Bir Kütüphane Kaşifi Nasıl Yetişir?

Bugüne kadar yerel kütüphane kullanımının çocuklarımıza uzun vadede kazandıracakları hakkında birçok paylaşımda ve fikir alışverişinde bulunduk. Peki nasıl iyi birer kütüphane kaşifi yetistirebiliriz? Nasıl kütüphaneleri çocuklarımız için heyecan verici ve eğlenceli mekanlar haline getirebiliriz? Bu konuda bazı öneriler paylaşmak istiyorum.

Rol model olmak: 

Uygulamadığımız bir davranışı çocuklarımızdan beklemek sonuç vermez.  Kütüphane kullanımı konusunda çocuğumuzun en önemli örneği bizleriz. Bu nedenle çocuklarımızla gittiğimizde, kendimize de kitap ödünç almalı, ödünç aldığımız kitabı çocuğumuzun göreceği şekilde okumalıyız. Kütüphane kullanımının hayatımıza nasıl bir tat getirdiğini ona hissetirmeliyiz.

Bir kütüphane kartı edinmek:

Çocuğumuzun ismine düzenlenmiş bir kütüphane kartı edinmeliyiz. Ücretsiz olarak edinecegimiz bir kütüphane kartıyla, çocuğumuz sayısız kitaba ulaşabilir. Kitap ödünç alma, kitaba sahip çıkma ve kitabı zamanında teslim etme rutinlere aşinalık kazanır, sorumluluk alır.

Sık sık ziyaret etmek ve mümkün olduğunca kütüphane aktivitelerine katılmak:

Kütüphaneyi tıpkı bir çocuk parkı ya da çocuğumuzun en sevdiği pizzacı gibi düzenli olarak gidilen bir mekan haline getirmeliyiz. Bu ziyaretlerle, çocuğumuz, kütüphanenin yoluna, çevresine, kütüphanecimize aşinalık kazanacaktır ve kütüphaneyi sahiplenecektir. Çocuklarımızla beraber katılabilecegimiz haftalık veya aylık kütüphane aktivitelerini arastirabiliriz. Hikaye saatleri, serbest oyun programları, kitap tartışmaları gibi programlar, çocuğumuzun kütüphaneye, dolayısıyla kitaplara olan merakını destekleyecektir.

Çocuğumuzun ilgisine uygun kitaplar seçmesine yardımcı olmak:

Kütüphane keşfine çocuğumuzun en sevdiği türden kitaplarla başlamak, kütüphane ziyaretlerini daha kısa sürede alışkanlığa dönüşmesine yardımcı olacaktır.

Kütüphanede aradığı kitapları, dergileri, ve diğer görselleri nasıl bulabileceğini öğretmek:

Kütüphanelerin düzenine, kitapları ve diğer görselleri sıralama sistemine aşina olmasını sağlayabilirsiniz. Sayıların ve sembollerin hangi rafı, hangi katı vs. işaret ettiğini çocuğumuzla beraber keşfedebilir, bir dahaki sefere aradığına daha kolay ulaşmasına yardımcı olabiliriz.

Kütüphaneden aktivite takvimi edinmek:

Her ay, kütüphane aktivitelerini sormayı, mümkünse takvim edinmeyi alışkanlık haline getirebiliriz. Ve bu takvimi evin görünür bir yerine asabiliriz.

Yerel kütüphaneye öneri ve taleplerde bulunmak:

Yerel kütüphanemizde çocuklar için aktivite mi yok? Kütüphaneler hepimizin ve biz sahip çıkıp kullandıkça gelişecektir. Kütüphanelerin eksiklerinin giderilmesi konusunda yapacağımız en etkili adım, sık sık ziyaret etmek ve önerilerimizi yetkililerle paylaşmaktır.

 

Herzaman aradığımız donanıma veya etkinliklere sahip kütüphanelere ulaşamayabiliriz ancak çocuklarımızın  kütüphanelere karşı heyecan duymasını sağlamak, var olan imkânları kullanmak, ve ihtiyaç gördüklerimizi talep etmek, eksiklikleri kapatmak yolunda yapabileceğimiz anlamlı katkılardır.

 

 

 

NEDEN KÜTÜPHANE?

Altı kitaptan oluşan küçük bir kitap setim vardı, ilk okumaya başladığım zamanlar… İlk kitaplarım diyebilirim… Şehirden uzak küçük bir köy, hem de bu kadar çok çocuk kitabının olmadığı zamanlar… Sınıfımızda minicik bir kitaplık, dokunmak yasak, öğretmenimiz çok nadir zamanlarda o kitaplığı açar ve ismimizi not ederek ve işaret parmağını sallayarak, “kitabın başına bir zarar gelirse sen sorumlusun ona göre” diyerek kitabı uzatırdı ya dünyalar bizim olurdu… Bir gün bizimle aynı köyde oturan, babamın öğretmen arkadaşı bir aileye misafirliğe gitmiştik, onların da benimle yaşıt bir oğulları vardı, adı Akın. Akın’ın o kadar çok kitabı vardı ki hepsini şaşkınlıkla incelemeye başlamıştım. Annesi “isterseniz her cuma günü okulda birer kitabınızı değiştirebilirsiniz dediğinde sevinçten uçmuştum… Aynı okula gidiyorduk. O sabahçı, ben de öğlenciydim. Artık her cuma öğlen onların çıkış saati bizim de derse geliş saatimizde buluşup heyecanla kitaplarımızı değiştiriyorduk, cuma günü yeni kitap günü.. Altı hafta böyle güzel devam ettik ama yedinci hafta benim ona götüreceğim yeni kitap kalmamıştı.. Çocukça bir cin fikirlilikle altı kitaplık serinin ilk kitabını tekrar aldım ve arkadaşımla değiştirmek için götürdüm, o gün albenisi çok olan yeni bir kitap getirmişti ama o benim getirdiğim kitabı görünce ben bunu okudum dedi, almadı, getirdiği kitabı da bana vermedi… O gün benim için kotu bir çocukluk hatırası, yarasıdır..

Hani haberlerde çıkmıştı ya Japonya’da lise öğrencisi bir kız bulunduğu yerden başka bir yerdeki okuluna gitmek için her gün trene biniyor, kendisinden başka o hattı kullanan kimse olmadığı halde onun mağdur olmasını engellemek adına üç yıl boyunca yani kız okulunu bitirene kadar hattın işlemeye devam edeceği söyleniyordu.. Bizim ülkemiz için ne kadar uzak bir hayaldi oysa.. Gelişmiş ülkelerin en büyük özelliği ne derseniz, ben de kendi gözlemlerime göre derim ki; en önemli özellikleri insana, evet, bizim ifade ederken “bir insan bile olsa” dediğimiz şekilde sayısına, kimliğine, cinsiyetine, milliyetine bakmadan insana değer veriyor olmaları diyebilirim.. Çocuklara küçük yaşlardan itibaren bu bilincin kazandırılması..

Ülkemizde ie kamusal alan olmasına rağmen pusetleriyle çocuklarını taşıyan anneler  çoğu zaman da kendi hemcinsleri tarafından bile etrafa rahatsızlık verdiği gerekçesi ile mahalle baskısı uygulanabiliyor. Halbuki kütüphaneye çocuğunu götüren bir annenin çoğunlukla pusette uyuyan minik bir yavrusu daha olur, böyle çoluk çocuk hep birlikte rahatça otobüse binip inebilmeleri, karşıdan karşıya güvenli ve diğer araba şoförlerinin onları telaşlandıracak şekilde bir tavırda olmamaları gerekir.. Kütüphaneye geldiklerinde yine aynı şekilde, puset ya da tekerlekli sandalye kullananlara kolaylık olması için düz yollar ve katlara çıkmak için geniş asansörler olmalıdır. İş kazası geçirmiş, tekerlekli sandalye kullanan bir baba da rahatça çocuğunu kütüphaneye götürebilmelidir..

Bunlar insana verilen değerin bir sonucudur ve her vatandaş bu haklardan rahatça faydalanabilmelidir.

Okullarda, kütüphanelerde, sinema, tiyatro gibi yerlerdeki bütün çalışanlar insana, hele hele de çocuklara karşı saygılı ve onların dünyasına girebilen kişilerden olmalıdır.

 

Son yıllarda bu konulardaki hassasiyetin artıyor olması ülkemiz adına sevindirici tabi ki .. Mesela çocuklarını televizyon- tablet bağımlılığından kurtarma çabasında olan aile sayısı hiç de az değil. Alternatif etkinlikler düzenleyen kurumlar, dernekler, kitapevleri ailelere çok çeşitli etkinlik imkânı sunuyor.. Çocuk kitapları en parlak dönemini yaşıyor.. Ancak asıl olmasını arzu ettiğimiz şey; bütün bu imkanlara ülkedeki, daha geniş düşündüğümüzde dünyadaki bütün çocukların kolayca ve ücretsiz bir şekilde ulaşabilir olmasıdır. Bütün bunların devletin imkânlarıyla sunulması ardından aileler, öğretmenler ve gönüllülerin bu konuda destekleyici çalışmalarıyla çocukların kütüphane ortamından daha fazla faydalanması sağlanmalıdır.

