Amerika’da aileler icin bir sonbahar klasigi: Elma Toplama

Aslinda benim kusagim ve oncesine cok uzak degil dalindan topladigimiz elmalari uzerimize silerek parlatmak ve bir guzel yemek…

Babannem ve dedemin bahcesinde envai cesit meyveyi dalindan yemenin ne kadar kiymetli oldugunu elimizden gidene dek bilemedik ya da doyana kadar dut yemenin ayricaligini bu sene ilk kez para vererek dut alana kadar anlayamamistimmm… simdi soz konusu cocuklarim olunca yasadiklarimin daha iyisini yasatmaya calisirken bu ve benzeri konularda yasadiklarimi yasayamiyor olmalari uzucu gercekten… bu nedenle “elma toplamak” benim gibi bunum eksikligini yasayan anneler icin ayri bir anlama sahip olsa gerek…

Gecenlerde kutuphaneye gittigimde syracuse ve aile yasamina yonelik bir kac ucretsiz dergi almistim. Iclerinden birinin editoru Elma toplamanin burda aile gelenegi haline gelen bir sonbahar aktivitesi oldugunu yazmis. Syracuse’de bir cok elma bahcesi var. Hatta sadece elma ile kalmayip misir ve balkabagi bahceleri ile butunlesik buyuk ciftlikler var. Editorun secimi: Beak and Skiff Apple Orchards

Biraz arastirmadan ve on bilgi edinme sureclerinin sonucunde biz de bu elma bahcesine gitmeye karar verdik. Haftasonunun yagmurlu olacagini gorunce elimizi cabuk tuttuk ve cuma gununim gunesli ve enfes havasindan istifade ederek bugun Elma Bahcesine gittik.
Birazdan keyifle ‘elma bahcesi’ hakkinda bilgi verecegim ama oncesinde…

Huseyin Emir’ bir iki yil once Caillou’nun elma topladigi bir bolumunu izlemistik. Orda izlediklerimizle burdaki Elma Bahceleri cakisinca gitmeden bu bolumu oglumla ve kizimla tekrar izledik. Boylece bazi on bilgileri ve uyarilari biz vermeden ordan ogrenmis oldular 🙂

Caillou Elma Toplamaya Gidiyor

Merkezden yaklasik 20-25 dk uzaklikta ama bizim bulundugumuz yere 10-15dk mesafede alabildigine yesillikler arasinda bir yer Beak&Skiff Elma kampusu…

Kendilerine kampus diyorlar cunku icinde bir cok farkli faaliyet ve cazibe alani barindiriyor. Kendi elmamizi toplamamiz icin ozel bahce;

elmali pie ya da donut gibi cesitli yiyeceklerin bulundugu firin,
elma suyu, kahve, elma cayi gibi icecelerin bulundugu ayrica fast food yiyebileceginiz kafe,
%100 elma sularinin ve elmaya dair her turlu kitap, aksesuar, kiyafet, sabun, oyuncak vb. Esyalarin satildigi genel bina,

Elma toplamak istemeyen ama lezzetli elmalardan almak isteyenler icin satis bolumu,
Elmalardan yaptiklari saraplarin tadim ve satis bolumu,
Cocuklar icin oyun alani ve pony riding bolumu,
Ayrica ortada yesillikler icinde dinlenme, atistirma, guneslenme ve oyun oynama bolumu
Oncelikle personel cok guler yuzlu ve her yer tertemiz…. girer girmez etrafi biraz gezip heyecanla elma toplama alanina dogru gittik. Orda bizi bir traktor ve arkasindaki vagon bekliyordu.

Meyve bahcelerinin icini gezerek toplama alanina dogru bu vagonla gittik. Gercekten cok keyifliydi.

Gezerken dallarda kizarmis elmalari gormek heyecanimizi ve istahimizi arttirdi. Sonrasinda elmalari toplayacagimiz alana geldik. Ufak bir bilgilendirmeden sonra gayet sik posetlerimizi secip merdivenlerin bizim icin hazir bekledigi ama aslinda elma dolu dallarin yerlere kadar indigi toplama alanina geldik.

 

Dalindan elma koparmak, en kirmizisini aramak, kucuk bir sihirle (uzerimize surterek 😛 ) elmalarin kizarip parladigini gormek ve diledigince elma yemek iki yavrumun da cok hosuna gitti. Onlarin heyecanini izlemek ve onlari yeni seyler icin yonlendiriyor olmak da benim cok hosuma gitti.

Posetlerimizi elmayla doldurup bir tanede yolluk elimize alip bahceleri gezerek kafenin bulundugu alana geri donduk.

Yorgunlugumuzu %100 elma suyu ile atarken ev icin de yanimiza nefis elmali pie lardan aldik.
Mutlu olmak cok basit ve aslinda cok dogal :))

KÜTÜPHANE DEYİNCE…

Kütüphane deyince…
Benim için manevi anlamı çok büyük ve değerlidir. Zaten kendimi bildim bileli kitaplara, kağıda ve kaleme ayrı bir sevdam vardır. Çok da severim yazmayı, bilen bilir beni… Kütüphane işte bunların hepsini kucaklayan bir yuva gibi sanki… Hayatimi kütüphanelerde geçirdiğimden değil bu duygularım genlerimden belki… Dedem, canım dedem… hiç göremediğim 1970lerde Hakkın rahmetine kavuşan  dedem… hiç görmediğim halde içimde bir parçasını hissettiğim ve gönülden çok ama çok sevdiğim ve bir o kadar da saygı duyduğum Kütüphane Müdürü Hasan ÖZBAŞ… Benim canım dedem….
En son görev yeri Bodrum Halk Kütüphanesinde izlerini takip ettiğim… El yazılarînda duygularını hissettiğim…

 

Bodrum Cevat Şakir İlçe Halk Kütüphanesi
Kütüphane Müdürünün Odası
Bundan iki sene önce Bodruma tekrar yolumuz düştüğünde gezip fotoğraflama imkanı bulmuştuk.
Canım oğlum Hüseyin Emir o zamanlar 2 yaşındaydı ve Büyük Dedesinin zamanının büyük bir çoğunluğunu geçidiği kütüphaneden o da cok hoşlanmıştı.
Konu kütüphane olunca bunlardan bahsetmeden geçmek olmazdı tabii… Ama söylediğim gibi kütüphane sevsem de hayatınî kütüphanede geçirmiş biri değilim. Genlerimde olsa da ne yazik ki kültürümüzün bir parçasiı değil kütüphaneler. Hatta şöyle kısaca bir açıklama getirmek gerekirse:

————————————————————————————————————————–
kütüphane (TDK )

1. isim Kitaplık
Kütüphane çalışması sırasında aldığım notlar, romanda kullandıklarımın bir katından çoktu.” – A. Ağaoğlu
2. Kitap satılan dükkân, kitabevi

Kaynak: TDK

————————————————————————————————————————–
library (Kutuphane) (Oxford Dictionary)

noun (plural libraries)

1A building or room containing collections of books, periodicals, and sometimes films and recorded music for people to read, borrow, or refer to:a school library[AS MODIFIER]: a library book

Kaynak: Oxford Dictionary

————————————————————————————————————————–

Bu nedenledir ki bizim kültürümüzde kütüphaneler içinde “yaşanılacak” mekanlar olarak ne yazık ki kurgulanmıyor ve de algılanmıyor.
Oysa Amerika’da kütüphane başlı başına “bir yaşam alanı“…
  1. Kent içindeki konumları
  2. Bina planları
  3. Giriş kapısından başlayarak gerek bilgilendirme notları gerekse personelin yaklaşımı
  4. İçindeki materyaller ( ki bunu cidden açmalıyız. Kitaplar, dergiler, CDler, Koltuklar, Masalar, Oyuncaklar, Bekleme Alanları, Bilgisayarlar vb.)
ve belki şu an hatırlayamadığım bir cok konuda insanı kendine çeken, bağlayan ve tekrar gitme arzusu uyandıran çok önemli sosyo-kültürel mekanlar kütüphaneler…
Çok önceden belirlenmiş programlarını incelediginizde halkın her kesimine yönelik çok geniş bir yelpaze sunduklarını da görebiliyorsunuz. Örnegin, 3 yaşından kucuk çocuklara müzik eşliğinde hikayeler anlatîrken, daha büyüklere süper kahraman hikayeleri anlatıyorlar ya da yetişkinler icin tartışma platformları sunarken gençlere bilgisayar programlamayî öğretiyorlar… sadece bununla da kalmïyor yoga bile yaptırıyorlar :))
Geçenlerde Dewitt Halk Kutuphanesine rastlamıştık ve bir göz atmıştık. Gerçekten keyifliydi ama cok zamanımız yoktu.
 Dewitt Community Library
Çocuk Bölümü

 

 Bebekler için Dokun ve Hisset Kitabı ile imtihan
Baktık ki bu bir kültür ve sosyalleşmeye de ihtiyacımız varken bugün de Fayetteville Free Library yollarına düştük. Tam 2 saati nasıl geçtiğini anlamadan kütüphane geçirdik. Biri 4 ve diğeri 1 yasında iki çocuk ile ev dışında hiç bir mekan böylesine kucak açamazdı herhalde… Hiç sıkılmadan, hiç ağlamadan, sızlanmadan geçen 2 saat ve sonunda sevdiği kitap ile eve dönmenin tarif edilemez mutluluğu…
Cocuk Bolumunun olmazsa olmazlari egitici ve eglenceli oyuncaklar tabii.. Oyuncaklar ozenle secilmis, genel olarak ahsap malzeme… Beceriye ve hayal gucune dayali oyuncaklar ozenle secilmis. Boylece cocuklari sinirlandiran hic birsey yok. Hayallerinde ne varsa yapabiliyorlar.

 

 

Ozellikle kuklalar bizimkilerin ilgisini hatta yalan olmasin benim de ilgimi cok cekti. Gercekte cok secitli ve cok kaliteli malzemeden yapilmis bir cok kukla ve kukla sahnesi vardi.
Trenlerle oynarken bir ara bir yogunluk oldu ve Huseyin Emir endiselenmeye basladi. Burda da anne destegi devreye girdi ve birlikte buyuk bloklar ile cok guzel kuleler ve yollar yaptik. Sonra bir baktik herkes Huseyin Emirin mekanina gelmis :)) Farkli ve yeni olan her zaman caziptir prensibi 😛

 

 

Kutuphanede okul oncesi ve sonrasi cocuklar icin ayristirilmis bilgisayarlar vardi. Iclerindeki egitici programlarin siniri yoktu. Gerci etraftaki diger aktiviteler o kadar ilgi cekiciydi ki cocuklar normalde bagimlisi olmaya meyilli olduklari ekranlardan yuz cevirdiler dogrusu.
Sonrasinda lego bolumune gectik… O kadar cok cesit parcanin icinde ben bile bir an afalladim. Gercekten hayalgucunun ve yapilabileceklerin siniri yok ve bu kutuphane bunu desteklemek icin ne gerekiyorsa yapmisti.
Resim cizmek bu kutuphanede yapilabilecek en siradan is olsa da yine de boyalara goz atmak Beyza icin eglenceli ve kesfedegerdi.
Bu sure icerinde oglum ve kizim ilgilerini ceken bir iki kitap begendiler ve o kitaplarla eve donmek onlari cok mutlu etti. Bir de tabi cikarken kutuphane calisanlarinin hediye ettigi stickerlar var… burda havaalani, kutuphane, market gibi sosyal alanlarda cocuklar biraz huysuzlandiginda gorevliler birden bir yerden bir sticker cikariyorlar ve bu yontem cocuklarin sakinleserek mutlu olmasinda buyuk olcude ise yariyor:)) cocuklara verilen deger..
Sonuc olarak;
benim gordugum sadece ve sadece cocuk bolumuydu. icerisinde sayamayacagim farklilikta aktiviteler barindiran bu mekanlar gercekten sosyal anlamda insanlari tatmin edecek olcude ozen gosterilmis yerler.
Cocuk bolumunde cocuklar gercekten ozguler, gonullerince oynayip, istedikleri herseyi hersekilde inceleyip kesfedebiliyorlar… kimse duzen takintisi ile onlari bolmuyor ya da kisitlamayor… anneler, ananeler, babalar ise keyifle cocuklarini izlerken bazen onlara eslik ediyor bazense birbirleri ile sohbet ederek zaman geciriyorlar…
Diger yandan Ankara’da “avm kulturu” icinde sikismis… hic bir getirisi olmayan, kendini tekrar eden, aktiviteden ote hedonik tuketimin bir parcasi haline gelmis, herseyin sinirli oldugu ve cocuklar adina hic bir paylasimin yasanmadigi bir kultur olusturulmaya calisiliyor… parklar icerilere tasiniyor… Ozel olarak hic bir mekan cocuklar icin dusunulmuyor. bunu gittigimiz yerlerde cocuk parklarinin elverissiz bolumlerde olmasindan vb. olaylardan goruyoruz… Aslinda hersey “cocuga saygidan” geciyor… cocugu anlamak… saygi duymak… cocugu bilmek… zor degil elbette ama istemek gerekiyor…