Yaz Tatilinde Kitap Okumanın Önemi: Halk Kütüphanelerinin Yaz Dönemi Okuma Programları*

Image result for summer reading program

Halk Kütüphanelerinde Yaz Dönemi Okuma Programlarının Avantajı:

  • Halk kütüphanelerinde bulunan okuma materyallerini kullanarak çocuklar gelişimsel açıdan en kritik olan dönemde ve hatta sonrasında okuma becerilerini ilerletebilirler.
  • Kitaplara erişemeyen çocuklar halk kütüphanelerinden hiçbir ücret ödemeden ödünç kitap alabilir ve bütün yaz boyunca okumaya devam edebilirler.
  • İstikrarlı okuma becerileri geliştirerek, çocuklar kendilerine bütün hayatları boyunca fayda sağlayacak ilave öğrenmenin kapılarını açarlar.

Halk Kütüphanelerinde Örnek Bir Yaz Tatili Okuma Programı

Yaz dönemi okuma programı her yıl düzenli olarak yapılan ve çocukları, gençleri ve aileleri okumak ve diğer aktiviteler için kütüphanelerde bir araya getiren bir programdır.

Halk kütüphaneleri, okuma programının tanıtımını yapmak için yerel okullar ve gençlik organizasyonları ile işbirliği yapar. Program kapsamında, okuyan çocuklar sahip oldukları merak ve yaratıcılığı destekleyen aktiviteler yaparlar. Halk kütüphanelerdeki Gençlik Bölümlerinde çalışan kütüphaneciler çocuklara okuma materyali seçiminde yardımcı olur ve hikaye anlatıcılığı, okuyarak tiyatro oynamak ve kitap tartışmaları gibi okur-yazarlığı geliştirecek programlar sağlarlar.

Kütüphane etkinlikleri okul öncesi çağdaki ve daha büyük çocuklara uygulamalı bilim ve matematik fırsatları sunar.

Halk Kütüphanelerinde Yaz Tatili Okuma Programı; yerel okullar, yerel çocuk-merkezli kurum ve kuruluşlar ve ailelere hizmet veren toplum tabanlı organizasyonlara yereldeki tüm çocuklara ve ailelere fayda sağlamak için birlikte çalışma fırsatı sunar.

Yaz Döneminde Okumanın Önemi

2009 yılındaki bir resmi bir internet yayınında, ABD Eğitim Bakanı Arne Duncan yaz dönemi öğrenme kaybını “yıkıcı” olarak tanımladı. Araştırmacıların sık sık “yaz kaydırağı** (summer slide)” diye söz ettikleri şey budur.

Image result for summer reading program

Okulların verdiği yaz tatili aralarının ortalama bir öğrenci için bir aylık öğretim süresine eşdeğer kayba neden olduğu, dezavantajlı öğrencilerde bu etkilenmenin daha da fazla olduğu tahmin edilmektedir (Cooper, 1996). Araştırmacılar 9. Sınıflarda görülen okuma başarısı açığının üçte ikisinin ilkokul yıllarındaki yaz tatili öğrenme fırsatlarına eşitsiz erişim ile açıklanabileceğini, bu açığın neredeyse üçte birinin daha çocuklar okula başlarken mevcut olduğu sonucuna ulaştılar (Alexander, Entwistle & Olsen, 2007).

Var olan araştırmalar gösteriyor ki yaz tatilinde okuma alışkanlığının erken dönemde kazanılması daha sonraki başarılar için temel oluşturmada kritik öneme sahiptir. Yaz dönemi öğrenme araştırmaları kabaca aşağıdaki başlıklar altında kategorize edilebilir:

  1. Yaz dönemi öğrenme kaybının dezavantajlı çocuklar üzerine etkisi
  2. Kitaplara erişim ve okumaya ayrılan zaman
  3. Başarılı okuma deneyimlerinin önemi
  4. Yenilikçi yaz dönemi okuma programlarının etkisi

1. Yaz Dönemi Öğrenme Kaybının Dezavantajlı Çocuklar Üzerine Etkisi

Baltimore bölgesi öğrencilerini derinlemesine çalıştıkları bir araştırmada, Alexander ve ark. (2007), hem daha iyi durumdaki hem de dezavantajlı geçmişi olan öğrencilerin eğitim öğretim yılı boyunca benzer kazanımlar yaptığı sonucuna varmıştır. Ancak, yaz dönemi boyunca dezavantajlı durumda olan öğrenciler belirgin bir şekilde okumada geri kalıyorlardı. Bu bulgu yalnızca eğitimin önemini doğrulamıyor, aynı zamanda farklı sosyoekonomik altyapıları olan öğrenciler arasındaki bariz eşitsizliklere de işaret ediyordu. Dr. Beth Miller (2007) “Çocukların okul dışında, toplumda ve aile içinde sahip olduğu fırsatlar ve deneyimler gibi diğer faktörler okul notlarındaki fark ile sonuçlanır.” varsayımında bulunur. Öğrencilerin akademik başarıda yaşadığı eşitsizlikler çoğunlukla okul dışında kitaba erişim, pozitif okuma uygulamaları ve kendi kendine keşif ve okumayı destekleyen kuruluşlarla bağlantıda olma konularındaki farklılıklardan kaynaklanmaktadır.

2. Kitaplara Erişim

halk kütüphaneleri yaz okuma programı

Mc-Gill Franzen and Allington (2004)’a göre, “Çok fazla çocuk yazın zamanını okuyacak kitabı olmadan geçiriyor.” Çalışmalar yaz tatili dönemlerinde çocukların kitaba erişiminde yeni yollar bulunması gerektiğine atıfta bulunuyor. Bu fikir yaz döneminde öğrenmeyle ilişkili en etkili faktörün okumak olduğunu bulan Barbara Heyn (1978)’in araştırmasıyla da destekleniyor. Krashen (2004) tarafından yapılan ileri araştırmalar “Kitaba daha fazla erişimin daha fazla okumayla sonuçlandığı”nı bildirmiştir. McQuillan’e göre (1998)  “Öğrencilerin okuma materyallerine erişim süresi ve kalitesinin okuyarak geçirdikleri zaman ile anlamlı bir şekilde ilişkili olduğu ve dolayısıyla bunun okuma başarısında en önemli belirleyici olduğuna dair kayda değer miktarda kanıt vardır”. Çalışmalar gösteriyor ki daha çok okuyan öğrenciler daha iyi okuyor; ayrıca daha iyi yazıyor, daha iyi heceliyor, daha geniş kelime hazineleri ve karmaşık dil bilgisi yapılarının daha fazla hakimler (Krashen, 2009).

3. Başarılı Okuma Deneyimlerinin Önemi

Çocukların okuma gelişimi ile ilgili çalışmalarında McGill-Franzen ve Allington (2003), okuma yeterliğinin gelişiminde yoğun ve başarılı okuma deneyimlerinin önemine değinir. Eğer çocuklara kendi seçtikleri konularda dinleme, tartışma ve kitap okuma fırsatı verilirse, çok kapsamlı bir bilgi altyapısı geliştirirler ve bu onların kazandıkları bağımsız okuma alışkanlığına kendilerini kaptırmaları için bir platform görevi görür.  Cunningham ve Stanovich (1988)’e göre pozitif okuma gelişiminin anahtar ön göstergeleri okumayı öğrenirken başarı hissetmek ve okumayla ilgili sayısız fırsat ve deneyimlerdir. Okurken keyif alan çocuklar daha fazla ve aynı zamanda daha yetkin okuyacaklardır. Ulusal Eğitim Enstitüsü (National Institute of Education) (1988)’in bir raporunda “…okul dışında yapılan okuma miktarının tutarlı bir şekilde okuma başarısı kazanımları ile ilişkili olduğu” sonucuna varılmıştır.

