Değnek Adam

Orjinal İsmi : Stick Man

Yazarı: Julia Donaldson

Resimleyen: Alex Sheffler

Sayfa Sayısı:32

Önerilen Yaş: 3 yaş ve üzeri

Yayın evi: İş Bankası Yayınları

 

 

Çocukluk her şeye farklı bakabildiğimiz, farklı bir anlam yükleyerek kendimizce isimlendirebildiğimiz o uçsuz bucaksız alem. Büyümek mi? O da bu engin alemi kırpa kırpa kuş kadar bırakmak bence. En sonunda çoğumuzun elinde ‘O öyle olmaz’ makasıyla kesildikten sonra ‘gerçekçilik ‘ kalıyor. Ama çocukluğunun o farklı bakış açısını kaybetmeyenler de var. O ‘farklı’ düşünenler olmasa hala taş devrinde falan olurduk değil mi?
Çocuk kitabı deyip geçmemek lazım, o kitaplar bizlere de çok sağlam mesajlar gönderiyor dikkate almak gerek.
Şimdi efendim gelelim bana böyle felsefi denecek şeyler düşündüren kitaba. İsminden de anlaşılacağı gibi bir Değnek Adam’ımız var.(Evet bildiğimiz odundan.) Ailesiyle yaşadığı yerden sabah koşusu için bir çıkıyor ve başına gelmeyen kalmıyor. Elden ele dolaşıyor. Kimine göre kalem, kimine göre yay, kimine göre sopa, kimine göre bumerang oluyor. Her seferinde itiraz ediyor ama sesini kimselere duyuramıyor ve giderek evinden uzaklaşıyor. En sonunda bir şöminede buluyor kendini odun olarak hem de baygın. Ailesine nasıl dönecek Değnek Adam, birileri ona yardım edecek mi acaba??
Bir kere, kitap bir şeyleri farklı şekillerde kullanabileceğimiz mesajını veriyor, Değnek Adam’ı şekilden şekile sokarak. Tam da çocuklara göre değil mi? Onlar da evdeki bir çok eşyayı hayal güçlerini kullanarak farklı amaçlar için kullanıyorlar. Ta ki bir yetişkin “Aaaa o öyle kullanılmaz bak böyle yapacaksın.” diyene kadar. ( Tabi ki biz hiç yapmıyoruz böyle şeyler! ) Farklı bakmayı , işleve takılmamayı anlatıyor. Sonra sayfalarda değişen mevsimlerden bahsederek zaman kavramını öğretiyor. Ailenin, evin ne kadar özlenen bir yer olduğundan, kıymetli olduğundan bahsediyor. Bunları yaparken ayrıntılı çizilmiş resimler vererek çocuğa konuşma, resimleri yorumlama fırsatı veriyor.


Anne Yorumu:

Benim kitabı okurken tek zorlandığım yer; Noel Baba karakteri oldu. Çünkü bizim kültürümüze ait olmadığı için üç yaşındaki kızıma hiç anlatmamıştım. Kitabı da ilk kez kızımla okuduğum için bir anda karşımıza çıkınca bir düşündüm nasıl açıklasam diye. Orada bu hayal kahramanı ile ilgili bir ön bilgi vermek gerekebilir.

Okumayı yaparken film şeridi gibi çizilen yerler var oralarda da okuma hızınızı, ses tonunuzu değiştirerek kitabı çok daha eğlenceli bir hale getirebilirsiniz. Eğer fırsatınız varsa bir yerlerden  dal parçaları bularak kendi Değnek Adamınızı  hatta hikayesini bile yeniden oluşturabilirsiniz. İyi okumalar…

Nokta

Orijinal Adı: The Dot

Yazar: Peter H.REYNOLDS

Çeviri :Oya ALPAR

Yayınevi: Altın Kitaplar

Yaş Önerisi: 3+

‘Bir nokta yap bakalım seni nereye götürecek?’ 

​Küçücük bir nokta neyi değiştirir ki? Belki de bütün hikayeyi…
Vasthi resim dersi bittiğinde önünde boş bir kağıtla oturuyordu. Çünkü resim yapamıyordu. En azından o öyle düşünüyordu. Öğretmeninin ‘Bir nokta yap bakalım seni nereye götürecek?’ cümlesiyle öfkeli bir şekilde bir nokta yapan Vashti kağıdını imzalayıp öğretmenine veriyor. Ertesi hafta öğretmen masasının arkasındaki duvarda, yaldızlı bir çerçevenin içinde ne asılı dersiniz? Vashti’nin noktası 🙂


İşte tüm hikayenin değiştiği nokta tam burası. Daha iyisini yapabilirim diye düşünen Vashti yeni bir nokta daha yapıyor ama bu sefer suluboya ile.  Hadi Vashti ‘nin neler yapabileceğine hep beraber şahit  olalım .

Kitapta öğretmeninin Vashti’nin boş kağıdına yaptığı ‘ Aaa kar fırtınasına yakalanmış bir kutup ayısı.’ yorumu da öğretmenin bakış açısının hikayede çok önemli bir yerinin olduğunu hemen belli ediyor. Tabi sadece hikayede mi, gerçek hayatta da böyle bakış açısına sahip insanlara ihtiyacımız  var. ‘Hayattaki en büyük mucize küçükken iyi bir öğretmene rastlamaktır.’ sözü de  çok yakışıyor Vashti’nin hikayesine.

