Çocuk Kütüphanesi Gönüllülüğü: Bir Hayalin Gerçekleşmesi

Benim lügatimde gönüllülük, yapman gereken bütün işleri yaptıktan sonra arta kalan zamanda şunun da bir ucundan tutayım anlamına gelmiyor. Bana göre, değerler ve insanlık için yapılması gereken ne varsa sonuna kadar arkasında durma, hayatı güzelleştirme adına ortaya konacak bütün çabanın adıdır gönüllülük. Kitap ve boş zaman arasında sürekli bir ilişki kurulur ve kitap sanki boş zaman eğlencesi gibi sunulur. Oysa boş zaman veya kısmi bir zamanda kitaba yer açanlar ne yazık ki hayatta kütüphane, kitap ve gönüllük arasındaki ilişkiyi anlayamazlar.

Çocuk kütüphanesi gönüllüsü olmak; bir kişiyle başlayıp tüm ülkeye yayılmasını umut ettiğimiz bir fikir. Bu fikir yalnızca teorik düzlemde kalmayıp kısa bir zamanda ilk kıvılcımlarını pratik yaşama da geçirebildi. Sevgili Merve ile aynı gayede buluşup tanıştığımızdan bu yana oluşan gönüllülük esaslı çalışmalarımız zamanla şekillendi ve bir mesafe aldı.

Bu çalışmalar bazen bir kütüphanede masal okumak bazen minik okurlarla çocuk kitabı yazarlarını buluşturmak, bazen de annelere çocuk kütüphanelerinde gönüllük esaslı çalışmaların farkındalığını arttıracak programlar yapmak oldu.

PEKİ ÇOCUK KÜTÜPHANESİ GÖNÜLLÜSÜ NASIL OLUNUR?

Size en yakın bir kütüphaneye gidip birkaç çocukla masal saati yaparak da gönüllü olabilirsiniz, bulunduğunuz mahalledeki  idari birime, birkaç gönüllüyle başvuru yapıp burada bir çocuk kütüphanesi istiyoruz deyip bir mail atarak da olabilirsiniz, bir çocuk kitabı yazarına ulaşıp buyurun kütüphanede çocuklarla buluşun diyerek de gönüllü olabilirsiniz.

Benim hikayem bir masal etkinliğinde tanıştığım Kidnooks’un sahibi Ayşegül DEDE hanımefendiye kütüphaneye gelip “SESLİ KİTAP OKUMA  EĞİTİMİ” verir misiniz? sorusuyla başladı. Sağ olsun. Bu İstanbul’da yaptığımız ilk kütüphane etkinliği idi ve ilk kütüphane gönüllüsü olarak giriştiğim işti. Daha sonra birçok çocuk kitabı yazarına ve dergi editörüne mailler attım ve sosyal medyadan ulaştım. Nasrettin Hoca Çocuk Kütüphanesine davet ettiğim her yazar davetime icabet etti. Hamdolsun, herkesten çok olumlu yanıtlar aldım. Çünkü niyette sadece çocuklar vardı. Taş Masallarının yazarları Üsküdar Üniversitesi Öğretim görevlisi Elif Yaşar ve Kartal İmam Hatip Lisesinde öğretmen eşi Ümit Yaşar hocalarımız ikinci kütüphane etkinliğine katıldılar. Bir gezi vesiyle Bursa’ya yolum düştü Bursada gezilecek yerler arasında Lalapaşa Çocuk Kütüphanesini de eklemiştim. Burada gönüllü Masal Saati yapan Seher Kandemir hanımefendiyle kütüphane etkinliğimiz oldu. Kutupanne Kurucusu Merve Yavuzdemir İstanbul’da yaşayan Çocuk Kütüphanesi Gönüllüleriyle biraraya gelip, çocuklarımız için daha iyi neler yapabilirizi masaya yatırdılar. Yeni yeni fikirler oluştu ve hayata geçmeye başladı.

Amerikaya yaşayan bir arkadaşımız yaşadığı Eyalette bir kütüphanede,Ramazan Ayı müslümanlara saygıdan dolayı Çocuk Kütüphanesinde Kütüphane görevlilerinin İslamı anlatan çocuk  kitaplarını  ön raflara koyduklarını söyledi. Bu hem çok güzel bir davranış hem de kendi ülkem adına içlendiğim bir durumdu. Neden bizim Çocuk Kütüphanesinde böyle bir bölüm oluşmasın ki deyip, kolları sıvadık. On gün kadar kısa sürede sosyal medya aracılığıyla bir çok yayınevinde ulaştık ve kitaplarımız raflarda yerini aldı. Artık bizim de Ramazan Kitaplığı Köşesimiz oluşmuştu. Kurumum Diyanet Vakfı Yayınları, Erdem Yayıncılık, Kayalıpark, Nar Çocuk, Uğurböceği Yayınları kitaplığımıza katkıda bulundular. 40 hadis 40 inci kitabının yazarı Nezihe  İnçi Ak hanımefendi ise kendi kitaplarını kütüphaneye hediye ettiler. Kitaplık oluşmuştu ve geriye sadece gönüllülerimizle iftar yapmak kalmıştı. Kırk beş gönüllü katılımıyla belki de Dünyada ilk Masallı Kütüphane İftarını gerçekleştirdik. Elif Ümit Yaşar’la iftar sonrası  büyüklere Masal Saatimizi yaparken, Atölye Balıkla çocuklar resim atölyesi yaptılar. Kütüphane gönüllüleri durmak bilmeden kütüphaneler için çalışmaya devam ediyorlar. Yazın masal saati olmayan kütüphanelerde gönüllülerimiz Türkçe- İngilizce Masal Saati yapmaya başladılar.

