KÜTÜPHANEDE İLK DENEYİMLER

İnsanların birçok konuda olduğu gibi kitaplarla ve kütüphanelerle kurduğu ilişkinin de çocukluk çağlarında geliştiği artık bilinen bir gerçektir. Özellikle çocukların kütüphanede yaşadıkları ilk deneyimler onların ömür boyu kütüphaneleri kullanması konusunda teşvik edici ya da heves kırıcı bir rol oynayabilir.

Bu yazımızda ebeveynler için çocuklarda kütüphane sevgisi kazandırmak adına atabilecekleri küçük adımları derledik.

-Kütüphane ziyaretinden önce kütüphaneler hakkındaki kaynaklardan faydalanmak.

Özellikle ilk kütüphane deneyiminden önce çocuğunuzla kütüphaneler hakkında sohbet etmek ve onu bu deneyime hazırlamak için çizgi filmlerden ve kitaplardan faydalanabilirsiniz.

-Çocuğun sevdiği oyuncakları yanınıza almak.

Özellikle erken çocukluk döneminde çocukların sevdikleri birkaç oyuncağı yanlarına almalarına ve kütüphanede bu oyuncaklarla oyun kurmalarına izin vermek çocuğun kütüphaneyi kendi bildiği yollarla keşfetmesine olanak tanıyabilir. Özgürce oynayabildiği ve keşfedebildiği bir yerde olmak ‘kütüphane kaşifliği’ gibi bir ritüellerin doğmasını ve zaman içinde çocuğun kütüphaneyi ziyaret etme alışkanlığı kazanmasını sağlayabilir.

-Çocuğunuzla birlikte kitapları okumak/incelemek.

Çocuklarını kütüphaneye götüren ebeveynlerin sık yaptıkları hatalardan birisi de çocuklarının eline kitapları tutuşturup başka şeylerle ilgilenmektir. Çocukları kütüphaneye götürüp sadece fiziksel olarak orada bulunmak çocuklarda olumlu bir kütüphane algısının gelişmesinde yeterli olmamaktadır. Çocuklar her zaman önlerine yığılan kitapları tek başına incelemekten hoşlanmayabilirler ve bu durum onların kitaplarla arasının bozulmasına sebep olabilir. Bu yüzden ebeveynlerin çocuklarıyla birlikte kitap seçip onları birlikte okuyup incelemesi daha doğru bir tutum olabilir.

-Kütüphaneye üye olmak ve kitap ödünç almak.

Kütüphaneye üye olmak o kütüphaneye aitlik hissedilmesinde önemli bir rol oynar. Bunun yanı sıra kamusal bir hak olan kütüphanenin bütün imkanlardan yararlanma şansının elde edilmesini sağlar. Özellikle çocuğunuzun sevdiği ya da merak ettiği kitabı ödünç almak çocukta bir okuma kültürü oluşturmanın ekonomik bir yoludur.

-Kütüphanelerin daha işlevsel hale getirilebilmesi için gönüllü olmak.

Özellikle çocuk kütüphanelerinin eğlenceli bir ortama sahip olması, yeni müdavimler edinilebilmesi için cezbedici bir özelliktir. Evde bulunan iyi durumda olan ancak daha fazla kullanılmayan oyuncaklar kütüphaneye bağışlanarak ya da kütüphanede masal saati, origami, resim atölyesi gibi etkinlikler düzenlenerek kütüphaneye yeni üyelerin kazandırılmasına katkıda bulunulabilir. Böylece hem çocuklarınıza kütüphane bilinci kazanmasında örnek olmuş hem de başka çocukların da hayatlarına dokunma fırsatı elde etmiş olursunuz.

Kütüphanede İlk Deneyimler İnfografik İndir

YAZAN:

Saynur ÇETİNKAYA

Çocuk Gelişimcisi

 

 

Mevsimlik İşçi Kampı Çocuğu Olmak

Masalların hangi yaş grubuna nasıl anlatılacağını, ne tür masalların anlatılması gerektiğini teorik kısmıyla birlikte masal anlatıcılığı eğitimi kapsamında, hocalarımdan öğrenmiştim.  3,4,5 gibi kesin yaş aralıklarıyla anlatıcının yaşına göre masallar seçip, masalları anlatmaya gayret ediyordum. Bu kadar net yaş aralıklarının olmasının yanlış olabileceğini, hayatımın en önemli dersini veren masal saatini yapana kadar bilmeyecektim.. Mevsimlik tarım işçilerini iyileştirme projesi kapsamında hayatımda ilk defa duyduğum “kamp çocuklarına” masal anlatma heyecanı sarmıştı beni. Nasıl anlatmalı ne anlatmalı? Tüm bu sorular üzerine kafa yorarken vakit geldi. Kamp içinde bulunan büyükçe salonda yetmişi aşkın 2 ve 12 yaş aralığında çocuk masal çemberinde beni bekliyorlardı. Hiç masal dinlemeyen çocuk sayısı dinleyen çocuk sayısının üç katıydı. Heyecanla ne anlatılacağımı bekleyen çocukların telaşlı kıkırdayışları, ara ara bilmediğim dilde fısıldanışları, bütün salonda uğultuya neden oluyordu. Bu, gözle görünmeyen fakat kulakları sağır edecek derecedeki salonu dolduran uğultu, parmaklarımın, müzik aleti kalimbanın tellerine dokunmamla azalmaya başladı. Ben ritimli çaldıkça ses sis gibi yok olup gitti ve başladı harfler, sesler yan yana dizilmeye. Masallar nerden gelir diye sordum, cevabının kesinlikle gelmeyeceğini düşünerek. Ama 12 yasında Hümeyra kitaplardan gelir deyip bütün ilgimi kendisine çekişti. Hümeyra küçük kız kardeşini kucağına almış, masal dinlemeye gelmişti. Sayıları fazla olan çocukları zapt etmekte oldukça zorlanınca kalimbanın tellerine daha bir hızlı bastım ve başladım masal ritüeli oyununu çalmaya. Bütün salon sessizliğe gark olmuş ve çocuklar ne oluyor diye meraklı bakışlarla beni dinleyeme başlamışlardı. İki ve on iki yaşlarındaki çocukları nasıl bir masalda buluştururum kaygısı yavaş yavaş dağılmıştı üzerimden. Harfler, Sözcükler, Kelimeler, kalimbadan çıkan notalara takılıp, önce salonun duvarını yalayıp, sonra başka bir ahenkle çocukların kulaklarına fısıldıyordu. Ara ara oyunbaz ruhlar, sesleri ve sözleri tutup elleriyle oynuyor, oyunlarından yükselen kıkırdanışları salonda farklı bir ahenge neden oluyordu. Nihayet, ses, söz ve oyunun kardeşliği zirvedeyken masal son buldu.  Masal saatini bitirdiğimde her tecrübe yeni bir öğreniştir demiş ve neyi öğrenirsen öğren her daim hayat okulu başka şeyler öğretiyor fikrini aklımın bir köşesine yazmıştım. Hayatlarının altı ayını anne babalarının geçim sıkıntılarını ortadan kaldırmak için tarlada geçiren çocuklar, bana çok şey öğretmişlerdi. Masal müziğini ve oynadığımız oyunları ömür boyu unutmayacaklar kuşkusuz. Ben de hayatımın dersini unutmayacağım. Tarlaya gitmedikleri vakit kendileri için oluşturulan çocuk kütüphanesine gelip masal dinleyecek, kitaba, kaleme hasretlerini dindirecek çocukların mütebessim çehreleri, hala gözümün önünde.  Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayımlar Genel Müdürlüğünün daveti üzerine masal anlatmaya gitmiştim. Bakanlık oradaki çocukların şartlarını iyileştirmek adına bir çocuk kütüphanesi kurup, günlük etkinlikler planlamışlardı. Yüz boyama, masal, oyun, gezici kütüphane aracı içini keşif, sokak oyunları ve masal anlatımı gibi birçok etkinlik. Mevsimlik tarım işçileri İyileştirme Projesi kapsamında yapılan bu tür etkinliklerde çocuklar uzak kaldıkları oyuna, eğitime kısa süre de olsa kavuştular. Böylesine çocukların yüreğine dokunan bir projede olmaktan kendi adıma onur duydum. Dezavantajlı çocuklarla çalışırken yaşadığım her hatıra benim için bir nasihat niteliğinde. Oyunbaz ruhlu mevsimlik çadır işçisi kampı çocukları, diğer çocuklardan hiçbir farkı olmaksızın, iyi bir hayatı hak ediyor. Gelecek yıllarda böylesi faaliyetlerin uzun soluklu ve devamlı olması, böylesi projelerin daha verimli olmasını sağlayacaktır. Hiç dil bilmeyen çocukların oyunlarda ve masal esnasında, çocuk dilleriyle dâhil olduklarını gördüm. Belki bir tercüman bu etkinlikleri daha verimli kılabilir.  Söze, sese ve oyuna belki daha sıkı sarılıp belki dans bile edebilirler. Çetin hayatla dans etmeye ara verip, oyunla dans etmek ne muazzam bir hediye olurdu?

Okulda Edinilen Bilgilerin Hayattaki Yansımaları

Dünyanın her yerinde her bir bireyin eğitim alma hakkı mevcut. Öyle ki birçok ülkede bu eğitim hakkı aynı zamanda ‘zorunlu eğitim’ olarak karşılık buluyor. Eğitim süreçlerini yöneten kaygı ise, bireyleri iyi bir geleceğe hazırlamaktır. Devletlerin zorunlu eğitim şartı koymasının, her bir vatandaşının ülkeye ve devletine faydalı olabilmesinin dışında başka bir anlam taşıma ihtimali yok gibidir.

Eğitimi büyük çoğunlukla bir rol ya da bir meslek edinmek için alıyoruz. Ortaöğretim son sınıfa kadar öğrendiklerimizi bir sınav vasıtasıyla değerlendirmeden geçirip üniversiteye, yani rolümüzü edinmemizin son adımına geliyoruz. Yeteneklerimiz, isteklerimiz ya da becerilerimiz bu noktada geçersiz. Zira eğitim kişiye göre bölünmüyor, her bir bireye eşit şekilde eşit şartlarda aynı bilgiler veriliyor. Oysa bu kişiler aldıkları bilgileri hayatlarına geçirmeden sadece kâğıt üzerinden öğrenerek bu yolun sonuna geliyorlar. Üniversite öncesinde edinecekleri role doğru ilerlerken de kâğıt üzerinde öğrendikleri bilgilerle hiçbir hayat tecrübesi olmadan ya da seçecekleri role ait bir edinimleri olmadan başka bir kâğıt üstü eğitim modeline geçiyorlar.

Peki, standart eğitim sisteminin gidişatını bozmadan sadece yeni mekân ve yeni alanlarda hem okulda başarıyı arttırabileceğimizi hem de çocuklarımızın yeteneklerini keşfetmelerine yardımcı olabileceğimizi söyleseydim. Buna tepkiniz ne olurdu?

Okul öncesi dönem haricinde ilkokul ve ortaöğretim düzeyindeki çocuklar için karakter keşfi ile birlikte ilgi alanlarının doğrudan geliştirilmesine yönelik bir eğitim modeli öngörülebilir. Amaç okulda öğrenilen bilgilerin hayata geçirilmesi olmak ile birlikte yetenek ve mesleki gelişim temel eğitimini de sağlamaktır. Kağıt üzerinde verilen eğitime üç boyutlu eğitim alternatifi de diyebiliriz.

Şimdi her mahallede bir kütüphane olduğunu hayal edelim. Kütüphane olmayanların dahi okul kütüphanelerine rahatça gidebildiğini ya da etüt merkezlerinin bahsettiğimiz eğitime destek verdiğini düşünelim. Kütüphanelerin bir bölümünü ‘kendimi keşfediyorum’ malzemelerine ayıralım.

  1. Meslek Kutuları
  2. Teknik Malzeme Seçkisi
  3. Üretim Kavanozları
  4. Sanat Tepsileri

Meslek kutularının kullanımdan kasıt, bir öğrencinin üniversite seçimlerinden sonra kazanıp edindiği mesleğiyle ilgili ortaöğretim döneminde temel bir eğitim almasına yardımcı olmaktır… Tek bir kutu ile sınırlı kalmamasının sebebi ise bir öğrencinin yeteneği doğrultusunda illaki seçtiği kutulardan biri ya da birkaçında geliştirdiği ve karar verdiği ‘kendi yolunu’ seçme serüvenine öncülük etmektir. Spor ile ilgilenen bir öğrenci kutuların içinden mimarlık mesleğini seçmeyebilir. Spor kutusunu seçer. Aynı zamanda ikinci bir seçeneğe sahip olsun diye teknik bilgi seçkisinden de yararlanır. Kendini ifade etme yöntemini pekiştirmek için sanat tepsisini kullanır. Ve üretim kavanozuyla da tüm bu malzemelerden kendi yolunu üretebilir.

Meslek kutularının içeriği basit mesleki malzemelerle dolu olur. Mesela mimarlık için cetveller, kalemler, minyatür evler, ahşap bloklar, teller, kireç tozları, ilk mimari örneklerini inşa etmeye yarayacak basit temel malzemeler olabilir. Ya da Terzi için ipler, iğneler, kasnaklar, model olacak bebekler, birçok renkli kumaşlar, makas, kontür sabunu, kalıp çıkartma kağıdı olabilir. Meslek kutularını hazırlarken o meslek ile ilgili parmak kaslarının doğru geliştirilmesi, erken yaşta fikir sahibi olabilmesi için o meslek sahibi bireylerin kullandığı her türlü malzemeyi içerik olarak eklemek uygundur.

Meslek kutularının ana yardımcısı olan zeka tiplerine uygun olarak bölümlere ayrılabileceği gibi ders isimlerine göre de ayrılabilen Teknik malzeme kutuları. Tarih, coğrafya, Türkçe, matematik, fen bilimleri sayılabilir. Ayrıca Görsel zeka, dilsel zeka, mantıksal zeka ve işitsel zeka olarak da ayrılabilir. Bu malzeme çeşitliliğine göre belirlenebilecek seçeneklerdendir. Mesela işitsel zeka ya da / müzik kutusunu müzik aletleri ve notalar koyalım. Seçtiğimiz meslek ise şarkıcılık değil de aşçılık olsun. Aklınızda hala bir fikir oluşmadıysa devam ediyorum. Mutfak aletleriyle müzik yapmayı denediniz mi bilmiyorum. Ya da yemek yaparken dans etmeyi. Bu iki kutuyu seçen çocuğun yemek yaparken şarkı söyleme arzusunu okuyabilirsiniz . Ya da itfaiye kutusunu seçen bir çocuğun, kimya teknik malzeme seçkisini eline aldığını düşünün. Ateşin harlanmasını sağlayan kimyasal tepkimeleri merak ettiğini öngörebilirsiniz.

Üretim kavanozları her biri tek bir malzemeden oluşmaktadır. Tek bir malzeme birden fazla yetenek ve meslek temel eğitimine katkı sağlayabilecek biçimde seçildi. Mesela, Pamuk, kuru fasulye, renkli kuş tüyleri, ince çubuklar, renkli küpler, renkli boncuklar (ya da her biri ayrılmış renk renk boncuk kavanozları/ Kırmızı boncukların kanımızda bulunan alyuvarlar olarak kullanılabileceğini düşünebilirsiniz ya da mavi boncukların deniz). Sayısı kullanım alanı genelliğine bağlı olarak arttırılabilir. Öğrenci tarafından birden fazla kavanoz seçilebilir. İlk başta tercih ettiği meslek kutusu ve teknik malzeme seçkisi ile üretim kavanozunda tercih ettiği tek materyali birleştirmeyi, mantık yürütmeyi ve düşünmeyi deneyecektir. Bu noktada eğitimcinin desteğini alabilir. Daha önce tecrübe edilen malzeme kullanımının öğrenci tarafından keşfedilmesi için küçük ipuçları verilebilir. Mesela: Polis olmak isteyen çocuk polis mesleği ile ilgili malzeme kutusunu alır. (telsiz, büyüteç, kelepçe, mürekkep, tebeşir, numune poşeti)Teknik destek seçkisinden de sağlık içeriğini seçer. (cımbız, numune inceleme kutusu, mikroskop, not defteri, boş ilaç kutuları, iğne) Bu öğrenciye eğitimci tarafından bir sözlük verilir. Araştırma yönünü kuvvetlendirmek amacıyla bazı kelimeler söyler ve bulmasını ister. Sözcükleri bulan öğrenciden yine anlamlı bir cümle kurması istenir. Kavanoz seçimine sıra geldiğinde ise polis ve sağlık ikilisini tamamlayacak bir malzeme seçilir. Bu malzeme doğrultusunda öğrencinin bir nesne ya da fikir üretmesi istenir. Mesela kuru fasulye. Kuru fasulye öğrenci ile seçilen sanat tepsisine konulur. Mermiye benzeyecek şekilde boyanması istenir. Tüm bunlardan sonra polislik ile ilgili olabileceği düşünülen bazı kitaplar da masanın üzerine yerleştirilir. Bu konuda kitap seçmek oldukça zor olabilir. Belki teknik malzeme seçkisinden yola çıkarak sağlık alanında kitaplara bakılabilir. Ucu açık ve öğrenilmek üzere adım atıldığında devamının geleceğine inanıyorum.

Kullanılacak malzemeler kadar bu malzemelerin akılda kalıcılık ve yaratıcılığı arttırmak için sanatsal faaliyetleri her türlü ders içeriğine eklemek gerekiyor. İster doğa bilimciliği, ister mimarlık, ister öğretmenlik isterse de doktorluk mesleğinin temel eğitimi verilmek üzere ders yapılsın. Okulda öğrenilen bilgileri çizim, şekil verme ya da tasarlama yöntemleriyle geliştirmek gerekiyor. Peki sanat tepsilerine eklenebilecek malzemeler nelerdir. Elbette ilk önce boyalar ve kağıtlar. Sulu boya, akrilik boya, pastel, oil pastel ve kuru boya. Kağıtlar ise, kartonlar, keçeler, evalar, tırtıklı kağıtlar, renkli fotokopi kağıtları, çizgili ve kareli a4 kağıtlar. (kareli olan kağıtların tasarım açısından kullanışlı olabileceğini düşünüyorum.) Oyun hamurları, kil ya da toprak hamurlar da sayılabilir. Tüm bunların içinden sadece birkaç kuru boya ve oyun hamuru da iş görebilir. Seçenek arttıkça kullanım alanı genişler sadece.

Sanatsal faaliyetlere kaynak olması açısından kitaplar ve flash kartlar da öncelikli materyallerimiz olarak tercih edilebilir. Bunların daha ayrıntılı içeriğe sahip olanlara öncelik verilmeli. Kitapların öğretici dilinden farklı olarak fikir üretimine katkı sağlayabilmesi önemli. Her kütüphanede en az bir harita inceleme, her türlü hayvan türünü tanıma, doğadaki bitkileri, mevsim geçişlerini takip edebilme, içinde birçok kelime barındırıp sözlük işlevi görebilme, vücudu tanımaya yönelik içerik bulma, bulmacalar, değerler eğitimi ve birçok temel konuda kaynak olarak kullanılabilecek kitaplar bulunmalıdır. Öğrencinin seçtiği alana göre belirlenen konuyu bu kitaplar aracılığı ile resimler eşliğinde gösterebiliriz. İnternet üzerinden birçok ayrıntılı ücretsiz içeriğe erişmek mümkün. Mesela hayvanlarla ilgilenen bir çocuk için her bir hayvanın anatomisini bulup inceleyebilmesi için kütüphane raflarına yerleştirebileceğini düşünün. Aynı şekilde flaş kartların da..

Eğitim, fikir üretmek konusunda riskli ve deneme yanılma konusunda hassas olunması gereken bir alan. Yukarıda bahsi geçen eğitim modelini düşünüp yazıya dökmem aylarımı aldı. Belki de birkaç yıldır düşünmekte olduğum bir sistemdi. Araştırmalarımda meslek ve yetenek geliştirme alanlarında yapılan etkinliklerin birçoğunun meslek tanıtımı odaklı olduğunu fark ettim. Bu gelişim aşamasında sadece o mesleği hayallerinde büyütebileceklerini düşünüyorum. Yani itfaiyecilik ile ilgili bir kostüm giyinip  o mesleğin tanıtımını yapmak işi öğrenmesini sağlamak yerine hayallerinde kendine uygun bir iş tasarlamasına neden olacaktır. Böylece gelecekte o mesleği seçtiğinde hayallerinin yıkıldığını gözlemleyebilirsiniz. İşte bu yüzden hâlihazırda kullanılmakta olan sistemlerin bizi kurtuluşa götürmediğini ve alternatife çokça ihtiyaç duyduğumuza emin olabilirsiniz. Bahsi geçen alternatif eğitim modeli için halk kütüphanelerinin ayrıca okul kütüphanelerinin ve ödev yapmaya yardımcı olan etüt merkezlerinin kullanabileceğine inanıyorum. Çocuklarımız kendilerini keşfetmek konusunda yardıma ihtiyaç duyuyor. Onlara bu yardımı ulaştırma zamanımız gelmedi mi?

Yazan: Fatmanur Kayıkcı

Yazı Dizisi-I: MASAL DENEN HARİKULADELİK NEDİR?

İçinde bulunduğumuz çağ kitle iletişim araçlarının yoğun kullanıldığı bir zaman dilimidir. Bu zaman diliminde insanlar, gerek görsel gerekse işitsel teknolojik pek çok gelişmeyi ortaya koymuştur. Her ne kadar bu tür teknolojik gelişmeler sözlü kültüre ilk bakışta ket vuruyor gibi gözükse de insanlar, özellikle son 25-30 yılda sözlü kültürün çok önemli bir taşıyıcısı olan, folklorumuzun de önemli yapı taşlarından olan masalla ilgili pek çok çalışma içine girmişlerdir. Masal diyarını merak etmekle kalmayıp, masalın dinleyiciye kattığı değerler üzerinde durmaya, araştırmalar yapmaya başlamışlardır. Bunun yanı sıra masal severler ve masal anlatıcıları, çocuk, genç, kadın, erkek demeden,  masal geceleri, masal saatleri, masal kampları düzenlemeye başlamıştır.

Erken yaşta çocukların sosyal gelişim, dil ve psikolojik gelişimleri üzerinde masalın etkisine dair araştırmalar yapılmaktadır. Öğretmenler, doktorlar, psikologlar, sanatçılar, edebiyatçılar, sanatseverler, ev hanımları, üniversite öğrencileri çocuklar, gençler, yaşlılar her kesimden insan,  masalların sözcüsünün yani, anlatıcısının sesini takip etmeye başlamışlardır.  Nörobiyolog Prof. Dr Gerhald Hüther masal için çocukların sakince oturup, aynı zamanda hayal gücünü geliştirecek, kelime dağarcığını arttıracak, duygudaşlık kurma becerilerini geliştirip, özgüvenini arttıracak, geleceğe daha güvenli ve korkusuzca bakmasını sağlayacak efsunlu bir değnektir der. Peki, bu masal denilen büyülü değnek neyin nesi o zaman? Gelin birlikte bakalım.

Türk Dil Kurumu sözlüğü masalı; Genellikle halkın yarattığı, hayale dayanan, sözlü gelenekte yaşayan, çoğunlukla insanlar, hayvanlar ile cadı, cin, dev, peri vb. varlıkların başından geçen olağanüstü olayları anlatan, bilinmeyen yerde bilinmeyen mekânda geçen, halk edebiyatı ürünü olarak tanımlar.

Aslına bakılırsa, bilinmeyen yer, bilinmeyen şahıs ve bilinmeyen varlıklara ait olayların macerası, hikâyesi olarak tanımlanan masalların, geçmişte gerçek olayların hikâyesi iken, göç, savaş gibi zor durumlarla söyleyeni unutulan, yerini hayali kişi ve karakterlerin yer aldığı folklor ürünü haline gelmiştir.( Sözlü Kültürel Mirasımız Masal 34)

Yüz yıllardır insanlar tarafından anlatılan, olağanüstü kişilerin, olağan üstü olayların bulunduğu, genellikle bir varmış bir yokmuş gibi kalıp sözlerle başlayan( Prof. Dr.Saim Sakaoğlu  Masal Araştırmaları s.2. ) belli bir kahramanı, kahramanın yolculuğunu, bu yolculukta kahramanın bir hedefini gerçekleştirdiğini, hedefine engel olan düşmanlarını ve emeline ulaşmasında yardım eden yoldaşlarını, sonunda ise çıktığı yolculukta ulaştığı mutlu sonu anlatan, edebi ürünler masal olarak tanımlanır. Bu geniş tanımın içinde aslına bakılırsa, folklorun masalla başladığı, ilk masaldan bu güne masalı tanımlayan, kişiden ve belirsiz zamanda ziyade, bütün meziyet, masalın içindeki, iyilik, güzellik, adalet kuvvet gibi hikmetin olduğu görülür.  Bütün kusurlar, kötülükler, çirkinlikler, masal sonunda iyilik, güzellik ve harikuladeliğe dönüşür.

(Pertel Naili Boratav Halk Edebiyatı Dersleri-174.) .

Masallar halkların toplumsal değerlerini, kültürel yapı taşlarını ve inanışlarını içinde barındıran bir sözlü kültür ürünüdür. Sözlü kültürün önemli bir taşıyıcısı olan masallar, folklorumuzun de önemli yapı taşlarındandır.  Her insanın kendi kültürünün çocuğu olduğu düşünürse, masalın da onun yetişmesinde yadsınamaz bir katkısı olduğu anlaşılacaktır. Masalın tanımları arasında “terbiye ve ahlâka faydalı, yararlı hikâye” şeklindeki tanım, masalın bu fonksiyonu üzerinden yapılmıştır. Bu işlev de çocuğun yetişmesinde, masalın bir eğitim aracı olduğudur. Masallarda, iyi-kötü, adil-zalim, diğerkâm-bencil, kibirli-alçakgönüllü, gibi kavramlar  çatışma halindedir

Masalların harikuladeliğinin kaynağı nereden sorusu gelir aklımıza? Masallar, insanlığın ortak mirasıdır. Evrensel değerleri barındırır. Masalların harikuladeliği evvela bundandır. Masallar değişime açıktır ve masal unsurları, farklı kişilerin ağzında söylene söylene, zaman içinde değişiklikler arz etmiş, anlatıldığı coğrafyaya, kültüre, dine göre şekillenmiş ve değişmiştir. Değişmeyen sadece masalın ana iskeleti olmuştur. Fakat masallar, anlatı anlatıla gelişmiş, değişmiş ve güzelleşmiştir.  Masallar insanlığın ortak mirası haline böylece gelmişlerdir. Masalların her ağızda söylenebilmesi; bütün dünya çocuklarınca aynı heyecanla dinlenebilmesi onun bir diğer harikuladeliğini gösterir.

“Görülüyor ki, içlerinde beğenilen, örnek edilmeye değenler de bulunuyor, beğenilmeyen, şerrinden kaçılması gerekenler de… İşte masalların da asıl eğitim değeri burada. Çocuklarımızın ruhunu, iyi örneklere göre inşa ederek onları inandıkları yolda güçlükleri yenecek, şahsiyetli birer insan yapmak. Dünya milletleri bu inanışla, çocuklarının ruhunu masallarla besliyor; özellikle insanları tanıma melekesi kazandırarak onlarla münasebetlerini kolaylaştırıyor” (Eflatun  Cem Güney, 1966, s.9-10).

 

YAZAN: HAVVA İRMAK

Kaynak:

Tdk. Masal maddesi

Pertev Naili Boratav  Zaman Zaman İçinde

Pertev Naili Boratav   Halk Edebiyatı Dersleri 2

Prof. Dr. Saim Sakaoğlu Masal Araştırmaları

Sözlü Kültür Mirası Kültür Bakanlığı Yayınları

Yaşayan Değerler Eğitimi Etkinlikleri Dıane Tıllman