Tebeşir ve Kaldırım bir araya geldiğinde olabileceklere hayran kalacaksınız

Dün çocuklarla bu yaz tanıştığımız tebeşirden bahsetmiştim. Esasen süreç tebeşiri alır almaz yapacaklarımızdan çok emin olarak başlamadı. Bir kaç deneme yaptık hayallerimiz çerçevesinde ama Hüseyin Emir için bunlar doyurucu gelmedi. O devamlı acaba daha ne yapılır ki diye sorguluyordu. Bu düşünce bulutunu dağıtmak yine anne olarak bana düştü.

Önce her zaman ki gibi ilk adresimiz çocuk kütüphanesiydi. Orda tam da istediğimiz sorulara cevap bir kitap bulduk.

Kütüphaneden aldığımız kitap ile teoride yapılabileceklere dair bir fikrimiz oldu. Şimdi ise sıra uygulamadaydı. Çocukları aldım ve Syracuse’de her sene belediye binasinin önünde büyük bir katılım ile yapılan Street Painting Festival‘e götürdüm. Açık söylemek gerekirse ben de bu kadarını beklemiyordum. Hüseyin Emir Festivalde yapılan çalışmaları görünce çok heyecanlandı. Sizde fotoğrafları gördüğünüzde artık tebeşir deyip geçemeyeceksiniz.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Harika bir festivaldi. Hüseyin Emir kendisinin de bu festivale seneye katılmak istediğini söyledi. Seneye burda olmayacak olsak da belki ülkemizde de böyle festivaller yapilabilir. Hatta çok büyük bir organizasyona bile gerek yok. Mahalleler, okullar, siteler… tebeşirini alan gelsin denir ve bir anda her yer renklenir. Zaten tek bir yağmur ile eser kalmıyor bu bakmaya kıyamadığımız sanat eserlerinden.

Olur mu dersiniz, neden olmasın? 😊

Bu yaz TEBEŞİR ile tanıştık.

Bu ay (Eylül) Parents  dergisine konuk oldum ve tebeşir ile yapılabilecek faaliyetleri ve bu faaliyetlerin çocuklara faydasını yazdım. Bizim için de çok yeniydi bu tanışma. Benim zamanım ve öncesinde çocukluk yaşayan herkes tebeşiri bilir bilir de böylesini pek bilemeye de bilir.

Yazın çocuklarla dışarıda vakit geçirmenin en eğlenceli ve faydalı şekli kaldırım üzerinde tebeşir sanatı 🙂

Burdaki birçok dükkan yaz aylarının başlaması ile raflarını renk renk tebeşir ve aksesuarları ile dolduruyor. Uygun fiyata bulabileceğiniz renk renk tebeşirleri alıp tek yapmanız gereken kendinize, çocuklarınızla eğleneceğiniz güvenli ve huzurlu bir kaldırım ya da asfalt bulmak.

Sonrası size ve çocuklarınızın keyfine kalmış.

   

Çocuklar bazen büyük çizgilerle hayallerini çizerler,

Bazen gölgelerinin üzerinden kendilerini çizerler,

   

Bazen hayallerini çizerler, bir roketle aya giderler,

   

Bazense hayali kahramanlarinin yanina oturup sohbet ederler,

Bazen yağmur tatlı gelir gökkuşağı umuduyla,

Bazense tatlı bir kelebek olup konar umutlara,

Bazen barış içinde yaşayan mutlu huzurlu sağlıklı çocukların yaşadığı şehirler çizerler,

Bazense en özledikleri uzaklardaki o şehirlerin sokaklarında gezerler….
Çocuk varsa umut var… çocuk varsa vicdan var masumiyet var güven var samimiyet var…
Çocuk varsa kirlenmemiş hayaller var…
Çocuk varsa renkler var…

 

Bir ‘Homeless’ Kıssası

Syracuse’de trafiğin yoğun olduğu köprü altları ya da trafik ışıklarında ‘Homeless’ lar ellerinde tuttukları mesaj kartonu ile beklerler. Arabalar yanlarında dursa dahi arabalarin içinde olanların gözüne hiç bakmazlar… konuşmazlar… arabaların arasında dolanmazlar..
Bugün gördüğüm bir olayı sizinle paylaşmak istiyorum.
Aracımızla şehir içinde seyahat ederken yine bir kırmızı ışıkta durmuş bekliyorduk. Bulunduğumuz ışıkta yine bir ‘homeless’ vardı.
Önümüzdeki araç sürücüsü ‘homeless’ a seslendi. Kendisine seslenilene kadar elinde kartonla bekleyen adam, kimseyi rahatsız edebilecek bir göz kontağı kurmadan, bekliyordu. Sesi duyunca sakince arabaya yaklaştı.
Arabanın sürücüsü önce ELİNİ CAMDAN UZATTI VE ‘HOMELESS’IN ELİNİ SIKTI. SONRA HALİNİ HATRINI SORDU.
 Daha sonra bir miktar parayı nazikçe adama uzattı. Parayı alan adam teşekkürü çok da uzatıp abartmadan arabanın sürücüsü ile selamlaştı ve yeniden yerine döndü.
Yeşil ışık yandı ve yolumuza devam ettik.
Bunu yorumlamak gerçekten çok güç… Ama hayret etmek kaçınılmaz. Sanırım ‘insan’ tanımı ile ilgili… yani insanı insan yapan değişkenler arasında paranın kıymetinin ne kadar az olduğunun bir göstergesi olmalı bu.
Öncelikle insanın kendine ve sonra da bir başkasına değer vermesi!!! Hani ihtiyaç sahibine yardım yapmak; ne yardım yapanı diğerinden üstün kılar, ne de parayı alan sırf yardım etti diye karşısındaki adamın karşısında ezilir büzülür..
Zaten gerçek takva da bu değil midir?? Mülkü veren Yüce Allah ise yardımı yapan aracıdır, daha fazlası değil…
Malın varlığı da yokluğu da insanoğlunun en önemli sınavlarından biridir. Yokluğunda sabır ve varlığında şükür ile paylaşım sınavda başarılı olmanın yegane sırları belkide…
Bugün şahit olduğum olay da bu konuyla ilgili daha çok dersler çıkarılabilecek bir durumdu…
 
“Müslüman Müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu (düşmanına) teslim etmez.  Kim, (mümin) kardeşinin bir ihtiyacını giderirse Allah da onun bir ihtiyacını giderir.  Kim Müslümanı bir sıkıntıdan kurtarırsa, bu sebeple Allah da onu kıyamet günü sıkıntılarının birinden kurtarır. Kim bir Müslümanı(n kusurunu) örterse, Allah da Kıyamet günü onu(n kusurunu) örter.” (Buhârî, Mezâlim, 3; Müslim, Birr, 58)”
 
HAYIRLI RAMAZANLAR

Amerika’da aileler icin bir sonbahar klasigi: Elma Toplama

Aslinda benim kusagim ve oncesine cok uzak degil dalindan topladigimiz elmalari uzerimize silerek parlatmak ve bir guzel yemek…

Babannem ve dedemin bahcesinde envai cesit meyveyi dalindan yemenin ne kadar kiymetli oldugunu elimizden gidene dek bilemedik ya da doyana kadar dut yemenin ayricaligini bu sene ilk kez para vererek dut alana kadar anlayamamistimmm… simdi soz konusu cocuklarim olunca yasadiklarimin daha iyisini yasatmaya calisirken bu ve benzeri konularda yasadiklarimi yasayamiyor olmalari uzucu gercekten… bu nedenle “elma toplamak” benim gibi bunum eksikligini yasayan anneler icin ayri bir anlama sahip olsa gerek…

Gecenlerde kutuphaneye gittigimde syracuse ve aile yasamina yonelik bir kac ucretsiz dergi almistim. Iclerinden birinin editoru Elma toplamanin burda aile gelenegi haline gelen bir sonbahar aktivitesi oldugunu yazmis. Syracuse’de bir cok elma bahcesi var. Hatta sadece elma ile kalmayip misir ve balkabagi bahceleri ile butunlesik buyuk ciftlikler var. Editorun secimi: Beak and Skiff Apple Orchards

Biraz arastirmadan ve on bilgi edinme sureclerinin sonucunde biz de bu elma bahcesine gitmeye karar verdik. Haftasonunun yagmurlu olacagini gorunce elimizi cabuk tuttuk ve cuma gununim gunesli ve enfes havasindan istifade ederek bugun Elma Bahcesine gittik.
Birazdan keyifle ‘elma bahcesi’ hakkinda bilgi verecegim ama oncesinde…

Huseyin Emir’ bir iki yil once Caillou’nun elma topladigi bir bolumunu izlemistik. Orda izlediklerimizle burdaki Elma Bahceleri cakisinca gitmeden bu bolumu oglumla ve kizimla tekrar izledik. Boylece bazi on bilgileri ve uyarilari biz vermeden ordan ogrenmis oldular 🙂

Caillou Elma Toplamaya Gidiyor

Merkezden yaklasik 20-25 dk uzaklikta ama bizim bulundugumuz yere 10-15dk mesafede alabildigine yesillikler arasinda bir yer Beak&Skiff Elma kampusu…

Kendilerine kampus diyorlar cunku icinde bir cok farkli faaliyet ve cazibe alani barindiriyor. Kendi elmamizi toplamamiz icin ozel bahce;

elmali pie ya da donut gibi cesitli yiyeceklerin bulundugu firin,
elma suyu, kahve, elma cayi gibi icecelerin bulundugu ayrica fast food yiyebileceginiz kafe,
%100 elma sularinin ve elmaya dair her turlu kitap, aksesuar, kiyafet, sabun, oyuncak vb. Esyalarin satildigi genel bina,

Elma toplamak istemeyen ama lezzetli elmalardan almak isteyenler icin satis bolumu,
Elmalardan yaptiklari saraplarin tadim ve satis bolumu,
Cocuklar icin oyun alani ve pony riding bolumu,
Ayrica ortada yesillikler icinde dinlenme, atistirma, guneslenme ve oyun oynama bolumu
Oncelikle personel cok guler yuzlu ve her yer tertemiz…. girer girmez etrafi biraz gezip heyecanla elma toplama alanina dogru gittik. Orda bizi bir traktor ve arkasindaki vagon bekliyordu.

Meyve bahcelerinin icini gezerek toplama alanina dogru bu vagonla gittik. Gercekten cok keyifliydi.

Gezerken dallarda kizarmis elmalari gormek heyecanimizi ve istahimizi arttirdi. Sonrasinda elmalari toplayacagimiz alana geldik. Ufak bir bilgilendirmeden sonra gayet sik posetlerimizi secip merdivenlerin bizim icin hazir bekledigi ama aslinda elma dolu dallarin yerlere kadar indigi toplama alanina geldik.

 

Dalindan elma koparmak, en kirmizisini aramak, kucuk bir sihirle (uzerimize surterek 😛 ) elmalarin kizarip parladigini gormek ve diledigince elma yemek iki yavrumun da cok hosuna gitti. Onlarin heyecanini izlemek ve onlari yeni seyler icin yonlendiriyor olmak da benim cok hosuma gitti.

Posetlerimizi elmayla doldurup bir tanede yolluk elimize alip bahceleri gezerek kafenin bulundugu alana geri donduk.

Yorgunlugumuzu %100 elma suyu ile atarken ev icin de yanimiza nefis elmali pie lardan aldik.
Mutlu olmak cok basit ve aslinda cok dogal :))