PATATES SPOR: Dananın Kuyruğu Kopuyor

 

PATATES SPOR/ DANANIN KUYRUĞU KOPUYOR
Ortaokul öğrencisi dört arkadaş ve onlardan büyük olmasına rağmen, gruba dâhil olmuş bir köfteci… Patates spor serisinden en az birini okuyanlar, ne demek istediğimi anladı ve çoktan gülümsemeye başladı. Cumali, Mehmet, Ferhat, Aydın ve Köfteci, patates satışından elde ettikleri parayla formalarını aldıkları için, takımın ismini “Patates Spor” koyar ve her defasında farklı takımlarla maç yaparlar. Serinin her kitabında bu beş afacan arkadaşın hem öğüt verici hem de macera dolu hikâyeleri yer alıyor.
Üçüncü kitap, “Dananın Kuyruğu Kopuyor” yabancı birinin mahalleye taşınması ve terk edilmiş fabrikanın gizemiyle bizi heyecanlandırırken; Köfteci’nin şiirden vazgeçip roman yazmaya karar vermesiyle gülümsetiyor. Çocukların okulda, derslerde yaşadıkları olayların anlatılması da kitaba ayrı bir çeşni katıyor. Köfteci’nin yazdığı romanları her defasında, okulun Türkçe öğretmenine ısrarla okuması, anlatması da okuyucu da ilgi uyandırıyor.
Mahalle, herkesin birbirini tanıdığı bir mekân… Mahalleye dışarıdan gelen birisinin hemen dikkat çekmesi normal bir durum… Ama dikkat eden kişi “Köfteci” ise, olayların rengi değişir. Köfteci’nin şüpheli yaklaşımları, ilk etapta mantıksız gelse de adamın gerçek niyetinin ortaya çıkmasıyla hakikat anlaşılıyor. Olaylar mahalle ve okul arasında geçiyor. Bu mekânlarda yaşananların anlatımında yer alan merak ve mizah unsurları, çocuklar kadar büyükler için de ilgi çekici. Kitap, okul panosundaki duyuru ile bitiyor ve yazar bize maceranın yeni kitaplarla devam edeceğinin ipucunu veriyor.
Kitap, Nesil Çocuk yayınlarından, Yusuf Asal tarafından kaleme alınmış. Kitabın çizimlerini de İbrahim Çiftçi yapmış. Küçük büyük bize de keyifle okumak kalmış…
FATMA GEÇER

İzmir Atatürk İl Halk Kütüphanesi

İZMİR ATATÜRK İL HALK KÜTÜPHANESİ KEŞFİ

               Tatile çıkmadan önce yaşadığımız yerde kayıtlı olduğumuz kütüphanemize giderek okumuş olduğumuz tüm kitapları iade ettik ve yenilerini almadık. Neden dersiniz? Tatil için gitmeyi planladığımız şehirlerdeki yeni kütüphaneleri keşfetmek ve yeni kitaplar alabilmek için.

               Tatil için gittiğiniz şehirlerde nereleri ziyaret ediyorsunuz? Tarihi mekanlar, turistik yerler, doğal güzellikler, müzeler, yöresel tatların sunulduğu restoranlar… İlk akla gelenler bunlar değil mi? Peki ya kütüphaneler? Biz “Neden olmasın” diyerek çıktık yola ve ilk durağımız İzmir’deki Atatürk İl Halk Kütüphanesi oldu. Kütüphane İzmir’e gelen herkesin bildiği ve ziyaret ettiği Konak İskelesi, Tarihi Saat Kulesi ile Tarihi Kemeraltı Çarşısının da olduğu Konak’ta bulunmaktadır.

  

 

 

 

 

 

 

 

Kütüphane iki bölümden oluşuyor; Yetişkin Bölümü ve Çocuk Bölümü. Çocuk Bölümü kitap yönüyle oldukça zengindi. Daha önce gittiğimiz kütüphanelerde karşılaşmadığımız pek çok kitabı burada bulma şansımız oldu. Okul öncesi ve okul çağındaki iki oğluma da onların ilgileri doğrultusunda, birçoğunu daha önceden araştırıp okuma listemize eklediğimiz kitaplardan aldık.

