Kütüphane Şarkısı

Kütüp-annenin isteği üzerine “kitaplara ve kütüphanelere dikkat çekmek, kütüphane haftasını kutlamak” amaçlı gönüllü bir ekip çalışması yaptık.

Gelir amaçlı olmadığı ve mümkünse emek veren künyesi ile paylaşıldığı sürece, her yerde söyleyebilir, dinletebilir, paylaşabilirsiniz. Özellikle okullarda tabii. Çorbada sizin de bir tuzunuz olmuş olur.

Proje fikri için Kütüp-anne ve gönüllülerine,
Sözler için Sara Şahinkanat’a,
Beste için Cenker Kardeşler’e,
Solistlik için Nisa Ayyıldız’a teşekkürlerimizle…

Kütüphane Şarkısını dinle

Kitap ve Kütüphane şarkısı sözleri

Canım bazen çok sıkılır
Ruhum ister macera…
İşte o zaman sığınırım
Güzel mi güzel bir kitaba…

Astronot olur, aya giderim…
Tohum olur fidana dönerim.
İstersem dünyayı kurtarır…
Canavarı bir lokmada yerim…
Kanatlı, kanatsız gökyüzünde uçarım.
Bazen sihir, bazen bilimle.

Canım bazen çok sıkılır
Ruhum ister macera…
İşte o zaman sığınırım
Güzel mi güzel bir kitaba… (Nakarat)

Dostum bazen bir köpektir…
Bazen sevimli bir kedi.
Evini kaybetmiş bir çocuk…
Ya da vardır bir engeli…
Kötülükleri akıl yoluyla yenerim…
Dostlarımla birlik olmayı çok severim.

Canım bazen çok sıkılır
Ruhum ister macera…
İşte o zaman sığınırım
Güzel mi güzel bir kitaba… (Nakarat)

Paylaşmaktır en güzeli.
Hem kitabı, hem kitaba sevgiyi.
Haydi gel burada buluşalım
Kütüphanedir bunun yeri.
Kütüphanedir bunun yeri.

Canım bazen çok sıkılır
Ruhum ister macera…
İşte o zaman sığınırım
Güzel mi güzel bir kitaba… (Nakarat)

Kütüphane Şarkısının notaları

Kütüphane Şarkısı Akorları

Türkiye’nin farklı köşelerinden Çocuklarımızın Kütüphane Şarkısı Performanslarını aşağıda bulunan videolardan izleyebilirsiniz. 2019 yılı içerisinde 25-31 Mart tarihleri arasında kutlanan kütüphane haftasında ya da 23 Nisan gösterilerinizde ya da okuma bayramlarında kütüphane şarkısı ile yapacağınız performansları bizimle paylaşın ki Tüm Türkiye’den katılımı bir araya getirebilelim.

Çocuk Deneyimleyerek Öğrenir


Aile ve Çocuk Danışmanı / Çocuk ve Oyun Terapisti Serap BUHARALI

Gelişim psikolojisine, gelişim veya eğitimi ile alakalı olan tüm kaynaklara baktığımızda bilimsel olarak da ispatlanmıştır ki çocuk deneyimleyerek öğrenir. Deneyimlemek, çocuklar için çok önemlidir. Çocuklar, dünya ile ilgili bağlantısını  deneyimleyerek elde ediyor ve bunu işlevselleştiriyorlar.

Yani “portakal budur” diye resmini göstermek yerine bir portakalı çocuğun eline verdiğinizde,  onu  kokladığında, onu soyduğunda, tadına baktığında  ve portakal sesini kelimesi ile eşleştirdiğinde çok daha farklı olacaktır. Bu yüzden de çocuk gelişiminde ve eğitiminde bunu destekleyici etkinlikler çokça yapılmaktadır.

Hikayeler, masallar ve bununla ilgili çocuğun dünyasında olan en önemli kaynak “kitaplardır”.

Çocuklar kitaplarla ve hikayelerle tanıştırıldığında ve onlarla ilgili etkinliklerle desteklendiğinde görüyoruz ki çocuklar reddetmiyorlar, kabulleniyorlar ve bizzat içselleştiriyorlar.

Bu proje ile özel ve konuyla bağlantılı bir ortam ve bir uzman ile karşılaşmak çocuk için büyük bir zenginlik olacaktır. Hayatı boyunca unutamayacağı bir örültü, bir şablon, bir anı oluşturacaktır ki bu çok önemli ve destekleyici bir durum. Yetişkinlerde öğrenmek yalnızca görmek veya duymak ile olabilirken dünyayı yeni tanıyan çocuk için ortam ve duyularını kullanabilmek daha kalıcı olur.

Çocukların daha çok tecrübeye, daha çok edinime, daha çok çevresi ile ilişki kurmaya ihtiyacı var. Her hikaye çocuğa bir dünya açıyor ve algısına pek çok şey katıyor. Dünyasına kattığı cümleler, figürler, kahramanlar, öğeler, verilen mesajlar çocuk için çok anlamlı bir yer ediyor. Belki de çocuklukta cebimize koyduğumuz en önemli şeyler duyduğumuz hikayeler, kıssalar, fıkralar… Bu tarz şeyler bizde öğrenmede çok etkili oldu.

Yaşadığımız şeyler nerelerde gerçekleşti ise eşlestirip örüntüleme yapıyoruz. Mesela güzel bir anıyı hatırlarken o anıyı nerede yaşadığımızdan bahsederiz. “bir bahçedeydim, güzel bir sahil kenarındaydım, şöyle bir yerdeydim” gibi…

Bu nedenle de bu proje çocukların sadece hikaye okuması noktasında katkıda bulunmakla kalmayıp an’ının kalıcı olup anlamlandırmasına, içsellestirmesine, dünyasını zenginleştirmesine de çok destek olacaktır.

Kitap, deneyim, anı, eğlence, öğrenme

Böyle bir projede yer almayı ben de candan isterim. Bu özel, etkin ve son derece verimli çalışmasından dolayı da Kütüp-Anne Ekibini, projeye destek verenleri tebrik ederim. Bu projenin yaygınlaşmasını, zenginleşmesini, bu zenginliği çocukların yaşamasını dilerim.

Mekanında Okuyoruz Kitap Önerileri

Derleyen: Çocuk Gelişimci Deniz Toprak

#mekanındaokuyoruz

Kütüphanedeki Aslan (Michelle Knudsen)-Uçanbalık Yayınları (Kütüphane)

Dikkat! Bu Kütüphanede Ejderha Var! (Carly Hart)-Pearson Yayınları (Kütüphane)

Kütüphane Tavşanı-Organik Kitap (Annie Silvestro)-Beyaz Balina Yayınları (Kütüphane)

Dünyanın En Yüksek Kitap Dağı (Rocio Bonilla)-Günışığı Kitaplığı (Kütüphane)

Madeline Finn İle Kütüphane Köpeği (Lisa Papp)-Hep Kitap (Kütüphane)

Tavşan Maydanoz’un Kitapları Anlatan Kitabı (Frances Watts)-Binbir Çiçek Yayınları (Kütüphane)

Bekçi Amos’un Hastalandığı Gün (Philip C. Stead)-YKY (Hayvanat Bahçesi)

Gergedanlar Krep Yemez (Anna Kemp)-Pearson  (Hayvanat Bahçesi)

Mamut Yıkama Rehberi (Michelle Robinson)- Pearson (Banyo)                   

Rosie’nin Şapkası (Jullia Donaldson)- Beta Kids ( Park, bahçe, orman)

Temiz (Emily Gravett)- Beta Kids ( Orman)

Bu Kitap Benim Köpeğimi Yedi (Richard Byrne)- Uçan Fil Yayınları ( Sırt üstü uzanarak)

Bir Fikirle Ne Yaparsın? ( Kobi Yamada)- Nar Çocuk ( Sırt üstü uzanarak, hayal gücü)

Aç Tırtıl (Eric Carle)-Mavibulut Yayınevi ( Park, bahçe, Konya Tropikal Kelebek Vadisi)

Beyoğlu Macerası (Sara Şahinkanat)-YKY ( İstanbul Beyoğlu)

Yüz Yüz (Leo Lionni)- Elma Yayınevi (Deniz, deniz kıyısı, akvaryum)

Diş hekiminde (Anne Civardi)- Tübitak Yayınları ( Diş hekiminde)

Katie ve Yıldızlı Gece (James Mayhev)-YKY ( Sanat Müzesi)

Dalga (Suzy Lee)- Maev Yayıncılık (Deniz, deniz kıyısı, akvaryum)

Esrarengiz Kemancı (Kathy Stinson, Dusan Petricic)-Kuraldışı Çocuk (Klasik müzik konseri, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası)

Bir Milyon Ne Kadar Büyük? (Anna Milbourne)-Tübitak Yayınları (Gökyüzü (gece))

Memo ve Ay (Alice Briere-Haquet)- Mavibulut Yayınları (Gökyüzü (gece))

Çok Çok Büyük Bir Dinozor (Richard Byrne)-Formül Yayıncılık (Medeniyet, Arkeoloji Müzesi)

İyi geceler, Farecikler (Frances Watson)-1001 Çiçek Yayınevi (Yatak, uyku öncesi)

Küçük Ayı ve Ahlat Ağacı (Yalvaç Ural)-YKY (Orman)

Uçakta (Anne Civardi)-Tübitak Yayınları (Uçakta)

Müzisyen İnek Sırma (Geoffroy de Pennart)-Kır Çiçeği Yayınları (Klasik müzik konseri, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası)

Bir Dostluk Masalı (Susanna Isern)-Uçanbalık Yayınları ( Postane)

Tren İstasyonunda Bir Gün (Olivia Brookes)- Tübitak Yayınları (Tren Garı)

Havalimanında Bir Gün (Olivia Brookes)- Tübitak Yayınları (Havalimanı/Havaalanı)

NOT: Tüm kitapları bağlamında veya sırtüstü/yüzüstü uzanarak, hayal gücünüzle canlandırarak okumalar yapıp, ardından çocuğunuzdan resimlemesini istemeniz; öğrenmesini kalıcı ve keyifli bir hale getirecektir.

Bağlamda Okumak

Yazar: Çocuk Gelişimci Deniz TOPRAK

    En genel tanımıyla öğrenme, organizmada gerçekleşen kalıcı davranış değişikliğidir. Doğumla başlayan çevreyi algılama serüveni kümülatif bir şekilde ilerleyerek bireyin kendi dünyasını inşa etmesini sağlar. Bireysel olarak başlayan bu yaşam serüveni çevremize uyum sağlama süreciyle birleşerek daha büyük dünyaları inşa etmemize olanak sağlar.

