Köfte Pilav

Kitabın Adı : Köfte Pilav

Yazan : İlkay Marangoz

Resimleyen : Rıza Türker

Sayfa Sayısı:28

Yayınevi : Düşizi Yayınları

Önerilen Yaş :3+ Yaş

-Bana ne, yemeyeceğim işte…

-Bundan da yemeyeceğim, bundan da…

-Hayır, istemiyorum!


Size bugün bir çocuktan bahsetmek istiyorum. Bazen sözlerimizin durumu anlatmaya tam olarak yetmediği zaman yardım aldığımız çocuktan. O çocuk kim mi ? Bir çocuk. Şu her şeyi mükemmel yapan komşu çocuğundan önceki çocuk 🙂 Hani şu her şeyi yanlış yapıp da başına bir şeyler gelen o çocuk. Her şeye ağlayan, yolda annesinin elini tutmayan, uyku vakti geldiğinde uyumayan , annesinin -babasının-öğretmeninin sözünü dinlemeyen, yemeğini yemeyen çocuk vb… Örnekler artık size ve çocuğunuza vermek istediğiniz mesaja göre değişir, tabi ki kahramanınızın ismi de.

Bu kitapta bizim kahramanımız her öğünde köfte ve pilav yemekten bıkmayacağını düşünen, diğer bütün yiyeceklere burun kıvıran bir arkadaş. Sabah, öğle, akşam her öğünde yemek istediği tek şey, evet bildiniz köfte ve pilav. Annesi her ne kadar şahane ve komik kahvaltılar hazırlasa da bu arkadaşımız bununla pek ilgilenmiyor. Doğum gününden bir gün önce  anne ve babası artık  ısrar etmekten vazgeçip istediğini yiyebileceğini söylüyorlar ve bütün öğünler köfteyle pilava dönüşüyor. Tabi ki arkadaşımız bu durumdan çok mutlu ta ki doğum günü pastasını görene kadar 🙂 O kısımda çok güldüğümü söylemeliyim :)) Sizce arkadaşımız her öğünde aynı yemeği yemeye devam edebilecek mi ?

Kitapta anne ve babanın çabaları sonuçsuz kalınca çocuğun istediği şeyin aslında çok sıkıcı olabileceğinin çocuk tarafından anlaşılması üzerinde duruluyor. Hani bir musibet bin nasihatten iyidir dercesine. Gösterilen fotoğraflarda pek değişmediğini kendisi söyleyerek aslında içten içe bir şeylerin farkında olduğunun mesajını da veriyor. Bence yemek konusunda çok eğlenceli bir kitap olmuş. Bir çok aile tarafından çok  bilindik bir durum olması da kitabı cazip kılıyor. Çizimler güzel, anlatım da çok hoş. Zevk alarak okunacak bir kitap bence.

Anne Yorumu:

Burada bir anne yorumu yapmasam olmaz. Sanırım birçok ailede en büyük sorun hep yemek konusunda yaşanıyor. Her yiyecekten yemesi istenen çocuk ya hiç yemiyor ya da sadece hoşuna gideni yiyor. Anneler  kitabımızdaki gibi değişik menüler, farklı sunumlarla yemeği cazip kılmaya çalışsa da her zaman işe yaramıyor. Maalesef ki bu durumun kitaptaki gibi mucizevi denecek bir çözümü yok. Bu konuda söylenecek pek bir şey yok aslında… Her ailenin kendine has bir işleyişi var, çünkü hepimiz farklıyız. Ben kendi yaptığımdan bahsetmek istiyorum. 9 aylıktan itibaren daha büyük parçacıklı püreler hazırlayıp, kaşığı yani yönetimi kızıma verdim (o kaşıkla yemeye çalışırken ben de yedirdim tabi, o kadar da değil (: ), çokça kirlendi, her yemekten sonra yıkadım, kıyafetlerini değiştirdim, masadan yemek topladım. Sonuç mu? Şu an üç yaşındaki kızım yemeğini kendisi yiyor, uzun zamandan beri. Ne zaman doyduğuna da kendisi karar veriyor. Yaşı küçük de olsa bazen güç onların elinde olsun istiyorlar sanırım ve bunu kontrollü bir şekilde vermek güzel sonuçlar doğurabiliyor.

Dünyanın her yerinde annelerin çocuklarını doyurmak konusunda her anlamda hiç üzülmedikleri günler diliyorum. Sağlık ve afiyetle…

 

Yazan : Elif Çatak

 

 

Nokta

Orijinal Adı: The Dot

Yazar: Peter H.REYNOLDS

Çeviri :Oya ALPAR

Yayınevi: Altın Kitaplar

Yaş Önerisi: 3+

‘Bir nokta yap bakalım seni nereye götürecek?’ 

​Küçücük bir nokta neyi değiştirir ki? Belki de bütün hikayeyi…
Vasthi resim dersi bittiğinde önünde boş bir kağıtla oturuyordu. Çünkü resim yapamıyordu. En azından o öyle düşünüyordu. Öğretmeninin ‘Bir nokta yap bakalım seni nereye götürecek?’ cümlesiyle öfkeli bir şekilde bir nokta yapan Vashti kağıdını imzalayıp öğretmenine veriyor. Ertesi hafta öğretmen masasının arkasındaki duvarda, yaldızlı bir çerçevenin içinde ne asılı dersiniz? Vashti’nin noktası 🙂


İşte tüm hikayenin değiştiği nokta tam burası. Daha iyisini yapabilirim diye düşünen Vashti yeni bir nokta daha yapıyor ama bu sefer suluboya ile.  Hadi Vashti ‘nin neler yapabileceğine hep beraber şahit  olalım .

Kitapta öğretmeninin Vashti’nin boş kağıdına yaptığı ‘ Aaa kar fırtınasına yakalanmış bir kutup ayısı.’ yorumu da öğretmenin bakış açısının hikayede çok önemli bir yerinin olduğunu hemen belli ediyor. Tabi sadece hikayede mi, gerçek hayatta da böyle bakış açısına sahip insanlara ihtiyacımız  var. ‘Hayattaki en büyük mucize küçükken iyi bir öğretmene rastlamaktır.’ sözü de  çok yakışıyor Vashti’nin hikayesine.

Çocuklar için küçücük bir teşvikin neler yapabileceğinin sadece bir örneği  ‘Nokta’. Bazen sen onu yapamazsın, o öyle yapılmaz cümleleri ve olumsuz eleştiriler yerine ufak bir destek, küçük bir teşvik belki de birilerinin hayatını çok güzel bir şekilde etkiler ve gidişatı değiştirir. Şu hayat koşuşturmacasında sürekli aceleyle bir yerlere yetişmeye çalışırken güzel bir şeyler yapıp onun etkilerini izlemek, hele ki bunu geleceğimizi emanet ettiğimiz çocuklara yapmak belki dünyayı bile değiştirir. Olamaz mı? Dünya olarak da hepimizin buna ihtiyacı yok mu zaten ?

Kitabımızın kısa bir  animasyon filmi hatta Uluslararası Nokta Günü ( International The dot Day) diye bir günü bile var. Siz de kutlamak isterseniz  Uluslararası Nokta Günü 15 Eylül .Daha bitmedi sizin de yaptığınız noktalarınız  varsa eğer www.celebridots.com adresine gönderebilir, başkalarının gönderdiği noktaları da burda görebilirsiniz.

Bir de kitaptaki öğretmen bana  Her Çocuk Özeldir ( Taare Zameen Par ) isimli Hint filmindeki öğretmeni hatırlattı. Kitap çocuğunuza, film size.

Yazan : Elif Çatak

Instagram