Mevsimlik İşçi Kampı Çocuğu Olmak

Masalların hangi yaş grubuna nasıl anlatılacağını, ne tür masalların anlatılması gerektiğini teorik kısmıyla birlikte masal anlatıcılığı eğitimi kapsamında, hocalarımdan öğrenmiştim.  3,4,5 gibi kesin yaş aralıklarıyla anlatıcının yaşına göre masallar seçip, masalları anlatmaya gayret ediyordum. Bu kadar net yaş aralıklarının olmasının yanlış olabileceğini, hayatımın en önemli dersini veren masal saatini yapana kadar bilmeyecektim.. Mevsimlik tarım işçilerini iyileştirme projesi kapsamında hayatımda ilk defa duyduğum “kamp çocuklarına” masal anlatma heyecanı sarmıştı beni. Nasıl anlatmalı ne anlatmalı? Tüm bu sorular üzerine kafa yorarken vakit geldi. Kamp içinde bulunan büyükçe salonda yetmişi aşkın 2 ve 12 yaş aralığında çocuk masal çemberinde beni bekliyorlardı. Hiç masal dinlemeyen çocuk sayısı dinleyen çocuk sayısının üç katıydı. Heyecanla ne anlatılacağımı bekleyen çocukların telaşlı kıkırdayışları, ara ara bilmediğim dilde fısıldanışları, bütün salonda uğultuya neden oluyordu. Bu, gözle görünmeyen fakat kulakları sağır edecek derecedeki salonu dolduran uğultu, parmaklarımın, müzik aleti kalimbanın tellerine dokunmamla azalmaya başladı. Ben ritimli çaldıkça ses sis gibi yok olup gitti ve başladı harfler, sesler yan yana dizilmeye. Masallar nerden gelir diye sordum, cevabının kesinlikle gelmeyeceğini düşünerek. Ama 12 yasında Hümeyra kitaplardan gelir deyip bütün ilgimi kendisine çekişti. Hümeyra küçük kız kardeşini kucağına almış, masal dinlemeye gelmişti. Sayıları fazla olan çocukları zapt etmekte oldukça zorlanınca kalimbanın tellerine daha bir hızlı bastım ve başladım masal ritüeli oyununu çalmaya. Bütün salon sessizliğe gark olmuş ve çocuklar ne oluyor diye meraklı bakışlarla beni dinleyeme başlamışlardı. İki ve on iki yaşlarındaki çocukları nasıl bir masalda buluştururum kaygısı yavaş yavaş dağılmıştı üzerimden. Harfler, Sözcükler, Kelimeler, kalimbadan çıkan notalara takılıp, önce salonun duvarını yalayıp, sonra başka bir ahenkle çocukların kulaklarına fısıldıyordu. Ara ara oyunbaz ruhlar, sesleri ve sözleri tutup elleriyle oynuyor, oyunlarından yükselen kıkırdanışları salonda farklı bir ahenge neden oluyordu. Nihayet, ses, söz ve oyunun kardeşliği zirvedeyken masal son buldu.  Masal saatini bitirdiğimde her tecrübe yeni bir öğreniştir demiş ve neyi öğrenirsen öğren her daim hayat okulu başka şeyler öğretiyor fikrini aklımın bir köşesine yazmıştım. Hayatlarının altı ayını anne babalarının geçim sıkıntılarını ortadan kaldırmak için tarlada geçiren çocuklar, bana çok şey öğretmişlerdi. Masal müziğini ve oynadığımız oyunları ömür boyu unutmayacaklar kuşkusuz. Ben de hayatımın dersini unutmayacağım. Tarlaya gitmedikleri vakit kendileri için oluşturulan çocuk kütüphanesine gelip masal dinleyecek, kitaba, kaleme hasretlerini dindirecek çocukların mütebessim çehreleri, hala gözümün önünde.  Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayımlar Genel Müdürlüğünün daveti üzerine masal anlatmaya gitmiştim. Bakanlık oradaki çocukların şartlarını iyileştirmek adına bir çocuk kütüphanesi kurup, günlük etkinlikler planlamışlardı. Yüz boyama, masal, oyun, gezici kütüphane aracı içini keşif, sokak oyunları ve masal anlatımı gibi birçok etkinlik. Mevsimlik tarım işçileri İyileştirme Projesi kapsamında yapılan bu tür etkinliklerde çocuklar uzak kaldıkları oyuna, eğitime kısa süre de olsa kavuştular. Böylesine çocukların yüreğine dokunan bir projede olmaktan kendi adıma onur duydum. Dezavantajlı çocuklarla çalışırken yaşadığım her hatıra benim için bir nasihat niteliğinde. Oyunbaz ruhlu mevsimlik çadır işçisi kampı çocukları, diğer çocuklardan hiçbir farkı olmaksızın, iyi bir hayatı hak ediyor. Gelecek yıllarda böylesi faaliyetlerin uzun soluklu ve devamlı olması, böylesi projelerin daha verimli olmasını sağlayacaktır. Hiç dil bilmeyen çocukların oyunlarda ve masal esnasında, çocuk dilleriyle dâhil olduklarını gördüm. Belki bir tercüman bu etkinlikleri daha verimli kılabilir.  Söze, sese ve oyuna belki daha sıkı sarılıp belki dans bile edebilirler. Çetin hayatla dans etmeye ara verip, oyunla dans etmek ne muazzam bir hediye olurdu?

Yazı Dizisi-I: MASAL DENEN HARİKULADELİK NEDİR?

İçinde bulunduğumuz çağ kitle iletişim araçlarının yoğun kullanıldığı bir zaman dilimidir. Bu zaman diliminde insanlar, gerek görsel gerekse işitsel teknolojik pek çok gelişmeyi ortaya koymuştur. Her ne kadar bu tür teknolojik gelişmeler sözlü kültüre ilk bakışta ket vuruyor gibi gözükse de insanlar, özellikle son 25-30 yılda sözlü kültürün çok önemli bir taşıyıcısı olan, folklorumuzun de önemli yapı taşlarından olan masalla ilgili pek çok çalışma içine girmişlerdir. Masal diyarını merak etmekle kalmayıp, masalın dinleyiciye kattığı değerler üzerinde durmaya, araştırmalar yapmaya başlamışlardır. Bunun yanı sıra masal severler ve masal anlatıcıları, çocuk, genç, kadın, erkek demeden,  masal geceleri, masal saatleri, masal kampları düzenlemeye başlamıştır.

Erken yaşta çocukların sosyal gelişim, dil ve psikolojik gelişimleri üzerinde masalın etkisine dair araştırmalar yapılmaktadır. Öğretmenler, doktorlar, psikologlar, sanatçılar, edebiyatçılar, sanatseverler, ev hanımları, üniversite öğrencileri çocuklar, gençler, yaşlılar her kesimden insan,  masalların sözcüsünün yani, anlatıcısının sesini takip etmeye başlamışlardır.  Nörobiyolog Prof. Dr Gerhald Hüther masal için çocukların sakince oturup, aynı zamanda hayal gücünü geliştirecek, kelime dağarcığını arttıracak, duygudaşlık kurma becerilerini geliştirip, özgüvenini arttıracak, geleceğe daha güvenli ve korkusuzca bakmasını sağlayacak efsunlu bir değnektir der. Peki, bu masal denilen büyülü değnek neyin nesi o zaman? Gelin birlikte bakalım.

Türk Dil Kurumu sözlüğü masalı; Genellikle halkın yarattığı, hayale dayanan, sözlü gelenekte yaşayan, çoğunlukla insanlar, hayvanlar ile cadı, cin, dev, peri vb. varlıkların başından geçen olağanüstü olayları anlatan, bilinmeyen yerde bilinmeyen mekânda geçen, halk edebiyatı ürünü olarak tanımlar.

Aslına bakılırsa, bilinmeyen yer, bilinmeyen şahıs ve bilinmeyen varlıklara ait olayların macerası, hikâyesi olarak tanımlanan masalların, geçmişte gerçek olayların hikâyesi iken, göç, savaş gibi zor durumlarla söyleyeni unutulan, yerini hayali kişi ve karakterlerin yer aldığı folklor ürünü haline gelmiştir.( Sözlü Kültürel Mirasımız Masal 34)

Yüz yıllardır insanlar tarafından anlatılan, olağanüstü kişilerin, olağan üstü olayların bulunduğu, genellikle bir varmış bir yokmuş gibi kalıp sözlerle başlayan( Prof. Dr.Saim Sakaoğlu  Masal Araştırmaları s.2. ) belli bir kahramanı, kahramanın yolculuğunu, bu yolculukta kahramanın bir hedefini gerçekleştirdiğini, hedefine engel olan düşmanlarını ve emeline ulaşmasında yardım eden yoldaşlarını, sonunda ise çıktığı yolculukta ulaştığı mutlu sonu anlatan, edebi ürünler masal olarak tanımlanır. Bu geniş tanımın içinde aslına bakılırsa, folklorun masalla başladığı, ilk masaldan bu güne masalı tanımlayan, kişiden ve belirsiz zamanda ziyade, bütün meziyet, masalın içindeki, iyilik, güzellik, adalet kuvvet gibi hikmetin olduğu görülür.  Bütün kusurlar, kötülükler, çirkinlikler, masal sonunda iyilik, güzellik ve harikuladeliğe dönüşür.

(Pertel Naili Boratav Halk Edebiyatı Dersleri-174.) .

Masallar halkların toplumsal değerlerini, kültürel yapı taşlarını ve inanışlarını içinde barındıran bir sözlü kültür ürünüdür. Sözlü kültürün önemli bir taşıyıcısı olan masallar, folklorumuzun de önemli yapı taşlarındandır.  Her insanın kendi kültürünün çocuğu olduğu düşünürse, masalın da onun yetişmesinde yadsınamaz bir katkısı olduğu anlaşılacaktır. Masalın tanımları arasında “terbiye ve ahlâka faydalı, yararlı hikâye” şeklindeki tanım, masalın bu fonksiyonu üzerinden yapılmıştır. Bu işlev de çocuğun yetişmesinde, masalın bir eğitim aracı olduğudur. Masallarda, iyi-kötü, adil-zalim, diğerkâm-bencil, kibirli-alçakgönüllü, gibi kavramlar  çatışma halindedir

Masalların harikuladeliğinin kaynağı nereden sorusu gelir aklımıza? Masallar, insanlığın ortak mirasıdır. Evrensel değerleri barındırır. Masalların harikuladeliği evvela bundandır. Masallar değişime açıktır ve masal unsurları, farklı kişilerin ağzında söylene söylene, zaman içinde değişiklikler arz etmiş, anlatıldığı coğrafyaya, kültüre, dine göre şekillenmiş ve değişmiştir. Değişmeyen sadece masalın ana iskeleti olmuştur. Fakat masallar, anlatı anlatıla gelişmiş, değişmiş ve güzelleşmiştir.  Masallar insanlığın ortak mirası haline böylece gelmişlerdir. Masalların her ağızda söylenebilmesi; bütün dünya çocuklarınca aynı heyecanla dinlenebilmesi onun bir diğer harikuladeliğini gösterir.

“Görülüyor ki, içlerinde beğenilen, örnek edilmeye değenler de bulunuyor, beğenilmeyen, şerrinden kaçılması gerekenler de… İşte masalların da asıl eğitim değeri burada. Çocuklarımızın ruhunu, iyi örneklere göre inşa ederek onları inandıkları yolda güçlükleri yenecek, şahsiyetli birer insan yapmak. Dünya milletleri bu inanışla, çocuklarının ruhunu masallarla besliyor; özellikle insanları tanıma melekesi kazandırarak onlarla münasebetlerini kolaylaştırıyor” (Eflatun  Cem Güney, 1966, s.9-10).

 

YAZAN: HAVVA İRMAK

Kaynak:

Tdk. Masal maddesi

Pertev Naili Boratav  Zaman Zaman İçinde

Pertev Naili Boratav   Halk Edebiyatı Dersleri 2

Prof. Dr. Saim Sakaoğlu Masal Araştırmaları

Sözlü Kültür Mirası Kültür Bakanlığı Yayınları

Yaşayan Değerler Eğitimi Etkinlikleri Dıane Tıllman

Çocuk Kütüphanesi Gönüllülüğü: Bir Hayalin Gerçekleşmesi

Benim lügatimde gönüllülük, yapman gereken bütün işleri yaptıktan sonra arta kalan zamanda şunun da bir ucundan tutayım anlamına gelmiyor. Bana göre, değerler ve insanlık için yapılması gereken ne varsa sonuna kadar arkasında durma, hayatı güzelleştirme adına ortaya konacak bütün çabanın adıdır gönüllülük. Kitap ve boş zaman arasında sürekli bir ilişki kurulur ve kitap sanki boş zaman eğlencesi gibi sunulur. Oysa boş zaman veya kısmi bir zamanda kitaba yer açanlar ne yazık ki hayatta kütüphane, kitap ve gönüllük arasındaki ilişkiyi anlayamazlar.

Çocuk kütüphanesi gönüllüsü olmak; bir kişiyle başlayıp tüm ülkeye yayılmasını umut ettiğimiz bir fikir. Bu fikir yalnızca teorik düzlemde kalmayıp kısa bir zamanda ilk kıvılcımlarını pratik yaşama da geçirebildi. Sevgili Merve ile aynı gayede buluşup tanıştığımızdan bu yana oluşan gönüllülük esaslı çalışmalarımız zamanla şekillendi ve bir mesafe aldı.

Bu çalışmalar bazen bir kütüphanede masal okumak bazen minik okurlarla çocuk kitabı yazarlarını buluşturmak, bazen de annelere çocuk kütüphanelerinde gönüllük esaslı çalışmaların farkındalığını arttıracak programlar yapmak oldu.

PEKİ ÇOCUK KÜTÜPHANESİ GÖNÜLLÜSÜ NASIL OLUNUR?

Size en yakın bir kütüphaneye gidip birkaç çocukla masal saati yaparak da gönüllü olabilirsiniz, bulunduğunuz mahalledeki  idari birime, birkaç gönüllüyle başvuru yapıp burada bir çocuk kütüphanesi istiyoruz deyip bir mail atarak da olabilirsiniz, bir çocuk kitabı yazarına ulaşıp buyurun kütüphanede çocuklarla buluşun diyerek de gönüllü olabilirsiniz.

Benim hikayem bir masal etkinliğinde tanıştığım Kidnooks’un sahibi Ayşegül DEDE hanımefendiye kütüphaneye gelip “SESLİ KİTAP OKUMA  EĞİTİMİ” verir misiniz? sorusuyla başladı. Sağ olsun. Bu İstanbul’da yaptığımız ilk kütüphane etkinliği idi ve ilk kütüphane gönüllüsü olarak giriştiğim işti. Daha sonra birçok çocuk kitabı yazarına ve dergi editörüne mailler attım ve sosyal medyadan ulaştım. Nasrettin Hoca Çocuk Kütüphanesine davet ettiğim her yazar davetime icabet etti. Hamdolsun, herkesten çok olumlu yanıtlar aldım. Çünkü niyette sadece çocuklar vardı. Taş Masallarının yazarları Üsküdar Üniversitesi Öğretim görevlisi Elif Yaşar ve Kartal İmam Hatip Lisesinde öğretmen eşi Ümit Yaşar hocalarımız ikinci kütüphane etkinliğine katıldılar. Bir gezi vesiyle Bursa’ya yolum düştü Bursada gezilecek yerler arasında Lalapaşa Çocuk Kütüphanesini de eklemiştim. Burada gönüllü Masal Saati yapan Seher Kandemir hanımefendiyle kütüphane etkinliğimiz oldu. Kutupanne Kurucusu Merve Yavuzdemir İstanbul’da yaşayan Çocuk Kütüphanesi Gönüllüleriyle biraraya gelip, çocuklarımız için daha iyi neler yapabilirizi masaya yatırdılar. Yeni yeni fikirler oluştu ve hayata geçmeye başladı.

Amerikaya yaşayan bir arkadaşımız yaşadığı Eyalette bir kütüphanede,Ramazan Ayı müslümanlara saygıdan dolayı Çocuk Kütüphanesinde Kütüphane görevlilerinin İslamı anlatan çocuk  kitaplarını  ön raflara koyduklarını söyledi. Bu hem çok güzel bir davranış hem de kendi ülkem adına içlendiğim bir durumdu. Neden bizim Çocuk Kütüphanesinde böyle bir bölüm oluşmasın ki deyip, kolları sıvadık. On gün kadar kısa sürede sosyal medya aracılığıyla bir çok yayınevinde ulaştık ve kitaplarımız raflarda yerini aldı. Artık bizim de Ramazan Kitaplığı Köşesimiz oluşmuştu. Kurumum Diyanet Vakfı Yayınları, Erdem Yayıncılık, Kayalıpark, Nar Çocuk, Uğurböceği Yayınları kitaplığımıza katkıda bulundular. 40 hadis 40 inci kitabının yazarı Nezihe  İnçi Ak hanımefendi ise kendi kitaplarını kütüphaneye hediye ettiler. Kitaplık oluşmuştu ve geriye sadece gönüllülerimizle iftar yapmak kalmıştı. Kırk beş gönüllü katılımıyla belki de Dünyada ilk Masallı Kütüphane İftarını gerçekleştirdik. Elif Ümit Yaşar’la iftar sonrası  büyüklere Masal Saatimizi yaparken, Atölye Balıkla çocuklar resim atölyesi yaptılar. Kütüphane gönüllüleri durmak bilmeden kütüphaneler için çalışmaya devam ediyorlar. Yazın masal saati olmayan kütüphanelerde gönüllülerimiz Türkçe- İngilizce Masal Saati yapmaya başladılar.

 

Kütüphane kamusal haklarımız ve kamusal alanlarımızın farkına varmalıyız. Çocuklarımız kütüphaneyle yedi yaşında tanışmamalı.

Kütüphaneler sadece kitap okunan alanlar da değildir.Saatlerce fuarlarda kitap yazarıyla tanışmak için bekleyen kuzular, belli bir ücret karşılığında masal saatlerine katılabilen çocuklar kadar şanslı değillerdi maalesef. Kütüphaneler ise her çocuğa eşit hakları sunan sosyal yapılardır. Her anne belli bir bedel ödemeksizin kitap alıp, masal dinleyebilmeliydi bu mekanlarda.

Kütüphaneler herkesin ulaşımına açık mekanlar olması hasebiyle okurlarına bu hakkı sunmalı diye düşünüp elimi taşın altına koydum. Herkes bir yazara mail atıp ‘bizim kütüphanemize gelip çocuklarımızla tanışır mısınız?’ diyebilme özgürlüğüne sahip.

Çoğunlukla yazarlar böylesi bir teklife olumlu yanıt verecektir. Zira çocuklar için yazan yazarlar çocuklarla buluşmak isteyeceklerdir.

Çocuk Kütüphanesi Gönüllüleri

Kütüphane, özellikle 0-6  yaş çocuk kütüphaneleri deyince ne gelir akla? İçinde oyun kurulacak alanlar, aktivite bölümleri, masal köşesi ve çocukların boyuna uygun dizilmiş çocuk kitapları.
Peki sizin semtinizde böyle özellikte çocuk kütüphanesi var mı? Evet demenizi beklerdim ama maalesef. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Atatürk kitaplığına bağlı bu özellikte sadece dört çocuk kütüphanesi var olduğunu biliyor muydunuz? Geçen ay İstanbul Büyükşehir Belediyesi Müzeler ve Kütüphaneler Müdürü Ramazan Minder Beyfendiyle bir söyleşi gerçekleştirdim. Ramazan Bey çocuk kütüphanelerini önemsiyor ve bu bağlamda kendisinin hayali olan projeyi, Nasrettin hoca çocuk kütüphanesini açtıklarını ve arttırmak için uğraştıklarını belirtti. Kütüphane sayısının az olmasının bazı nedenleri var. Mekan ve gönlünü bu işe vermiş görevliler gibi. Asık suratlı kütüphane görevlilerinin bütün yapılanları mahvedebileceğini ve bu işi aşkla yapacak bireyleri bulmaya uğraştıklarını,  bazı bölgelerde mekan sıkıntısı yaşadıklarını ama bunların hayallere engel olamayacağını belirtti. Annelerden bu bağlamda ortaklık talep ettiklerini daha çok gönüllü anne daha çok çocuk kütüphanesi demek olduğunu hatırlattı. Kütüphaneleri sıcak yuvalara dönüştürmek ve anne-çocuk eğitimleri vermek istediğimizi bu konuda desteğe ihtiyacımız olduğunu söylediğimde, sonuna kadar arkamızda olduğunu ve bu gönüllü annelerin sayısının artmasının kendi diledikleri de olduğunu söyledi. Şunu gördüm ki çocuk kütüphaneleri hayal değil. İstersek ve talep edersek samimiyetle, bütün kapılar açılıyor.
  Ramazan beyin hayali olan Nasrettin Hoca çocuk kütüphanesinde ilk eğitimimiz başlıyor. Kidnooks Masal evi sahibesi Sevgili Ayşegül Dede ilk eğitimi gönüllü olarak verecek. 24 Mart saat 14-16 saatleri arasında gerçekleştirilecek olan bu etkinliğe anneler çocuklarıyla beraber katılabilecekler. Anneler sesli kitap okuma eğitimi alırken, yavruları kütüphanede bol bol oyun oynayacak. Peki gönüllü kütüphane görevlisi ve masal okuyucusu nasıl olunur.? Öncelikle çocukları ve Kütüphaneleri sevmelisiniz. Sonrasında İstanbul ve Türkiye genelinde çocuk kütüphaneleri keşifleri yapmalısınız ve alacağınız eğitimle çocuk kütüphanelerinde gönüllü masal okuyucusu olabilirsiniz; bence olmalısınız da.  Bu şartlara uygun iseniz başvuru yapın o zaman @havvaileademinmeyvesi bakınız.  www.kutupanne.com.
Hayaller gerçek oluyor..

Ahmet Kabaklı Kütüphanesinde Çocuk ve Umut

Bu sıralar kızımla farklı tasarımı olan ve farklı aktiviteler sunan kütüphane ya da kitap kafelere merak saldık. Tatilde kendi memleketimdeki kütüphaneye gidip yanı başımdaki yarımadanın en büyük kütüphanesi olan Ahmet Kabaklı Kütüphanesini neden keşfetmedik deyip kızım Zeynep Zühre ile kütüphaneye gittik. İstanbul Büyük Şehir Belediyesine bağlı Atatürk Kitaplığına bağlı olarak hizmet veren kütüphane, Fatih’in en büyük kitap kapasitesi olan kütüphanesi. Bu kadar büyük kütüphanenin çocuk kitapları bölümü beni bir hayli heyecanlandırmıştı. Ali Emir Kültür Merkezinin en üst katında bulunan kütüphane geç saatlere kadar kitap severlere açık. Çocuk bölümü ise hayal kırıklığı yaşattı bize maalesef.

Kitapların sayısı ve hiç cazip olmayan raf dizaynı ilgisini çok fazla çekmedi Zeynep Zühre’nin. Kendi göz hizasındaki kitapların içine dalıp kitap karıştırması on beş dakika sürdü. Birazcık masal okuyalım istedik. Bütün kütüphane bizi dinledi. İlk defa bir kütüphanede olmaktan kaynaklı iç daralması yaşadım. Herkes gibi bizim de hakkımızdı kitap okuyup kıymetli vakitler geçirmek fakat çocuk bölümüne yayılan büyükler ve bakışları nedeniyle birazcık kızıma susması konusunda baskı yaptım. Tabii bu fıtrata aykırı. O sürekli sorularla daha da çok sesli konuşuyordu.

Kayıt yapıp biran önce çıkalım istedim ama küçük yaş grubu çocukların kayıt edilemeyeceği söylenince neden bu kadar sıkıcı buralar deyiverdim. Türkiye’de büyüklere bile yaptırım ve uygulamalarıyla sıkıcı gelen kütüphanelere çocuklar nasıl talep etsin sorusu döndü durdu kafamda. Su dışında bir şey içilmeyen, yenilmeyen konuşulmayan, çok hareket edilmeden durulan bir yer asla çocuk için olamazdı.

Bu fikirlerim için İstanbul Kültür Müdürlüğü Müdür vekili Hanımefendiden görüşme talep ettim. Nöbetçi görevliyle konuşmalarımızda, müdürenin, açık fikirli, yeni projelere açık ve çocuk bölümümün değişimini kendisinin de istediğini, bana yardımcı olabilecek bir kişiliğe sahip olduğunu belirtti. Gelecek hafta inşallah resmî başvuruyla en yakınımdaki kütüphanenin çocuk bölümünün kendi amacına  hizmet etmesi için  çalışmalara başlıyorum. Bize çok ta uzak olmayan anneli-çocuklu masal saatlerinin başlaması ve çocuk bölümünün daha da cazip hale gelmesi artık an meselesi diyebilirim. Buradan hazır aklımdayken, kızımın tüm bitmek bilmeyen enerjisine güler  yüzüyle muamele eden ve boyama kitabıyla kalemlik hediye eden memura teşekkür ederim. Her şey daha da güzel olacak umuduyla.

Yazan: Havva Durgu Irmak

Erzurum Çocuk Kütüphanesi ve Kütüphanede Piknikli Masal Saati

Zeynep Zühre’ye yeğenleriyle çocuk kütüphanesine gideceğiz dediğimde “Oleyyy!!” diyerek seviçle bağırdı..

İstanbul’da çocuk kütüphanesi etkinliklerinden bildiğimiz çocuk kütüphanelerinin Anadolu’da nasıl olduğu konusunda kafamda soru işaretleri vardı. Çocukları toplayıp kütüphane yoluna düştük.Giriş kısmında oyun treni ve büyükçe bir oyun parkıyla 2014 yılında hizmete girmiş,Erzurum Çocuk Kütüphanesi bizi karşıladı..

Kafamdaki soru işaretleri kayboluyordu.

Yumuşak sesi ve babacan tavırlarıyla kütüphane görevlisi Asım Bey bizi karşıladı. Kütüphane ve bahçesini gezdirip, kızlara oyuncak köşesini tanıttı.

Üç buçuk, iki buçuk ve on iki aylık yaş grubundan oluşan üç çocukla yaklaşık üç saat çıkamadığımız kütüphanenin, üç bin kayıtlı üyesi ve yedi bin çocuk kitapları mevcut.
Bahçesi,meyve ve çam ağaçları ile kaplı kütüphane içinde iki büyük oyun parkı var.Çitlerle kapalı güvenli bu geniş bahçede huzur ve yeşillik bir arada…


Kütüphane yazın mis çam kokusu ve Erzurum Palandöken dağlarından gelen serin havanın etkisiyle inanılmaz güzel bir ortama dönüşüyor.
Piknik yapılabilecek, masal saatlerine doyulmayacak alanın bahçe işlerini gönüllü kütüphane görevlisi yapıyormuş.


Anadolu’nun sıcak yüzünü Kütüphanede de görmek beni ve kuzuları inanılmaz mutlu etti. Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı kütüphane, haftanın altı günü beşe kadar açık ve dört görevli hizmet veriyor.

Süreli yayınlar, çocuk kitapları bölümü, oyuncak, bilgisayar oyunları köşesi ve bilim köşeleri mevcut. Özelllikle oyuncak ve bilim köşesine bayıldık. Kalbin çalışmasını anlatan cihaz,cazibe merkezi oldu. Dinozor ve timsah oyuncaklar da cabası…

 

Kütüphane görevlisinin babacan tavırlarıyla kütüphanede daha uzun kalmamıza neden oldu.
Küçük bir masal saati yaptık ve mutlu bir şekilde kaydımızı yaptırıp kitaplarımızla ayrıldık…

Asım Sevinç Beyden bir dahaki masal saati için gün istedim. Bütün kapıların çocuklara ve annelerine açık olduğun söyledi. Bir  hafta sonra on beş katılımcı anne ve on bir katılımcı çocukla kütüphane bahçesinde oldukça kalabalık bir buluşma gerçekleştirdik. Kütüphane bahçesindeki parklarda oyun, piknik ve sonrasında masal saatiyle biten gün çocuklar için mutluluk dolu kütüphanede birgün olarak hafızalarına kazındı. .” Değnek Adam ve Ayılar Kitap Okumaz” kitaplarına bayılan çocuklar kütüphane kayıdı yaptırıp bu ve daha birçok kitabı almak için yarıştı..

Erzurum’da çocuk kütüphanesinden habersiz olan annelerden mutlu mesajlar almak beni daha da mutlu etti.

Bu masalsı çocuk kütüphanesi Dadaşkent Erzurum’da. Yolu Erzurum’a düşen serin çam ağaçları gölgesinde bir bardak çayla bir masal saati yapsın. Bu güzel kütüphane gibi Anadolu’nun birçok çocuk kütüphanesi kapılarını bize açmış bekliyor. Gitmeden bilemeyiz. Görmeden anlayamayız. En yakın zamanda bulunduğunuz İl’deki Çocuk Kütüphanesini ziyaret edin derim pişman olmayacaksınız 💕Bekleriz böyle güzel bir çok kütüphaneye 💕

Nasrettin Hoca Çocuk Kütüphanesi

Dün harika bir kütüphane keşfettim. Hem sizin için hem de Zeynep Zühre için ziyaret ettiğim yer, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Atatürk Kitaplığına bağlı 2014 yılında açılmış olan Bağcılar Nasrettin Hoca Çocuk Kütüphanesi.

Bu kütüphane, içerisinde pek çok faaliyet alanını barındıran güzel bir kompleks havasında. Bu haliyle İstanbul’un belki de en iyi ve kapsamlı çocuk kütüphanesidir desem abartmış olmam. Her şeyden önce burası binlerce kitabın bir bina içerisine yığılmasından ibaret bir kütüphane değil.

 0-6  yaş grubu çocukların anneleriyle gelebildiği, 6-15 yaş aralığı içinse ikinci katta ayrı bir bölümde hizmet veren bu kütüphanede pek çok faaliyetin yapıldığını öğrendim. Bunlardan bazısı; masal saati, satranç, elişi, boyama, oyun, resim ve karikatür saatleri vd.

Bu faaliyetlere alanında uzmanlar mihmandarlık ediyor. Her faaliyet belli günlerde yapılıyor.

Masal saati Salı ve Perşembe günleri saat 13.30’da.  Çarşamba günleri resim ve karikatür; Pazartesi ve Cuma ise Oyun saati ve motor becerileri geliştirmeye dönük oyun hamuru ve elişi  çalışmaları yürütülmekte. Çocuklar bu faaliyetleri takip ederken, anneleri çay eşliğinde bekleme salonunda sohbet edebiliyor.

Kütüphane görevlilerine gelince böyle güler yüzlü insanlar var mı başka kütüphanelerde diyorsunuz?! Her gelen çocuk ilk geldiğinde küçük hediyelerle mutlu ediliyor ve isteyenler kütüphaneye üye yapılıyor. Kütüphanenin şu ana kadar 2000’in üzerinde üye sayısına ulaşmış olmasında mekan kadar mekanın şerefi olan çalışanların katkısının olduğunu söylemek lazım. Bu çalışanların başında hele bir de Hikmet Amcalar isminde  üç çocuk babası, çocukçayı konuşabilen bir amca var ki Bağcılar ve İstanbul çocuklarının belki de  en büyük şansı.

Zira Hikmet bey kütüphane  müdavimi, kitap kurdu bir çocukmuş. Kendi memleketindeki kütüphanede yaşadığı kötü tecrübeler ona ileride bu işin doğru bir şekilde nasıl yapılması gerektiğinin anahtarını temin etmiş. Yaşadıklarından ders çıkarmış ve İstanbul’un çocukları için güzel işler yapmak arzusunda bir beyefendi.

Özellikle Bağcılar ilçesinde yaşayan çocuklar, çok rahat sosyalleşip, kendilerini gerçekleştirmeleri için bu fırsatları tanıyanlara minnettardır zannımca. En çok hoşuma giden yanı ise bu kütüphanede çocuk çığlıkları ve kahkahaların serbest olması. Sessiz olun cümlesini söyleyen nazikçe kütüphaneden çıkarılıyor.

Kütüphane hafta içi her gün sabah saat 8.30 da açılıyor akşam saat 18.00’a kadar hizmet veriyor.

Aramızda kalsın burayı ziyarete gelen çocuklar ve annneleri ile Cuma günleri çok eğleneceğiz. 🙂

 

Annemin Kütüphanesi: Afyon Gedik Ahmet Paşa İl Halk Kütüphanesi

 

Yazarı: Havva Durgu Irmak

 

*Tüm hakları saklıdır. kutupanne.com izni olmaksızın bu dokümanın tamamı veya belli bir bölümü hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda kaynak gösterilse dahi izin alınmadan kullanılamaz, çoğaltılamaz ve kopyalanamaz.

Acıkmadım ki!

Bu Kış Kimse Üşümeyecek

Yazarı & Çizeri: Feridun ORAL
Yayınevi:Yapı Kredi Yayınları
Sayfa Sayısı: 10
Önerilen Yaş Grubu : 3+ Yaş

Minik bir kır faresi, soğuk bir kış sabahı uyanır. Yakacağı bitmiştir ve toplamak için ormana doğru ilerler. Kimsecikler yoktur, çalı çırpı kozalak ve kuru dallardan oluşan yakacaklarını toparlar fakat kendisi taşıyamayacak kadar ağırdır. Şimdi nasıl yuvasına götürecek ve ısınacak.?! Yoksa kır faresi bu kış üşüyecek mi? Koskoca ormanda tektir. Rüzgar uğuldamaya başlamış, gökyüzü kararmış ve fırtına çıkmak üzereydi şimdi ne yapacaktı koskoca ıssız ormanda kır faresi? Acaba birileri ona yardım edecek ve onu üşümekten kurtaracak mıydı?! Ama orman çok ıssızdı var mıydı acaba birileri?!


Anne Yorumu:

Feridun Oral çizimi ve anlatımıyla kızımın hayran kaldığı bir yazar ve illüstratör. Kızım,  kitaplarla tanıştigi ilk zamanlar yazarın çizimlerine ve kitaplarındaki karakterlerine hayran kalmış ve başka kitapları seçerken, seçimini yazarın eserleri üzerinden değerlendirerek seçmeye başlamıştır. Yazar, çizimi ve anlatımıyla yine etkileyici bir eser ortaya koymuş. İnsan olmanın gereği olan Yardımlaşma kavramını çocuklara harika bir hikaye kurgusuyla anlatmaya uğraşırken şaşırtıcı bir sonla paylaşma kavramını da bir değer olarak eklemiş. Şimdi ne olcak diye beklerken heyecanla şaşırtıcı ve vurgulayıcı bir çözümle hikayeyi sonlandırıp, yardımlaşmanın gücüyle gelen paylaşmayı hikaye sonuna eklemiş. Kızıma, soğuk kış günlerinde insanlara ve sokak hayvanlarına yardımı ve paylaşmayı anlatabileceğim sıcacık başka bir hikaye olamazdı herhalde. Kitabın en çarpıcı sözü, tavşanın “gücümüzü birleştirirsek olur” sözüdür. Aslında bütün mesele bu değil midir.? Gücümüzü birleştirirsek İyilikler ve iyiye ait herşey artar, kötülükler azalır.

Anne Tavsiyesi:
Çocukla beraber yapılabilecekler: Sokaktaki hayvanlar için yumuşak minderli kutulardan barakalar ve yemek kapları, şuan oturduğumuz semtte sokaktaki muhtaç çocuklara hediye 🎁 edebileceğimiz kızımın fazla mont bere atkı ve eldivenleri, ya da savaş mağduru çocuklar için oyuncak ve kıyafetlerinden oluşan hediyelerin bir kısmını birlikte paketleme😊.
Biz gibi dikiş bilen anneler varsa birlikte kıyafet dikip sokak çocuklarına ve üşüyen çocuklara hediye etmek.
Yardımlaşma ve paylaşma gibi değerlerin öğrenilebileceğine inanan herkese…

Yazan: Havva Durgu Irmak

Instagram: @havvaileademinmeyvesi