   Organizmanın yaşamını sürdürmesi, büyük ölçüde çevresindeki değişmelere başarılı olarak uyum sağlama yeteneğine bağlıdır. Etkin uyum sağlama ise öğrenmeyle mümkündür. Duruma uygun tepkide bulunma, çevreye nasıl uyum sağlayacağını öğrenme, genellikle yaşamı sürdürebilmek için temel bir koşuldur (SENEMOĞLU, N., Gelişim, Öğrenme ve Öğretim Kuramdan Uygulamaya, Ankara, Yargı Yayınevi, 2013, syf.92).    İçinde bulunduğumuz uygarlığı yaratmamız, daha önceki insanlardan daha zeki veya daha yetenekli olduğumuzdan değil, daha çok şey öğrenmiş olduğumuzdandır. İnsanın öğrenme yeteneği onun yaşayış tarzının sürekli değişmesine olanak verir(CÜCELOĞLU, D., İnsan ve Davranışı, Eylül 2010, syf. 139). Daha çok şey öğrenen insan çevreye aynı oranda uyum gösterir. Yeni öğrenmeler beraberinde nicelerini getirir, insan merak ve öğrenme döngüsüne girmeye gönüllü hale gelir.

   Öğrenme sürecinde kullandığımız duyu organlarımızın sayısındaki ve kullanma yoğunluğundaki artış ile öğrenme süreci kalıcı hale dönüştürebilmektedir. Örneğin; İngilizce çalıştığımızı ve bir kelimeyi (strong=güçlü) ezberlemeye çalıştığımızı varsayalım. Kelimenin yalnızca anlamını not almamız görme algımızı; belki kelimeyi ve anlamını 3-4 defa tekrar etmemiz görme ve işitme algılarımızı; kelimeyi çalışırken yüksek sesle söylemek ve beraberinde kollarımızla güçlü işareti yapmak görme, işitme ve dokunma algılarımızı bir arada çalıştıracaktır.

   Birden fazla duyuyu kullanarak öğrenme çalışmalarının öğrenmeyi kalıcı hale getirmesine verilebilecek belki de en evrensel örneklerden birisi ‘bisiklete binmek’tir. Bisiklete binerken görme, işitme, dokunma ve koklama duyularını bir arada kullanırız. Yolu ve gidonu görür; çevredeki sesleri işitir, tehlikeli olabilecek sesleri ayırt ederiz; havayı koklar; bisikletin pedalına ve gidonuna, rüzgara hatta belki ağaçlara dokunarak bu deneyimimizi gerçekleştiririz. Ve aradan ne kadar uzun süre geçerse geçsin bir bisiklete bindiğimizde öncelikle pedal düzeltir, ardından sürüşümüzü gerçekleştiririz.

   Bu sebepledir ki, bir kitabı bağlamında okumak (kitabın içeriğine uyum sağlayacak mekanda kitabı okumak) o kitabı özümsememizi sağlar. Mekanda okuyoruz, mekanında okuyoruz projesinin bu sebeple çok kıymetli bir proje olduğunu görebiliriz. Okuma alışkanlığını kazandırmak için çok elverişli olan bu durumu, gelecek nesillerimiz için kalıcı bir öğrenmeye dönüştürmek bizim elimizde. Kütüphane maceralarının anlatıldığı bir kitabı, kütüphane ortamında okumak bir çocuğun gözünde her şeyin mümkün olduğunu görebilmesini sağlar. Hayal kurmasını destekler.

Beyza, ODTÜ Kütüphanesi, Kütüphane Faresi: Evim Güzel Evim

Özellikle son yıllarda tablet, telefon ve televizyon program ve oyunlarına olan düşkünlük göz önüne alındığında, bu projenin bir can simidi olabileceğini açıkça fark edebiliriz. Bağlam içerisinde yapılan okumalarla çocukların ve bireylerin kendilerini daha fazla konsantre olmuş, daha mutlu ve zihnen daha özgür hissedeceklerini düşünüyorum.
Konuya ilişkin oluşturmuş olduğum kitap listesine ulaşmak için tıklayınız.

Kitapla kalın…

#mekanındaokuyoruz

Meydan Okuyoruz, Mekanında Okuyoruz!

#mekanındaokuyoruz

Konu ne olursa olsun neredeyse tüm masallar bir mekân tarifi ile başlar. Esas olan konuya göre okuyucunun ya da dinleyicinin kendini o büyülü dünyada dolaşırken hayal edebilmesidir. Aslında hayal gücü sınır tanımaz. Özellikle de konu çocuklarsa… Yine de mekân her zaman olduğu gibi etkiler hisleri.

Durum böyle iken masal saatleri neden tek bir mekânla sınırlı kalsın? Neden masallar kente, köye, doğaya ve daha birçok mekâna dağılmasın?

“Meydan Okuyoruz, Mekanında Okuyoruz” Kampanyası

#mekanındaokuyoruz kampanyası ana sponsorları Parents TR Dergisi ve Düşyeri’dir.

Dinozorlarla ilgili bir masalı bir doğa tarihi müzesinde okurken/dinlerken, trenle şehir şehir gezen bir kâşifin masalını tren vagonlarından birinde ya da kaybolmuş bir palamudun masalını ormanın içerisinde okumanın/dinlemenin çocuklardaki yansımasını bir düşünün…

MTA Şehit Cuma DAĞ Tabiat Tarihi Müzesi – Dinozor (Anna Milbourne, Tübitak Yayınları)

Doktorların hikâyesini doktorlardan, bir şehir plancı annenin hikâyesini planlama stüdyosunda dinlemek eminim ki ailece kaliteli vakit geçirmenin en keyifli yolu olacaktır.

Bu kampanya ile okuma kültürüne yeni bir boyut getirerek çocukları doğrudan kitapla buluşturmak değil, kitapları deneyimlerle birleştirmek amaçlanmaktadır.

Çocukların masalları, tematik mekânlarda konunun uzmanlarınca dinlemesi, masal mekânını ve olaylarını bulundukları alanda deneyimlemesi ve yeni fikirlerini, sorularını doğrudan uzmanlarına ileterek cevaplarını araması güzel olmaz mıydı?

Kampanyanın Gerekçesi

Büyük şehirlerde ailece kaliteli vakit geçirmek için artan mekân sayısı ile ters orantılı olarak odak etkinliklerdeki azalma; diğer bir deyiş ile tiyatro, müze, bilim merkezi, kent parkları, tarihi alanlar, spor merkezleri vb. birçok çeşitli serbest zaman mekânlarındaki artışın aksine büyük şehirlerde rutin hâline gelen aktivitenin alışveriş merkezi odağında olması; diğer yandan küçük şehirlerde ise ailece şehirde vakit geçirmek için sosyokültürel olanakların az olması özellikle çocuklu ailelerin en büyük sorunları arasındadır. Oysa özellikle çocukluk döneminde ailece geçirilen kaliteli zaman gelecekte sağlıklı nesillerin oluşması ve kültürel bağların korunması için çok önemlidir.

Benzer bir şekilde, doğduğu andan itibaren çocuklarımıza yapabileceğimiz en önemli yatırımlardan biri, onları kitapla buluşturmaktır. Çünkü okumak bir alışkanlık değil, bir kültürdür. Toplumumuzda okuma kültürünün yaygınlaşması kapsamında yıllardır süre gelen uygulamaların odağını kitap oluşturmaktadır.

Oysa odağımız insan olduğunda ya da daha da önemlisi odağımızda çocuklar yer aldığında okuma kültürüne yönelik çalışmaların kitaptan deneyim ve oyun odağına dönmesi başarıyı arttıracaktır. Çünkü kitap bir amaç değil, hayatı anlamak ve anlamlandırmak için bir araçtır.

Kampanyaya Nasıl Katılırım?

Bu kampanya Kütüp-anne Platformu tarafından Parents TR ve Düşyeri ana sponsorluğunda gerçekleştirilmektedir. Kampanyanın tüm hakları Kütüp-anne Platformu’na aittir. Kampanya 01.02.2019-01.03.2019 tarihleri arasında gerçekleştirilecektir.

Kampanyaya katılım instagram üzerinden ya da kutupanne@gmail.com adresine yapılan gönderiler üzerinden değerlendirilecektir. 1 ay sürecek kampanya kapsamında öncelikle toplumu taşıma, açık alan (park, doğa, deniz vb.), kamusal alan (hastane, kütüphane vb.), aile ve yeni fikirler kategorileri arasında seçilecek 3 ayrı mekanda, mekan ile ilgili kitabın bu alanlarda okunurken çekilen fotoğraflarının @kutupanne ve #mekanındaokuyoruz etiketleri ile paylaşılması gerekmektedir. Örn: “Elma” konusunda bir kitabın elma bahçesinde okunması ya da vapurda gemilerle ilgili bir kitabın okunması

Paylaşılan fotoğraflar Kütüp-Anne Platformu tarafından değerlendirilerek uygun olması halinde tarafınıza DM (direct message) üzerinden ilgili kategorileriye ait bir logo gönderilecektir. 3 logoyu biriktiren katılımcılar büyük çekilişe katılmaya hak kazanacaktır.

Büyük çekilişe hak kazanan kişilerin isimleri www.kutupanne.com adresinde Mart ayının ilk haftası yayınlanacak olup kazanan isimler 8 Mart 2019 tarihinde Kütüp-Anne Platformu sosyal medya hesaplarından açıklanacaktır. Çekiliş ile 5 kişiye Parents TR Dergisine bir yıllık üyelik ve 5 kişiye Düşyeri Pepee kitapları seti hediye edilecektir. Büyük çekilişin yanı sıra sürpriz hediyeler, ilerleyen günlerde Kütüp-Anne Platformu instagram hesabından duyurulacaktır.

Kampanyanın etki alanını ölçebilmemiz için lütfen aşağıda bulunan formu doldurunuz. Kampanyaya ilişkin sormak istediğiniz her şeyi yorumlarda bizimle paylaşabilirsiniz.

Kütüp-Anne Paltformu Kampanyaya ilişkin değişiklik ve düzenleme yapma hakkına sahiptir.

Teşekkür ederiz.

KİTAP DOSTU ÇİZGİ FİLMLER-II

Dr. Öğretim Üyesi Fadime ŞİMŞEK İŞLİYEN

Canım Kardeşim

Image result for canım kardeşim mine ve müge

Çizgi film Müge ve Mine adlı iki kardeşin anneleri, babaları ve kedileri Mıncır’la yaşadıkları gündelik olayları konu ediniyor. Müge ilkokula gidiyor, Mine ise henüz okula gitmiyor. Müge ile Mine’nin evleri kitap anlamında oldukça zengin. Evin salonunda bir kitaplık yer alırken, TV ünitesinin alt bölmesi de yine kitaplara ayrılmış. Salonda ayrıca evin kedisi Mıncır için de bir okuma köşesi yapılarak buraya da yine küçük bir kitaplık konulmuş. Çünkü Mıncır, bir bölümde kendisinin de dile getirdiği gibi “diğer kedilerden farklıdır. O kitap okumayı çok sevmektedir.” Müge ile Mine’nin annesi Lale de okumayı seven bir karakter olarak karşımıza çıkıyor. Lale’yi birçok farklı bölümde salonda kitap okurken görüyoruz -ki bu benim çok sevdiğim ayrıntılardan biridir- . Bazı bölümlerde ise okuma eylemini evin büyük kızı Müge’nin gerçekleştirdiğini görüyoruz. Bu anlamda Canım Kardeşim sıklıkla kitap okuma vurgusu yapan ‘kitap dostu’ bir çizgi film.

Canım Kardeşim’in ‘Kitap Okumak Güzeldir’ adlı bölümü, kitaba ve kütüphaneye ilişkin hazırlanan önemli bir bölüm olarak dikkat çekiyor. Bu bölümde Müge okuduğu kitaptan, içinde hiç resim olmadığı için sıkılır ve kitabı okumakta zorlanır. Bu sırada Lale Hanım, kızlarının odasına gelir. Müge kitapla ilgili sıkıntısını annesi ile paylaşır. Bunun üzerine anneleri kitapların her zaman resimli olamayacağını üstelik bunun hiç de kötü bir şey olmadığını söyler. Kızlarını ikna etmek için konuşmasını şöyle sürdürür: “Resimleri olmayan kitaplarda okuduğunuz her satırı, her olayı, her anı hayal edebilirsiniz. Hayal dünyanız genişler. Hem kitap okuyunca birçok yeni arkadaş tanırsınız. Kitaplar sizi alır bambaşka yerlere götürür. Adeta dünyayı gezersiniz.” Lale Hanım, kızları ile kitaplar üzerine sohbet ederken babaları Galip eve gelir. O da sohbete katılır. Ve birden aklına çocuklarını kütüphaneye götürme fikri gelir. Hep birlikte kütüphaneye giderler. Galip, kütüphanede kızlarına öncelikle sessiz olmaları gerektiğini öğretir. Ödünç almak için ‘küçük motosiklet dünyayı dolaşıyor’ adlı bir kitabı seçerler. Bunun üzerine hayal kurmayı çok seven Mine yine renkli hayallere dalar. Mine’nin hayallerinde küçük motosiklet, gece olduğunda kitaptan dışarı çıkar. Tüm arkadaşlarını uyandırır. Ve kitapların içinden teker teker oyuncak trenler, ayılar, uçaklar çıkar. Hep birlikte kütüphanede istedikleri gibi dolaşırlar. Ablasının ve babasının kendisine seslendiğini duyan Mine hayallerini bir kenara bırakarak gerçek dünyaya döner. Seçtikleri kitabın öyküsünü bir an önce öğrenmek için eve dönerler. Çocuklar kütüphaneyi çok sevmişlerdir. Mine de okumayı öğrenmek için artık çok isteklidir. Babası ona, ‘okumayı öğreninceye kadar istediği kitabı okuyabileceğini’ söyler.

Bu bölümde aslında kitaplar hakkında çocuklara son derece önemli bilgiler verildiğini görüyoruz. Ayrıca kitapların çocukların hayal gücünü nasıl harekete geçirdiği, Mine’nin hayal dünyası üzerinden oldukça renkli bir şekilde yansıtılıyor. Bununla birlikte söz konusu bölümün, çocukların çok küçük yaşlardan itibaren kütüphaneler ile tanıştırılması gerektiğine işaret etmesi açısından da dikkate değer olduğunu düşünüyorum. Ve son bir not: Çizgi filmin sonunda babasının Mine’ye ‘okumayı öğrenene kadar ona istediği kitabı okuyabileceğini’ söylemesi, çocuğun okuma alışkanlığı kazanmasında, ebeveynlerin etkin bir rol oynadığını göstermesi adına oldukça önemli.  

Rafadan Tayfa

Image result for rafadan tayfa poster

Çizgi film, Akın, Kamil, Hayri ve Mert’ten oluşan ve kendilerine ‘Rafadan Tayfa’ adını veren dört çocuğun mahallelerinde yaşadıkları olayları konu ediniyor. Çizgi filmde genellikle mahalle yaşamında yer alan dostluk, dayanışma, yardımlaşma gibi temalar işleniyor. Çizgi filmin ana karakterlerinin tümü okula giden dolayısıyla da okuryazar olan çocuklardan oluşuyor.

Yerli yapımlar arasında sanırım okuma temasına en sık yer veren çizgi film Rafadan Tayfa. Çizgi film karakterleri birçok bölümde kitap, gazete ve dergi okurken görülüyor. Çizgi filmde kitabın yanı sıra gazete ve derginin de yer alıyor olması ayrıca takdire şayan. 

Rafadan Tayfa’nın iki bölümünde kütüphane temasının işlendiğini görüyoruz. ‘Yumak’ın Kulübesi’ adlı bölümde kahramanlarımız, bir yandan Hayri amcanın köpeği Yumak için bir kulübe yapmaya çalışırken bir yandan da Akın’ın gizli gizli gittiği yerin izini sürerler. Akın kendisine, “nerelerdesin” diye soran arkadaşlarına, “öyle güzel bir yerdeydim ki…” diye cevap verir. Bunun üzerine Kamil, “maça mı gittin yoksa” diye sorar. Akın, “hayır” der ve arkadaşlarına gittiği yere ilişkin birkaç ipucu verir: “Boş girersin dolu çıkarsın. Orada çok sessiz olmamız gerekir. Bazen parmak ucunda yürümeliyiz sessiz sessiz.” Bölüm sonunda abisi ve arkadaşları Akın’ın nerede olduğunu bulur. Akın kütüphaneye gitmektedir. Ve Yumak için önerdiği kulübe tasarımını da orada okuduğu kitaplardan öğrenmiştir. Bunun üzerine Hayri, Mert ve Kamil de kütüphaneye gitmeye karar verirler.

Rafadan Tayfa’nın ‘Zihin Kütüphanesi’ adlı bölümünde ise kütüphane bu kez bir metafor olarak

karşımıza çıkıyor. Mert bir dergide okuduğu yazıyı arkadaşları ile paylaşır: “Bilim adamlarına göre insan hafızası bir çeşit kütüphaneye benziyormuş. Yaşadığımız olaylar, anılar, bilgiler bir kitaplıkta gibi saklanıyormuş. Eğer kütüphanene yani zihnine hâkimsen, odaklanarak hafızanı çok daha iyi kullanabiliyorsun.” Bunun üzerine Rafadan Tayfa ekibi, ‘isim şehir hayvan’ oyununu oynarken bu bilgiyi test etmeye çalışırlar. Ve seyirci sırayla karakterlerin zihinlerine konuk olur. Mert’in zihni tıpkı okuduğu haberdeki gibi bir kütüphaneye benzemektedir. Oyun oynarken aradığı bilgiyi kütüphanenin bilgisayarına yazar, bu şekilde bilginin kayıtlı olduğu rafa ulaşır. Hayri ve Kamil’in zihinleri ise Mert’in ki kadar düzenli değildir. Çünkü onlar Mert’ten daha az kitap okumaktadırlar.  

Nane Limon

Image result for nane limon poster

Nane Limon, Nane ve Limon adındaki iki kardeşin gündelik yaşamlarında başlarından geçen olaylara ilişkin bir çizgi film. Çizgi filmin diğer karakterleri de yine adlarını sebze ve meyvelerden alıyor. Örneğin Nane’nin en yakın arkadaşı Çilek, Limon’un en yakın arkadaşı ise Biber’dir.

Nane Limon kütüphane temasını işleyen sayılı çizgi filmlerden biri olması itibariyle önem taşıyor. Çizgi filmin ‘Kütüphane’ adlı bu bölümü aynı zamanda Milli Eğitim Bakanlığı’nın hazırladığı 4. sınıf Türkçe ders kitabında da ‘izleme-dinleme’ metni olarak kullanılıyor. Bu bölümde Limon ile Biber, fen bilgisi öğretmenlerinin verdiği araştırma ödevi için Turp abinin önerisi ile kütüphaneye giderler. Turp abi orada, aradıkları konuyla ilgili fen bilgisi kitaplarının en arka rafında, eski kalın bir kitap olduğunu söyler. “O kitabın ilk sayfalarında işinize yarayacak çok önemli bir bilgi bulacaksınız” diyerek onları okulun kütüphanesine yönlendirir. İkili kütüphaneye adım atar atmaz, ‘sessiz olmaları’ konusunda öğretmenleri tarafından uyarılır. Çünkü şimdiye dek hiç kütüphaneye gitmemişlerdir. Ve orada nasıl davranılması gerektiğini bilmemektedirler. Aradıkları kitabı bir türlü bulamazlar. Bunun nedeni ise kitapların raflarda alfabetik sıraya göre dizilmiş olduğunu bilmemeleridir. Bu bilgiyi o sırada kütüphaneye gelen arkadaşları Çilek’ten öğrenirler. “Kitaplar harf sırasına göre mi dizilir?” diyerek şaşkınlıklarını ifade ederler. Uzun aramalar sonucunda Turp abinin söylediği kitabı bulurlar. Kitabın ilk sayfalarında ellerine bir not geçer. Bu notu Turp abi onlar için bırakmıştır. Kâğıtta şunlar yazmaktadır: “Emek harcanmadan asla başarıya ulaşılamaz sevgili öğrenciler. Bunu asla aklınızdan çıkarmayın. Araştırmaya devam edin.” Bunun üzerine Limon ve Biber hatalarını anlarlar. Ve araştırmaya devam ederler. Kütüphanede kendi konularına ilişkin çok sayıda kitap bulurlar ve ödevlerini hazırlarlar. Öğrendikleri yeni bilgiler sayesinde bir de deney yapmaya karar verirler. Sınıftaki sunumlarında bu deneyi de kullanırlar.

İbi

Image result for ibi çizgi film poster

Kitap dostu çizgi filmlerden bahsetmişken İbi’ye değinmeden geçmeyelim. Çizgi film İbi ve yakın arkadaşı Tosi’nin, ‘Baldiyar’ adında eski bir atlası bulmak için çıktıkları yolculukları konu ediniyor. Çizgi filmin bir bölümünde bu ikilinin yolları kütüphane şehri Sobo’ya düşüyor. Bu bölüm ana tema olarak olmasa bile yine de içeriğinde kütüphaneye yer vermesi itibariyle burada anılmayı hak ediyor. Kütüphane şehri Sobo adından da anlaşılacağı gibi devasa bir kütüphaneyi andırıyor. Çünkü şehrin binaları kitap şeklinde tasarlanmış. Bu şehirdeki insanlar boyunlarına astıkları kitaplarla geziyorlar. Bu bölümde ayrıca İbi ve Tosi’nin yolu bir kütüphaneye de düşüyor. Orada, kitapların içinde kaybolmuş engelli bir kütüphane görevlisine yardım ediyorlar. Birkaç farklı konuya birden dikkat çekmesi adına önemli bir bölüm. Bu arada Sobo’nun tüm kitapseverlerde “keşke bu şehir gerçek olsa hissi” uyandıracağına da hiç şüphem yok.