 

Kütüphane kamusal haklarımız ve kamusal alanlarımızın farkına varmalıyız. Çocuklarımız kütüphaneyle yedi yaşında tanışmamalı.

Kütüphaneler sadece kitap okunan alanlar da değildir.Saatlerce fuarlarda kitap yazarıyla tanışmak için bekleyen kuzular, belli bir ücret karşılığında masal saatlerine katılabilen çocuklar kadar şanslı değillerdi maalesef. Kütüphaneler ise her çocuğa eşit hakları sunan sosyal yapılardır. Her anne belli bir bedel ödemeksizin kitap alıp, masal dinleyebilmeliydi bu mekanlarda.

Kütüphaneler herkesin ulaşımına açık mekanlar olması hasebiyle okurlarına bu hakkı sunmalı diye düşünüp elimi taşın altına koydum. Herkes bir yazara mail atıp ‘bizim kütüphanemize gelip çocuklarımızla tanışır mısınız?’ diyebilme özgürlüğüne sahip.

Çoğunlukla yazarlar böylesi bir teklife olumlu yanıt verecektir. Zira çocuklar için yazan yazarlar çocuklarla buluşmak isteyeceklerdir.

İzmir Atatürk İl Halk Kütüphanesi

İZMİR ATATÜRK İL HALK KÜTÜPHANESİ KEŞFİ

               Tatile çıkmadan önce yaşadığımız yerde kayıtlı olduğumuz kütüphanemize giderek okumuş olduğumuz tüm kitapları iade ettik ve yenilerini almadık. Neden dersiniz? Tatil için gitmeyi planladığımız şehirlerdeki yeni kütüphaneleri keşfetmek ve yeni kitaplar alabilmek için.

               Tatil için gittiğiniz şehirlerde nereleri ziyaret ediyorsunuz? Tarihi mekanlar, turistik yerler, doğal güzellikler, müzeler, yöresel tatların sunulduğu restoranlar… İlk akla gelenler bunlar değil mi? Peki ya kütüphaneler? Biz “Neden olmasın” diyerek çıktık yola ve ilk durağımız İzmir’deki Atatürk İl Halk Kütüphanesi oldu. Kütüphane İzmir’e gelen herkesin bildiği ve ziyaret ettiği Konak İskelesi, Tarihi Saat Kulesi ile Tarihi Kemeraltı Çarşısının da olduğu Konak’ta bulunmaktadır.

  

 

 

 

 

 

 

 

Kütüphane iki bölümden oluşuyor; Yetişkin Bölümü ve Çocuk Bölümü. Çocuk Bölümü kitap yönüyle oldukça zengindi. Daha önce gittiğimiz kütüphanelerde karşılaşmadığımız pek çok kitabı burada bulma şansımız oldu. Okul öncesi ve okul çağındaki iki oğluma da onların ilgileri doğrultusunda, birçoğunu daha önceden araştırıp okuma listemize eklediğimiz kitaplardan aldık.

    

Kütüphanede dikkatimizi çeken diğer güzel bir özellik de hem kitapların sunumu hem de okuma-inceleme yapabilme açısından farklı köşelerin oluşturulmuş olması. Örneğin, süreli yayınların ve ansiklopedilerin bulunduğu bölümde deniz konsepti ile bir yelkenli gemi, güvertesinde kitaplar ve iki yanında da oturma yeri bulunuyor. Diğer yandan, kitaplar tren vagonlarının içine yerleştirilmiş, farklı renklerdeki puflar ve sedirlerle kütüphane ortamı zenginleştirilmiş. Yine masaların orta kısımları boş bırakılarak buralara da kitaplar yerleştirilmiş. Miniklerin daha rahat inceleyebilmeleri için de hem yaşlarına hem de boylarına uygun kitap köşeleri oluşturulmuş.

 

 

  

Kütüphanede bu güzel ortamın yanında, kütüphanenin aktif bir şekilde kullanılıyor olduğunu görmek de bizi çok mutlu etti. Biz kitaplarımızı incelerken farklı yaş gruplarındaki çocuklar anne, baba ya da dedeleriyle kütüphaneye gelip daha önce aldıkları kitapları iade edip yenilerini aldılar. Hatta çok da sevimli bir olaya tanıklık ettik. Bir anne kızıyla gelmişti kütüphaneye. Kitaplarını seçtikten sonra kütüphane görevlisinin yanına gittiler. Ellerinde bir de paket vardı. Anne bu paketi görevliye uzatırken bir taraftan da kızıyla ilgilendiği ve kütüphaneyi ona sevdirdiği için ona teşekkür ediyordu. Bu benim için kütüphanelerin tekrar cıvıl cıvıl çocuk sesleriyle ve çocuk neşesiyle canlanacağı günlerin çok yakın olduğuna dair inancımın daha da artmasını sağladı.

Bu güzel günden bize hatıra kalan tekrar tekrar okuduğumuz kitaplarımızdı.

Misafir Yazar

Safranbolu İlçe Halk Kütüphanesi: Okusun da Büyüsün Projesi

Safranbolu İlçe Halk Kütüphanesi; ilçe ölçeğinde hizmet veren diğer kütüphanelere örnek olacak nitelikte bir Proje ile dikkat çekiyor.

Okusun da Büyüsün Projesi bana göre “var olan imkansızlıkları eleştirme” ve bu durumu takiben “kabullenme” sürecine karşı “daha iyisi olabilir” ve hatta “DAHA İYİSİ OLMALI!” hayalini bir adım daha ileriye taşıyarak hayata geçirmenin karşılığıdır.

Ülkemizde henüz kabul görmüş bir kütüphane kültürünün oluşmadığını söylemek yanlış olmaz diye düşünüyorum. Bunun birçok nedenini sıralamak mümkün. Ancak; bunun değişmesi de mümkün. Ve eğer daha iyisinin olabileceğine yürekten inanırsanız, önünüze çıkan engeller küçülürken imkanlar da ters orantı ile çoğalacaktır.

Safranbolu İlçe Halk Kütüphanesi, çocukları kütüphane ile buluşturmaya karar verdikten sonra OKUSUN DA BÜYÜSÜN Projesi ile 2014 yılında Batı Karadeniz Kalkınma Ajansı’nın (BAKKA) Sosyal Kalkınma Mali Destek Programına kabul edilmiştir ki Sosyal Kalkınmadan bahsediyorsak buna en değer ve çok yönlü toplumsal kazanım sağlayan kamusal hizmetlerin başında halk kütüphaneleri gelmektedir.

 

Proje, 13.06.2014 tarihinde sözleşme imzalanarak uygulanmaya başlanmıştır.

Safranbolu İlçe Halk Kütüphanesi Müdürlüğü “Okusun da Büyüsün ” adlı projesi ile;

Çocukların zevk alacağı bir ortam yaratma ve okuma-yazmayı oyunlarının bir parçası haline getirerek, çocuklara ve ebeveynlerine kütüphanelerden nasıl en etkili biçimde yararlanabileceklerini öğretmek ve örnek bir kütüphane tanıtımı ile bu yaş grubuna yönelik olarak verilen hizmetleri tanıtarak büyük olasılıkla ileri ki yıllarda da kütüphane kullanıcısı olarak kalmalarına katkı sağlanması amaçlanmıştır ve proje bütçesi 60 bin TL’dir.

PROJE KAPSAMINDA YAPILANLAR

  • Proje ile bina girişinde çok dik bulunan engelli rampası ve merdivenler değiştirilerek yenilenmiş ve rampa kullanılabilir hale getirilmiştir.

  • Bodrum katta bir salon gerekli boya, badana ve resimleme çalışmaları yapılarak çocukların zevk alacağı bir ortam yaratılmıştır.

  • Bodrum kata inen merdivenler mermer kaplanarak, krom korkuluk yapılmıştır.

  • Çocukların hayal güçlerini geliştirmelerinde olanak sağlamak için merdivenlerden itibaren koridor boyunca resimlendirilerek Okul Öncesi Çocuk Bölümüne ulaştırılmıştır.
  • Anne-babaların, çocukları ile birlikte oyun oynayabilecekleri, vakit geçirebilecekleri hoş bir ortam oluşturuldu.

  • Yaş gruplarına uygun yeni masa, sandalye, kitap rafı, oyuncaklar alınarak donatılan Okul Öncesi Çocuk Bölümümüz 24.10.2014 tarihinde törenle hizmete açılmıştır.

ETKİNLİKLER

  •  Okul öncesi çocuklarla masal okuma,
  • parmak oyunları,
  • çizgi film gösterimi,
  • drama,
  • kukla oyunları vs.

“Amacımız erken yaşta çocukları kütüphane ve kitapla tanıştırmak ve ilerde okuyan bireyler olarak görmek…”

Safranbolu İlçe Halk Kütüphanesi

Ayrıca isteyen anne, baba, bakıcı çocukla beraber geliyor hem oynuyorlar hem kitap alıyorlar.

Karabük Üniversitesi Çocuk Gelişimi öğrencileri alan derslerini Kütüphanede yapıyor. Bu çok önemli bir fark. Çocuk bölümlerinde çocuklarla iletişim kurmayiı bilen personelin varlığı çocuk bölümünü daha sürdürülebilir yapacaktır. Bu nedenle, üniversite ve liselerin ilgili bölümleri ile bu kapsamda iş birliğine gitmenin dönüşü çok başarılı olacaktır.

Ayrıca Kütüphanede Çocuk Gelişimi Öğretmeni geçici görevli çalışıyor.

Aylık Haydi anne kitap okuyalım etkinliği

Anne çocuk beraber geliyor çocukları çizgi film, oyun ve masal okuyarak genç gönülleler eğlendirirken anneler kitap okuyor

Üyelerimiz bu bölümdeki kitaplardan tek seferde en fazla 3 kitap alarak 15 gün süreyle yararlanabilmektedir. Kitaplar için bir defaya mahsus süre uzatımı yapılmaktadır. Bu işlem telefonla da yapılabilir.

 

 

 

 

 

 

 

 

Ankara Ali Dayı Çocuk Kütüphanesi

MİNİK KÜTÜPHANE KAŞİFİM

Güneşli bir cuma günü bir kütüphane keşfi için yollara düştük. Durağımız Ali Dayı Çocuk Kütüphanesiydi. Güzel bir bahçe bize “Merhaba”  dedi.

İki katlı bir kütüphane burası. İlk katı 0-6 yaş grubuna ayrılmış. Bütün raflar, masalar ve oturma köşesi deniz temasıyla hazırlanmış.

Minik kütüphane kaşifim girer girmez hemen incelemelerine başladı.

Daha önce farklı bir kütüphaneden ödünç alıp okuduğumuz Balığım Şiir Yazdı kitabını görür görmez tanıdı ve sayfalarını karıştırmaya başladı.

Uzun zamandır merak ettiğim ve Miniğimle incelemek istediğim Taş Masalları serisini gördüğüme çok sevindim.

Üç tanesini burada inceledik. Bir tanesini de ödünç aldık. 

Alt katta masal köşesi, yer satrancı, kukla ağacı, kukla gösterisi yapılabilecek sahne ev, kutu oyunları, eğitim setleri, birkaç oyuncak ve müzik aletinin bulunduğu bir oda mevcut. Vaktimizin büyük bir kısmını burada geçirdik.

 

Biraz satranç oynadık. Taşları tek tek tanıdık.

Kendimize kuklalar seçerek seslendirmeler yaptık.

Daha sonra satranç taşları birden dondurma isteyen çocuklara dönüşüverdi.

Oyuncak ev dondurma arabası oldu, ben de bir dondurmacı amca. Minik kaşif çocukları sıraya dizdi, tek tek bana getirdi ve ne tür dondurma istediklerini söyledi.

Raflarda eğitici kartlar bulduk.

Renkler, şekiller, taşıtlar, günlük eşyalar ve giysilerle ilgili. Türkçe ve İngilizce bir arada. Büyük bir kısmını inceledik.

Minik Kaşif raflarda favorisi olan taşıtlar kartlarını da buldu. Bunlar Dokun-Hisset kartları. Tek tek dokunarak inceledik.

Kütüphanenin ikinci katındaki bir odadaki bir köşe akıl oyunlarına ayrılmış.

İki satranç masası var. Ayrıca birkaç tane dikkat güçlendirme seti ve mangala oyunu bulunuyor.

Bu kitaplar da oltamıza takılanlar. Hepsi anne özeniyle okunarak seçildi.

Kütüphaneye üye olduktan sonra bir kucak dolusu kitapla on beş gün sonra tekrar görüşmek üzere kütüphaneden ayrıldık.

Kütüphane Gönüllüsü Anne Günceleri

 

Kütüphanede Bir Etkinlik Günü: Yazarımla Tanışıyorum, Fransa

Bahsedeceğim etkinlik iki günlük bir programdı. İlk gün başka bir kütüphanede yazarla tanışma ve imza günü, ertesi gün daha başka bir kütüphanede ise aynı yazarın kitaplarındaki kahramanlarla hazırladığı mini tiyatro ve resim atölyesi şeklindeydi. Bu etkinlik 4-10 yaş arası çocuklar içindi. Biz ilk günkü tanışmaya katılamadık, ikinci günkü etkinlik ise şu şekilde gerçekleşti…


Çocuk kitapları yazarı Tullio Corda İtalyan asıllı, yazar ve illüstratör, Fransa’da Lyon şehrinde ikamet ediyor.

Kütüphanede küçük bir salonda 10-15 kişilik bir çocuk grubu vardı.

Yazarımızın sevimli küçük bir sahnesi vardı, aynı bizdeki Hacivat Karagöz orta oyunu sahneleri gibi.

Sahnenin arkasında durup bir taraftan resimleri değiştiriyor bir taraftan da canlandırma seklinde kitaptan bolümler okuyordu. Kimi zaman da değişik malzemeler kullanarak sunumu canlandırıyordu.

Daha sonra programın ikinci bölümünde çocuklar masalara geçtiler, her birine kağıt, fırça ve boyalar verildi.

Yazarımız aynı zamanda illüstratör de olduğu için çocuklara kitabındaki bazı hayvan figürlerini kolayca yapabilmeleri için yol gösterdi. Civciv, tavuk ve kedi resimleri yaptılar birlikte.

Sonunda da herkes yaptığı resmini alıp eve döndü.
Bu etkinlikte kızım katılımcıların içinde en küçüğü sayılabilirdi. Kızım resim yapmaya çok ilgili değildi ama bu etkinlikle birlikte ilgisi biraz daha artmış oldu. Bu tarz ortamlarda daha fazla sosyalleştiğini fark ediyorum, tanımadığı insanlarla topluca bir çalışma içinde olmak. Hem de bunun her zamanki alıştığı kütüphane ortamında ve ücretsiz olması çok önemli. Kazancı bol bir program da bu şekilde bitmiş oldu,

bakalım bundan sonra nasıl programlar bizi bekliyor, KÜTÜPHANEDE?

Misafir Yazar

AYAKLI KİTAPLAR GEZİCİ KÜTÜPHANELER

Gezici kütüphaneler şehirlerin uzak semtlerinde,kasaba ve köylerde yaşayıp halk kütüphanesinden yararlanamayan çocuk, genç ve yetişkinlere  hizmet  götürmek amacıyla Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü tarafından oluşturulmuş bir birimdir.

Dünyada geçmişi 19 yy. dayanır. Basit atlı araçlarla başlayan gezici kütüphanecilik yerini 20 yy. da büyük motorlu araçlara bırakır. Dünyada ilk motorlu kütüphane Cincinnati Halk Kütüphanesidir.(1927)

Bizdeki ilk gezici kütüphane Nevşehirli Mustafa Güzelgöz’ün eşekli kütüphanesidir. Güzelgöz 22 yılda 35 köy dolaşır 27.500 kitap, ilim ve irfan dağıtır.

Günümüzde daha da modernleşen gezici kütüphaneler artan sayısıyla daha fazla insana ulaşmaktadır. Türkiye’nin  farklı illerinde kütüphane hizmeti veren  45 araç bulunmakta, bu araçlardan bir tanesi de Sinop’tadır . Araç belediye sınırları dışında kütüphaneye ulaşımları sınırlı olan ilk ,orta,lise öğrencileri ve vatandaşlara hizmet vermektedir.

  • Gezici kütüphanelerde diğer kütüphaneler gibi üyelik sistemiyle çalışıyor. Sinop’ta bulunan tek gezici kütüphanenin öğrenci ve öğretmen olmak üzere 900 üyesi bulunmaktadır.
  • Üyeler  15 günde bir okullarına gelen kütüphaneden en fazla 3 kitap alabiliyorlar.
  • Kütüphanenin araç içi kitap sayısı 4800 civarında.
  • Kütüphane günde 2 okul olmak üzere ayda 19 ayrı okula gidiyor.
  • Kütüphanenin araç içinde kitap okuma kapasitesi 10 kişi.
  • Kitaplar her okul yılı sonunda yenilenerek bir sonraki eğitim öğretim yılına hazırlanıyor.

Gezici kütüphanenin ulaştığı şanslı köy okullardan birinde ben de öğretmenlik yapıyorum. Gezici kütüphanenin okulun bahçe kapısından girdiğini gördükleri anda başlıyor öğrencilerimin sevinç çığlıkları. Kütüphaneyi görmemizle kütüphanenin içinde kendimizi bulmamız birkaç dakikamızı alıyor. Kitaplardan mahrum kalan çocukların kitaplara kavuşma anı ise görülmeye değer. Rengarenk kitapların büyüleyiciliğine kapılmaları da uzun sürmüyor. Büyük bir memnuniyet ve ödünç aldığımız kitaplarla ayrılıyoruz geziciden.

Ben bir eğitimci olarak çocukları kitapla erken yaşta tanıştırıp okuma alışkanlığı kazandırdığı için bu projeyi destekliyorum. Bu araçların sayısının artırılıp en ücra köşelerdeki çocuklarımızın da gönlünde yeni ufuklar açmasını temenni ediyorum.

Biliyoruz ki kitap okuyan her bir çocuk memleketimiz ve geleceğimiz için yeni bir ışık kaynağı, sağlıklı bir toplum olma yolunda yeni bir tuğla taşı. İşte tam da bu yüzden diyoruz ki;

iyi ki varsın yürüyen kitaplar iyi varsın gezici kütüphanem

Yazan: Elif Gökmen Taban

Kayseri 75. Yıl İl Halk Kütüphanesi

Kayseri 75. Yıl İl Halk Kütüphanesi, Kayseri’nin Melik Gazi İlçesinde bulunan, Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü’ne bağlı olarak hizmet veren il halk kütüphanesidir.

Kayseri’de ilk genel kütüphane, Kayseri Belediyesi ve Kayserili vatandaşların yardımı ile 1912 yılında “Milli Kütüphane” adıyla kurulmuş ve bu kütüphane 1938 yılında “Halkevi Kütüphanesi” ne devredilmiştir. 11.08.1951 tarih 5839 sayılı Kanun gereğince “Halkevi Kütüphanesi” , 10815 adet kitabı ve malzemesi ile birlikte 1953 yılında oluşturulan “Vilayet-i Umumiye Kütüphanesi” ne aktarılmıştır. Vilayet-i Umumiye Kütüphanesi Zeynel Abidin Türbesi ve Sahabiye Mahallesindeki yardım sevenlere ait dernek binasında (1958) hizmet vermiştir. 1961 yılında Kayseri İline Kütüphane Binası Yaptırma Koruma ve Geliştirme Derneği adı altında kurulan bir derneğin gayretleri ve çalışmaları ile 196l-1970 yılları arasında bir kütüphane binası yaptırılmıştır. Bu esnada, VII. Milli Eğitim Şurâsı aldığı bir kararla 1963 yılında kütüphanenin adını İl Halk Kütüphanesi olarak değiştirmiştir.Vatandaşların ve Belediyenin katkısı ile Cumhuriyet Meydanında yaptırılan binaya 1972 yılında taşınılmış ve bina 1998 yılına kadar kullanılmıştır. 1998 yılında kütüphane hizmet binasının Kentsel Tasarım Projesinde yeşil alan olarak yer alması nedeniyle Büyükşehir Belediyesi Başkanlığınca yıkım programına alınmış ve yine Büyükşehir Belediyesi Başkanlığınca Gültepe Parkı yanında yeni bir hizmet binası yaptırılmıştır. Bu yeni hizmet binasına 1998 yılında taşınan 75.Yıl İl Halk Kütüphanesi 2011-2013 yılları arasında kütüphanecilik hizmetlerini en iyi verebilecek altyapı, onarım ve donanım çalışmalarıyla kendisini yenilemiş, 2016 yılında RFID Akıllı Kütüphane Sistemleriyle çağı yakalayarak uluslararası kütüphanecilik standartlarında ​hizmet vermeye devam etmektedir.

Kütüphane, 13.000 küsur kitapla çocuk kitaplığımız giriş katında, kapalı bir salonda hizmet vermektedir.

Çocuk bölümü için daha aydınlık ve ferah bir mekan oluşturulmuş; küçük yaş grubundaki ziyaretçilerin kitaplara ulaşımını kolaylaştıracak rengarenk mobilyalar tercih edilmiştir.

 

Kitapların yanı sıra farklı yaş grubundaki çocukların eğlenceli vakit geçirmesini sağlayacak çeşitli oyuncaklarda kütüphanede bulunmaktadır.

Her pazartesi yenilenen Haftalık tematik sergisi ile gözden kaçan kitapları yeniden çocukların ilgisine sunmakta ve salonun girişinde bulunan bu sergi çocukların hayli dikkatini çekmektedir. Kütüphanecileri tarafından özenle seçilerek hazırlanan bu bölüm çocuklara verilen değerin dışa vurulmasıdır bence.

Her çarşamba 10.30’da 3-5 yaş grubu çocuklar için Öğretmen Meryem Ünlü ile masal ve oyun saatimiz var.

Aslında öncelikle masal saati olarak başlamış;ancak, hem birbirini ve karşılarındaki yetişkini tanımayan hem de mekana ilk kez gelmiş olan çocukları kaynaştırmak için masal öncesinde ve sonrasındaki küçük oyunlar ile çocukların hevesleri doğrultusunda daha fazla zamana yayılır hale gelmiş. Bu etkinlik sayesinde kütüphaneye düzenli gelen, bizden biri olan pek çok çocuğumuz ve velimiz var artık. Bu etkinliğe kreşlerden de katılımlar olmuş.

Okulöncesi, ilk ve ortaöğretim kurumlarından çeşitli seviyelerde öğrenci grupları kütüphanede ağırlanmaya devam etmektedir. Bu kapsamda, Kayseri İl Halk Kütüphanesi ve kütüphane kullanımı ile ilgili bilgiler verilmektedir. (Çocuklardan pek çoğunun kütüphaneyi ilk görüşü oluyor bu oluyor ve çok hoşlarına gidiyor. Bir iki gün içinde velilerini sürükleyip birlikte geliyorlarmış. 🙂 )
Süreli yayınlar bakımından da hayli zengin olan kütüphanede çocuk dergileri de geliyor. Kütüphanede zaman geçirmek isteyen çocuklar için cazip bir köşe..

Bunların dışında bir çok çeşitli sosyal etkinliklerde kütüphanenin sunduğu hizmetler arasında. Örneğin; Geçtiğimiz ay gerçekleştirdikleri madde bağımlılığına karşı bilinçlendirme faaliyetlerinden HİMAYE Madde Bağımlıları ve Aileyi Koruma Derneği Başkanı Hülya Turhan tarafından gerçekleştirilen Özgürüz! Bağımlı Değiliz! başlıklı bir konferansa  80 küsür ortaokul öğrencisinin katılmıştır.

Kütüphanemizin resmi web sitesi: http://www.kayserikutup.gov.tr

Resmi Facebook sayfası: https://www.facebook.com/kayseriilhalk/

İlkay Marangoz ve Çocuk Kütüphaneleri Mesajı

Raflar Dolusu Kitap

İmkânların kısıtlı olduğu zamanlarda, çok çocuklu bir ailede büyüyen annem bize hep ne kadar şanslı olduğumuzu söylerdi. Her akşam en az iki kitap okurduk beraber, biri benim, diğeri kardeşimin seçtiği… Sonra o kitaplar üzerinde konuşurduk, o dönemin modası mıydı, bilmem, hep mağdur çocukların olduğu, sonu bazen mutlu bazen mutsuz biten hikâyelerdi. Çoğunda gözyaşlarımı tutamadığımı hatırlarım. O kitap saatimizin en güzel yanı da annemle bazen o kitap hakkında, bazen de oradan çağrışarak vardığımız sohbetlerde en sevdiğim kısım annemin çocukluğuna ilişkin olanlardı. Çok uzak gelirdi, insan annesini çocuk olarak düşünemiyor çocukken… Hele şimdiki gibi fotoğrafın, videonun da bol olmadığı zamanlar olduğunu düşünürsek…

“Siz çok şanslısınız,” derdi işte tam o zamanlarda… “Ben çocukken nerede evde bu kadar kitap, kasap, bakkal gazete kâğıdına paket yaparsa anca o zaman gazete okur, kitabı ödünç almasak evimize kitap girmezdi,” derdi.

Biz her seferinde çok şaşırır,  onun için üzülürdük…

“…ama bizim kütüphanemiz vardı, parkın içindeki postane binasında bir kütüphane açılmıştı. Abimle gitmiş ve bana kart çıkartmıştık. Bütün boş zamanlarımı o kütüphanede kitap okuyarak geçiriyordum. Ama Adapazarı büyüyüp kalabalıklaşınca o kütüphane bize yetmemeye başladı, başka bir binaya taşıdılar, daha çok kitap geldi. Kocaman bir kütüphanemiz oldu. O kadar güzeldi ki…” diye anlatmaya devam edince yüzlerimiz gülerdi. Annemin çocukluğu için üzülmeyi bırakır sevinirdik.

O zamanlar aklıma takılan bir şey vardı. Annem hep ne kadar şanslı olduğumuzu söyler dururdu ama biz henüz bir kütüphane görmemiştik. Yaşadığımız yerde kütüphane olmaması bizi içten içe üzerdi.

İlkokula başladıktan sonra bir gün öğretmenimiz eğitsel kollardan bahsetti. Tahtayı konuları yazdı, spor, kızılay vs. ve sınıftaki herkes ikişer ikişer bir eğitsel kol seçti. Listede Kitaplık Kolu diye bir seçenek vardı. Görür görmez anlamıştım, o benim içindi. Gönüllü oldum. O akşam eve geldiğimde anneme nasıl bir coşku ve sevinç ile anlattıysam annem sevincimi desteklemek için koluma kırmızı üzerine beyaz ile KK harfleri işleyen bir bant hazırladı. Onu beş yıl boyunca gururla taşıdım. Sınıfın demirbaşlarından bir dolabı kitaplık yaptık, içinde kitap yoktu ama olsun, kitaplığımız vardı. Onun gerçek bir kütüphane gibi çalışır hale gelmesi ne kadar zaman aldı hatırlamıyorum. Ama günler geçtikçe kitaplığımız doldu, okuduğumuz kitapları övüp arkadaşlarımızın da okumasını sağladık. Gün geldi ödünç verilen kitabın geri gelmesini heyecanla bekledik, okuma sıralarına girdik. Okumakla kalmadık hepimiz evlerden kitap getirdik o kitaplığa… Ben bazı kitaplarıma kıyamaz ama sınıf kitaplığında da olmasını isterdim. O zaman annem ya da babam aynısından satın alırdı, onu bağışlardım kitaplığımıza…

Çok büyük bir tesadüf, otuz yıl öncesinden bir sürprizle karşılaştım geçen yıl… İlkokul arkadaşlarımdan biri o sınıf kitaplığından ödünç aldığı ve belki de mezun olduğumuz için elinde kalan bir kitabı paylaştı benimle… Çocukluğumun okuduğu sayfalara yıllar sonra tekrar dokunmak çok heyecan vericiydi. O yıllarda hayranı olduğum Arkadaş Kitaplar’ın Küçük Prens’i. Cemal Süreya ve Tomris Uyar çevirisi, 1980 baskı tarihi… Benim o kütüphaneye bağışladığım 23. kitap…  O yıllarda verdiğim emeğin ödülü gibi…

İlkokuldan sonra ortaokul ve lise hayatımda da aynı hedefle ama büyüdüğümüz için mi bilmiyorum, ismi de büyüyen ve Kütüphane kolu olan eğitsel kola girdim. Artık okulumuzun sınıftan bozma gerçek sayılabilecek bir kütüphanesi vardı. O kadar severdim ki ödevlerimi bile orada yapar, teneffüslerin çoğunu kitapları düzenleyerek geçirirdim. Kitap kokusu diye bir gerçeğin farkına da o zaman vardım. Bir süre gitmesem kokusunu özlüyordum. Varlığından beri haberimin olmadığı birçok yazarla orada tanıştım.

Lise mezuniyetimin o kütüphaneden de ayrılacağım anlamına gelmesi gerçeği beni çok üzmüştü. Burnumda sızı ile hatırlarım hâlâ…

Üniversite eğitimim için İstanbul’a gelince kütüphane bağımlılığım doruk noktasına ulaştı. Gördüğüm ilk gerçek kütüphane İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi…  Sonrasında tek tek dolaşıp yurt içi-yurt dışı kütüphane kültürümü geliştirdim elbette ama İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi benim için en özeli, en güzelidir… Sayısız kitaba ulaşma lüksüm biraz da olsa kendi kitaplığımı geliştirmemi geciktirse de gerçek bir okuyucu olmamı sağlayan bu kütüphanedir. Okul yıllarımda iki yıl üst üste en çok kitap kiralayanlara verilen bir belge aldım, onları ve kütüphane kartlarımı hâlâ saklıyorum.

Şimdilerde bilgisayarımı, çantamı alıp kütüphanelere saklandığım, oralarda çalıştığım da çoktur. Her gittiğimde de annemin çocukluğundaki kütüphane gelir aklıma, masaları boş, rafları dolu gördükçe… Bu şehrin kalabalığına kütüphanelerin dar geleceği günler görmek dileğiyle…

Yazar: İlkay Marangoz

Ocak 2017, Beyazıt Devlet Kütüphanesi, İstanbul

 

*Yukarıda yer alan bilgiler  2017’de Çocukları Kütüphanelerle Buluşturalım Projesi kapsamında hazırlanmıştır.

Fairmount Community Library, NY

UFACIK, TEFECİK VE DE MİNİCİK BİR KÜTÜPHANEDE BULDUĞUMUZ MUTLULUK VE HUZURA DAİR…

Soğuk ve karlı bir kış günü evden çıkmış dolanırken yolda gördüğümüz bir kütüphane levhasını takip etmeye karar vermemiz ile bulduk bu mini minicik kütüphanemizi…

Fairmount Community Library küçük bir mahallenin orta yerinde samimi, iki katlı ve pek de büyük olmayan bir kütüphane.