    

Kütüphanede dikkatimizi çeken diğer güzel bir özellik de hem kitapların sunumu hem de okuma-inceleme yapabilme açısından farklı köşelerin oluşturulmuş olması. Örneğin, süreli yayınların ve ansiklopedilerin bulunduğu bölümde deniz konsepti ile bir yelkenli gemi, güvertesinde kitaplar ve iki yanında da oturma yeri bulunuyor. Diğer yandan, kitaplar tren vagonlarının içine yerleştirilmiş, farklı renklerdeki puflar ve sedirlerle kütüphane ortamı zenginleştirilmiş. Yine masaların orta kısımları boş bırakılarak buralara da kitaplar yerleştirilmiş. Miniklerin daha rahat inceleyebilmeleri için de hem yaşlarına hem de boylarına uygun kitap köşeleri oluşturulmuş.

 

 

  

Kütüphanede bu güzel ortamın yanında, kütüphanenin aktif bir şekilde kullanılıyor olduğunu görmek de bizi çok mutlu etti. Biz kitaplarımızı incelerken farklı yaş gruplarındaki çocuklar anne, baba ya da dedeleriyle kütüphaneye gelip daha önce aldıkları kitapları iade edip yenilerini aldılar. Hatta çok da sevimli bir olaya tanıklık ettik. Bir anne kızıyla gelmişti kütüphaneye. Kitaplarını seçtikten sonra kütüphane görevlisinin yanına gittiler. Ellerinde bir de paket vardı. Anne bu paketi görevliye uzatırken bir taraftan da kızıyla ilgilendiği ve kütüphaneyi ona sevdirdiği için ona teşekkür ediyordu. Bu benim için kütüphanelerin tekrar cıvıl cıvıl çocuk sesleriyle ve çocuk neşesiyle canlanacağı günlerin çok yakın olduğuna dair inancımın daha da artmasını sağladı.

Bu güzel günden bize hatıra kalan tekrar tekrar okuduğumuz kitaplarımızdı.

Misafir Yazar

Kütüphane Faresi

 

Orjinal İsmi: Library Mouse

Yazarı: Daniel Kirk

Resimleyen: Daniel Kirk

Sayfa Sayısı: 32

Önerilen Yaş: 2 yaş ve üzeri

Yayınevi: Final Kültür Sanat Yayınlar

 

Sizi Sam ile tanıştırmak istiyorum.  Sam bir kütüphane faresi. Kütüphanede çocuk kitapları bölümündeki duvarda minik bir delik içinde yaşamaktadır. Sam gündüzlerini uyuyarak, gecelerini ise birbirinden farklı pek çok türdeki kitabı okuyarak geçirmektedir.

Öyle ki bir gece pilot olur, başka bir gece denizci ya da astronot …

Sam’in zihni okuduğu kitaplardan edindiği bilgiler, gerçekler, hayallerle o kadar dolmuştur ki kendi kitabını yazmaya karar verir. Kütüphane görevlisinin masasından bulduğu kağıt ve kalemlerle işe koyulur. Resimleyen de kendisidir. Kendi hikayesini anlattığı kitabı bittiğinde onu kütüphanenin otobiyografi kısmına koyar. Ertesi gün küçük bir kız bu kitabı bulur ve hemen kütüphane görevlisine götürür. Bu Sam’in yazarlık yolculuğundaki ilk adımıdır. İlerleyen günlerde Sam başka türde kitaplar da yazar. Bunları da yine kütüphanedeki ilgili kısımlara koyar. Artık herkes Sam’i ve Sam’in eserlerini konuşmaktadır. Bu kitapları masal saatlerinde okurlar, yazarlık sınıfında incelerler…

Tüm bu süreçle birlikte herkes Sam’i çok merak etmeye başlar. Kütüphane görevlisi “Yazarla Tanışma Günü” düzenlemeye karar verir ve konuk da Sam olacaktır. Bunun için Sam’e bir not yazar ve onu davet eder. Sam notu okuduğunda çok mutlu olur ama insanlarla tanışmak konusunda biraz çekingen olduğu için aklına gelen harika bir fikirle harekete geçer. Küçük bir kutu hazırlar. İçine de bir ayna yerleştirir. Masanın üzerine de kağıtlar ve kalemler koyar. Ertesi gün çocuklar “Yazarla Tanışın” yazan küçük bir pankartla karşılaşırlar. Eğilip kutuya baktıklarında ise karşılarında Sam’I değil kendilerini görürler. Sam onlara kendi hikayelerinin yazarı olabileceklerini anlatmak istemektedir. Bu güzel sürprizle tüm çocuklar kendi hikayelerini yazmaya başlarlar.