Bitirirken…

Buraya kadar çocuklara kitap sevgisi ve kütüphane merakı aşılayan çizgi filmlerden söz etmeye çalıştım. Ama bir de biz yetişkinleri de okuma eyleminin içine dahil eden çizgi filmler var. Mesela Niloya’nın bir bölümünde annesi uyumadan önce Niloya’ya masal okuyor. Bir başka bölümdeyse annesi Niloya’ya karne hediyesi olarak kitap armağan ediyor.

Aslan adlı çizgi filmin bir bölümünde Aslan, Mehmet ve Zeynep, içinde maketlerin yer aldığı ‘denizaltı’ adındaki bir kitaptan yola çıkarak, kitapta anlatılanlara ilişkin kendileri de maketler hazırlamaya karar veriyorlar. Aslan’ın dedesi de çocuklara bu konuda yardımcı oluyor.

‘Elif ve Arkadaşları’ adlı çizgi filmde ise öğretmenleri anaokulunda onlara kitap okuyor. Sonra tüm sınıf o hikâyeyi bir oyun olarak canlandırmaya çalışıyor.

Görünen o ki çizgi filmler yalnızca çocuklara değil ebeveynlere ve eğitimcilere de bir mesaj yolluyor. O halde aldık biz o mesajı. O iş bizde değil mi sevgili ebeveynler ve öğretmenler… 

KİTAP DOSTU ÇİZGİ FİLMLER-I

Dr. Öğretim Üyesi Fadime ŞİMŞEK İŞLİYEN

Sevgili ebeveynler, bir çizgi film sadece bir çizgi film midir sizce?

‘Çocuk ve medya’ ilişkisine dönük yaptığım literatür çalışmaları ve bizzat çocuklarla/ailelerle gerçekleştirdiğim görüşmeler sonucunda şunu söyleyebilirim ki bir çizgi film kesinlikle sadece bir çizgi film değildir. Çünkü çocuklar artık sadece anne ve babalarını değil, çok sevdikleri çizgi film karakterlerini de rol model olarak görüyorlar. Hatta kimi zaman onlarla daha kolay özdeşlik kurabiliyorlar. Mesela bir anne, “Niloya çok şeker yediği için dişi çürüdü, biz de şeker yemeyi bıraktık” diyebiliyor. Çocuklarının Pepee’den diş fırçalamayı ya da kardeşini kıskanmamayı öğrendiğini söyleyen o kadar çok anne var ki…

Çocuklara gelince… Şekiller, kavramlar, renkler ve sayılar gibi eğitsel bilgilerin yanı sıra gündelik yaşam pratiklerine ilişkin birçok şeyi de yine çizgi filmlerden kolaylıkla öğrenip uygulayabiliyorlar. Bu anlamda çocuklar kendileriyle özdeşleştirdikleri çizgi karakterlerin olumlu ya da olumsuz birçok davranışını taklit ederek benimseyebiliyorlar. Hani diyor ya Jim Rohn, “İnsan, birlikte en çok zaman geçirdiği beş kişinin ortalamasıdır” diye. Tıpkı bunun gibi günümüz çocukları da en çok izledikleri çizgi karakterlerin ortalamasıdır aslında. Bu yüzden hangi çizgi filmleri izledikleri ve hangi çizgi karakterleri sevdikleri büyük önem taşıyor. Bu noktada ebeveynlere düşen en büyük görev çocuklarının severek izledikleri içerikleri takip etmek ve çizgi film seçimi noktasında yönlendirici olmak. Bununla birlikte çizgi filmleri çocuklarla beraber izlemek ve sonrasında hep birlikte kritiğini yapmak da yine çocukların genelde ‘televizyon’ özelde ise ‘çizgi filmler’ konusunda bilinçlendirilmeleri adına önem taşıyor. 

Doğru içeriklerin tercih edilmesi halinde çizgi filmler çocukların dilsel ve bilişsel becerilerini geliştirdiği gibi gündelik yaşam pratiklerine dair çok çeşitli kazanımların elde edilmesini de sağlayabiliyor. Kitap okuma kültürünü de pekâlâ bu pratiklerden biri olarak ele alabiliriz.

Kitap Okuma Kültürü ve Çizgi Filmler

Okuma kültürünü kazanma, bireyin erken çocukluk döneminden itibaren kitaplarla tanışması ile başlayan bir süreç. Dolayısıyla çocukların kitaplarla tanışması için 7 yaş çok geç. Bebeklikten itibaren çocukların kitaplarla tanışmaları okuma kültürünün kazanımı noktasında çok önemli. Çocuk, kitabı ilk olarak bir oyun aracı olarak görmeli, onunla dilediği gibi oynamalı kimi zaman dişlemeli kimi zamansa ‘yalayıp yutmak’ deyişini hayata geçirmek istercesine kitabının tadına bakmalı! İlerleyen süreçte de ebeveynlerinden yaşına uygun hikâye ve masal kitapları dinleyerek kitaplarla olan bağını güçlendirmeli. Görüldüğü gibi okuma kültürü aslında bir dizi süreci kapsıyor. Çocuğun kitaplarla okulöncesi dönemde tanışması, kitaplarla oynaması, kitapları sevmesi ve okuryazar olmasıyla birlikte kitap okumayı alışkanlık haline getirmesi bu sürecin en önemli dönemeçleri. Bu süreçte çocukların anne ve babalarını kitap okurken görmeleri son derece önemli. Fakat en az bunun kadar önemli olan bir diğer husus da çocukların özdeşlik kurdukları çizgi karakterleri de kitap okurken görmeleri.  Bu, rol modellik noktasında oldukça dikkate değer bir ayrıntı esasında.

Her ne kadar kitap, genellikle televizyonun karşıtı olarak konumlandırılıyorsa da bu görüş, günümüzün çoklu medya ortamında giderek anlamını yitirmeye başladı. Bu nedenle genelde televizyonun özelde ise çizgi filmlerin çocukların hayatında önemli bir yere sahip olduğu realitesini yadsımak yerine kitap okuma kültürünü pekiştirmek adına çizgi filmleri bir araç olarak görmek gerekir. Dolayısıyla çocukların kitap okuma alışkanlığı kazanması noktasında çizgi filmlerden pekâlâ yararlanılabilir. Örneğin çizgi filmlerdeki karakterlerin kitap okuyor olmaları ya da aradıkları bir bilgiye elektronik araçlar yerine kütüphanede kitap karıştırarak ulaşıyor olmaları; yine söz konusu karakterlerin evlerinde bir kitaplığın bulunuyor olması çocukların çok küçük yaşlardan itibaren kitapla tanışmaları adına iyi bir adım olabilir. Başta TRT Çocuk kanalında yayınlanan çizgi filmler olmak üzere yerli birçok yapım, çocuklara bazı temel kavramları, eğitsel, toplumsal ve kültürel davranış kalıplarını öğretme amacı taşıyor. Bu nedenle özellikle son yıllarda çizgi filmlerde kitap ve kütüphane temaları ‘özenle’ işleniyor. Çizgi filmlerde, okuma kültürünün kazandırılmasına ve yaygınlaştırılmasına yönelik birtakım adımlar atıldığını görmek gerçekten mutluluk verici. Bu anlamda sizlere fikir vermek adına söz konusu yapımlardan bazılarına kısa kısa değinmenin yerinde olacağını düşünüyorum.

Kitap Dostu Çizgi Filmlere ilişkin örnekleri merak ediyor musunuz?

Öyleyse okumak için tıklayınız.

KÜTÜPHANEDE İLK DENEYİMLER

İnsanların birçok konuda olduğu gibi kitaplarla ve kütüphanelerle kurduğu ilişkinin de çocukluk çağlarında geliştiği artık bilinen bir gerçektir. Özellikle çocukların kütüphanede yaşadıkları ilk deneyimler onların ömür boyu kütüphaneleri kullanması konusunda teşvik edici ya da heves kırıcı bir rol oynayabilir.

Bu yazımızda ebeveynler için çocuklarda kütüphane sevgisi kazandırmak adına atabilecekleri küçük adımları derledik.

-Kütüphane ziyaretinden önce kütüphaneler hakkındaki kaynaklardan faydalanmak.

Özellikle ilk kütüphane deneyiminden önce çocuğunuzla kütüphaneler hakkında sohbet etmek ve onu bu deneyime hazırlamak için çizgi filmlerden ve kitaplardan faydalanabilirsiniz.

-Çocuğun sevdiği oyuncakları yanınıza almak.

Özellikle erken çocukluk döneminde çocukların sevdikleri birkaç oyuncağı yanlarına almalarına ve kütüphanede bu oyuncaklarla oyun kurmalarına izin vermek çocuğun kütüphaneyi kendi bildiği yollarla keşfetmesine olanak tanıyabilir. Özgürce oynayabildiği ve keşfedebildiği bir yerde olmak ‘kütüphane kaşifliği’ gibi bir ritüellerin doğmasını ve zaman içinde çocuğun kütüphaneyi ziyaret etme alışkanlığı kazanmasını sağlayabilir.

-Çocuğunuzla birlikte kitapları okumak/incelemek.

Çocuklarını kütüphaneye götüren ebeveynlerin sık yaptıkları hatalardan birisi de çocuklarının eline kitapları tutuşturup başka şeylerle ilgilenmektir. Çocukları kütüphaneye götürüp sadece fiziksel olarak orada bulunmak çocuklarda olumlu bir kütüphane algısının gelişmesinde yeterli olmamaktadır. Çocuklar her zaman önlerine yığılan kitapları tek başına incelemekten hoşlanmayabilirler ve bu durum onların kitaplarla arasının bozulmasına sebep olabilir. Bu yüzden ebeveynlerin çocuklarıyla birlikte kitap seçip onları birlikte okuyup incelemesi daha doğru bir tutum olabilir.

-Kütüphaneye üye olmak ve kitap ödünç almak.

Kütüphaneye üye olmak o kütüphaneye aitlik hissedilmesinde önemli bir rol oynar. Bunun yanı sıra kamusal bir hak olan kütüphanenin bütün imkanlardan yararlanma şansının elde edilmesini sağlar. Özellikle çocuğunuzun sevdiği ya da merak ettiği kitabı ödünç almak çocukta bir okuma kültürü oluşturmanın ekonomik bir yoludur.

-Kütüphanelerin daha işlevsel hale getirilebilmesi için gönüllü olmak.

Özellikle çocuk kütüphanelerinin eğlenceli bir ortama sahip olması, yeni müdavimler edinilebilmesi için cezbedici bir özelliktir. Evde bulunan iyi durumda olan ancak daha fazla kullanılmayan oyuncaklar kütüphaneye bağışlanarak ya da kütüphanede masal saati, origami, resim atölyesi gibi etkinlikler düzenlenerek kütüphaneye yeni üyelerin kazandırılmasına katkıda bulunulabilir. Böylece hem çocuklarınıza kütüphane bilinci kazanmasında örnek olmuş hem de başka çocukların da hayatlarına dokunma fırsatı elde etmiş olursunuz.

Kütüphanede İlk Deneyimler İnfografik İndir

YAZAN:

Saynur ÇETİNKAYA

Çocuk Gelişimcisi