Kütüphaneden girince merdivenle çocuk bölümüne iniyorsunuz. Genelde çocuk bölümleri giriş katta yer alır, ancak bu öyle küçük bir kütüphane ki tavanı daha alçak olduğundan alt katı çocuklara ayırmış olmalılar…

Çocuk bölümü; ufak ama kendi içinde sevgi ile tasarlanmış ve her bir ayrıntısı özel olarak düşünülmüş bir mekan olarak çıkıyor karşımıza.

Bizim gibi soğuk bir kış gününde gelenler için kış temalı kitapların bulunduğu bir raf seçimlerimizde kolaylık sağlıyor.

Başka bir kitaplığın üzerinde ise kütüphanecilerimizin, beğeneceğimizi düşündükleri kitaplar sıralanmış…

Eğer bir çocuk kütüphanesinden bahsediyorsak yalnız kitaplardan bahsedemeyiz…

Oyuncaklar…. yapbozlar… boyalar… kuklalar… ve daha fazlası da çocukları beklemeli buralarda.

ücretsiz boyama sayfaları

Ortamı güzelleştiren ayrıntılar

Kitap incelemek için renkli masa ve sandalyeler

Ahşap oyuncaklar ve 0-2 yaşa uygun masa

veee… daha da daha da eğlenceee…

Bu kütüphane “yerim dar” diyenlere ideal bir örnektir benim için. Ne kadar da kısıtlı olsa mekanlar gönülden istenirse yapılamayacak şey yok. Yeter ki isteyelim.. Kışın soğuklarında huzurun sıcağını yayan kütüphanelerimiz olsun mahallelerimizde…

Sevgiler…

 

 

Hayallerdeki Kütüphane : Sinop Dr. Rıza Nur İl Halk Kütüphanesi

‘Halk kütüphaneleri,
her yaşta, her seviyede ve her meslekten okuyucunun çeşitli konulardaki fikir ürünlerinden din, dil ve milliyet farkı gözetmeksizin ücretsiz ve serbestçe yararlanmasını sağlayarak, bölgenin kültürel, sosyal ve teknik kalkınmasına yardımcı olan kuruluşlar olması sebebiyle günümüz toplumunun vazgeçemeyeceği kültür unsurlarından biridir.

( Kütüphanenin tanıtım broşüründen)

 

(Sinop’taki kütüphanenin duvarından)

Kitap okumanın her yaştan, her kesimden bireyler için çok önemli olduğu artık yadsınamaz bir gerçek. Bir diğer gerçek ise herkesin kitap satın almakla ilgili aynı şartlara sahip olamayışı. Kitaplara ulaşmanın satın almak dışında en güzel seçeneği ise tabi ki kütüphaneler. Aslında bunlar hepimizin bildiği şeyler bilmediğimiz ise kütüphanelerin çok kolay bir şekilde hayatımızın bir parçası olabileceği. Tabi ki bunun için var olan kütüphaneleri kullanmak ve daha iyi şartları talep ederek kütüphanelerimizi sürekli geliştirmek gerek.

      
İşte tam da bahsettiğim ilerlemenin olduğu bir yer keşfettim yarıyıl tatilinde. Sinop Dr. Rıza Nur İl Halk Kütüphanesi. Bir kütüphane düşünün ki deniz kenarında bir konak. Konak 1902 yılında yapılmış, Türkiye Yunanistan arasında yapılan göçmen mübadelesi sırasında hazineye kalan iki Rum kardeşin eviymiş. Dr. Rıza Nur Bey tarafından satın alınıp önce konut olarak kullanılmış, daha sonra kütüphane olarak düzenlenmiş. 1924 yılında 4296 cilt kitap ve gerekli malzemelerle hizmete açılmış. 1952 yılında çocuk bölümü de hizmete açılmış. 1993 yılında ise Bakanlığın tahsis ettiği bir araçla merkezdeki hizmetlere ulaşamayan kullanıcılar için Gezici Kütüphane Hizmeti de verilmeye başlanmış. Binanın girişinde iki merdiven var, sol taraf çocuk bölümüne, sağ taraf yetişkin bölümüne gidiyor. Binanın içinde iki bölüm birleşiyor. Kütüphane her şeyiyle çok güzel, mükemmel bir deniz manzarası sizi bekliyor kitap okurken. Mobilyaları bile o kadar özenli seçilmiş ki gerçekten bir konakta yaşayıp da sanki evinizin kütüphanesinde kitaplarınızı okuyorsunuz.

       

                                              

Kütüphanede çocuk bölümünün içinde okul öncesi çocuklar için ayrılmış özel bir bölüm de var. İçinde kitapların bulunması dışında farklı türde oyuncaklar, dvdler, dvd oynatıcı ve bir adet de tv bulunuyor.Tabi ki çocuklara uygun ve şık olarak seçilmiş mobilyalar da. Bir annenin çocuğuyla gidip keyifle vakit geçirebileceği bir ortam oluşturulmuş. Biz arkadaşım ve çocuklarımızla çok keyifli vakit geçirdik ve hayran kaldık.

   

Her şehirde böyle kütüphaneler olduğunu ve annelerin çocuklarıyla buralarda vakit geçirdiğini bir düşünün ki bunun geleceğini görmek beni çok mutlu etti. Ülkemizdeki bütün kütüphanelerin bir gün bu kadar özenle oluşturulmuş yerlere dönüştüğünü görmek ve sayılarının artması dileğiyle.

Yazan: Elif Çatak