Atatürk Olmak

Yazar: Aytül Akal
Resimleyen: Ayşın Delibaş Eroğlu
Yayınevi: Uçanbalık Yayıncılık
Sayfa Sayısı: 22

Bir varmış bir yokmuş. Büyüdüğünde ne olacağını çok merak eden bir çocuk varmış…
Ne yapmak istediğine bir türlü karar veremiyormuş. Acaba babası gibi tuhafiyecilik yapsa, o da renk renk düğmeler mi satsaymış?
Annesi gibi eczacı olsa, hastalara ilaç mı verseymiş? Karar veremiyormuş…

Hayır hayır, bilgisayar mühendisliği, mimarlık, kaptanlık, pilotluk hiç ona göre değilmiş. Şarkıcı ya da futbolcu olmak da istemiyormuş. Bir gün sınıf öğretmeni Atatürk’ü anlatmış. Ülkemizi düşmanlardan kurtardığını, Cumhuriyet’i kurduğunu söylemiş.
“İşte bu harika bir şey!” diye düşünmüş çocuk. Neden büyüdüğünde o da bir Atatürk olmasınmış ki?
Okuldan döndüğüne annesine, babasına, ağabeyine, ablasına, dedesine ve nenesine “Ben büyüyünce Atatürk olacağım!” demiş ama herkes ona gülmüş…


Okula gittiğinde öğretmenine, “Ben büyüyünce Atatürk olmak istiyorum. Ama nasıl Atatürk olunur bilmiyorum,” demiş. Öğretmeni gülümsemiş. Her mesleğin bir okulu var ama… Atatürk olmanın okulu yoktur çocuğum. Çünkü her Türk çocuğu aslında biraz Atatürk’tür! “Atatürk’ün yaptıklarını anlar düşüncelerini izler, ilkelerini korursan, sende ondan bir parça var demektir.” demiş. Çocuk o akşam yatağına yatmış, gözlerini kapamış. İçindeki Atatürk’ün hayatı boyunca yüreğinde yaşayacağını, ona ve bütün çocuklara sonsuza kadar ışık tutacağını biliyormuş.

Anne Yorumu:

Biz çocuklarımla bu haftaki Kayseri İl Halk Kütüphanesi ziyaretimizde Aytül Akal’ın “Atatürk Olmak” kitabını seçtik. Atatürk sevgimizi bir kez daha bu güzel kitapla pekiştirdik. Küçük oğlum ne öğrenirse öğrensin anneciğim, Atatürk’ün yanına gittim o bana öğretti diye cevap veriyor. Atatürk’ü çocuklara sadece bizi düşmanlardan kurtardı diye anlatmak yerine başöğretmen olduğunu, ağaç kesilmesin diye bir binanın yerini degiştirttiğini, yüzlerce kitap okumuş olduğunu, çocuklara ve gençlere en çok güvenen, inanan kişi olduğunu bu yüzden onlara bayram armağan ettiğini, yeniliklerini, devrimlerini, sanata verdiği önemi, kadınlara seçme ve seçilme hakkı verdiğini anlatsak. Sizce de daha anlamlı olmaz mı?

Size bir de memleketim Trabzon’ a yaptığım ziyarette gezdiğimiz Atatürk Köşk’ünden bahsetmek istiyorum. Yolunuz düşerse mutlaka uğramanızı tavsiye ederim.

Atatürk bu köşkte, vasiyetini tamamlamış ve tüm mal varlığını Türk Milleti’ne bağışlamış. Gezerken dikkatimi çeken bu söz sizi de benim gibi çok etkileyecektir. “İnsanın serveti kendi manevi kişiliğinde olmalıdır. Mal ve mülk bana ağırlık veriyor bunları milletime vermekle ferahlık duyuyorum.” Ne kadar büyük ve tokat gibi bir söz öyle değil mi?

Bu geziden sonra Atatürk’ü çocuklarınıza tekrar bir masal gibi anlatabilir, birlikte Atatürk’ün hayatıyla ilgili belgesel ya da bir film izleyebilirsiniz. Daha sonra ay ve yıldız şeklinde kurabiyeler yaparken sohbet edebilir, isterseniz Türk Bayrağı çizip boyayabilirsiniz. Biz evimizde ellerimizde Türk Bayrakları “Ne mutlu Türk’üm diyene!” diyerek ve İstiklal Marşımızı söyleyerek günü noktaladık. Siz neler yapacaksınız bakalım?

Yazar: HAZAL OZHAN

23.04.1986 doğumluyum Çocuk Bayramı`nda doğduğumdan mı bilinmez, içimdeki çocuğu çocuk kitaplarıyla
besleyen bir anneyim. İki oğlum var Alptuğ ve Alphan biri 8 diğeri 3 yaşlarında. İlk oğlumu kucağıma aldığım günden beri kitaplarla iç içeyiz. Okuruz, inceleriz, araştırırız ve şimdi sıra sizlerle paylaşmakta …
Ben bir psikolog ya da kitap eleştirmeni değilim, sadece kitapları çocuklarıyla yaşayan bir anneyim. Her yeni gün çocuklardan, okuduklarımdan, yaşadıklarımdan yani yaşamdan yeni şeyler öğreniyorum. İstiyorum ki bu öğrendiklerimi herkese aktarabileyim. Yaşadıklarımızı, kitapların bizde bıraktığı güzellikleri, bazen etkinliklerimizi, bazen kahkahalarımızı sizlerle paylaşmaya geldim.
Siz de bizimle çocukların, çocukluğumuzun dünyasına katılmaya hazır mısınız?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir