişimi ilk sayfa ve son sayfadaki genel görünümlerden takip etmek çok keyifli. Bir iki örnek siz verdiniz mi tüm örnekler çocukların dilinde çığlık oluveriyor…

Son olarak kentin yeni hali ile bitiyor kitap…

Haksız mıyım? Böylesi umut dolu kitaplara hepimizin ihtiyacı var… İnanmaya… Kimsenin kurmaya cesaret edemediği hayalleri kurmaya… Herşeyin birden olmadığına; emek, sabır ve çok çalışma ile güzel günlerin mutlak gelrceğine…

İşte ben böylesi mesajlarla dolu böylesi mekanlarda geçen böylesi kitapları çocuklarımla okumayı seviyorum.

PEKI, YA SİZ

NE TÜR KİTAPLARI

KENDİ HAKKINIZA SAKLIYORSUNUZ??

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir