Çocuk Deneyimleyerek Öğrenir


Aile ve Çocuk Danışmanı / Çocuk ve Oyun Terapisti Serap BUHARALI

Gelişim psikolojisine, gelişim veya eğitimi ile alakalı olan tüm kaynaklara baktığımızda bilimsel olarak da ispatlanmıştır ki çocuk deneyimleyerek öğrenir. Deneyimlemek, çocuklar için çok önemlidir. Çocuklar, dünya ile ilgili bağlantısını  deneyimleyerek elde ediyor ve bunu işlevselleştiriyorlar.

Yani “portakal budur” diye resmini göstermek yerine bir portakalı çocuğun eline verdiğinizde,  onu  kokladığında, onu soyduğunda, tadına baktığında  ve portakal sesini kelimesi ile eşleştirdiğinde çok daha farklı olacaktır. Bu yüzden de çocuk gelişiminde ve eğitiminde bunu destekleyici etkinlikler çokça yapılmaktadır.

Hikayeler, masallar ve bununla ilgili çocuğun dünyasında olan en önemli kaynak “kitaplardır”.

Çocuklar kitaplarla ve hikayelerle tanıştırıldığında ve onlarla ilgili etkinliklerle desteklendiğinde görüyoruz ki çocuklar reddetmiyorlar, kabulleniyorlar ve bizzat içselleştiriyorlar.

Bu proje ile özel ve konuyla bağlantılı bir ortam ve bir uzman ile karşılaşmak çocuk için büyük bir zenginlik olacaktır. Hayatı boyunca unutamayacağı bir örültü, bir şablon, bir anı oluşturacaktır ki bu çok önemli ve destekleyici bir durum. Yetişkinlerde öğrenmek yalnızca görmek veya duymak ile olabilirken dünyayı yeni tanıyan çocuk için ortam ve duyularını kullanabilmek daha kalıcı olur.

Çocukların daha çok tecrübeye, daha çok edinime, daha çok çevresi ile ilişki kurmaya ihtiyacı var. Her hikaye çocuğa bir dünya açıyor ve algısına pek çok şey katıyor. Dünyasına kattığı cümleler, figürler, kahramanlar, öğeler, verilen mesajlar çocuk için çok anlamlı bir yer ediyor. Belki de çocuklukta cebimize koyduğumuz en önemli şeyler duyduğumuz hikayeler, kıssalar, fıkralar… Bu tarz şeyler bizde öğrenmede çok etkili oldu.

Yaşadığımız şeyler nerelerde gerçekleşti ise eşlestirip örüntüleme yapıyoruz. Mesela güzel bir anıyı hatırlarken o anıyı nerede yaşadığımızdan bahsederiz. “bir bahçedeydim, güzel bir sahil kenarındaydım, şöyle bir yerdeydim” gibi…

Bu nedenle de bu proje çocukların sadece hikaye okuması noktasında katkıda bulunmakla kalmayıp an’ının kalıcı olup anlamlandırmasına, içsellestirmesine, dünyasını zenginleştirmesine de çok destek olacaktır.

Kitap, deneyim, anı, eğlence, öğrenme

Böyle bir projede yer almayı ben de candan isterim. Bu özel, etkin ve son derece verimli çalışmasından dolayı da Kütüp-Anne Ekibini, projeye destek verenleri tebrik ederim. Bu projenin yaygınlaşmasını, zenginleşmesini, bu zenginliği çocukların yaşamasını dilerim.

Mekanında Okuyoruz Kitap Önerileri

Derleyen: Çocuk Gelişimci Deniz Toprak

#mekanındaokuyoruz

Kütüphanedeki Aslan (Michelle Knudsen)-Uçanbalık Yayınları (Kütüphane)

Dikkat! Bu Kütüphanede Ejderha Var! (Carly Hart)-Pearson Yayınları (Kütüphane)

Kütüphane Tavşanı-Organik Kitap (Annie Silvestro)-Beyaz Balina Yayınları (Kütüphane)

Dünyanın En Yüksek Kitap Dağı (Rocio Bonilla)-Günışığı Kitaplığı (Kütüphane)

Madeline Finn İle Kütüphane Köpeği (Lisa Papp)-Hep Kitap (Kütüphane)

Tavşan Maydanoz’un Kitapları Anlatan Kitabı (Frances Watts)-Binbir Çiçek Yayınları (Kütüphane)

Bekçi Amos’un Hastalandığı Gün (Philip C. Stead)-YKY (Hayvanat Bahçesi)

Gergedanlar Krep Yemez (Anna Kemp)-Pearson  (Hayvanat Bahçesi)

Mamut Yıkama Rehberi (Michelle Robinson)- Pearson (Banyo)                   

Rosie’nin Şapkası (Jullia Donaldson)- Beta Kids ( Park, bahçe, orman)

Temiz (Emily Gravett)- Beta Kids ( Orman)

Bu Kitap Benim Köpeğimi Yedi (Richard Byrne)- Uçan Fil Yayınları ( Sırt üstü uzanarak)

Bir Fikirle Ne Yaparsın? ( Kobi Yamada)- Nar Çocuk ( Sırt üstü uzanarak, hayal gücü)

Aç Tırtıl (Eric Carle)-Mavibulut Yayınevi ( Park, bahçe, Konya Tropikal Kelebek Vadisi)

Beyoğlu Macerası (Sara Şahinkanat)-YKY ( İstanbul Beyoğlu)

Yüz Yüz (Leo Lionni)- Elma Yayınevi (Deniz, deniz kıyısı, akvaryum)

Diş hekiminde (Anne Civardi)- Tübitak Yayınları ( Diş hekiminde)

Katie ve Yıldızlı Gece (James Mayhev)-YKY ( Sanat Müzesi)

Dalga (Suzy Lee)- Maev Yayıncılık (Deniz, deniz kıyısı, akvaryum)

Esrarengiz Kemancı (Kathy Stinson, Dusan Petricic)-Kuraldışı Çocuk (Klasik müzik konseri, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası)

Bir Milyon Ne Kadar Büyük? (Anna Milbourne)-Tübitak Yayınları (Gökyüzü (gece))

Memo ve Ay (Alice Briere-Haquet)- Mavibulut Yayınları (Gökyüzü (gece))

Çok Çok Büyük Bir Dinozor (Richard Byrne)-Formül Yayıncılık (Medeniyet, Arkeoloji Müzesi)

İyi geceler, Farecikler (Frances Watson)-1001 Çiçek Yayınevi (Yatak, uyku öncesi)

Küçük Ayı ve Ahlat Ağacı (Yalvaç Ural)-YKY (Orman)

Uçakta (Anne Civardi)-Tübitak Yayınları (Uçakta)

Müzisyen İnek Sırma (Geoffroy de Pennart)-Kır Çiçeği Yayınları (Klasik müzik konseri, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası)

Bir Dostluk Masalı (Susanna Isern)-Uçanbalık Yayınları ( Postane)

Tren İstasyonunda Bir Gün (Olivia Brookes)- Tübitak Yayınları (Tren Garı)

Havalimanında Bir Gün (Olivia Brookes)- Tübitak Yayınları (Havalimanı/Havaalanı)

NOT: Tüm kitapları bağlamında veya sırtüstü/yüzüstü uzanarak, hayal gücünüzle canlandırarak okumalar yapıp, ardından çocuğunuzdan resimlemesini istemeniz; öğrenmesini kalıcı ve keyifli bir hale getirecektir.

Bağlamda Okumak

Yazar: Çocuk Gelişimci Deniz TOPRAK

    En genel tanımıyla öğrenme, organizmada gerçekleşen kalıcı davranış değişikliğidir. Doğumla başlayan çevreyi algılama serüveni kümülatif bir şekilde ilerleyerek bireyin kendi dünyasını inşa etmesini sağlar. Bireysel olarak başlayan bu yaşam serüveni çevremize uyum sağlama süreciyle birleşerek daha büyük dünyaları inşa etmemize olanak sağlar.

   Organizmanın yaşamını sürdürmesi, büyük ölçüde çevresindeki değişmelere başarılı olarak uyum sağlama yeteneğine bağlıdır. Etkin uyum sağlama ise öğrenmeyle mümkündür. Duruma uygun tepkide bulunma, çevreye nasıl uyum sağlayacağını öğrenme, genellikle yaşamı sürdürebilmek için temel bir koşuldur (SENEMOĞLU, N., Gelişim, Öğrenme ve Öğretim Kuramdan Uygulamaya, Ankara, Yargı Yayınevi, 2013, syf.92).    İçinde bulunduğumuz uygarlığı yaratmamız, daha önceki insanlardan daha zeki veya daha yetenekli olduğumuzdan değil, daha çok şey öğrenmiş olduğumuzdandır. İnsanın öğrenme yeteneği onun yaşayış tarzının sürekli değişmesine olanak verir(CÜCELOĞLU, D., İnsan ve Davranışı, Eylül 2010, syf. 139). Daha çok şey öğrenen insan çevreye aynı oranda uyum gösterir. Yeni öğrenmeler beraberinde nicelerini getirir, insan merak ve öğrenme döngüsüne girmeye gönüllü hale gelir.

   Öğrenme sürecinde kullandığımız duyu organlarımızın sayısındaki ve kullanma yoğunluğundaki artış ile öğrenme süreci kalıcı hale dönüştürebilmektedir. Örneğin; İngilizce çalıştığımızı ve bir kelimeyi (strong=güçlü) ezberlemeye çalıştığımızı varsayalım. Kelimenin yalnızca anlamını not almamız görme algımızı; belki kelimeyi ve anlamını 3-4 defa tekrar etmemiz görme ve işitme algılarımızı; kelimeyi çalışırken yüksek sesle söylemek ve beraberinde kollarımızla güçlü işareti yapmak görme, işitme ve dokunma algılarımızı bir arada çalıştıracaktır.

   Birden fazla duyuyu kullanarak öğrenme çalışmalarının öğrenmeyi kalıcı hale getirmesine verilebilecek belki de en evrensel örneklerden birisi ‘bisiklete binmek’tir. Bisiklete binerken görme, işitme, dokunma ve koklama duyularını bir arada kullanırız. Yolu ve gidonu görür; çevredeki sesleri işitir, tehlikeli olabilecek sesleri ayırt ederiz; havayı koklar; bisikletin pedalına ve gidonuna, rüzgara hatta belki ağaçlara dokunarak bu deneyimimizi gerçekleştiririz. Ve aradan ne kadar uzun süre geçerse geçsin bir bisiklete bindiğimizde öncelikle pedal düzeltir, ardından sürüşümüzü gerçekleştiririz.

   Bu sebepledir ki, bir kitabı bağlamında okumak (kitabın içeriğine uyum sağlayacak mekanda kitabı okumak) o kitabı özümsememizi sağlar. Mekanda okuyoruz, mekanında okuyoruz projesinin bu sebeple çok kıymetli bir proje olduğunu görebiliriz. Okuma alışkanlığını kazandırmak için çok elverişli olan bu durumu, gelecek nesillerimiz için kalıcı bir öğrenmeye dönüştürmek bizim elimizde. Kütüphane maceralarının anlatıldığı bir kitabı, kütüphane ortamında okumak bir çocuğun gözünde her şeyin mümkün olduğunu görebilmesini sağlar. Hayal kurmasını destekler.

Beyza, ODTÜ Kütüphanesi, Kütüphane Faresi: Evim Güzel Evim

Özellikle son yıllarda tablet, telefon ve televizyon program ve oyunlarına olan düşkünlük göz önüne alındığında, bu projenin bir can simidi olabileceğini açıkça fark edebiliriz. Bağlam içerisinde yapılan okumalarla çocukların ve bireylerin kendilerini daha fazla konsantre olmuş, daha mutlu ve zihnen daha özgür hissedeceklerini düşünüyorum.
Konuya ilişkin oluşturmuş olduğum kitap listesine ulaşmak için tıklayınız.

Kitapla kalın…

#mekanındaokuyoruz

KİTAP DOSTU ÇİZGİ FİLMLER-II

Dr. Öğretim Üyesi Fadime ŞİMŞEK İŞLİYEN

Canım Kardeşim

Image result for canım kardeşim mine ve müge

Çizgi film Müge ve Mine adlı iki kardeşin anneleri, babaları ve kedileri Mıncır’la yaşadıkları gündelik olayları konu ediniyor. Müge ilkokula gidiyor, Mine ise henüz okula gitmiyor. Müge ile Mine’nin evleri kitap anlamında oldukça zengin. Evin salonunda bir kitaplık yer alırken, TV ünitesinin alt bölmesi de yine kitaplara ayrılmış. Salonda ayrıca evin kedisi Mıncır için de bir okuma köşesi yapılarak buraya da yine küçük bir kitaplık konulmuş. Çünkü Mıncır, bir bölümde kendisinin de dile getirdiği gibi “diğer kedilerden farklıdır. O kitap okumayı çok sevmektedir.” Müge ile Mine’nin annesi Lale de okumayı seven bir karakter olarak karşımıza çıkıyor. Lale’yi birçok farklı bölümde salonda kitap okurken görüyoruz -ki bu benim çok sevdiğim ayrıntılardan biridir- . Bazı bölümlerde ise okuma eylemini evin büyük kızı Müge’nin gerçekleştirdiğini görüyoruz. Bu anlamda Canım Kardeşim sıklıkla kitap okuma vurgusu yapan ‘kitap dostu’ bir çizgi film.

Canım Kardeşim’in ‘Kitap Okumak Güzeldir’ adlı bölümü, kitaba ve kütüphaneye ilişkin hazırlanan önemli bir bölüm olarak dikkat çekiyor. Bu bölümde Müge okuduğu kitaptan, içinde hiç resim olmadığı için sıkılır ve kitabı okumakta zorlanır. Bu sırada Lale Hanım, kızlarının odasına gelir. Müge kitapla ilgili sıkıntısını annesi ile paylaşır. Bunun üzerine anneleri kitapların her zaman resimli olamayacağını üstelik bunun hiç de kötü bir şey olmadığını söyler. Kızlarını ikna etmek için konuşmasını şöyle sürdürür: “Resimleri olmayan kitaplarda okuduğunuz her satırı, her olayı, her anı hayal edebilirsiniz. Hayal dünyanız genişler. Hem kitap okuyunca birçok yeni arkadaş tanırsınız. Kitaplar sizi alır bambaşka yerlere götürür. Adeta dünyayı gezersiniz.” Lale Hanım, kızları ile kitaplar üzerine sohbet ederken babaları Galip eve gelir. O da sohbete katılır. Ve birden aklına çocuklarını kütüphaneye götürme fikri gelir. Hep birlikte kütüphaneye giderler. Galip, kütüphanede kızlarına öncelikle sessiz olmaları gerektiğini öğretir. Ödünç almak için ‘küçük motosiklet dünyayı dolaşıyor’ adlı bir kitabı seçerler. Bunun üzerine hayal kurmayı çok seven Mine yine renkli hayallere dalar. Mine’nin hayallerinde küçük motosiklet, gece olduğunda kitaptan dışarı çıkar. Tüm arkadaşlarını uyandırır. Ve kitapların içinden teker teker oyuncak trenler, ayılar, uçaklar çıkar. Hep birlikte kütüphanede istedikleri gibi dolaşırlar. Ablasının ve babasının kendisine seslendiğini duyan Mine hayallerini bir kenara bırakarak gerçek dünyaya döner. Seçtikleri kitabın öyküsünü bir an önce öğrenmek için eve dönerler. Çocuklar kütüphaneyi çok sevmişlerdir. Mine de okumayı öğrenmek için artık çok isteklidir. Babası ona, ‘okumayı öğreninceye kadar istediği kitabı okuyabileceğini’ söyler.

Bu bölümde aslında kitaplar hakkında çocuklara son derece önemli bilgiler verildiğini görüyoruz. Ayrıca kitapların çocukların hayal gücünü nasıl harekete geçirdiği, Mine’nin hayal dünyası üzerinden oldukça renkli bir şekilde yansıtılıyor. Bununla birlikte söz konusu bölümün, çocukların çok küçük yaşlardan itibaren kütüphaneler ile tanıştırılması gerektiğine işaret etmesi açısından da dikkate değer olduğunu düşünüyorum. Ve son bir not: Çizgi filmin sonunda babasının Mine’ye ‘okumayı öğrenene kadar ona istediği kitabı okuyabileceğini’ söylemesi, çocuğun okuma alışkanlığı kazanmasında, ebeveynlerin etkin bir rol oynadığını göstermesi adına oldukça önemli.  

Rafadan Tayfa

Image result for rafadan tayfa poster

Çizgi film, Akın, Kamil, Hayri ve Mert’ten oluşan ve kendilerine ‘Rafadan Tayfa’ adını veren dört çocuğun mahallelerinde yaşadıkları olayları konu ediniyor. Çizgi filmde genellikle mahalle yaşamında yer alan dostluk, dayanışma, yardımlaşma gibi temalar işleniyor. Çizgi filmin ana karakterlerinin tümü okula giden dolayısıyla da okuryazar olan çocuklardan oluşuyor.

Yerli yapımlar arasında sanırım okuma temasına en sık yer veren çizgi film Rafadan Tayfa. Çizgi film karakterleri birçok bölümde kitap, gazete ve dergi okurken görülüyor. Çizgi filmde kitabın yanı sıra gazete ve derginin de yer alıyor olması ayrıca takdire şayan. 

Rafadan Tayfa’nın iki bölümünde kütüphane temasının işlendiğini görüyoruz. ‘Yumak’ın Kulübesi’ adlı bölümde kahramanlarımız, bir yandan Hayri amcanın köpeği Yumak için bir kulübe yapmaya çalışırken bir yandan da Akın’ın gizli gizli gittiği yerin izini sürerler. Akın kendisine, “nerelerdesin” diye soran arkadaşlarına, “öyle güzel bir yerdeydim ki…” diye cevap verir. Bunun üzerine Kamil, “maça mı gittin yoksa” diye sorar. Akın, “hayır” der ve arkadaşlarına gittiği yere ilişkin birkaç ipucu verir: “Boş girersin dolu çıkarsın. Orada çok sessiz olmamız gerekir. Bazen parmak ucunda yürümeliyiz sessiz sessiz.” Bölüm sonunda abisi ve arkadaşları Akın’ın nerede olduğunu bulur. Akın kütüphaneye gitmektedir. Ve Yumak için önerdiği kulübe tasarımını da orada okuduğu kitaplardan öğrenmiştir. Bunun üzerine Hayri, Mert ve Kamil de kütüphaneye gitmeye karar verirler.

Rafadan Tayfa’nın ‘Zihin Kütüphanesi’ adlı bölümünde ise kütüphane bu kez bir metafor olarak

karşımıza çıkıyor. Mert bir dergide okuduğu yazıyı arkadaşları ile paylaşır: “Bilim adamlarına göre insan hafızası bir çeşit kütüphaneye benziyormuş. Yaşadığımız olaylar, anılar, bilgiler bir kitaplıkta gibi saklanıyormuş. Eğer kütüphanene yani zihnine hâkimsen, odaklanarak hafızanı çok daha iyi kullanabiliyorsun.” Bunun üzerine Rafadan Tayfa ekibi, ‘isim şehir hayvan’ oyununu oynarken bu bilgiyi test etmeye çalışırlar. Ve seyirci sırayla karakterlerin zihinlerine konuk olur. Mert’in zihni tıpkı okuduğu haberdeki gibi bir kütüphaneye benzemektedir. Oyun oynarken aradığı bilgiyi kütüphanenin bilgisayarına yazar, bu şekilde bilginin kayıtlı olduğu rafa ulaşır. Hayri ve Kamil’in zihinleri ise Mert’in ki kadar düzenli değildir. Çünkü onlar Mert’ten daha az kitap okumaktadırlar.  

Nane Limon

Image result for nane limon poster

Nane Limon, Nane ve Limon adındaki iki kardeşin gündelik yaşamlarında başlarından geçen olaylara ilişkin bir çizgi film. Çizgi filmin diğer karakterleri de yine adlarını sebze ve meyvelerden alıyor. Örneğin Nane’nin en yakın arkadaşı Çilek, Limon’un en yakın arkadaşı ise Biber’dir.

Nane Limon kütüphane temasını işleyen sayılı çizgi filmlerden biri olması itibariyle önem taşıyor. Çizgi filmin ‘Kütüphane’ adlı bu bölümü aynı zamanda Milli Eğitim Bakanlığı’nın hazırladığı 4. sınıf Türkçe ders kitabında da ‘izleme-dinleme’ metni olarak kullanılıyor. Bu bölümde Limon ile Biber, fen bilgisi öğretmenlerinin verdiği araştırma ödevi için Turp abinin önerisi ile kütüphaneye giderler. Turp abi orada, aradıkları konuyla ilgili fen bilgisi kitaplarının en arka rafında, eski kalın bir kitap olduğunu söyler. “O kitabın ilk sayfalarında işinize yarayacak çok önemli bir bilgi bulacaksınız” diyerek onları okulun kütüphanesine yönlendirir. İkili kütüphaneye adım atar atmaz, ‘sessiz olmaları’ konusunda öğretmenleri tarafından uyarılır. Çünkü şimdiye dek hiç kütüphaneye gitmemişlerdir. Ve orada nasıl davranılması gerektiğini bilmemektedirler. Aradıkları kitabı bir türlü bulamazlar. Bunun nedeni ise kitapların raflarda alfabetik sıraya göre dizilmiş olduğunu bilmemeleridir. Bu bilgiyi o sırada kütüphaneye gelen arkadaşları Çilek’ten öğrenirler. “Kitaplar harf sırasına göre mi dizilir?” diyerek şaşkınlıklarını ifade ederler. Uzun aramalar sonucunda Turp abinin söylediği kitabı bulurlar. Kitabın ilk sayfalarında ellerine bir not geçer. Bu notu Turp abi onlar için bırakmıştır. Kâğıtta şunlar yazmaktadır: “Emek harcanmadan asla başarıya ulaşılamaz sevgili öğrenciler. Bunu asla aklınızdan çıkarmayın. Araştırmaya devam edin.” Bunun üzerine Limon ve Biber hatalarını anlarlar. Ve araştırmaya devam ederler. Kütüphanede kendi konularına ilişkin çok sayıda kitap bulurlar ve ödevlerini hazırlarlar. Öğrendikleri yeni bilgiler sayesinde bir de deney yapmaya karar verirler. Sınıftaki sunumlarında bu deneyi de kullanırlar.

İbi

Image result for ibi çizgi film poster

Kitap dostu çizgi filmlerden bahsetmişken İbi’ye değinmeden geçmeyelim. Çizgi film İbi ve yakın arkadaşı Tosi’nin, ‘Baldiyar’ adında eski bir atlası bulmak için çıktıkları yolculukları konu ediniyor. Çizgi filmin bir bölümünde bu ikilinin yolları kütüphane şehri Sobo’ya düşüyor. Bu bölüm ana tema olarak olmasa bile yine de içeriğinde kütüphaneye yer vermesi itibariyle burada anılmayı hak ediyor. Kütüphane şehri Sobo adından da anlaşılacağı gibi devasa bir kütüphaneyi andırıyor. Çünkü şehrin binaları kitap şeklinde tasarlanmış. Bu şehirdeki insanlar boyunlarına astıkları kitaplarla geziyorlar. Bu bölümde ayrıca İbi ve Tosi’nin yolu bir kütüphaneye de düşüyor. Orada, kitapların içinde kaybolmuş engelli bir kütüphane görevlisine yardım ediyorlar. Birkaç farklı konuya birden dikkat çekmesi adına önemli bir bölüm. Bu arada Sobo’nun tüm kitapseverlerde “keşke bu şehir gerçek olsa hissi” uyandıracağına da hiç şüphem yok.

Bitirirken…

Buraya kadar çocuklara kitap sevgisi ve kütüphane merakı aşılayan çizgi filmlerden söz etmeye çalıştım. Ama bir de biz yetişkinleri de okuma eyleminin içine dahil eden çizgi filmler var. Mesela Niloya’nın bir bölümünde annesi uyumadan önce Niloya’ya masal okuyor. Bir başka bölümdeyse annesi Niloya’ya karne hediyesi olarak kitap armağan ediyor.

Aslan adlı çizgi filmin bir bölümünde Aslan, Mehmet ve Zeynep, içinde maketlerin yer aldığı ‘denizaltı’ adındaki bir kitaptan yola çıkarak, kitapta anlatılanlara ilişkin kendileri de maketler hazırlamaya karar veriyorlar. Aslan’ın dedesi de çocuklara bu konuda yardımcı oluyor.

‘Elif ve Arkadaşları’ adlı çizgi filmde ise öğretmenleri anaokulunda onlara kitap okuyor. Sonra tüm sınıf o hikâyeyi bir oyun olarak canlandırmaya çalışıyor.

Görünen o ki çizgi filmler yalnızca çocuklara değil ebeveynlere ve eğitimcilere de bir mesaj yolluyor. O halde aldık biz o mesajı. O iş bizde değil mi sevgili ebeveynler ve öğretmenler… 

KİTAP DOSTU ÇİZGİ FİLMLER-I

Dr. Öğretim Üyesi Fadime ŞİMŞEK İŞLİYEN

Sevgili ebeveynler, bir çizgi film sadece bir çizgi film midir sizce?

‘Çocuk ve medya’ ilişkisine dönük yaptığım literatür çalışmaları ve bizzat çocuklarla/ailelerle gerçekleştirdiğim görüşmeler sonucunda şunu söyleyebilirim ki bir çizgi film kesinlikle sadece bir çizgi film değildir. Çünkü çocuklar artık sadece anne ve babalarını değil, çok sevdikleri çizgi film karakterlerini de rol model olarak görüyorlar. Hatta kimi zaman onlarla daha kolay özdeşlik kurabiliyorlar. Mesela bir anne, “Niloya çok şeker yediği için dişi çürüdü, biz de şeker yemeyi bıraktık” diyebiliyor. Çocuklarının Pepee’den diş fırçalamayı ya da kardeşini kıskanmamayı öğrendiğini söyleyen o kadar çok anne var ki…

Çocuklara gelince… Şekiller, kavramlar, renkler ve sayılar gibi eğitsel bilgilerin yanı sıra gündelik yaşam pratiklerine ilişkin birçok şeyi de yine çizgi filmlerden kolaylıkla öğrenip uygulayabiliyorlar. Bu anlamda çocuklar kendileriyle özdeşleştirdikleri çizgi karakterlerin olumlu ya da olumsuz birçok davranışını taklit ederek benimseyebiliyorlar. Hani diyor ya Jim Rohn, “İnsan, birlikte en çok zaman geçirdiği beş kişinin ortalamasıdır” diye. Tıpkı bunun gibi günümüz çocukları da en çok izledikleri çizgi karakterlerin ortalamasıdır aslında. Bu yüzden hangi çizgi filmleri izledikleri ve hangi çizgi karakterleri sevdikleri büyük önem taşıyor. Bu noktada ebeveynlere düşen en büyük görev çocuklarının severek izledikleri içerikleri takip etmek ve çizgi film seçimi noktasında yönlendirici olmak. Bununla birlikte çizgi filmleri çocuklarla beraber izlemek ve sonrasında hep birlikte kritiğini yapmak da yine çocukların genelde ‘televizyon’ özelde ise ‘çizgi filmler’ konusunda bilinçlendirilmeleri adına önem taşıyor. 

Doğru içeriklerin tercih edilmesi halinde çizgi filmler çocukların dilsel ve bilişsel becerilerini geliştirdiği gibi gündelik yaşam pratiklerine dair çok çeşitli kazanımların elde edilmesini de sağlayabiliyor. Kitap okuma kültürünü de pekâlâ bu pratiklerden biri olarak ele alabiliriz.

Kitap Okuma Kültürü ve Çizgi Filmler

Okuma kültürünü kazanma, bireyin erken çocukluk döneminden itibaren kitaplarla tanışması ile başlayan bir süreç. Dolayısıyla çocukların kitaplarla tanışması için 7 yaş çok geç. Bebeklikten itibaren çocukların kitaplarla tanışmaları okuma kültürünün kazanımı noktasında çok önemli. Çocuk, kitabı ilk olarak bir oyun aracı olarak görmeli, onunla dilediği gibi oynamalı kimi zaman dişlemeli kimi zamansa ‘yalayıp yutmak’ deyişini hayata geçirmek istercesine kitabının tadına bakmalı! İlerleyen süreçte de ebeveynlerinden yaşına uygun hikâye ve masal kitapları dinleyerek kitaplarla olan bağını güçlendirmeli. Görüldüğü gibi okuma kültürü aslında bir dizi süreci kapsıyor. Çocuğun kitaplarla okulöncesi dönemde tanışması, kitaplarla oynaması, kitapları sevmesi ve okuryazar olmasıyla birlikte kitap okumayı alışkanlık haline getirmesi bu sürecin en önemli dönemeçleri. Bu süreçte çocukların anne ve babalarını kitap okurken görmeleri son derece önemli. Fakat en az bunun kadar önemli olan bir diğer husus da çocukların özdeşlik kurdukları çizgi karakterleri de kitap okurken görmeleri.  Bu, rol modellik noktasında oldukça dikkate değer bir ayrıntı esasında.

Her ne kadar kitap, genellikle televizyonun karşıtı olarak konumlandırılıyorsa da bu görüş, günümüzün çoklu medya ortamında giderek anlamını yitirmeye başladı. Bu nedenle genelde televizyonun özelde ise çizgi filmlerin çocukların hayatında önemli bir yere sahip olduğu realitesini yadsımak yerine kitap okuma kültürünü pekiştirmek adına çizgi filmleri bir araç olarak görmek gerekir. Dolayısıyla çocukların kitap okuma alışkanlığı kazanması noktasında çizgi filmlerden pekâlâ yararlanılabilir. Örneğin çizgi filmlerdeki karakterlerin kitap okuyor olmaları ya da aradıkları bir bilgiye elektronik araçlar yerine kütüphanede kitap karıştırarak ulaşıyor olmaları; yine söz konusu karakterlerin evlerinde bir kitaplığın bulunuyor olması çocukların çok küçük yaşlardan itibaren kitapla tanışmaları adına iyi bir adım olabilir. Başta TRT Çocuk kanalında yayınlanan çizgi filmler olmak üzere yerli birçok yapım, çocuklara bazı temel kavramları, eğitsel, toplumsal ve kültürel davranış kalıplarını öğretme amacı taşıyor. Bu nedenle özellikle son yıllarda çizgi filmlerde kitap ve kütüphane temaları ‘özenle’ işleniyor. Çizgi filmlerde, okuma kültürünün kazandırılmasına ve yaygınlaştırılmasına yönelik birtakım adımlar atıldığını görmek gerçekten mutluluk verici. Bu anlamda sizlere fikir vermek adına söz konusu yapımlardan bazılarına kısa kısa değinmenin yerinde olacağını düşünüyorum.

Kitap Dostu Çizgi Filmlere ilişkin örnekleri merak ediyor musunuz?

Öyleyse okumak için tıklayınız.

KÜYAP’19 KIŞ (Kütüphanelerde Yarıyıl Programı)

                Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğünce geçtiğimiz yıl 2-28 Temmuz tarihleri arasında düzenlenen Kütüphane Yaz Programı (KÜYAP) etkinliklerinin ikincisi, bu yıl KÜYAP’19-KIŞ adı altında 21 Ocak – 1 Şubat tarihleri arasında gerçekleştirilecek. Geçtiğimiz yaz, okulların tatile girmesiyle birlikte başlayan etkinlikler, katılım sağlayan çocukların zihinsel gelişimine ve okuma bilincinin kazandırılmasına destek olmuştur.

                İlk kez pilot bir proje olarak Adnan Ötüken İl Halk Kütüphanesinde gerçekleştirilen etkinliklere bu yıl iki haftalık sürecek bir program ile Sincan İlçe Halk Kütüphanesi ve Altındağ İlçe Halk Kütüphanesi ev sahipliği yapacak. Daha da önemlisi bütün bu etkinliklere geleceğin kütüphanecileri gönüllü olarak katılım sağlayacak.

Kütüphane Gönüllülüğü Eğitimi              

                Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü bu tür bir projenin kütüphanecilik alanında eğitim almış kişiler tarafından yürütülmesinin önemli olduğunu düşünerek bu yıl ilk kez “Kütüphane Gönüllülüğü” eğitimi için 17-18 Ocak tarihlerinde bir program hazırladı. Ankara Üniversitesi – Bilgi ve Belge Yönetimi öğrencilerine iki gün süren dolu dolu bir eğitim programı sundu. 

                İlk gün, Kütüphane Hizmetleri Daire Başkanı Ahmet ALDEMİR’in, öğrencilerin ufkunu açan ve mesleğe daha umutla bakmalarına yardımcı olan konuşmaları öğrenciler tarafından ilgiyle dinlendi. Eğitim kapsamında Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü’nün tanıtımı, uzman kişiler tarafından halk kütüphanelerinde yenilikçi düşünce, sosyal medyada kütüphaneler, gönüllülük çalışmaları ve KÜYAP’18 etkinlikleri hakkında bilgi verildi. İkinci gün, halk kütüphanelerinde bilgi okuryazarlığı, mekânsal tasarım ve Kütüphanem Cepte mobil uygulaması eğitimleri verildi. İki günlük program, Çocuk Gelişimi Derneği Genel Sekreteri Yasemin Yılmazer’in, geleceğimiz olan çocuklarla nasıl iletişim kurmamız gerektiği ve kütüphane ile çocuklar arasındaki bağın en doğru ve sağlam şekilde kurulabilmesi için neler yapılması gerektiği konularındaki yol gösterici konuşmasıyla sona erdi.

                KÜYAP’19-KIŞ programı için gönüllü olmaya hazır genç kütüphaneciler, aldıkları eğitim sonunda tüm Ankaralılara kucak açmak için etkinliklerde yerini almayı bekliyor. 21 Ocak – 1 Şubat tarihleri arasında Sincan ve Altındağ ilçe halk kütüphanelerini ziyaret edecek olan Ankaralılar, özellikle çocuklar, ilgi alanlarına dair her şeyi kütüphanelerde bulabileceklerine şahit olacaklar. Kütüphanelerin eski sıkıcı, sessiz, soğuk mekan çerçevesinden kurtulmuş; yenilikçi, kullanıcısına değer veren, eğlenceli, teknolojiye ayak uyduran, boş zamanların en güzel değerlendirilebileceği yerler olduğunu bu etkinlikler sayesinde göstereceklerine inanan genç kütüphaneciler, gönüllülük eğitiminden sonra katılımcılara en iyi hizmeti sunabilmek için hazırlanmaya ve yeni fikirler üretmeye başladılar bile. Herkesi bu muhteşem etkinliklere bekliyoruz.

 Geleceğimizi, çocuklarınızı getirin ki kütüphanelerimiz sessiz ve ıssız kalmasın…

NOT: Kütüphane Etkinlik Programlarını incelemek için Kütüphanedeyim web sitesini ve sosyal medya hesaplarını takip edebilirsiniz.

https://kutuphanedeyim.org/

Yazarlar: 

Belkıs Ayşe ÇOKGÜRBÜZ                                               Emirhan ÖZEL

Okulda Edinilen Bilgilerin Hayattaki Yansımaları

Dünyanın her yerinde her bir bireyin eğitim alma hakkı mevcut. Öyle ki birçok ülkede bu eğitim hakkı aynı zamanda ‘zorunlu eğitim’ olarak karşılık buluyor. Eğitim süreçlerini yöneten kaygı ise, bireyleri iyi bir geleceğe hazırlamaktır. Devletlerin zorunlu eğitim şartı koymasının, her bir vatandaşının ülkeye ve devletine faydalı olabilmesinin dışında başka bir anlam taşıma ihtimali yok gibidir.

Eğitimi büyük çoğunlukla bir rol ya da bir meslek edinmek için alıyoruz. Ortaöğretim son sınıfa kadar öğrendiklerimizi bir sınav vasıtasıyla değerlendirmeden geçirip üniversiteye, yani rolümüzü edinmemizin son adımına geliyoruz. Yeteneklerimiz, isteklerimiz ya da becerilerimiz bu noktada geçersiz. Zira eğitim kişiye göre bölünmüyor, her bir bireye eşit şekilde eşit şartlarda aynı bilgiler veriliyor. Oysa bu kişiler aldıkları bilgileri hayatlarına geçirmeden sadece kâğıt üzerinden öğrenerek bu yolun sonuna geliyorlar. Üniversite öncesinde edinecekleri role doğru ilerlerken de kâğıt üzerinde öğrendikleri bilgilerle hiçbir hayat tecrübesi olmadan ya da seçecekleri role ait bir edinimleri olmadan başka bir kâğıt üstü eğitim modeline geçiyorlar.

Peki, standart eğitim sisteminin gidişatını bozmadan sadece yeni mekân ve yeni alanlarda hem okulda başarıyı arttırabileceğimizi hem de çocuklarımızın yeteneklerini keşfetmelerine yardımcı olabileceğimizi söyleseydim. Buna tepkiniz ne olurdu?

Okul öncesi dönem haricinde ilkokul ve ortaöğretim düzeyindeki çocuklar için karakter keşfi ile birlikte ilgi alanlarının doğrudan geliştirilmesine yönelik bir eğitim modeli öngörülebilir. Amaç okulda öğrenilen bilgilerin hayata geçirilmesi olmak ile birlikte yetenek ve mesleki gelişim temel eğitimini de sağlamaktır. Kağıt üzerinde verilen eğitime üç boyutlu eğitim alternatifi de diyebiliriz.

Şimdi her mahallede bir kütüphane olduğunu hayal edelim. Kütüphane olmayanların dahi okul kütüphanelerine rahatça gidebildiğini ya da etüt merkezlerinin bahsettiğimiz eğitime destek verdiğini düşünelim. Kütüphanelerin bir bölümünü ‘kendimi keşfediyorum’ malzemelerine ayıralım.

  1. Meslek Kutuları
  2. Teknik Malzeme Seçkisi
  3. Üretim Kavanozları
  4. Sanat Tepsileri

Meslek kutularının kullanımdan kasıt, bir öğrencinin üniversite seçimlerinden sonra kazanıp edindiği mesleğiyle ilgili ortaöğretim döneminde temel bir eğitim almasına yardımcı olmaktır… Tek bir kutu ile sınırlı kalmamasının sebebi ise bir öğrencinin yeteneği doğrultusunda illaki seçtiği kutulardan biri ya da birkaçında geliştirdiği ve karar verdiği ‘kendi yolunu’ seçme serüvenine öncülük etmektir. Spor ile ilgilenen bir öğrenci kutuların içinden mimarlık mesleğini seçmeyebilir. Spor kutusunu seçer. Aynı zamanda ikinci bir seçeneğe sahip olsun diye teknik bilgi seçkisinden de yararlanır. Kendini ifade etme yöntemini pekiştirmek için sanat tepsisini kullanır. Ve üretim kavanozuyla da tüm bu malzemelerden kendi yolunu üretebilir.

Meslek kutularının içeriği basit mesleki malzemelerle dolu olur. Mesela mimarlık için cetveller, kalemler, minyatür evler, ahşap bloklar, teller, kireç tozları, ilk mimari örneklerini inşa etmeye yarayacak basit temel malzemeler olabilir. Ya da Terzi için ipler, iğneler, kasnaklar, model olacak bebekler, birçok renkli kumaşlar, makas, kontür sabunu, kalıp çıkartma kağıdı olabilir. Meslek kutularını hazırlarken o meslek ile ilgili parmak kaslarının doğru geliştirilmesi, erken yaşta fikir sahibi olabilmesi için o meslek sahibi bireylerin kullandığı her türlü malzemeyi içerik olarak eklemek uygundur.

Meslek kutularının ana yardımcısı olan zeka tiplerine uygun olarak bölümlere ayrılabileceği gibi ders isimlerine göre de ayrılabilen Teknik malzeme kutuları. Tarih, coğrafya, Türkçe, matematik, fen bilimleri sayılabilir. Ayrıca Görsel zeka, dilsel zeka, mantıksal zeka ve işitsel zeka olarak da ayrılabilir. Bu malzeme çeşitliliğine göre belirlenebilecek seçeneklerdendir. Mesela işitsel zeka ya da / müzik kutusunu müzik aletleri ve notalar koyalım. Seçtiğimiz meslek ise şarkıcılık değil de aşçılık olsun. Aklınızda hala bir fikir oluşmadıysa devam ediyorum. Mutfak aletleriyle müzik yapmayı denediniz mi bilmiyorum. Ya da yemek yaparken dans etmeyi. Bu iki kutuyu seçen çocuğun yemek yaparken şarkı söyleme arzusunu okuyabilirsiniz . Ya da itfaiye kutusunu seçen bir çocuğun, kimya teknik malzeme seçkisini eline aldığını düşünün. Ateşin harlanmasını sağlayan kimyasal tepkimeleri merak ettiğini öngörebilirsiniz.

Üretim kavanozları her biri tek bir malzemeden oluşmaktadır. Tek bir malzeme birden fazla yetenek ve meslek temel eğitimine katkı sağlayabilecek biçimde seçildi. Mesela, Pamuk, kuru fasulye, renkli kuş tüyleri, ince çubuklar, renkli küpler, renkli boncuklar (ya da her biri ayrılmış renk renk boncuk kavanozları/ Kırmızı boncukların kanımızda bulunan alyuvarlar olarak kullanılabileceğini düşünebilirsiniz ya da mavi boncukların deniz). Sayısı kullanım alanı genelliğine bağlı olarak arttırılabilir. Öğrenci tarafından birden fazla kavanoz seçilebilir. İlk başta tercih ettiği meslek kutusu ve teknik malzeme seçkisi ile üretim kavanozunda tercih ettiği tek materyali birleştirmeyi, mantık yürütmeyi ve düşünmeyi deneyecektir. Bu noktada eğitimcinin desteğini alabilir. Daha önce tecrübe edilen malzeme kullanımının öğrenci tarafından keşfedilmesi için küçük ipuçları verilebilir. Mesela: Polis olmak isteyen çocuk polis mesleği ile ilgili malzeme kutusunu alır. (telsiz, büyüteç, kelepçe, mürekkep, tebeşir, numune poşeti)Teknik destek seçkisinden de sağlık içeriğini seçer. (cımbız, numune inceleme kutusu, mikroskop, not defteri, boş ilaç kutuları, iğne) Bu öğrenciye eğitimci tarafından bir sözlük verilir. Araştırma yönünü kuvvetlendirmek amacıyla bazı kelimeler söyler ve bulmasını ister. Sözcükleri bulan öğrenciden yine anlamlı bir cümle kurması istenir. Kavanoz seçimine sıra geldiğinde ise polis ve sağlık ikilisini tamamlayacak bir malzeme seçilir. Bu malzeme doğrultusunda öğrencinin bir nesne ya da fikir üretmesi istenir. Mesela kuru fasulye. Kuru fasulye öğrenci ile seçilen sanat tepsisine konulur. Mermiye benzeyecek şekilde boyanması istenir. Tüm bunlardan sonra polislik ile ilgili olabileceği düşünülen bazı kitaplar da masanın üzerine yerleştirilir. Bu konuda kitap seçmek oldukça zor olabilir. Belki teknik malzeme seçkisinden yola çıkarak sağlık alanında kitaplara bakılabilir. Ucu açık ve öğrenilmek üzere adım atıldığında devamının geleceğine inanıyorum.

Kullanılacak malzemeler kadar bu malzemelerin akılda kalıcılık ve yaratıcılığı arttırmak için sanatsal faaliyetleri her türlü ders içeriğine eklemek gerekiyor. İster doğa bilimciliği, ister mimarlık, ister öğretmenlik isterse de doktorluk mesleğinin temel eğitimi verilmek üzere ders yapılsın. Okulda öğrenilen bilgileri çizim, şekil verme ya da tasarlama yöntemleriyle geliştirmek gerekiyor. Peki sanat tepsilerine eklenebilecek malzemeler nelerdir. Elbette ilk önce boyalar ve kağıtlar. Sulu boya, akrilik boya, pastel, oil pastel ve kuru boya. Kağıtlar ise, kartonlar, keçeler, evalar, tırtıklı kağıtlar, renkli fotokopi kağıtları, çizgili ve kareli a4 kağıtlar. (kareli olan kağıtların tasarım açısından kullanışlı olabileceğini düşünüyorum.) Oyun hamurları, kil ya da toprak hamurlar da sayılabilir. Tüm bunların içinden sadece birkaç kuru boya ve oyun hamuru da iş görebilir. Seçenek arttıkça kullanım alanı genişler sadece.

Sanatsal faaliyetlere kaynak olması açısından kitaplar ve flash kartlar da öncelikli materyallerimiz olarak tercih edilebilir. Bunların daha ayrıntılı içeriğe sahip olanlara öncelik verilmeli. Kitapların öğretici dilinden farklı olarak fikir üretimine katkı sağlayabilmesi önemli. Her kütüphanede en az bir harita inceleme, her türlü hayvan türünü tanıma, doğadaki bitkileri, mevsim geçişlerini takip edebilme, içinde birçok kelime barındırıp sözlük işlevi görebilme, vücudu tanımaya yönelik içerik bulma, bulmacalar, değerler eğitimi ve birçok temel konuda kaynak olarak kullanılabilecek kitaplar bulunmalıdır. Öğrencinin seçtiği alana göre belirlenen konuyu bu kitaplar aracılığı ile resimler eşliğinde gösterebiliriz. İnternet üzerinden birçok ayrıntılı ücretsiz içeriğe erişmek mümkün. Mesela hayvanlarla ilgilenen bir çocuk için her bir hayvanın anatomisini bulup inceleyebilmesi için kütüphane raflarına yerleştirebileceğini düşünün. Aynı şekilde flaş kartların da..

Eğitim, fikir üretmek konusunda riskli ve deneme yanılma konusunda hassas olunması gereken bir alan. Yukarıda bahsi geçen eğitim modelini düşünüp yazıya dökmem aylarımı aldı. Belki de birkaç yıldır düşünmekte olduğum bir sistemdi. Araştırmalarımda meslek ve yetenek geliştirme alanlarında yapılan etkinliklerin birçoğunun meslek tanıtımı odaklı olduğunu fark ettim. Bu gelişim aşamasında sadece o mesleği hayallerinde büyütebileceklerini düşünüyorum. Yani itfaiyecilik ile ilgili bir kostüm giyinip  o mesleğin tanıtımını yapmak işi öğrenmesini sağlamak yerine hayallerinde kendine uygun bir iş tasarlamasına neden olacaktır. Böylece gelecekte o mesleği seçtiğinde hayallerinin yıkıldığını gözlemleyebilirsiniz. İşte bu yüzden hâlihazırda kullanılmakta olan sistemlerin bizi kurtuluşa götürmediğini ve alternatife çokça ihtiyaç duyduğumuza emin olabilirsiniz. Bahsi geçen alternatif eğitim modeli için halk kütüphanelerinin ayrıca okul kütüphanelerinin ve ödev yapmaya yardımcı olan etüt merkezlerinin kullanabileceğine inanıyorum. Çocuklarımız kendilerini keşfetmek konusunda yardıma ihtiyaç duyuyor. Onlara bu yardımı ulaştırma zamanımız gelmedi mi?

Yazan: Fatmanur Kayıkcı

FİNLANDİYA KÜTÜPHANELERİ VE ÇOCUKLAR

Finlandiya’da her alanda, her yerde ( müzeler,kafeler gibi) olduğu gibi kütüphanelerde de çocuklara çok öncelik veren, onlara özel alanlar yaratan bir anlayışa sahip.

Kerava, Helsinki’nin küçük bir bölgesi olmasına rağmen hayallerde ki gibi bir kütüphaneye ev sahipliği yapıyor.

Kütüphanenin neredeyse yarısı çocuk ve gençlik bölümüne ayrılmış.

Çocuk bölümünün 0-6 yaş kısmı tamamen çocukların kitapları uzanıp alabileceği yükseklikte raflardan oluşturulmuş, kitap gruplamaları karakterlere göre yapılmış. Raf etiketleri okuma bilmeyen çocuklar için  görsellerle desteklenmiş. Böylelikle çocuk kütüphanede yetişkin desteğine ihtiyaç duymadan kitabını seçip alabiliyor.

 

 

 

Çocuk bölümünde gezerken insan bir çocuğun odasında dolaştığı hissine kapılıyor.Raf aralarına serpiştirilen pelüş oyuncaklar ortama sadelik, samimiyet ve sıcaklık yayıyor…..

 

 

 

 

 

Çocuk bölümü oldukça zengin içeriğe sahip,aradığınız her türden konu ile ilgili kitap bulma ihtimaliniz oldukça yüksek.

Çocuklar için birçok etkinlik yapılıyor.Masal saatleri,hobi saatleri gibi….

 

 

 

Ayrıca anaokulları (2-6 yaş) ayda en az 2 kez çocuklarını öğretmenleri rehberliğinde kütüphaneye götürüyor ve masal saatleri yapıyorlar,kitaplarını seçip ödünç alıyorlar.Kütüphaneler eğitimin ve hayatın bir parçası olarak görülüyor.

 

 

 

 

MASAL SAATİ AFİŞİ

TAHTA ATLAR temalı film gösterimi ve filmin ardından ödünç alınabilecek tahta atlar ile yapılacak yarışın afişi…

 

 

 

Masa tenisi,bilardo,masa oyunları gibi etkinliklerde kütüphane de ücretsiz olarak

 

yapılıyor.Böylece kütüphanelerin eğlence ve yaşam merkezi haline geliyor..

 

 

 

 

Helsinki Merkez Kütüphanesinde

çocukların özgürce resim yapabilecekleri alanları, müzik yapabilecekleri orgları ve bazı enstrümanları bile var.

Kütüphane sessiz olun uyarısı yerine

ses yapın,özgür olun ama kimseyi rahatsız etmeyin mantığı ile çocukları davet ediyor…

YAZAN:

ELÇİN ZİHİN

OKUL ÖNCESİ ÖĞRETMENİ

54. KÜTÜPHANE HAFTASI “YENİ NESİL ÇOCUKLAR, YENİ NESİL KÜTÜPHANELER”

Ülkemizde Kütüphane Haftası etkinlikleri ilk olarak 23 Kasım 1964 tarihinde ve Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi ev sahipliğinde başlamıştır. Bugüne kadar her yıl düzenli olarak kutlanmakta olan Kütüphane Haftası; kütüphanelerin toplumsal değeri, faydaları, önemi, sorunları, kullanımında yaygınlık oranlarının artırılması, bulunduğu çağa ayak uydurması ve kütüphanelerde yeniliklerin çoğaltılması bakımından birçok konuya dikkat çekmekte olup bu açısından önemli bir yere sahiptir. Değişen koşullar ve değişen çağ ile birlikte düzenlenen bu etkinliklerin kapsamları da değişim göstermiştir.

Okuma etkinlikleri, konser, panel, tiyatro, opera, gösteri, belgesel, ödül töreni, gezi, seminer, söyleşi ve imza günü etkinlikleri ile bu yıl 54. sü gerçekleştirilecek olan “Kütüphane Haftası”, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphane ve Yayımlar Genel Müdürlüğü ve bağlı kütüphaneler bünyesinde 26 Mart-1 Nisan 2018 tarihleri arasında “Yeni Nesil Çocuklar, Yeni Nesil Kütüphaneler” teması ile kutlanacaktır.

Bu temada vurgulanan “yeni nesil, çocuk ve kütüphane” terimleri günümüz kütüphanelerinin nasıl şekillendiği, hizmetlerin çağımıza nasıl uyum sağladığı hususunda bir takım faaliyetlerin ve çalışmaların varlığını gösterir.  Bu çalışmalar; her yaşın her bireyin bilgi yönünden kazanımlarının artması ve gelişmesi, kültürel mirasımızın bu çerçevede şekillenerek günümüze uygun teknolojik getirilerle elde edilmesi avantajları ile var olmuştur. Eski anlayışların anlamını yitirdiği sessiz, soğuk ve rehavetin çöktüğü kurumlar yerini artık teknolojiyle iç içe sosyal ve eğitimle dolmuş alanlara bırakmış; bu şekilde yalnızca kitapların muhafaza edildiği, kullanımından çok muhafazasının değer gördüğü kütüphanecilikte yıkıma uğramıştır.

Daha çok yarar, daha çok fayda, daha çok kullanım; her yaşa, her kesime, her türlü hizmet anlayışı ile daha fazla amaca ulaşmaya başlamıştır. Bu hususta yine kullanımı artırarak amaçlardan alınabilecek en değerli sonuçlardan biri çocukluktan başlayan eğitim ve alışkanlıklar ile mümkündür. Yani yeni nesle uyarlanmış çocuk kütüphaneleridir. Okul öncesi evrede zengin kaynaklar ve ilgi alanlarını şekillendirecek dikkat çekici zengin materyallerle donatılacak olan kütüphaneler beyin ve iletişim gelişimlerini sağlar, gelecek kuşaklarda kütüphanelere de katılımı artırır. Aynı şekilde bulunduğumuz teknoloji çağına göz açan çocuklarımızın bu koşullara alışma evresi de kütüphane ortamlarında başlar. Kütüphane ile hayata adım atan bir çocuk bireyi, bir birey toplumu, bir toplum milleti, bir millet dünyayı değiştirir.

Tabii ki bu kütüphaneler yalnızca çocuklarımızın gelişimini desteklemekle kalmaz; çocukların aileleriyle, ailelerin arkadaşlarıyla, arkadaşların tüm toplumla etkileşimini sağlayarak bireyselden toplumsala bir gelişim sürecinin varlığını kanıtlamıştır.

Çocukluktan toplumsala yürütülen bu çalışmalarda süreci etkileyen teknoloji unsuru yeni nesil “Maker Hareketleri” ile yazılım, kodlama, bilişim eğitimlerini ve bunların mesleki etik olarak uygulamalarını gerçekleştirmek toplumsal hizmetler olarak gündeme gelmiştir. Bugün var olan bu öngörü amaçları; girişimciliğin, eğlenerek öğrenmenin, sosyalleşme ve yaratıcılıkla birleşen üretimin halk kütüphaneleri aracılığıyla nasıl yaygınlaştırabileceği T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphane ve Yayımlar Genel Müdürlüğü ve bağlı kütüphaneler ile düzenlenecek bu yılki kütüphane haftamız bünyesinde ele alınacaktır.

 

Yazan:

Züleyha Ayşe ERBAŞ

Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi / Bilgi ve Belge Yönetimi