Çocuklar için küçücük bir teşvikin neler yapabileceğinin sadece bir örneği  ‘Nokta’. Bazen sen onu yapamazsın, o öyle yapılmaz cümleleri ve olumsuz eleştiriler yerine ufak bir destek, küçük bir teşvik belki de birilerinin hayatını çok güzel bir şekilde etkiler ve gidişatı değiştirir. Şu hayat koşuşturmacasında sürekli aceleyle bir yerlere yetişmeye çalışırken güzel bir şeyler yapıp onun etkilerini izlemek, hele ki bunu geleceğimizi emanet ettiğimiz çocuklara yapmak belki dünyayı bile değiştirir. Olamaz mı? Dünya olarak da hepimizin buna ihtiyacı yok mu zaten ?

Kitabımızın kısa bir  animasyon filmi hatta Uluslararası Nokta Günü ( International The dot Day) diye bir günü bile var. Siz de kutlamak isterseniz  Uluslararası Nokta Günü 15 Eylül .Daha bitmedi sizin de yaptığınız noktalarınız  varsa eğer www.celebridots.com adresine gönderebilir, başkalarının gönderdiği noktaları da burda görebilirsiniz.

Bir de kitaptaki öğretmen bana  Her Çocuk Özeldir ( Taare Zameen Par ) isimli Hint filmindeki öğretmeni hatırlattı. Kitap çocuğunuza, film size.

Yazan : Elif Çatak

Yolculuk

Orjinal Adı : The Journey

Yazan ve İllüstrasyon : Francesca Sanna

Çeviren : Zeynep Sevde Paksu

Sayfa Sayısı : 48

Yaş grubu: 5 yaş ve üzeri

Yolculuk bir çok insan için sevdiklerine kavuşmak, yeni yerler görmek, bazense sadece o yolculuk anından hoşlananlar için hem eğlenceli hem heyecan verici bir deneyim. Tabi bu söylediklerim geri dönecek bir yeriniz olduğunu bildiğinizde,  sevdiğiniz her şeyi bir daha görüp göremeyeceğinizi bile bilmeden geride bırakmadığınız zamanlarda geçerli.

Bu aralar dünya üzerinde en fazla tartışılan konu ülkeden ülkeye göç edenler, etmeye çalışanlar, edebilenler, edemeyenler, kıyıya vuranlar… Hikayemiz  de işte bu zorunlu yolculuğa çıkan insanlarla ilgili ama haberlerdeki gibi değil, fantastik bir filmdeki gibi. Kitabın yazılma hikayesi de yazarın mülteci iki kızla karşılaşmasından sonra oluşmaya başlıyor zaten. Biraz araştırmayla hem birbirine çok benzeyen hem de çok farklı hikayelere ulaşan yazar sonunda bizim bildiğimizden bambaşka olan ‘Yolculuk’u yazıyor.     ​

‘Gökyüzünde bizi takip ediyormuş gibi uçan kuşlara baktım. Kuşlar da aynı bizim gibi göç ediyorlardı. Onların yolculuğu da çok uzundu ama hiç sınır geçmek zorunda değillerdi’



Hikaye ailece gidilen o güzel plajda başlıyor, mutlu mesut. Fakat bir şeyler değişiyor. Mutlu resim geçmiş zamanda kalıveriyor. Her sayfada hayatının bir parçasını geride bırakıp belirsizliğe doğru giden bir aile görüyoruz. Önce kitaplarını bırakıyorlar sonra birer birer valizlerini. En sonunda sadece kendileri kalana kadar. Çeşitli araçlarla çeşitli yollardan geçiyorlar, sınırlara dayanıyorlar.  Hikayedeki anne  bildiğimiz anne, yani kan kusup kızılcık şerbeti diyenlerden, biraz Pollyanna gibi, çocuklarının gözünde çok cesur ama o da bir insan ve çocuklar uyuduğunda aslında ne kadar korktuğunu görüyoruz bu da çizimlerde o kadar güzel anlatılmış ki…


Hem çok umutsuz hem de umutla dolu bir yolculuk bu. Anne sürekli çocuklarına güzel şeyler söyleyerek bu karanlık, korkutucu durumu kolaylaştırmaya çalışıyor. Aslında çocuklar da etraftan duyduklarıyla olayın az çok farkındalar ama yine çocukluğun o güzelliğiyle bakıyorlar duruma.Yazarımız da hikayeyi anlatırken annenin yaptığı gibi olayı  çocukları dehşete düşürmeden fakat yüreklerine dokunacak  bir şekilde anlatarak mükemmel bir iş çıkarmış.

Eğer çocuğunuza  dünyada olan bu durumu anlatmak durumundaysanız veya anlatmak istiyorsanız bu kitabın çok faydasını göreceğinizi söyleyebilirim. Zor durumdaki insanları anlamaları için açılacak bir kapı gibi bu kitap. Hayatımızda sadece eğlenceli yolculuklar olması dileğiyle…

Yazan : Elif Çatak