4. Yenilikçi Yaz Dönemi Okuma Programlarının Etkisi

Image result for summer reading program

Halk kütüphanelerinde yaz dönemi okuma programları “yaz kaydırağı** (summer slide)” için bir çözümdür. Miller (2007) tarafından yaz dönemi okuma programlarının bir analizinde, gelişim prensipleri ile akademik zenginliği birlikte sunan hibrit programlardan çocukların yarar görebileceği tespit edilmiştir. Kütüphanelerde yaz dönemi okuma programları bu hibrit programlara bir örnektir. Barbara Heyn (1978)’in bulgularına göre “Halk kütüphaneleri yaz boyunca çocukların zihinsel gelişimine okullar da dahil olmak üzere herhangi bir kamu kurumundan daha fazla katkıda bulunmuştur.” Drs. Celano ve Neumann (2001), çalışmalarında halk kütüphanelerinde yaz dönemi okuma programlarına katılan çocuklarla yerel eğlence amaçlı yaz dönemi programlarına katılan çocuklar arasındaki farkları izlemişlerdir. Kütüphane programlarındaki çocukların okur-yazarlık ile ilişkili aktivitelere ilave olarak, masal saati, sanat ve el sanatları aktiviteleri ve okuma deneyimini kuvvetlendirmek için tasarlanmış diğer özel etkinliklerden akademik olarak fayda sağladığı sonucuna varmışlardır.

Şu ana kadar olan araştırmalar yaz döneminde okuma arttıkça yaz dönemi öğrenme kaybının azaldığına dikkati çekiyor. Eğitim Bakanı Arne Duncan, “Yaz kaydırağının önüne geçmek adına atılacak anahtar adımlardan biri, çocukların öğrenme, büyüme ve gelişmelerine yardımcı olmak için gün içinde ve yıl boyunca okul dışında geçirilen zamanı avantaja çeviren yüksek kaliteli programlar geliştirip başlatmaktır.” ifadesinde bulunmuştur (Elling, 2009).

 

*Library System of Lancaster County-The Importance of Summer Reading: Public Library Summer Reading Programs and Learning makalesinden çevrilmiştir.

**yaz kaydırağı: öğrencilerin, özellikle de düşük gelirli aileden olanların, bir önceki okul yılında kazandıkları başarı ve becerilerin bir kısmını kaybetmeye yatkınlıklarını ifade eder. Pratik yapılmamasına bağlı olduğu düşünülür.

 

Çevirmen: Sevcan Bilgin (Çeviri desteği için Kütüp-Anne Gönüllümüz Sevgili Sevcan Bilgin’e teşekkür ederiz.)

 

 

Kaynaklar:

Allington, R. L., McGill-Frazen A., Camilli G., Williams L., Graff J., Zeig J., Zmach C., & Nowak R. (2010). “Addressing Summer Reading Setback Among Economically Disadvantaged Elementary Students.” Reading Psychology, (31) 5, 411-427
Alexander, K., Entwistle D., & Olsen L. (2007). “Lasting Consequences of the Summer Learning Gap.” American Sociological Review. no. 72, 167-180.
Anderson, R.C., Hiebert E.H., Scott J.A. & Wilkinson I.A.G. (1985). Becoming a Nation of Readers: The Report of the Commission on Reading [ERIC]. Washington D.C.: US Department of Education, National Institute on Education.
Anderson, R.C., Wilson P.T., & Fielding L.G. (1988). “Growth in Reading and How Children Spend Their Time Outside of School.” [ERIC] Reading Research Quarterly. no.23, 285-303.
Borman, G.D., & Boulay, M. (Ed.). (2004). Summer Learning: Research, Policies, and Programs. Mahweh, New Jersey: Lawrence Erlbaum Associates.
Celano, D., & Neuman S.B. (2001, February). The Role of Public Libraries in Children’s Literacy Development: An Evaluation Report. Harrisburg: Pennslvania Library Association.
Cooper, H., Nye B., Linsey J., et al. (1996). “The Effects of Summer Vacation on Achievement Test Scores: A Narrative and Meta-Analytic Review.” [ERIC] Review of Educational Research, no. 66, 227-268.
Cunningham, A.E., & Stanovich, K.E. (1998). “What Reading Does for the Mind.” [ERIC]American Educator/American Federation of Teachers. Spring/Summer, 1-8.
Cunningham, J.W. (2001). “Report of the National Reading Panel: teaching children to read: An evidence-based assessment of the scientific research literature on reading and its implications for reading instruction.” Reading Research Quarterly, 36(3), 326-335.
Dominican University. (2010, June 22). The Dominican study: public library summer reading programs close the reading gap.
Ed.gov, Pressroom (2009, July) Retrieved August 21, 2009, from Ed.gov web site
Elling, D.M. (2009, July) “Department of Ed encourages summer learning programs.” Retrieved August 21, 2009, from Mott News web site
Heyns, B. (1978) Summer Learning and the Effects of Schooling. New York: Academic Press Inc.
Krashen, S., (2009). Anything but Reading. [ERIC] Knowledge Quest, 37 (No.5), 19-25.
Krashen, S. (2004) The Power of Reading: Insights from the Research, 2nd edition. Portsmouth, NH: Heinemann.
Krashen, S., & Shin F. (2004). Summer Reading and the Potential Contribution of the Public Library in Improving Reading for Children of Poverty. Public Library Quarterly, 23 (3/4), 99-109.
McGill-Franzen, A., & Allington R. (2003 May/June) “Bridging the Summer Reading Gap.”Instructor, 112 no.8.
McGill-Franzen, A., & Allington R. (2004) “Lost Summers: Few Books and Few Opportunities to Read.” Retrieved August 21, 2009, from Reading Rockets
McLaughlin, B., & Smink J. (2009, June) “Summer Learning: Moving form the Periphery to the Core.”  The Progress of Education Reform, no. 3.McQuillan, J. (1998). The Literary Crisis: False Claims, Real Solutions. Portsmouth, NH: Heinemann. In J.T. Guthrie & E. Anderson (Eds.) Engaged reading: Processes, practices, and policy implications (pp.17-45). New York: Teachers College.
Miller, B.M. (2007) “The Learning Season: The Untapped Power of Summer to Advance Student Achievement.” Nellie Mae Education Foundation, 1-70.
Stanovich, K.E. (2000). Progress in Understanding Reading: Scientific Foundations and New Frontiers. New York: The Guilford Press.

KİTAP SEÇİMİNDE ÇOCUKLARIN ve AİLELERİN TUTUMU

Kitaplar, bir insanın birey olmasında çok önemli bir yere sahiptir. Kitaplar insanın karakterini, kişiliğini ve bilincini oluşturan yapı taşlarındandır. Bir çocuğun erken yaşta kaliteli kitaplarla tanışması, o çocuğun hayatla başa çıkmasını ve bağımsızlığını kazanmış özgür bir birey olmasını önemli ölçüde etkilemektedir. Her nesnede olduğu gibi kitap tercihinde de seçici davranmak karakterimizin gelişmesine destek olmaktadır. Okuduğumuz her edebi eser bizlere hayat hakkında farklı senaryolar sunarken, onların kahramanlarıyla vakit geçirmemize fırsat verir.

Çocuk edebiyatı bir çoğu için basit algılansa da çok ciddi bir temel üzerinde yükselmektedir. Çocuk, toplumun insanlığıdır. İnsanlığımızı şansa bırakamayız. Televizyon programlarındaki karakterlere ise hiç bırakamayız. Bırakmamalıyız.

Tüm eğitim dönemimde boş vakitlerimi kütüphaneler ve kitabevlerinde kitaplarla geçirerek değerli hale getirmeye çalıştım. Üniversitede Çocuk Gelişimi Bölümü’nde okurken, bu alışkanlığımı biraz daha mesleki bir boyut kazandırarak devam ettirdim. Kütüphanelere ya da kitabevlerine gelen çocuklar ve ailelerini, birbirleriyle olan iletişimlerini gözlemledim. Gözlemlerim sürecinde farklı tutumlarla karşılaşmakla birlikte, ortak tutumlar da bulunmaktaydı. Genelde, çocukların sosyal medyada ya da kitle iletişim araçlarında sıklıkla görmeye maruz bırakıldığı karakterlerin içerisinde bulunduğu kitap veya dergileri; annelerin ise kavram içerikli yayınları tercih ettikleri, babaların ise tercihi çocuklara bıraktığını gözlemledim. Çocuklarına okuyacakları veya okutacakları eserleri okuyarak, inceleyerek, çocuğuyla beraber değerlendirerek satın alan ailelerin sayısı ise üzücü bir şekilde azdı. Kitap seçilirken veya satın alınırken ailelerin kitabın konusu, dili, resimleri, yazarı, çizeri ve yayınevi gibi dikkat edilmesi gereken ölçütleri önemsemedikleri, daha önce belirttiğimiz şekillerde tercihte bulunduklarını gözlemledim.

Çocukların sadece çizgi filmlerde gördüğü,  devamlı karşılaştığı reklamlarla maruz bırakıldığı karakterleri tercih etmelerini kendimce çok haklı buluyorum. Çünkü iyi edebiyat eserlerinin karakterine/lerine kitle iletişim araçlarında ya da sosyal medyada yer verilmiyor. Hal böyle olunca çocuklar Denizler Altında Yirmi Bin Fersah, Şamatalı Köyün Çocukları, Momo, Uçan Sınıf, Üç Kedi Bir Dilek, Kırmızı Kanatlı Baykuş, Kütüphanedeki Aslan… gibi kaliteli edebi ve bilimsel yayınları tercih etmiyor.  Bazı çocuklar bu kitapları tanımıyor bile. Yoğun reklam ve serbest seçim hakkından dolayı belki tanımaya fırsat bile bulamıyor. Bugün süreli yayın satan bir mağazada ya da büyük bir süpermarketin süreli yayın reyonuna baktığımızda da tablo değişmiyor. Edebi, kültürel veya bilimsel içerikli yayınların kısıtlı sayıda olmasına karşın, çizgi film karakterlerinin dergileri ile oyuncak promosyonlu medyatik dergilerin tüm raflara yayıldığı ve çocuğun zihnine giriş biletini maalesef bu yayınların kazandığını görmek hiç de zor değil.

Tüm bu sorunların çözümünde en büyük sorumluluk elbette ki anne ve babalara, öğretmenlere düşüyor. Gelecek neslin emanetini taşıyan bizler okumalı, okumalı, tekrar ve tekrar okumalıyız. Bizler okuyarak emanetlerimize sahip çıkmalıyız. Çocuklara kaliteli eserler önermeli ve onları nitelikli eserlere yönlendirmeliyiz. Böylesi bir yaklaşımı benimsediğimizde çocukların daha iyi ve kendilerine güvenli yetişmelerine destek sağlamış olacağız.  Çocukluğunda kaliteli eserlerle ruhunu beslemiş olan çocuklar büyüdüklerinde de kaliteli eserlere ve kişilere yöneleceklerdir. İnsanlığımızın sağlam temeller üzerinde inşa edilmesi dileğiyle, kitapla kalın…

Yazar: Deniz TOPRAK (Çocuk Gelişimi Uzmanı)

1. Uluslararası Çocuk Kütüphaneciliği Sempozyumu

I. ULUSLARARASI ÇOCUK KÜTÜPHANELERİ SEMPOZYUMU
14-17 KASIM 2018

 

Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, Marmara Üniversitesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü ve Kalkınma Bakanlığı KOP (Konya Ovası Projesi) Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı ortaklığında gerçekleştirilecek olan sempozyum çocukların okul öncesi döneminde kütüphane ile tanışmaları için yapılan önemli bir çalışmadır.

BİLDİRİ ÖZETLERİNİN GÖNDERILMESİ İÇİN SON TARİH 30 NİSAN !

SEMPOZYUMA NEDEN KATILIYIM DİYENLER İÇİN;

Bilir misiniz? Güzel bir söz vardır “Kitapsız büyüyen çocuk, susuz ağaca benzer”.

Bu söz 21.yüzyılda yetişmeye çalışan çocuklar için söylenmiş sanki. Çocuklarımızı yetiştirmeye çalışırken kendi ellerimizle susuz bırakıyoruz. Nasıl mı? Bir televizyon karşısında onu yalnız bırakarak, ağlamasın diye eline kitap yerine tablet tutuşturarak, birlikte masal okumak yerine sadece parklardaki salıncaklarda birlikte olarak, yaş aralığı yapmaksızın bilgisayar oyunlarıyla ya da telefon gibi teknolojik araçlarla tanıştırarak…

Biz biliyoruz ki bilgi toplumu çağında her anne ve baba çocuklarının iyi bir eğitim almasını ve toplumda yarar sağlayacak birey olmalarını istemektedir.

Kitapsız büyüyen çocuklarımız toplumsal olaylar karşısında sağır, kör ve dilsiz hale gelebiliyorlar. Özellikle de yalnızlaşma isteği, yaşam tecrübesizliği ve yeni insanlarla tanışma korkusu gibi birçok ruhsal sorun çocuklarımızda yavaşça ortaya çıkmaya başlıyor. Bu gibi ruhsal sorunları tetikleyen en büyük etkenler ise okul öncesi çocukların ev ortamlarında yalnız oynamaları, toplum yerlerinde rahatça sosyalleşememeleridir. İşte bu noktada çocuk kütüphaneleri hem çocukların hem de ailelerin hayatlarını renklendiren, toplumla iletişim kurmalarını sağlayan, çocukların farklı insanlarla aktivite yapmalarını imkân sunan ücretsiz mekânlardır. Bu ücretsiz mekânları fark edememiş kullanıcılarımız için farkındalık çalışmaları yapılması gerekmektedir. Günümüzde halen bebeklerin ve 1-3 yaş arası çocukların kütüphane mekânlarını kullanımı ve üye olma durumları hakkında yeterli bilgiye sahip olmayan bireyler toplumumuz da bulunmaktadır. Hâlbuki kütüphane mekânları bebeklerin dil gelişimine yardımcı olan, konuşma yetilerini hızlandıran, gelecekte nitelikli birer kütüphane kullanıcı olma yolunda ilerlemesini sağlayan yerlerdir.

Çocuk kütüphanelerin hedef kitlesi sadece okul öncesi çocuklar ile sınırlı değildir. Okul sonrası 4-6 ve 7-12 yaş arası çocuklarında kullanabilecekleri eğitim yuvaları haline gelmektedir. Bu yaş aralığına sahip çocukların okuma, araştırma, yazma, öğrenme gibi eylemleri sadece okul ortamlarında göreceklerini düşünen aile yapılarının algılarını yıkmak için her ailenin uzmanlar tarafından bilinçlendirilmesi ve eğitimin sadece okul ortamından ibaret olmadığı ailelere gösterilmesi gerekmektedir.

Kütüphanelerin gelişen teknolojinin oluşturduğu ortamlara inat çocuklarımıza huzurlu ortam sağlayan, okuma, öğrenme, araştırma, yaşamlarını şekillendirmeye yardımcı olan ve kaliteli zamanlar geçirmelerine en iyi şekilde sağlamak için birçok imkânlar tanıyan yerlerdir.

Bu ortamlar yeni doğacak olan çocuklardan başlayarak 7’den 70’e herkesin sesi herkesin kulağı olduğu gibi herkese kollarını açmaktadır. En önemlisi de kültürümüzü koruyacak ve geleceğimizi geliştirecek olan değerli çocuklarımız için en güvenilir ortamlar haline gelmesi için çalışmaların bir an önce yapılması gerekmektedir.

Siz de istemez misiniz? Çocuklarınızın yaşam alanlarının genişlemesini, gerçekten okumaya hevesli bireyler haline gelmelerini ve araştırmacı bir ruha sahip olmalarını.
Ayrıca dijital çağda büyüyen bu neslin teknoloji kullanım bilgisini kütüphane personellerinin desteği ile daha güvenli ve daha doğru bir biçimde öğrenmelerini.

Tabi ki de her anne ve baba bu istekler doğrultusunda çocuklarının yetişmesini ister. Özellikle de çocuklarının sağlıklı bir gelişim sağlamlarını ve çocuklarında bulunan gizlenmiş yeteneklerin gün yüzüne çıkmasını ister.

Bu nokta da çocukta bulunan merak duygusunu ortaya çıkarmak, soru sorma ve çıkarım yapma yetisini geliştirmek, hayal güçlerini sürekli olarak gelişim halinde olmasını sağlamak, teknoloji kullanım bilgisini genişletmek için çocukların ve ailelerin kütüphane ortamıyla tanıştırılması gerekmektedir. Bu özellikleri çocuklarınıza katan en değerli mekanlar ise çocuk kütüphaneleridir.

Çocuk kütüphane ortamları ile çocukların kitaplar arasında rahatça keşif yapabilmelerini, masal okumalarıyla canlandırmalar yaparak yeteneklerini geliştirmelerini, bu ortamların güvenilir oyun yeri haline gelebilmeleri için aileleri ve çocukları kütüphanelerde bekliyoruz. Bu yüzden çocuk kütüphanelerinin etkinliğini ve niteliğini arttırma yönelik önemli olan bu konuları toplum içinde gündeme gelmesi için siz değerli ailelerin bu sempozyuma katılması önemlidir.

Çocuk kütüphaneleri hakkında yapılacak olan 4 oturumlu bir bilgi şöleni Nevşehir de gerçekleşecektir. Çocuk kütüphanelerinin kurulması ve çocukların özel bir alana sahip olması konusunda akademisyenler ve uygulamacılar ile kurum/kuruluşlar arasında bilgi fırtınası oluşturulacaktır.
Türkiye’de çocuk kütüphanelerinin yaygınlaşması konusunda stratejiler tartışilacak ve 21. yüzyıl da çocukların okumaya duydukları ilgileri tartışılarak bu duruma yönelik öneriler sunulacaktır.

Unutulmamalıdır ki; çocuklar ülkenin en değerli hazineleridir. Bir ülkenin çocuğa verdiği önem ve değer o ülkenin kültürel ve sosyal kalkınmasını en üst düzeye taşımaktadır.

 

SEMPOZYUMDA BULUNACAK DEĞERLİ İSİMLER:

Onur Kurulu:

• Prof. Dr. M. Emin ARAT (Marmara Üniversitesi Rektörü)

• Hamdi TURŞUCU (Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürü)

• İhsan BOSTANCI (Konya Ovası Projesi -KOP- Bölge Kalkınma İdaresi Başkanı)

Sempozyum Başkanları:

• Doç. Dr. Asiye KAKIRMAN YILDIZ (Marmara Üniversitesi)

• Ali ODABAŞ (Genel Müdür Yardımcısı, KYGM)

• Alper BİLGİÇ (Koordinatör, KOP)

Düzenleme Kurulu:

• Doç. Dr. Asiye KAKIRMAN YILDIZ (Marmara Üniversitesi)

• Ali ODABAŞ (Genel Müdür Yardımcısı, KYGM)

• Alper BİLGİÇ (Koordinatör, KOP)

• Ahmet ALDEMİR (Daire Başkanı, KYGM)

• Prof. Dr. Coşkun POLAT (Çankırı Karatekin Üniversitesi)

• Doç. Dr. Erol YILMAZ (Türkiye Büyük Millet Meclisi)

• Doç. Dr. Nevzat ÖZEL (Ankara Üniversitesi)

• Yrd. Doç. Dr. Lale ÖZDEMİR (Marmara Üniversitesi)

• Yrd. Doç. Dr. Güssün GÜNEŞ (Marmara Üniversitesi)

Davetli Konuşmacılar:

• Raphaela Müller (Alman Kütüphaneciler Derneği – Çocuk ve Gençlik Kütüphaneleri Komisyon Üyesi)
• Ayub Khan (CILIP BAŞKANI-2018)

Sempozyumda Gerçekleştirilecek Olan Konular:
• Mekân Olarak Çocuk Kütüphanesi
• Çocuk Kütüphanelerinde Bilgi Teknolojilerinin Kullanımı
• Çocuk Kütüphanelerinde Okul Öncesi Dönem
• Çocuk Kütüphanelerinin Aile Ve Sosyal Çevre İle İlişkisi
• Çocuk Kütüphanesinde Nitelikli Hizmet Sunumu
• Çocuk Kütüphanelerinde Nitelikli Koleksiyon Oluşturma
• Çocuk Kütüphanelerinde Bilgi Okuryazarlığı (Yaşam boyu Öğrenme)

Sempozyuma ilişkin daha ayrıntıli bilgi için;

http://www.cocukkutuphaneleri.org

 

Yazan:

Tuğba ORMANCI

Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi/ Bilgi ve Belge Yönetimi

 

54. KÜTÜPHANE HAFTASI “YENİ NESİL ÇOCUKLAR, YENİ NESİL KÜTÜPHANELER”

Ülkemizde Kütüphane Haftası etkinlikleri ilk olarak 23 Kasım 1964 tarihinde ve Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi ev sahipliğinde başlamıştır. Bugüne kadar her yıl düzenli olarak kutlanmakta olan Kütüphane Haftası; kütüphanelerin toplumsal değeri, faydaları, önemi, sorunları, kullanımında yaygınlık oranlarının artırılması, bulunduğu çağa ayak uydurması ve kütüphanelerde yeniliklerin çoğaltılması bakımından birçok konuya dikkat çekmekte olup bu açısından önemli bir yere sahiptir. Değişen koşullar ve değişen çağ ile birlikte düzenlenen bu etkinliklerin kapsamları da değişim göstermiştir.

Okuma etkinlikleri, konser, panel, tiyatro, opera, gösteri, belgesel, ödül töreni, gezi, seminer, söyleşi ve imza günü etkinlikleri ile bu yıl 54. sü gerçekleştirilecek olan “Kütüphane Haftası”, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphane ve Yayımlar Genel Müdürlüğü ve bağlı kütüphaneler bünyesinde 26 Mart-1 Nisan 2018 tarihleri arasında “Yeni Nesil Çocuklar, Yeni Nesil Kütüphaneler” teması ile kutlanacaktır.

Bu temada vurgulanan “yeni nesil, çocuk ve kütüphane” terimleri günümüz kütüphanelerinin nasıl şekillendiği, hizmetlerin çağımıza nasıl uyum sağladığı hususunda bir takım faaliyetlerin ve çalışmaların varlığını gösterir.  Bu çalışmalar; her yaşın her bireyin bilgi yönünden kazanımlarının artması ve gelişmesi, kültürel mirasımızın bu çerçevede şekillenerek günümüze uygun teknolojik getirilerle elde edilmesi avantajları ile var olmuştur. Eski anlayışların anlamını yitirdiği sessiz, soğuk ve rehavetin çöktüğü kurumlar yerini artık teknolojiyle iç içe sosyal ve eğitimle dolmuş alanlara bırakmış; bu şekilde yalnızca kitapların muhafaza edildiği, kullanımından çok muhafazasının değer gördüğü kütüphanecilikte yıkıma uğramıştır.

Daha çok yarar, daha çok fayda, daha çok kullanım; her yaşa, her kesime, her türlü hizmet anlayışı ile daha fazla amaca ulaşmaya başlamıştır. Bu hususta yine kullanımı artırarak amaçlardan alınabilecek en değerli sonuçlardan biri çocukluktan başlayan eğitim ve alışkanlıklar ile mümkündür. Yani yeni nesle uyarlanmış çocuk kütüphaneleridir. Okul öncesi evrede zengin kaynaklar ve ilgi alanlarını şekillendirecek dikkat çekici zengin materyallerle donatılacak olan kütüphaneler beyin ve iletişim gelişimlerini sağlar, gelecek kuşaklarda kütüphanelere de katılımı artırır. Aynı şekilde bulunduğumuz teknoloji çağına göz açan çocuklarımızın bu koşullara alışma evresi de kütüphane ortamlarında başlar. Kütüphane ile hayata adım atan bir çocuk bireyi, bir birey toplumu, bir toplum milleti, bir millet dünyayı değiştirir.

Tabii ki bu kütüphaneler yalnızca çocuklarımızın gelişimini desteklemekle kalmaz; çocukların aileleriyle, ailelerin arkadaşlarıyla, arkadaşların tüm toplumla etkileşimini sağlayarak bireyselden toplumsala bir gelişim sürecinin varlığını kanıtlamıştır.

Çocukluktan toplumsala yürütülen bu çalışmalarda süreci etkileyen teknoloji unsuru yeni nesil “Maker Hareketleri” ile yazılım, kodlama, bilişim eğitimlerini ve bunların mesleki etik olarak uygulamalarını gerçekleştirmek toplumsal hizmetler olarak gündeme gelmiştir. Bugün var olan bu öngörü amaçları; girişimciliğin, eğlenerek öğrenmenin, sosyalleşme ve yaratıcılıkla birleşen üretimin halk kütüphaneleri aracılığıyla nasıl yaygınlaştırabileceği T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphane ve Yayımlar Genel Müdürlüğü ve bağlı kütüphaneler ile düzenlenecek bu yılki kütüphane haftamız bünyesinde ele alınacaktır.

 

Yazan:

Züleyha Ayşe ERBAŞ

Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi / Bilgi ve Belge Yönetimi

HALK VE ÇOCUK KÜTÜPHANELERİNİN KULLANICI GÖZÜNDEN DEĞERİ

Giriş:

Halk kütüphanesi ve çocuk kütüphanesi merkezlerimizin ülkemizde kullanıcılar tarafından kullanım farklılıklarını ölçmek amacıyla Kütüp-Anne Platformu kapsamında bir anket yapılmıştır. Çalışmanın amacına uygun hazırlanan bu ankette; kullanıcıların eğitim durumları dikkatte alınarak 224 kullanıcımıza bu anket uygulanmıştır.  Anket sonuçlarına göre; 223 kullanıcının cevapları kabul edilerek, bir kullanıcının anket sonucunun değerlendirilmesi kabul edilmemiştir.

 

Yöntem:

Anketi oluşturan 16 soru bulunmaktadır.  Anket veri sonucuna göre; kullanıcılara sorulan, yaş ve şehir soruları dikkatte alınmamıştır.  Bunun yerine bağımsız değişken sorusu olan kullanıcıların eğitim durumu dikkate alınarak anket sonuçları yorumlanmıştır.  Bağımsız değişkenimize göre değişecek olan bağımlı değişkenleri oluşturan 13 soru anketimizde bulunmaktadır.

Sorular genel olarak; kütüphane merkezlerinin kullanıcılar tarafından ne sıklıkla kullanıldığı, hangi saat aralığında kullanıcılar kütüphane kullanımında aktif olduğu, kullanıcıların yeni kütüphane hizmetlerinden haberdarlığı ve kütüphane kullanımının kullanıcılar tarafından hangi amaçla kullanıldığı tespit etmek amacıyla hazırlanmıştır.

Anket Çalışmasında Elde Edilen Bulgular:

Tablo 1: Eğitim Durumu

Tablodan anlaşıldığı gibi anket çalışmasına katılan 223 kişinin; 49 kişisi yüksek lisans öğrencisi, 130 kişisi lisans öğrencisi, 22 kişisi ön lisans öğrencisidir. Geriye kalan 22 kişi örgün eğitimde yer alan öğrencilerdir.  Yüzdelik dilime göre; lisans öğrencileri,  anket çalışmasının %58,30 kısmını oluşturarak bu anket uygulamasında en fazla yer alan eğitim düzeyidir. En az ise;  %0,45 oranında olan ortaokul öğrenci grubudur.

Tablo 2: Kütüphaneyi hangi sıklıkla kullanıyorsunuz?

Kullanıcının kütüphane mekan kullanımının sıklık oranları; 223 kullanıcıdan sadece 14 kullanıcısı kütüphaneyi düzenli olarak her gün kullandığı saptanmaktadır.  Hiç kullanmayanların sayısı ise; 40’dan fazla olduğu görülmektedir.  Bu durumu yüzdelik dilimlerine göre ele alırsak; %6,28 oranında her gün kütüphaneden yararlanan kullanıcı bulunurken, %19,28 oranında kütüphaneden yararlanmayan kullanıcı bulunmaktadır.  Elde edilen bu veriler doğrultusunda; kütüphane hizmetlerinden yararlanma bilgisine sahip olmayan bireylerin yeterince kütüphane ortamına ilgi duymadığı saptanmıştır.  Eğitim düzeyinin verdiği çalışma ve araştırma kabiliyetinin etkisi ile toplam da 223 kullanıcının 180’ni eğitim ve öğretim amaçlı olarak kütüphane merkezlerini kullanmaktadır.   Bir kez kullananların oranı; %12,11 iken haftada bir ya da birkaç kez kullananların oranı; %16,59’dur. Bunun dışında kullanıcıların ayda bir ya da birkaç kez kullanım oranı %45,74 olması ile diğer oranlardan daha yüksek bir değere sahip olduğu saptanmaktadır.  Anket sorularından bir diğer tekli soru ise;  dijital ve sosyal medya da kütüphanelerin etkinliklerine ait sayfaların bulunması ve buralarda çevrimiçi eğitimlerin verilmesi ile alakalıdır. Kütüphane web sayfaların artması ile kullanıcıların %94,62 düzeyinde kütüphaneye olan ilgilerinin artacağı bilgisi anket sonuçlarından elde edilmiştir.

Tablo 3:   Kütüphaneyi genellikle hangi saatler arasında kullanıyorsunuz?

 

Anket sonuç verilerinin bir diğer konusu; kullanıcıların kütüphane ortamlarını hangi saat aralığında kullandığı konusudur.  Tablo 3’deki verilerde görüldüğü gibi 223 kullanıcının sadece 201 kullanıcısı bu soruyu cevaplamıştır.  Sabah saatlerini gösteren 08.30-10.00 aralığı  %6,47 oranında iken akşam saatleri 17.00-22.00 aralığı %16,42 oranında olması ile sabah vaktinden daha yüksek kullanım oranı sahip olduğu saptanmıştır.  11.00-12.30 aralığı;  sabah vaktine göre %8,95 oranında daha yüksek olduğu görülmektedir. Tablo 3’ün gösterdiği verilere dayanarak kütüphane mekanını en fazla kullanma oranına (%61,69)  sahip olan saat aralığı ise; 12.30-17.00 aralığıdır.

Bu doğrultuda; kütüphanelerde kullanıcı tatmini sağlamak için öğleden sonraki zaman aralıklarında kullanıcılara daha iyi hizmet sunulması gerekmektedir. Bu hizmetlerin potansiyel kullanıcılara doğru bir biçimde sunulması için kütüphane hizmet tanıtımları yapılmalıdır. Çünkü anket sonuçlarına göre; %50,45 oranında halk kütüphanelerinin hizmetleri hakkında bilgi sahibi olmayan potansiyel bir kullanıcı grubu olduğu saptanmıştır.

‘Halk kütüphanelerinin hizmetlerinden haberdar mısınız?’ sorusuna, 222 kullanıcı yanıt vermiştir. Bu yanıtların içerisinden 112 kullanıcının halk kütüphanelerinin sunmakta olduğu hizmetlerden haberdar olmadığını belirten ‘Hayır’ yanıtını seçtikleri tespit edilmiş ve geriye kalan %49,55’lik dilimde ise 110 kullanıcı halk kütüphanelerinin hizmetlerinden haberdar olduğunu belirten ‘Evet’ seçeneğini seçtikleri görülmüştür.