Anne yorumu:

Öncelikle söylemek isterim ki Sam’in kütüphanedeki hayatı onu kitaplarla tanıştırmıştır. Kitaplar hayal dünyasına açılan kapılardır. Sam okuduğu her kitapta kendini o kitabın kahramanı gibi hissederek hikayeyi yaşar. Bir gün bir ressam iken başka bir gün de bir beyzbol oyuncusu olur. Aynı şekilde çocuklarımıza okuduğumuz kitaplar da onların duygu ve düşünce dünyasını böyle şekillendirecektir.

Diğer taraftan, bu kitap çocuklarımızda kütüphane farkındalığı oluşturmak açısından da önemli. Kütüphaneler birbirinden farklı türde kitapların bulunduğu, okunduğu ve ödünç alındığı yerlerdir. Ayrıca kitapta kütüphanelerde yapılan farklı etkinliklere de yer verilmiş. Örneğin, masal saati, hikaye yazma sınıfı ve yazarla tanışma etkinlikleri. Bunlar kütüphanelerin aynı zamanda sosyal bir ortam olarak daha da işlevsel hale getirilebileceğinin göstergesidir.

Kitaptaki dikkat çekici başka bir konu da Sam’in farklı türlerde yazdığı kitaplarını kütüphanede “Otobiyografi, Korku, Resimli Çocuk Kitapları” kısımlarına koyması. Bu da kitapların kütüphanede nasıl sınıflandırıldığı konusunda çocuklara bir bilgi veriyor.

Son olarak, Sam, kocaman insanların dünyasında minicik bir fare. Aynı çocukların biz büyüklerin dünyasındaki yeri gibi. Sam küçük dünyasını resmediyor, hikayesini anlatıyor ve bunları insanlarla paylaşıyor. Biz de çocuklarımızın duygularını ve düşüncelerini rahatlıkla ifade edebilmeleri noktasında farklı alternatifler sunabilmeli, onları dinleyerek ve cesaretlendirerek onlara destek olmalıyız.

 Çocuklarla Birlikte Yapılabilecek Etkinlikler

  • Kitap kütüphanelerle ilgili olduğu için öncelikle bir kütüphane ziyareti yapılabilir. Kitapta dikkatimizi çeken unsurlar, kütüphanede tespit edilebilir. Örneğin, kitaplar nasıl sınıflandırılmış, kütüphane ortamı nasıldır gibi.
  • Evde bir kütüphane ortamı oluşturularak kitap okuma, masal saati, ödünç alma-verme yapılabilir.
  • Kitabın sonunda Sam’in çocuklar için hazırladığı sürprizin aynısı evde de yapılabilir. Hikaye kurma, yazma ve resimleme konusunda onlara yardımcı olunarak bir kitap oluşturulabilir.
  • Çocuklarımızla hazırladığımız kitap, evde bir “Masal Saati” düzenlenerek ailenin diğer fertleri ile de paylaşılabilir.

                                                                                                                                                                      Misafir Yazar

Fransa’da Bir Anaokulu Kütüphanesi…

Merhaba! Bu yazımda size kızımın okulundaki kütüphane görevlisi Isabel ile yaptığımız söyleşiden bahsedeceğim. Anaokulunda çocuklara nasıl kitap okuma alışkanlığı kazandırılıyor, okul kütüphanesi ne sıklıkla kullanılıyor gibi konular gündemimizdeydi.

Öncelikle küçük bir bilgi, Fransa’da yaşıyoruz, burada üç yaşından itibaren anaokulu eğitimi zorunlu olmamasına rağmen bu yaştaki bütün çocuklar anaokulu eğitimi almaktadır. Anaokulu 3 yıl; küçük, orta ve büyük olarak sınıflar adlandırılıyor. Okulun toplam öğrenci sayısı 76. Benim kızım bu yıl ikinci senesinde. Gecen sene okula başladığında Fransızca bir kelime bilmiyordu, üç yaşına kadar ana dili, Türkçeyi öğrenmesi üzerinde durduk. Okulda ilk haftalar zorlanmasına rağmen çabuk alıştı, kendisi gibi hiç Fransızca bilmeyen yaklaşık 10 çocuk daha vardı sınıfında, sınıfın 3 te 1 i diyebiliriz. Bu sene hepsi de güzel bir şekilde Fransızca anlayıp konuşabiliyorlar. Kitap okumanın dil gelişimine katkısı tartışılmaz tabii, okulda, kitap okuma, masal saati ve kütüphane kullanımı çok etkili bir şekilde işliyor. Kütüphane okulda en çok kullanılan bölüm ve boş kaldığı zamanlar çok olmadığı için rahatça fotoğraf çekebileceğim gün, saat bulmakta zorlandık. Isabel’in bahsettiğine göre, Fransa’da her anaokulunda bu şekilde bir kütüphane yokmuş, bazı yerlerde sadece sınıflardaki kitaplarla idare ediliyor, bazılarında da bu şekilde ayrı bir kütüphane bölümü bulunmaktaymış. Kendisi de özel olarak okul kütüphaneciliği mesleğini yapıyor. Eskiden  o da anaokulu öğretmeniymiş, dört çocuğu olduktan sonra uzun yıllar öğretmenliğe ara verdiği için tekrar ise döndüğünde bu şekilde çalışmak istemiş. Yine her okulda kendisi gibi özel bir kütüphane görevlisi olmadığından da bahsetti. Yani bizim okulumuz şanslı, hem ayrı bir kütüphane hem de sadece kütüphaneyle ilgilenen bir görevlisi bulunuyor.

Öncelikle “kütüphane sizin için ne ifade ediyor ve okuldaki fonksiyonu nedir?” diye sordum. Okulda ayrı bir kütüphane olmasının önemini vurguladı, “Çocuklar, sınıfından buraya özel olarak geliyor ve tabiri yerindeyse buranın adabını daha dikkatli bir şekilde öğrenmiş oluyorlar. Serbestçe kesif yapıp, istedikleri kitabı alıp inceleyebiliyorlar. Tekrar hangi kitabi, nereye yerleştirmeleri gerektiğini kitabin üzerindeki renk ya da numara işaretleriyle takip edip buluyorlar. Kütüphanede oyun da oynadığımız için eğlenceli bir yer olduğunu zihinlerine işlemiş oluyoruz.”

Kütüphanede 400 küsür kitap bulunuyor, aynı zamanda sınıflarda ve okul koridorlarında da renkli minderler ve küçük kitaplıklardan oluşan okuma köşeleri mevcut…

Her sınıf haftada bir toplu bir şekilde kütüphanede masal saati yapıyor. Masal saati için gönüllü, çoğunlukla emekli öğretmenler gelip masal kitabi okuyorlar.

Başka bir gün Isabel çocukları 7-8 kişilik gruplar halinde kütüphaneye alıp onlara eğitici oyunlar oynatıyor bir saat boyunca..

Yine başka bir gün de yine ayni şekilde, küçük gruplar halinde, kütüphanede çocuklarla birlikte kitapları inceleyip o hafta eve götürecekleri kitapları belirliyorlar. Bu şekilde bir öğrenci haftada toplam üç defa kütüphaneyi kullanmış oluyor.  Zaman zaman da okul olarak şehir merkezindeki büyük kütüphane gidip oradaki farklı etkinliklere de katılıyorlar..

Çocuklar bazen kendileri seçiyorlar eve götürecekleri kitapları, bazen de ben yönlendiriyorum diyor Isabel. Mesela annesi babası ayrı ya da ayrılmak üzere olan bir çocuk için o içerikte bir kitap  ya da kardeşi olacak bir çocuk için ya da çeşitli korkuları olan çocuklar için ona göre kitaplar bulmaya çalışıyorum diyor. Benim kızım da bir ara yangından çok korkuyordu, öğretmenine bahsetmiştik biz de. Sonrasında ona bu korkusunu atlatmaya yardımcı olacak bir kitap verilmişti okuldan ve işe yaramıştı.. Okuldan kitapları her salı günü çocuğun ismine özel bir dosya içinde veriyorlar yine ayni şekilde, bir sonraki salı sabahı iade etmemizi istiyorlar. İstersek daha uzun da kalabilir tabi, ama düzen bu şekilde, salı sabah okula geri dönüş, salı öğlene yeni kitap..

Misafir Yazar

Kütüphane Kültürünü AVM Kültürüne Ezdirme!!!

Git gide daha da fazla ”tüketim toplumu” haline geliyoruz. Ürettiğimizden fazlasını tükettiğimiz yetmiyormuş gibi, ihtiyacımızdan çok fazlasında da gözümüz kalıyor. Moda olanın ne olduğunu bilmem ama toplumumuzda en  önde gelen trend ”tüketim” ve bunun mekansal yansıması ise alışveriş merkezleri. Alışveriş merkezleri artık bir ihtiyacı değil, alışkanlıkları temsil ediyor. Sevdiklerimizi ziyaret etmeye üşenirken alışveriş merkezlerine yoklama verir gibi her hafta en az 1 kez uğramadan rahat edemiyoruz.

Günümüzde ailece yapılan dış mekan etkinliklerde birinci sırayı alması da cabası… Bunun birbirini etkileyen nedenleri var elbette… Belki biz istediğimiz için çok ulaşılabilir yerlerde konumlandırılıyorlar ve sayıları her geçen gün artıyor, belki de öyle oldukları için hayatımıza daha da çok giriyorlar…

Birçok ülke gibi ABD’de alışveriş merkezleri şehirlerin dışına konumlandırılmış durumda. Eğer AVM’ye gidecekseniz bunun için bir gününüzü ayırmanız gerekiyor. En az yarım saat mesafede olan bu alışveriş merkezlerine bu nedenle ihtiyaç olduğunda ve hatta ihtiyaçlar biriktiğinde gitmeyi tercih ediyor orada yaşayanlar.

Bir düşünün ki örneği Ankara Merkez ilçelerinde bulunan AVMler olmasa…. ne kadar alan ve o alanlara hizmet veren yollar boşalırdı…

Peki AVM yoksa bu alanlarda neler var??? Cevap veriyorum… KAMUSAL KULLANIMLAR…. Parklar, meydanlar, pazarlar, yaya yolları, festival alanları, spor sahaları, buz pateni pistleri, atlıkarıncalar…. ve tabiiii KÜTÜPHANELER!!!

Durum böyle olduğunda alışveriş merkezlerinde tükenerek ve tüketerek geçen gün sayısı ayda bire düşerken, haftasonu ailece yapılacak etkinlikler arasına kütüphane etkinlikleri, sinema, tiyatro, kano yapmak, doğa yürüyüşü, dede torun balık tutma yarışması, tebeşirle kaldırım boyama festivali, elma toplama şenlikleri, hasat kutlamaları gibi birçok anısal nitelikte aktiviteler giriyor. Böylesi etkinlikler; içerikleri ve yapıldıkları mekan ile hitap ettikleri kitle göz önüne alındığında gerek aile ve akraba bağlarını kuvvetlendirirken diğer yandan sa toplumun çevresinden daha haberli ve bu nedenle daha duyarlı olması ve sosyal bağları daha güçlü ve bu nedenle vatanına karşı aidiyet duygusu gelişmesi destekleniyor.

Kütüphaneler hiç bir ücret ve ön şart olmaksızın sundukları hizmet çeşitliliği ve kalitesi ile tüm bu kamusal kullanımlardan ayrılarak göze çarpıyor. Her türlü bilginin çok çeşitli yollarla topluma ulaştırıldığı bu mekanlar geçmişe dair bağları koruyarak bugünü anlamaya ve geleceğe dair daha hazırlıklı olmaya teşvik ediyorlar.

Küreselleşme ile sınırların kaybolmasının ardından dünyanın öbür ucundan eş zamanlı bilgi sahibi olan birey, yereldeki sosyal bağlarını kaybederek alt komşusunu tanımaz hale gelirken, bu bağı sunduğu programlarla (Masal Saati, Aile film matinesi, örgü kulübü, yetişkinler boyama topluluğu… vb)  yeniden kuran ya da koruyan yegane kamusal birimdir bence KÜTÜPHANELER!

Ülkemizde İstanbul’da 100 civarı olmak üzere neredeyse 400 AVM bulunmakta. Buna karşın 1166 adet halk kütüphanesi olmak üzere, akademik, özel, okul, belediye vb. 30.000’e yakın kütüphane bulunuyor. Yaşadığımız şehirdeki AVMlerin en az %50sinden haberdarken kütüphanelerin çok azını duymuş ve neredeyse bir elin parmaklarını geçmeyecek kadarına gitmişizdir.