Kütüphane ortamında büyüyen çocuk, kamu malına zarar vermemeyi, emaneti zamanında teslim etmeyi öğreniyor.  Bununla birlikte maddi durumu ne kadar iyi olursa olsun ailesinin ona sunabileceği kitap ve diğer etkinliklerden daha fazlasına kütüphaneler vasıtasıyla ulaşabilir olması çok önem arz ediyor. Okuyarak gelişen bir toplum ve kitap sevgisiyle büyüyen çocuklar için kütüphaneler en ulaşılabilir ve cazibeli yerlerden olması gerekiyor. Okuma eğitimi  ve kitap sevgisi bir ülke olarak topyekun kazandırılması şart olan bir zorunluluk. Kişisel gayretler önemli tabi ama bu konuda sağlam bir devlet politikası olması lazım.

“Bir çivi bir nalı, bir nal bir ati, bir at bir komutanı, bir komutan bir orduyu, bir ordu da koca bir ülkeyi kurtarır..”

demişler, biz de anneler olarak bir ilim ordusu yetiştirebiliriz, ihtiyacımız olan tek şey buna sonuna kadar inanmak.

Misafir Yazar

Kütüphanede Bir Etkinlik Günü: Yazarımla Tanışıyorum, Fransa

Bahsedeceğim etkinlik iki günlük bir programdı. İlk gün başka bir kütüphanede yazarla tanışma ve imza günü, ertesi gün daha başka bir kütüphanede ise aynı yazarın kitaplarındaki kahramanlarla hazırladığı mini tiyatro ve resim atölyesi şeklindeydi. Bu etkinlik 4-10 yaş arası çocuklar içindi. Biz ilk günkü tanışmaya katılamadık, ikinci günkü etkinlik ise şu şekilde gerçekleşti…


Çocuk kitapları yazarı Tullio Corda İtalyan asıllı, yazar ve illüstratör, Fransa’da Lyon şehrinde ikamet ediyor.

Kütüphanede küçük bir salonda 10-15 kişilik bir çocuk grubu vardı.

Yazarımızın sevimli küçük bir sahnesi vardı, aynı bizdeki Hacivat Karagöz orta oyunu sahneleri gibi.

Sahnenin arkasında durup bir taraftan resimleri değiştiriyor bir taraftan da canlandırma seklinde kitaptan bolümler okuyordu. Kimi zaman da değişik malzemeler kullanarak sunumu canlandırıyordu.

Daha sonra programın ikinci bölümünde çocuklar masalara geçtiler, her birine kağıt, fırça ve boyalar verildi.

Yazarımız aynı zamanda illüstratör de olduğu için çocuklara kitabındaki bazı hayvan figürlerini kolayca yapabilmeleri için yol gösterdi. Civciv, tavuk ve kedi resimleri yaptılar birlikte.

Sonunda da herkes yaptığı resmini alıp eve döndü.
Bu etkinlikte kızım katılımcıların içinde en küçüğü sayılabilirdi. Kızım resim yapmaya çok ilgili değildi ama bu etkinlikle birlikte ilgisi biraz daha artmış oldu. Bu tarz ortamlarda daha fazla sosyalleştiğini fark ediyorum, tanımadığı insanlarla topluca bir çalışma içinde olmak. Hem de bunun her zamanki alıştığı kütüphane ortamında ve ücretsiz olması çok önemli. Kazancı bol bir program da bu şekilde bitmiş oldu,

bakalım bundan sonra nasıl programlar bizi bekliyor, KÜTÜPHANEDE?

Misafir Yazar

Sulzer Regional Library- Chicago, ABD

Merhaba,

Bu yazımda sizlere, şehrin büyük çocuk kütüphanelerinden birini tanıtacağım. Oldukça yoğun kullanılan bu kütüphanenin, serbest oyun ve kitap ödünç alma/okuma faaliyetleri dışında her yaştan çocuğa hitap eden zengin programları var.  Bunlardan bazıları:

– Waldorf okulları işbirliğiyle düzenlenen 0-5 yaş için hikaye saatleri
– 3-6. sınıf öğrencilerine okuma becerilerini geliştiren haftalık eğitimler
– 6-10 yaş için lego klübü
– 7 yaş ve üzeri için tiyatro klübü
– 9 yaş ve üzeri için yazarlık klübü
– 9 yaş ve üzeri için seçilen kitapların tartışmalarının yapıldığı kitap klübü

 

 

Aşağıdaki ise,  oğlum Yağız’in en sevdiği kısımdan bir fotoğraf… Kitapların yanı sıra, bol bol yap-boz, ahşap bloklar, pastel boya, lego, ve eğitici oyuncak mevcut. Çocuklar oynarken, ebeveynlerin en çok kullandığı kelime ise “paylaş”. Çocukların, paylaşmak, teşekkür etmek, sıra beklemek gibi sosyal normları öğrendikleri bir mekan kütüphane.

 

 

Kütüphanenin duvarlarına asılmış mesajlar ve alıntılar çok çarpıcı.

” Okumayı öğrendiğinde, sonsuza kadar özgür olacaksın”

 ” Burada nefrete yer yok”.

 

Bilimsel metodun adım adım anlatıldığı bu poster ise, fen ve teknoloji bölümüne asılmış.

 

Dil kitaplarının olduğu bölümdeki dünya dilleri listesinde köklü ve zengin dilimiz Türkçe’yi  görmek ise gurur verici.

 

Ebeveynlere bir ricası var kütüphanenin “Lütfen işiniz bitince oyuncakları yerine koyunuz”. Bir de her  kütüphanede vurgulanan beş  oneri; ” İyi alışkanlıklar erken yaşlarda edinilir. Konuş- oku-şöyle- yaz- oyna. “

 

Bol oyunlu, bol kitaplı, bol şarkılı günler,

Yazan: Beyza Aksu Dünya

 

AYAKLI KİTAPLAR GEZİCİ KÜTÜPHANELER

Gezici kütüphaneler şehirlerin uzak semtlerinde,kasaba ve köylerde yaşayıp halk kütüphanesinden yararlanamayan çocuk, genç ve yetişkinlere  hizmet  götürmek amacıyla Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü tarafından oluşturulmuş bir birimdir.

Dünyada geçmişi 19 yy. dayanır. Basit atlı araçlarla başlayan gezici kütüphanecilik yerini 20 yy. da büyük motorlu araçlara bırakır. Dünyada ilk motorlu kütüphane Cincinnati Halk Kütüphanesidir.(1927)

Bizdeki ilk gezici kütüphane Nevşehirli Mustafa Güzelgöz’ün eşekli kütüphanesidir. Güzelgöz 22 yılda 35 köy dolaşır 27.500 kitap, ilim ve irfan dağıtır.

Günümüzde daha da modernleşen gezici kütüphaneler artan sayısıyla daha fazla insana ulaşmaktadır. Türkiye’nin  farklı illerinde kütüphane hizmeti veren  45 araç bulunmakta, bu araçlardan bir tanesi de Sinop’tadır . Araç belediye sınırları dışında kütüphaneye ulaşımları sınırlı olan ilk ,orta,lise öğrencileri ve vatandaşlara hizmet vermektedir.

  • Gezici kütüphanelerde diğer kütüphaneler gibi üyelik sistemiyle çalışıyor. Sinop’ta bulunan tek gezici kütüphanenin öğrenci ve öğretmen olmak üzere 900 üyesi bulunmaktadır.
  • Üyeler  15 günde bir okullarına gelen kütüphaneden en fazla 3 kitap alabiliyorlar.
  • Kütüphanenin araç içi kitap sayısı 4800 civarında.
  • Kütüphane günde 2 okul olmak üzere ayda 19 ayrı okula gidiyor.
  • Kütüphanenin araç içinde kitap okuma kapasitesi 10 kişi.
  • Kitaplar her okul yılı sonunda yenilenerek bir sonraki eğitim öğretim yılına hazırlanıyor.

Gezici kütüphanenin ulaştığı şanslı köy okullardan birinde ben de öğretmenlik yapıyorum. Gezici kütüphanenin okulun bahçe kapısından girdiğini gördükleri anda başlıyor öğrencilerimin sevinç çığlıkları. Kütüphaneyi görmemizle kütüphanenin içinde kendimizi bulmamız birkaç dakikamızı alıyor. Kitaplardan mahrum kalan çocukların kitaplara kavuşma anı ise görülmeye değer. Rengarenk kitapların büyüleyiciliğine kapılmaları da uzun sürmüyor. Büyük bir memnuniyet ve ödünç aldığımız kitaplarla ayrılıyoruz geziciden.

Ben bir eğitimci olarak çocukları kitapla erken yaşta tanıştırıp okuma alışkanlığı kazandırdığı için bu projeyi destekliyorum. Bu araçların sayısının artırılıp en ücra köşelerdeki çocuklarımızın da gönlünde yeni ufuklar açmasını temenni ediyorum.

Biliyoruz ki kitap okuyan her bir çocuk memleketimiz ve geleceğimiz için yeni bir ışık kaynağı, sağlıklı bir toplum olma yolunda yeni bir tuğla taşı. İşte tam da bu yüzden diyoruz ki;

iyi ki varsın yürüyen kitaplar iyi varsın gezici kütüphanem

Yazan: Elif Gökmen Taban

BU BAHAR HER GÜN KITAP OKUYORUM

Bahar ayları hep ilhamla mutlulukla sevgiyle gelir… yeniden yeşeren ağaçlar, çimenler ve kokusu her yeri saran çiçeklerle umut verir ve yeni başlangıçlar için idealdir…

Biz de böylesi duygularla bu aylara eşlik etmek için çizenanne ile bahar ayı çizergesini hazırladık.

Mart Ayı içinde çizelgesini işaretleyerek instagram hesabinda @kutupanne #bubaharhergunkitapokuyorum ile paylaşın konuya ilişkin farkındalığı siz de destek olun.


Doğduğu andan itibaren, hatta belki çok daha öncesinden başlayarak, her gün düzenli kitap okumak; çocuğunuzun temel becerilerinin gelişmesine destek olan, ebeveyn-çocuk arasındaki bağı da güçlendiren olmazsa olmaz günlük aktivitelerden biridir. Özellikle beyin gelişiminin en hızlı olduğu ilk 5 yıl çocuğunuzun günlük rutinlerinin içerisine birlikte okuma saatlerini eklemenin günümüzde kanıtlanmış bir çok yararı bulunmaktadır.

Kelimeleri tanıma, yaşadığı dünyayı ve çevresini keşfetme, akıcı konuşma, ileriki dönemlerde okumaya karşı ilgi, dinleme becerisinin gelişmesi vb. katkılarının yanı sıra; yapılan araştırmalar anaokulu dönemine kadar kitap okunmuş bir çocuğun bildiği kelime sayısının diğer çocuklara oranla fazla olduğunu ve bunun gelecekte çocuğun akademik başarısını olumlu yönde etkileyeceğini göstermektedir.

Ebeveyn bu aktiviteyi görev olarak görüp ”çocuğa kitap okumak” olarak tanımlamak yerine, çocuğu ile bire bir vakit geçirme fırsatı olarak görüp ”çocuğumla kitap okumak” olarak nitelendirirse iki tarafta çok keyif alacaktır. Çünkü biz yetişkinlerin de çocuk kitaplarından öğreneceği birçok şey olabilir. Bu bilinçle ve merakla yaklaştığımızda ”okuma” konusundaki heyecanımız çocuğumuzu da etkleyecektir. Unutmayalım ki çocukların kitap okumayı sevmesi için önce bizim kitap okumayı sevmemiz ve kitap okuyarak onlara model olmamız gerekmektedir.

Çocuğunuzun doğduğu andan itibaren günlük rutini içine sesli kitap okuma aktivitesini ekleyebilmeniz için çizenanne ile birlikte harika bir çizelge hazırladık.

Günlük koşuşturma içerisinde bebeğimize/çocuğumuza en az 15 dk. kitap okuma zamanı ayırarak her hafta 105 , her ay 420 ve her yıl 5040 dakika kitap okumuş oluyoruz.

Açıkçası bu çizelge çocuklara değil,

  • çocukları ile sağlıklı iletişim kurmak,

  • aktif zaman geçirmek

  • Çocuklarının gelişimine katkı sağlamak ve

  • Çocuklarına kitap sevgisi aşılayarak onların başarılı bir akademik geleceğe sahip olmasını isteyen

ANNE, BABA, ÖĞRETMEN, ANNEANNE, DEDE, KÜTÜPHANECİ, YAYINEVI, KİTAPEVİ vb. herkes için…

“Bu bahar kitaplarla çok keyifli”

Çizenannenin tasarladığı bu huzur veren keyifli çizelgeyi şöyle kullanıyoruz:

Her satırda haftanın her bir günü için 7 daire var. Eğer o gün çocuğunuz ile en az 15 dk. sesli kitap okuma saati yaptıysanız. Bir daireyi işaretliyorsunuz. Mart, Nisan ve Mayıs Ayı süresince bu çizergeyi keyifle kullanabilirsiniz.

Odanıza, Sınıfınıza, Buzdolabınıza asacağınız bu samimi kılavuzu doldururken çekeceğiniz sevgi dolu fotoğrafları paylaşırken @cizenanne ve @kutupanne yi de eklerseniz. Mutluluğunuza bizi de dahil etmiş olursunuz.

Bahar Mevsimi Okuma Çizelgesi’ni buraya tıklayarak indirebilirsiniz.

Son olarak tüm sorularınız için mesajlarınızı beklerim. Iletişim için kutupanne@gmail.com