Bir diğer kurum niteliği taşıyan; çocuk kütüphanelerinin sunduğu hizmetlerin kullanıcı farkındalık durumu, halk kütüphanelerinin farkındalık durumuna yakın bir sonuç vermektedir.  Anket sonuçlarına göre; 223 kullanıcı içerisinden 178 kullanıcın çocuğu olduğu saptanmıştır.  Yüzdelik dilime göre; bu oran %79,82 iken çocuğu olmayan kullanıcı oranı %20,18’dir.  Çocuğu olan kullanıcıların %57,27 oranında çocuk kütüphanelerine üye olmadıkları ortaya konulmuştur. Çocuğunu doğduğu andan itibaren kütüphanelere üye olabileceğini bilmeyenlerin oranı ise; %54,71’dir.

 

Halk kütüphanelerinin içerisinde yer alan çocuk bölümüne kullanıcı ilgi durumu müstakil çocuk kütüphanelerine göre daha az oranda olduğu saptanmıştır. Anket sonuç analizine bakılarak; halk kütüphanelerinde bulunan çocuk bölümüne kullanıcı tarafından sıklıkla gidilme oranı %4,48 ve %37,67 oranında ‘hiç kullanmıyorum’ yanıtını oluşturan kullanıcı grubu bulunmaktadır. Haftada bir ya da birkaç kez gidenlerin oranı %13 iken; ayda bir ya da birkaç kez gidenlerin oranı %35 olduğu görülmüştür. Halk kütüphanelerinin çocuk bölümüne kullanıcı ilgisini arttırmak amacıyla; çocuk ve büyüklere yönelik eğitim seminerleri düzenlenmesi gerektiği düşünülmektedir. Bu eğitim seminerleri içerisinde çocuk bakımı, masal okuma gibi eğitimler düzenlenmesi ile %94,62 oranında kullanıcılar tarafından kütüphane kullanım sıklığı artacağı tespit edilmiştir.

Kullanıcılar, halk kütüphanesinin içerisinde bulunan çocuk bölümüne yeterince ilgi duymadıklarını anket analizlerinde belirtmişlerdir. Bunun yerine; çocuklar için düzenlenen ve yapılan hizmetlerin ayrı bir yerde olmasının kütüphane kullanım açısından daha iyi olacağını vurgulamışlardır.  Müstakil çocuk kütüphanelerinin toplum içerisinde yaygınlaşmasını isteyen kullanıcı oranı %98,65 dayanırken yaygınlaşmasını istemeyen kullanıcı oranı sadece %1,35 olduğu saptanmıştır.

Anket veri sonuçlarına dayanarak; müstakil çocuk kütüphanelerin yaygınlaşması için çalışmalar yapılması gerektiği düşünülmektedir. Ayrıca; halk kütüphanelerinde ve çocuk kütüphanelerinde (masal saati, heykeltıraş-seramik, ebru kursu vs.) gibi etkinliklerin artırılması ile kullanıcıların kütüphane ortamlarında vakit geçirecekleri süreninde artacağı anket veri sonucunda saptanmıştır. %95,96 oranında kullanıcıların sanatsal faaliyet çalışmalarını kütüphane ortamlarında görmek istedikleri anket sonuç verilerinde açıklanmaktadır.

Son olarak; halk kütüphanelerinin ve çocuk kütüphanelerinin kullanıcılar tarafından ne ifade ettiğini ortaya koyabilmek için kullanıcıların birden fazla seçeneği işaretleyebildikleri bir soru hazırlanmıştır. Bu soru kalıbı ‘Kütüphaneyi hangi amaçla kullanıyorsunuz?’ şeklindedir. Bu soruyu yanıtlayan kullanıcı sayısı ise; 207’dir.  Soruyu yanıtlayan kullanıcıların, birden fazla seçeneği seçtikleri için seçeneklerin ağırlık ortalamaları ön planda tutulmuştur.

Kullanıcıların kütüphane ortamında; araştırma yapması, kitap okuması, boş zamanlarının değerlendirilmesi, referans kaynaklarından yararlanması gibi faaliyetlerin 1,26-1,48 düzeyinde değiştiği görülerek ağırlık ortalamaların arasında en düşük oldukları saptanmıştır. Kütüphanelerin başlıca amacı olan kitap okuma faaliyeti seçenekler arasında en düşük oranla 1,26 ağırlık ortalamasına sahiptir.  Ağırlık ortalamasının en yüksek olan seçenek ise; ‘film izlemek’ seçeneğidir. 3,06 oranında ortalamaya sahip olması, kütüphane kullanıcılarının kütüphane ortamını film indirmek için kullandığı kanıtlamaktadır.

Bir diğer yüksek oran ise ; ‘Arkadaşlarla buluşmak’ seçeneğidir. Bu seçeneğin ağırlık ortalaması 2,28 iken kulüplere katılmak, sosyalleşmek, seminerlere katılmak ve kütüphaneciden yardım almak gibi seçeneklerin ağırlık ortalamaları 1.51-1,95 düzeyinde değişmektedir.

Gazete ve dergi okumak, ücretsiz eğitimlerden yararlanmak ve e-kaynakları kütüphane içerisinde kullanmak, bilgisayar gibi teknoloji araçlarından yararlanmak seçeneklerinin genel olarak 1,54-1,69 düzeyinde ağırlık ortalamalarına sahip oldukları tespit edilmiştir. Bu seçeneklerin  ‘Film izlemek (3,06) ‘ seçeneğinin ağırlık ortalamasından düşük olmaları kullanıcıların bu hizmetleri sadece eğitim alanda kullandıklarını göstermektedir.  Kütüphaneciden yardım almak düzeyi 2,05 ağırlık ortalamasına dayanırken fotokopi hizmetinden faydalanmak 2,22 düzeyinde bir ağırlık ortalamasına sahip olduğu belirlenmiştir.

 

Sonuç ve Öneriler:

Halk kütüphaneleri, toplumun kültürel değerlerini koruma, bireylerin bilgi gereksinimlerini karşılama ve toplumdaki bireylerin birbirleri arasındaki iletişimlerini kuvvetlendirmede önemli bir yapı taşı unsurudur.  Çocuk kütüphaneleri ise; çocuk kullanıcılarının gelecek hayatlarında bilgi araştırma kabiliyetlerini geliştirmelerine yardımcı olmak ve eğitimde daha başarılı bir bireyler olmaları için oluşturulan farklı bir yapı taşıdır.  Bu duruma bağlı olarak; araştırma kapsamında ortaya çıkan temel sonuçların değerlendirilmesi ile gelecekteki halk kütüphaneleri ve çocuk kütüphanelerini kullanıcılar tarafından ilgi odağı haline gelmesi için yapılması gerekenler şu şekilde sıralamak mümkündür:

  • Ankette kullanıcı beyanlarından yola çıkarak; halk kütüphanelerinin çocuk kütüphanelerinden ayrılması gerektiği düşünülmektedir. Bu durumda ülke genelinde müstakil çocuk kütüphanelerinin artması için çalışmalar yapılması kullanıcılar tarafından beklenmektedir.
  • Saptanan bu verilere göre; kütüphane ortamlarının kullanıcılara daha iyi tanıtılmasının gerekliliği ve hizmetlerin kullanıcılara duyurulması konusunda çalışmaların yapılması için kütüphane personellerinin daha elverişli adımlar atması gerektiği düşünülmektedir.
  • Potansiyel kullanıcıya doğru hizmeti verebilmek için öncelikle kütüphane ortamını tanıtmak ve hizmetleri kullanıcı odaklı geliştirmeye yatkın personeller ile kütüphane mekânını kullanıcıya sunmak gerekmektedir.
  • Bilgi toplumunun dijital dünyasına uygun kütüphane tutundurma faaliyetleri yapıldığı gibi bu faaliyetlerinin takip edilmesi ve sürekliliğinin sağlanması kullanıcıyı kütüphane ortamına çekmede yarar sağlayacaktır. Örnek olarak; kütüphane web sayfaları hazırlanabilir ve ücretsiz bir hizmet ile mekâna ya da bir alana ihtiyaç duymadan kullanıcıya belli aralıklarla kütüphane hizmetlerinin tanıtımı için internet aracının sağladığı imkânlar ile kütüphane personelleri kullanıcılara hizmet verebilmektedir.
  • Hizmet üreten kurumlardan biri olan halk kütüphanelerinin, sunmakta olduğu hizmetlerden yaralanamayan ya da haberdar olmayan yarıdan fazla potansiyel kullanıcı bulunmaktadır. Bu duruma yönelik olarak; halk kütüphanelerinin hizmet niteliğini düzenli ve sistemli bir şekilde ölçülmesi gerekmektedir.
  • Toplumda halk kütüphanelerinin, varlığını sürdürebilmesi ve hizmetlerini sürekli olarak duyurabilmesi için kitap fuar açılışı, sergi ve gösteriler sunma, broşür hazırlama, okuma yarışmaları ya da kampanyaları, toplumdaki bireyler ile iletişim kurmak için etkinlik düzenleme ve kütüphane web sayfası oluşturulması gibi tutundurma faaliyetlerinin artırılması beklenmektedir.
  • Halk kütüphanelerinin ve çocuk kütüphanelerinin toplumda yaşayan bireylerin okuma oranını ve okuryazarlık becerilerini geliştirmeleri açısından masal okuma etkinlikleri, çevrimiçi eğitim çalışmalarının artırılması gerektiği öngörülmektedir.
  • Halk kütüphanelerinin önemli bir yere sahip olan özellik, insanların kütüphane ortamında bir araya gelmeleri ve birbirleri arasında iletişim kurmalarıdır. Ancak anket veri sonuçlarına dayanarak kullanıcıların çoğu kendi çevresiyle iletişim kurmayı tercih etmekte olduğu kanıtlanmaktadır. Bireysel olarak tanımadığı kullanıcıların yer aldığı etkinliklere katılma oranı arkadaşlarıyla buluşma oranından düşük olması bu durumu ispatlamaktadır.
  • Kitap okuma oranının diğer oranlardan en düşük olması nedeni ile halk kütüphanelerinde okuma faaliyetleri maksimum seviyelere çıkartılmalıdır. Bunun için kütüphanelerde cazip ödüllü okuma faaliyetlerinin yaygınlaşması önerilmektedir.
  • Kütüphane hizmetlerinde seminer, toplantı, konferans gibi etkinliklerin artması ve potansiyel kullanıcıların bu tür etkinliklerden haberdar olmaları için çalışmalar yapılması beklenmektedir.
  • E-kaynakların ( e-dergi, e-kitap, e-tez, veri tabanı vs.) kullanımı hakkında kullanıcılar bilgilendirilmeli ve kullanım oranını artırılmasına yönelik çalışmalar yapılması gerekmektedir.

Halk kütüphaneleri ve çocuk kütüphaneleri, toplumda bir değer niteliği haline dönüşebilmeleri için hedef kitlelerinin ilgilerini çekebilecek hizmetler geliştirmesi beklenmektedir.  Bunun için kütüphane merkezleri iyi bir hizmet strateji yolları belirlemeli ve sivil kuruluşlarla işbirliği kurarak toplumun geneline yayılım göstermelidir.

 

Yazan:

TUĞBA ORMANCI

Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi/Bilgi ve Belge Yönetimi

 

BEBEKLER KÜTÜPHANEDE: DUBLİN

Irlanda’nın Dablin şehrinde halk kütüphaneleri hizmetleri arasında “BEBEKLER, KİTAPLARI SEVER” projesi de yerini aldı.

Projenin işleyişi şu şekilde;

Düşünün ki, bebeğinizin 9.ay sağlık kontrolünde doktorunuz size bir davetiye veriyor. Bu davetiye ile yaşadığınız bölgede bulunan herhangi bir halk kütüphanesine giderek BEBEK ÇANTANIZI almaya davet ediyorlar.

BEBEK ÇANTASININ içinde İrlandaca ya da İngilizce bir kitap, bilgilendirme broşürü, okuma çizelgesi, Kütüphane hizmetlerinin tamamen ücretsiz sunduğu tüm hizmetlere katılıma teşvik edici bir davet mektubu bulunuyor.

Böylece aileler kütüphanelerden kitap dışında, eğitici setler, dvd, e-book, sesli-kitap vb. materyalleri alabildiklerini ve kütüphanede bebekleri ile birlikte katılabilecekleri etkinlikleri öğrenmiş, fikir edinmiş oluyorlar.

Bebekler için masal saati, bebek yogası, bebek işaret dili, bebekler için hareketler… şarkılar… farklı duyusal materyaller….

Unutmayalım ki; kütüphaneye gitmek için büyümeye gerek yoktur. Okumak bir alışkanlıktan ziyade bir kültürdür. Bu kültürün başlangıcı, daha bebekken kütüphaneler ile buluşmaktır.

Türkiye Cumhuriyeti Kütüphane Hizmetleri Mevzuatına göre her birey doğduğu andan itibaren sadece TC Kimlik numarasi ibrazı ile kütüphanelere üye olabilmekte, kitap ödünç alabilmekte ve hizmetlerden yararlanabilmektedir. Haklarımızı bilelim, kütüphanelerimizi sahiplenelim.

KÜTÜPHANEDE BİR DRAMA KÖŞESİ: İstanbul Mihrimah Sultan Çocuk Kütüphanesi

Üsküdar Üniversitesi Çocuk Gelişimi bölümünde uygulamalı olarak aldığımız Sosyal Sorumluluk Projesi dersi için bir proje üretmemiz gerekiyordu. İlgi alanlarımızı ve daha önce yapılmış projeleri inceledikten sonra kütüphanelerle ilgili bir projede yer alabileceğimizi düşündük. Bu konuyla ilgili fikirlerini almak üzere Kütüp-anne Platformunun kurucusu Merve hanımla iletişime geçtik ve yapabileceklerimiz üzerine fikir yürütmeye başladık.

Proje kapsamında ulaşmak istediğimiz temel hedefler;

  • projenin sürdürülebilir olması
  • kütüphaneye değer katması
  • çocukların kütüphanelere olumlu duygu beslemesi
  • farklı etkinliklere destek verecek nitelikte olması
  • topluma fayda sağlaması

 

Hedeflerimiz doğrultusunda ulusal ve uluslararası uygulamalara ilişkin yaptığımız araştırmalar sonucunda aklımıza bir kütüphanede drama köşesi kurmak geldi. Bu köşede bir kukla sahnesi, kostümler, kuklalar ve kütüphanenin etkinliklerde kullanabileceği minderler bulundurmaya karar verdik. Birimizin babası mobilyacı, birimizin annesi giyim öğretmeni olduğundan maddi açıdan da bir sıkıntımız yoktu. Bu yeni fikrin heyecanıyla hemen Merve hanımla haberleştik ve o da fikrimizi beğenince çalışmalara başladık.


İlk olarak bu projeyi uygulayabileceğimiz bir kütüphane arayışına başladık. Merve hanım Mihrimah Sultan Çocuk Kütüphanesi ile görüşerek burada çalışabileceğimizi söyledi ve bizi buraya yönlendirdi. Biz de vakit kaybetmeden kütüphane müdürü ile görüştük ve planlarımızı anlatıp proje hakkındaki fikir ve önerilerini aldık. Kütüphane yönetimine projemizi anlatan bir dilekçe vermek gibi bürokratik işleri de hallettikten sonra ebeveynlerimizin mesleklerinden ötürü zaten hazır olan görevlerimiz için çalışmaya başladık.

Kukla sahnesinin ve kostümlerin/kuklaların asılacağı standın çizimleri yapıldı ve bir hafta sonu atölyede hazırlandıktan sonra kütüphaneye götürüldü ve kurulumları yapıldı. Eş zamanlı olarak dikilecek kostümlere karar verildi ve bunlar için alışverişe çıkıldı. Alışverişte kuklalar, kartal ve robot kostümü hazır alındı ve minderler/kostümler için kumaş, elyaf, fermuar gibi malzemeler de temin edildikten sonra bunların da yapımı tamamlanıp kütüphaneye teslim edildi.


Teslimatlar yapıldıktan sonra kütüphane müdürü Hülya hanımın önerisi üzerine kütüphaneye bağışladığımız kukla sahnesiyle bir etkinlik düzenledik.

Etkinlik için bir anaokulu davet ettik. Etkinliğimiz şarkılar ve danslarla başlayıp kukla gösterisiyle devam etti ve resim atölyesiyle son buldu. Biz kukla gösterimizi yaptıktan sonra etkinliğe katılan çocukları sahneye davet ettik ve kendi kukla gösterilerini yapmalarını istedik. Çocuklar bu teklifimizi beklentimizin üstünde bir hevesle karşıladılar ve hepsi çıkıp kendi gösterilerini sundular.

Etkinliğimizin son aşaması olan resim çalışmasında çocukların yaptığı resimler, bir dahaki kütüphane ziyaretlerinde duvarda asılı olarak görecekleri sözü verilerek toplandı. Böylece çocukların kütüphaneyi bir daha ziyaret etmeleri için bir sebep daha oluştu.

Saynur Çetinkaya

Melike Ceren Altay

Şu an sosyal medyada ya da arada yaptığımız kütüphane ziyaretlerinde bu kukla sahnesini ve kostümleri kullanan çocukları görmek bizi hem gururlandırıyor hem de kütüphaneler için yapabileceğimiz başka projeler için motive ediyor.

Mutki Kütüphanesini Gördünüz mü?

31,648 nüfusuyla Bitlis’in en küçük ilçesi olan Mutki, Bitlis Valiliği Proje Koordinasyon ve Eğitim Merkezi BIPEM ve DAP Idaresi Başkanlığı, Mutki Kaymakamlığı, Mutki Belediyesi ve Ilce Milli Eğitim Müdürlüğünün katkılarıyla bu küçük ve şirin kütüphanemiz yaptırıldı.

Bu bir aylık süreçte iç dizaynı kendi çizimleri olan Mutki Kaymakamı Mehmet KILIÇ ve eşi, Bitlis Kültür ve Turizm Müdürümüz Ramazan GENCAN ve Kütüphaneci Hakan YÜCEL nam-ı diğer Bisikletli Kütüphanecimiz her anlamda destekçimiz oldular.
Bize düşen de gemiyi yürütmekti😊

Yediden yetmişe her yaşa hitap eden halk kütüphanesi olarak bu güzel kütüphaneyi daha cazip kılmak için hizmetler vermeye çalıştık..On iki bin kitap, 44 süreli yayın aboneliği, yerel gazetemiz ve 9 adet bilgisayardan oluşan internet erişim hizmetimiz ve her türlü araştırma, performans ödevlerinin çıktıları ve soru çözümü ile okuyucularimizin ihtiyaçlarını karşılamaya devam ediyoruz .Gelen talepler doğrultusunda akşam iş çıkışı çocuklarıyla beraber kitap okumaya gelen aileler için mesai saatlerimizi sabah 10.00 akşam 21.00 olarak düzenledik.


Haftada 2 gün duzenli olarak gönüllü santranç hocamız ile 1’er ay süre zarfında grup değiştirip her yaştan kesime eğitim veriyoruz .

Yine gönüllü öğretmenimizle her Salı masal saati yapıyoruz.

2 haftada bir gönüllü rehber öğretmenlerle seminerler düzenliyoruz.

Aile destek merkezindeki ev hanımları için okuma saatleri yapıyoruz.

Böyle böyle devam ediyoruz 😊

DİLEK BARTO

Kütüphaneci

DÜNYA’NIN ON DÖRT GÜNÜ

 

Bir çocuğun dileği, zamanın durmasına ve dünyanın kaderinin değişmesine sebep olabilir mi? Bir dilek, anlık bir dilek, anıların ortaya çıkmasına ve hakikatin anlaşılmasına vesile olabilir mi? Bu kitabı okumaya başladığınızdan itibaren aklınıza gelen ilk sorular bunlar. Dünyanın aslında kötü olmadığı, bizim iyi olmamız halinde sorunların tere yağından kıl çeker gibi çözülebileceği, geleceğin geçmişte gizli olduğu… Bu yazdıklarım da kitabın felsefesinin tadımlık tespitleri…
Ben de an itibariyle durdum ve soruyorum, “Gerçeği anlamanın yolu nedir?” Sizin cevapları bilmem ama benim cevabım yine kitaptan, “Geçmişin izinden gitmek.” Tarihin, tarihi mekânların, düşünürlerin, kitapların izlerinden gitmek, yolumuzu bulmak için aslında yeterli. Değişime inanmak… Ve tabii ki en önemlisi de “çocukların” ya da “ çocukluğumuzun” bizi kendimize getirdiği gerçeğini unutmamak.
Kitabın içeriği kadar kurgusu da sürükleyici. Felsefi bilgilerin akıcı bir şeklide anlatılması da etkileyici. Mekânlar Şirince köyü, Efes, Yedi Uyur’ların mağarası; yol gösteren Heraklit; kahramanımızın ismi Dünya, en yakın arkadaşının adı Atlas… Köyde yaşayanlar, terzi, öğretmen, doktor, tamirci, çömlekçi… Sadece bunlar bile kurgunun hakikatle bağının simgeleri… Geçmişin ve geleceğin iç içe hali…
Kitap Kırmızıkedi yayınlarından çıkmış. Yazar, Aslı Eti. On yaş ve üzeri için sürükleyici bir roman. Ama bence -her zaman dediğim gibi- hem büyüklere hem küçüklere… Bir solukta okunacak, tadı damağınızda kalacak kitaplar arasında. Okuyanların bana hak verdiğine eminim.
Keyifli okumalar…
Fatma Geçer
(İnstagram: masalokuyalim)

Birlikte Okuyalım, Sesli Okuyalım!

Chicago Halk Kütüphanesi tarafından hazırlanan, ebeveynlere çocuklarla sesli okuma üzerine tavsiyeler içeren katoloğu çevirmek ve paylaşmak istedim.

0-9 ay bebekler için sesli okuma tavsiyeleri

– Okurken bebeğinizi sarın, kucaklayın. Sesiniz onu rahatlatacaktır.
– Keskin kontrast renklerle hazırlanmış kitaplar seçin.
– Bebek resimleri veya tanıyacağı nesnelerin olduğu kitaplar seçin.
– Nesneleri işaret edin ve isimlendirin.
– Ritimli ama basit cümleler kurun.
-Bebeğin kitabı tutmasına izin verin.

9-18 ay için tavsiyeler:

– Basit dilli kitaplar seçin.
– Parlak, canlı resimli kitaplar bulun.
– Okurken, el çırpma, cee-eee gib oyunlar oynayın.
– Ritim ve tekrar etme tekniklerini kullanın.
– Bebeğin sayfaları çevirmesine izin verin.
– Nesneleri isimlendirmekle kalmayın, nesneler hakkında konuşun.
– Tekerleme, şiir ve şarkılar söyleyin.

1.5 – 3 yaş
– Beraber şarkı ve tekerlemeler söyleyin. Hiçbir teknolojik alet, insan etkileşiminin yerini tutamaz.

– Nesneleri beraber isimlendirin, ona da sorun.
– Harfleri işaret edin, seslendirin.
– Aksiyon içeren, basit grafikli kitaplar seçin.
– Resimler hakkında sorular sorun, tartışın.

3 – 5 yaş
– Renkleri, sekileri, sayıları ve harfleri , konu alan kitaplar yardımıyla sunabilirsiniz.
– Çocuğunuzun aşina olduğu dünyayı içeren kitaplar seçin. Mesela, çiftlik hayatına ilgisi varsa, tohum dönüşümünü anlatan bir kitap seçmek, su altına ilgisi varsa, ana karakteri yunus olan bir kitap seçmek gibi…
– Data uzun hikayeler içeren kitaplara geçebilirsiniz.
– Tekerleme, kafiye, ritim içeren masallar seçin.

Kataloğun görselleri:

Kaynak: Chicago Public Library