Aradığımız bir pantolonun (ki evde 10 tane varken bu 11. tamamen hedonik nedenlerle ilgi alanımıza girmiştir)  bedeni olmadığında hoop başka bir avm ye giderken… hem de hiç üşenmeden… çocuklarımıza internet üzerinden kitap seçiyoruz… istediğimiz kitabı bulamadığımızda vazgeçiyoruz… Oysa kitap okuma öncesi ve sonrası da olan bir serüvendir…

Kütüphaneye gider önce ortama alışırsınız çocuğunuzla… Ben pek karışmam kütüphanede çocuklarıma. Özgür hissetmeliler bence kendilerini bu ortamda. Raflardan raflara koşar kitaplar bulurlar, okumayı bilmelerine gerek olmadan dizerler kitapları  o an gözlerine kestirdikleri bir mekanda… Sayfaları karıştırırlar.. dokunurlar, bakarlar, koklarlar… ve almaya karar verirler. Evde, arabada, bahçede, otobüste… nerede isterlerse okurum kitaplarını ve bir süre sonra kendileri okurlar birbirlerine… sona konuşuruz kitabın üzerine, bazen resim çizeriz, bazen bir geziye çıkarız kitaptan esinlenip, bazen bir şarkı olur dinleriz bazense film ile pekiştiririz… Bir sonraki gidişimizde aynı yazarın kitabını ararız mesela, bulamazsak… İŞTE O ZAMAN BAŞKA KÜTÜPHANEYE KOŞARIZ… YOKSA BİR BAŞKASINA… çünkü kitaplar için değer… yeni kütüphaneler görmek için değer…

LÜTFEN

KÜTÜPHANE KÜLTÜRÜMÜZÜ

AVM KÜLTÜRÜNE EZDİRMEYELİM

ÇOCUKLARIMIZI KÜTÜPHANELERE GÖTÜRELİM!

Acıkmadım ki!

Şikago Halk Kütüphanesi – Edgewater Branch

Merhaba,

Bu yazımda sizlere mahallemizin biraz dışındaki Edgewater kütüphanesinden bahsedeceğim. Evimize sadece 20 dakikalık yürüme mesafesinde üç tane halk kütüphanesi bulunuyor. Bu kütüphane de onlardan biri.  Iki katlı binanın alt katı tamamen çocuk kütüphanesine ayrılmış.

Bebeğimize sunduğumuz ilk kitaplardan olan siyah beyaz kitaplardan, ilk gençlik çağının bilim merakını tetikleyecek kurgu kitaplara kadar geniş bir kitap yelpazesi var burada da.

Sadece kitap değil, DVD de kiralayabiliyorsunuz.

Farklı yaş gruplarının boylarına göre yapılmış raflar, canlı renklerde masa ve sandalyeler, büyük pencerelerden giren günışığı kütüphaneyi cezbedici hale getiriyor.

Sadece kitaplara değil tabi, renk renk boyalara ve boyama kâğıtlarına da sınırsız ulaşabiliyor burada çocuklar.

Son olarak önünde çakılıp kaldığım bu raflar…

“Stand up with your right to read”,

yani okuma hakkınız sizindir.

Evet! çocuk kütüphaneleri ve kitaplar,

çocuklarımız için bir imkan değil, haktır.

Yazan: Beyza Aksu Dünya

Pöti_Bir Barınak Köpeğinin Öyküsü

Yazarı: Gökçe Gökçeer

Çizeri: Mustafa Gündem

Yayınevi: Redhouse Kidz Yayınları

Önerilen Yaş Aralığı: 3+ Yaş

Bu kitapta kızımın en çok ilgisini çeken şey Pöti’nin farklı bir köpek olması.. Gözleri farklı renklerde üstelik bir dişi gri.. Ama bu farklılık ona renk katıyor.

Kitabın ana teması hayvan sevgisi olmasına karşın biz daha çok bu noktaya odaklandık..

Tam etrafına karşı ilgili olduğu çağda yurt dışında bir okula gitmesi ve çok farklı ırklardan çocuklarla arkadaş olması kızımı farklılıklara karşı daha duyarlı yaptı. Pöti’de bu açıdan farklılığıyla bizi etkileyen bir kitap oldu.

Anne gözüyle baktığımda ise hayvanların da nasıl ilgiye sevgiye muhtaç birer canlı olduğu, onların birer oyuncak olmadığını çocuklara işlemek için okunması gereken çok faydalı bir kitap.

Üstelik kitabın sonunda güzel de bir sürpriz sizi bekliyor…

Yazan: Büşra Karakaya

Bay Tavşan’ın Bir Fikri Var

Orjinal Adı:  Herr Hansen hat eine Idee

Yazarı: Michael ENGLER

Resimleyen: Feridun ORAL

Çeviren: Şeyda ÖZTÜRK

Yayın Evi: Yapı Kredi Yayınları

Sayfa Sayısı: 28

Önerilen Yaş Grubu : 3+ Yaş

”Bay Tavşan ‘ın Bir Fikri Var” bize okullarda çok karşılaşılan zorbalıkla ilgili yardımcı olabileceğini düşündüğüm bir kitap. Ayrıca birlik ve beraberlikten bahsetmesi hele ki bugünlerde çok anlamlı.

Herkes çocuğunu naiflik ve nezaket üzerine yetiştirmiyor maalesef bilerek ya da bilmeyerek. Bu yüzden hayatları boyunca çeşitli insanlarla karşılaşacak olan çocuklarımıza bu tatsız konularla ilgili küçük mesajlar verecek ve sorunlarını şiddete başvurmadan, farklı çözüm yolları bulup  çözebileceklerini dolaylı yollardan  anlatacak kitaplardan her zaman faydalanmaya ihtiyaç duyabiliriz.

İyi ki kitaplar var 🙂

Bay Tavşan’ın tek istediği özgürce etrafta dolaşıp taze yoncaların tadını çıkarmak ancak her seferinde onu korkutup küçük kalbinin deliler gibi atmasına sebep olan bir köpek var. Bay Tavşan bu işi tek başına çözmeye çalışsa da başarılı olamıyor. Köpeğin kendisine söylediği ”Güçlü zayıfı avlar, hayat böyle bir şey işte .” sözünü kabullenmek istemez ve  diğer tavşanlara da köpekten bahseder. Aldığı ”Elimizden ne gelir ki!” cevabını kabul etmez ve fikrini anlatır. Bay Tavşan’ın fikri ne ve bu fikirle ne yapacak?

 Anne Yorumu:

 Bir Böceğin Yaşamı (A Bug’s Life ) isimli animasyon film de yine kitapla benzer bir konuyu işlediğinden kitaptan sonra çocuğunuzla eğlenerek izleyebileceğiniz keyifli bir seçenek.

İyi okumalar ve iyi seyirler…

Yazan: Elif Çatak

Minik Balık Okyanus Macerası

Hey çocuklar! Hazır mısınız minik balıkla okyanus macerası yaşamaya? En minik  balığın, en uzun hikayelerini anlattığı, eğitici ve eğlendirici bir hikaye kitabı. Okumaya doyamayacağınız bir macera…

Orjinal Adı: TIDDLER: The story telling fish

Yazarı: Julia DONALDSON

Çizeri: Axel SCHEFFLER

Yayınevi: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları

Önerilen Yaş Aralığı: 3+ yaş

Minik Balık, hayal gücü çok geniş olan ve sürekli okula geç kalıp uzun hikayeler anlatan bir balıktır ama anlattığı hikayelere hiçbir arkadaşı inanmaz, ta ki bir gün başından gerçek bir macera geçene kadar…
Anne Yorumu:
Anneler ve babalar çocuklarınızla deniz altında muhteşem bir yolculuk yapabilir, birlikte yepyeni balıklarla tanışabilirsiniz.
Bu yaramaz minik balığı okuduktan sonra yaptığımız süper bir etkinlik varrrrr…
Tek ihtiyacınız olan mavi bir çarşaf  ve istediğiniz kadar deniz canlısı hadi o zaman sıra sizin maceranızda... Biz oğullarımla kendimizi bir gemide hayal eder, okyanusta karşılaştığımız canlılarla tanışır, onları besler ve oyunun sonunda da mutlaka denizde yüzer ve tabii ki şezlongda güneşleniriz. Aslında pek düşünmenize gerek kalmıyor kendinizi çocuklarınızın hayal gücüne bırakın, bırakın size çocukluğunuzu yaşatsınlar.
Kitabı okurken de çok keyif alıyoruz seslendirme ve mimik yaparak okuyoruz bu inanılmaz bir heyecan veriyor şimdiden kahkahalarınızı duyar gibiyim..
Yazan: Hazal Özhan